3 Yorum

Emek’in Gebelik Günlüğü, 25. Hafta

Yazar Hakkında

EMEK KÖSE- İzmirli bir matematikçi. Amerika’nın Maryland eyaletinde yaşıyor. Matematiği çok sevdiğinden üniversitede matematik hocası olarak çalışıyor. Okuyup yazmaya, yemek yapmaya, araba yolculuklarına, gri pofuduk kedisine ve kocasıyla Phish konserlerine gitmeye bayılıyor. Güneş enerjisiyle çalışıyor ve deniz kıyısının bolca hayalini kuruyor. İlk bebeğini bekliyor.

Kızımla aynı bedeni paylaşmamızın yirmi beşinci haftasında yine bombalarla sarsıldık, üzüntüden ve çaresizlikten kahrolduk, kalakaldık. Hemen üstünden iki gün geçmedi, Orta Doğu Matematik’ten bir arkadaşımızın Barış için Akademisyenler bildirisini kaleme aldığı için hakkında tutuklama emri çıkarıldığını öğrendik. Bir gazete haberinde gülen yüzüyle duruyordu Çağlayan Adliyesinde Kıvanç. Gencecik insanlar, anneler, babalar, kardeşler, sevgililer, olmadık yerde, kimsenin haketmediği şekilde bitiveren hayatlar… Bütün bunların altından nasıl kalkacağız? Aynı gün olmadı mı, 45 çocuğa tecavüz edildiğini okumadık mı, sonra hemen arkasından yayın yasağı geldi ya.

Sanki hava hava değil, daha yoğun birşey, nefes alamıyorsun. İçim paramparça. Kimseyle konuşmak istemiyorum, evden çıkmak istemiyorum, şöyle başımı ellerimin arasına alıp günlerce durasim var. Tabi bir de küçük bir kızım var, iyi ki var, çok küçük daha, ama her geçen gün daha da güçleniyor, büyüyor. Hatta şimdilerde öyle tekmeler atıyor ki, Conrad’la dışarıdan görebiliyoruz. Onun tekmeleri ve iletişimi beni aniden olduğum karanlıktan çekip çıkartıyor, başlıyorum gülmeye, gülümsemeye. Herşey değişiyor onu hissettiğim zaman. Öyle düşünceli ve sevgi dolu bir çocuk (bence).

Hamilelik haberini ailelerimize ilk söylediğimizde Rıdvan Dedesi öyle demişti: “daha doğmadan sevgisini gönderdi sanki bu çocuk evrene,” herkesi öyle bir heyecan ve sevinç sarmıştı ki. Ben de öyle düşünüyorum, canım kızım, güçlü kızım, insancıl kızım o benim. Hayatımın gülümseyen yani.

1458804670188

Kısaca bu haftanın raporunu vereyim ben, aslında bütün bu acılar arasında başka birşeyden bahsetmeye varmıyor dilim, ülkemde neler oluyor, ben nelerden bahsediyorum. Yüreğim de kurşun gibi ağır zaten… Of… Geçen haftanın şeker yükleme testi iyi çıktı, değerler tam ortalarda, o zaman iyi haber bu dedim, iki katlı bir kek yaptım cumartesi, sonraki iki gün de karın ağrısı ve ishal ile evde yattım, olgunluk seviyesi: 5 yaş. Demir değeri ise alt sınırın milim üstünde çıkmış, bir de o kadar et yemeye başladımdı, e ne yapmak lazım şimdi?

Geçen hafta ebe ile buluştuğumuzda kalp atışlarını dinledik bebeğimizin yine –burada her seferinde ultrason yapmıyorlar, o çok seyrek oluyor- ama bu sefer kaydettik! Şimdiye kadar dinlediğim en güzel ses o, kesinlikle. Yirmi kere dinledim en az, bizim ailenin email havuzuna da attım, büyük tezahüratlarla karşılandı kuzunun kalp atış ritmi.

Böyle işte. Hayatımdaki güneş o içimde hızlı hızlı atan küçük kalp. Onun dışında son birkaç gün çok zor geçti, sanki kara bir bulutun içindeyim sürekli. Ama insanın umudu olması lazım, değil mi? Yarın yeni bir gün, değil mi? Bu haftalık böyle olsun, herkes kendine dikkat etsin, güzel günleri birlikte görelim, olur mu?

Emek

3 yorum

  1. Emoşum, bitanem.. Lütfen hep iyi şeyler düşün.. Bebeğimiz de bu dünyayı güzelleştirenlerden biri olacak…

  2. Emoşum, herşeye kimyon ek.. Demiri yükseltiyor.. Badem fındık ceviz illaki, vee fasulye nohut börülce….öperim sizi eyicee !

    • Teyzosum, simdi gordum yazdiklarini!!!! Cok sagol canim teyzom <3 Kimyon cok iyi fikirmis!!! Hemen uygulamaya koyuyorum 🙂 Kuruyemis hergun yiyorum nerdeyse 🙂
      Cok cok opuyorum <3