4 Yorum

Ayşenur’un Gebelik Günlüğü, 39. Hafta

Yazar Hakkında

AYŞENUR A. – Hayatının otuz beşinci, evlilik yolculuğunun yedinci, anne olma serüveninin beşinci senesini yaşayan, yolları, dalış yapmayı, kitapları, kanaviçe işlemeyi, öğrenmeyi seven ve her daim uzakları düşleyen bir yolcu.

Ayşenur’un tüm yazılarını buradan, diğer gebe yazarların gebelik günlüklerini buradan okuyabilirsiniz

Merhaba sevgili okur,

Bu bir gebelik günlüğüdür. Teoride yüksek dozda umut, heyecan, mutluluk, eser miktarda bebekle ve süreçle ilgili endişe, kaygı içerebilir. Gebelerin kendine has dünyasında, bir soyutlanma, dış dünyayla bağ koparma olabilir. Hatta akıl sağlıkları için bir kozada bu süreyi tamamlamaları daha doğru olabilir.

Fakat… Ben ve benim gibi bu dönemde hamilelik geçiren tüm kadınlar için durum hiç öyle olmadı. Yüzlerce insan hayatını kaybetti, bombalar patladı, inanılmaz beyanatlar dinlendi ve benim için hem İstanbul’da hem Brüksel’de enkaz içinde kalmış bebek arabalarının fotoğraflarını gördüğümde hayat durdu. Aslında öncesinde görmek istemediğim onlarca fotoğraf gördüm, video izledim bu sürede, en çok annelerin ve bebeklerin, çocukların dramları yaktı içimi ve sanki o iki fotoğraf simgesi oldu hepsinin. Gün doğdu, gün battı, zaman zaman umut yeşertilmeye çalışıldı ama olmadı… Her seferinde bambaşka kötü haberlere, kötü günlere uyandık. Savaşı andıran görüntüleri, içimize sindiremezken küçücük çocukların maruz kaldığı tarifi imkansız acılar çıkıverdi karşımıza.

Nefesimiz kesildi, dilimiz bağlandı, aklımız düşünmeyi bırakmak istedi bir süre… Neyi, neresinden tutup sindirebilecektik. Hiçbir şey sindirilemedi, elden birşey geldiyse yapıldı, umut yerine korkarak yeni günlere uyanıldı. Korku, bildiğimiz can korkusunun ötesinde bir dereceye vardı. Geleceği, özgürlüğü, umudu, çocuklarımızın mutluluğunu kaybetme korkusu geldi yerleşti içimize. Ve bunlar can korkusundan daha çok acıttı içimizi.

Ben şimdi size ne anlatıyım? Nasıl anlatayım? Bir hafta yazamadım, baktım ki içimi dökmemek çözüm değil bu hafta iki haftanın acısını çıkarayım dedim. Ama sandığım kadar iyi bir anlatıcı değilmişim, tıkandım kaldım. Hayatımın en önemli dönemlerinden birini yaşarken, tüm hayatım önemini kaybetti gözümde. Umudum kırıldı, heyecanım söndü, ne yapacağımı bilemedim. İçimde büyüyen can, bu dünyaya geldiğinde, O’nu nasıl hayata hazırlayacağımı düşünmek gözümü korkuttu. Ona haksızlık yaptığımı düşünüp, içimi yatıştırmaya çalıştım. Başarılı oldum mu, hiç sanmıyorum…

Bu günlüğü, bir gün okursa hayatımın en önemli gününü (O’nun doğumunu) beklerken benim bu kadar umutsuz olduğumu görmesini, hissetmesini istemem aslında. Tüm bu üzüntülerin içinde hala umut kırıntıları olduğunu ve benim için en büyük umudun O’nun gelişi olduğunu bilmesini isterim. O olmasaydı, bu kadar dirayetli olamazdım, içim acırken tutunacak dal arayamazdım, dünyanın O’nunla daha yaşanabilir bir yer olacağının hayalini kuramazdım. O ve tüm çocuklar, geleceğimizi aydınlatsın. Işık olsunlar, birlik olsunlar, umut olsunlar, barış olsunlar…

Boğazım düğüm düğüm, kendime ait günleri paylaşmakta zorlanıyorum. Ama başta da dediğim gibi bu bir gebelik günlüğü ve ben biliyorum ki benim gibi kayıplar yaşayan kadınların olumlu giden hikayelere ihtiyacı var. Bu satırlarda kendilerine ümit arıyorlar. Ben aradım. Okuduğum bütün pozitif hikayeler bana moral verdi. Yaşama gücü verdi. Tüm olumsuzluklara rağmen tekrar başlama gücü verdi. Günlüğü yazmaya başladığımda da bir kişi bile olsa birilerine aynı ışığı verebilmeyi diledim. O yüzden serklajla 39.haftaya ulaşmış bir gebenin günlük yaşantısını da anlatmak istiyorum.

1458927849386

Son yazımda dikişlerin alınmasına karar verilmişti. 38.haftada dikişlerim alındı. Dikişler görevini yerine getirip bizi bu haftalara getirdi. Çok şükür… Dikişlerin alınması pek hoş bir işlem değil tabii ama insan gözünde de büyütmemeli. Ben hep “nedense” dikişler alındıktan hemen sonra birkaç gün içinde doğumun başlayacağını düşünmüştüm. Ama başlamadı. Dikişler var gibi sapasağlam iki hafta daha devam ettik ve 39. haftayı da bitirdik. 3 defa kontrolümüz vardı bu süreçte, her seferinde NST ile birlikte. Bebeğimizin keyfi yerinde, beslenmesi güzel, kalp atışları sağlıklı, suyu tamam olarak yola devam ediyoruz.

Sürekli teyakkuzda olmamıza rağmen doğumun başladığına dair herhangi bir işaret yok henüz. Daha vaktimiz var ama erken olacak diye kendimizi o kadar şartlandırmışız ki şimdi sanki geç kalmış gibi geliyor herkese. Ben durumdan mutluyum, hala içimde O’nu hissediyor olmak ve hala O’nu koruyup kollayabileceğim en güvenli yerde olduğunu bilmek beni rahatlatıyor. Daha önce de bahsettiğim, “Hala doğurmadın mı?” soruları da en çok nem kaptığım konu bu ara.

Önümüzdeki hafta 40.haftamız. 40 haftayı görebileceğimi kimse tahmin etmemişti. Bu günlere gelebileceğimi kimse düşünmemişti. Ben bazen şakayla “40’tan önce gelmeyecek oğlum” dediğimde eğlence konusu olmuştum. Şimdi 40.haftaya giriyoruz. Bu günden sonra sağlıkla, sıhhatle gelmesini bekliyorum artık. Umarım kucağımıza sağlıkla aldığımız haberini sizlere vereceğim gün de gelecek…

Umut; işte bu mucizelerde, umut; onca üzüntüden sonra kucağıma gelecek olan bebeğimde, umut; küçücük canı aylarca bekledikten sonra sağlıkla evimize getirebilmekte… Umut; yeni sayfalarda…

Sevgiler,

Ayşenur

4 yorum

  1. Ayse nur “Aysenurun gebelik günlüğü 39. Hafta “yazısı yüzümde nasıl kocaman bir tebessüme sebep oldu anlatamam.Saglıkla huzurla kolayca bir nefeste gururla al bebeğini kucağına.Ve evet umudumuzu hiç kaybetmiycez ki o hainlerin istedikleri olmasın.yüreğinden öpüyorum…

  2. 39. Haftayi gorunce ohhh bee ohhh dedim.

  3. Bebeğim 2,5 aylık oldu , gebelik günlüğü takip etmiyorum artık sadece senin sağlıkla Bebeğini almanı diledim hep. 40 haftaya gelmişsin;) Cennetin kokusu yakında kucağında ….sevgiyle