1 Yorum

Şeker de yiyebilsinler…

Her hafta bir Anne Günlüğü yazmayı kendime düstur edindim. Ama zor oluyor. Bombalar patlarken, çocuklar ölürken zor oluyor.

Dün çocuklarla Kadıköy’e indik. Birkaç haftadır evdeydik, korkumuzdan… Dün indik işte… Bizim çocuklar sokakta nerede yürüyeceklerini, nerede duracaklarını bilirler -genelde- o yüzden ‘Gel yanımdan yürü, dur elimi tut’ falan demeyiz pek… Ama işte Kadıköy’e inerken tedirgindim. Sıra burada mı? Ya bomba patlarsa? ‘Derin! Yanımda yürü! Uzağa gitme!

Gözümün önünde sürekli o İstiklal Caddesi’ndeki boş puset… Asya bebeği de duymuş olduk böylece… Normal şartlarda tanımayacağımız, bilmeyeceğimiz, sıradan hayatlarımıza karşılıklı olarak devam edeceğimiz insanlar olarak, insanlığın bu en karanlık yönünün yol açtığı tahribatı onarmaya çalışıyoruz, en azından kendi içimizde… ‘İyileşsin, n’olur! İyileşsin.’

Pakistan’daki çocuklar? Ya Bağdat’taki? İnsanlar… Aileler… Artık empati kurabiliyorum onlarla… Gezi, senelerce Türkiye’nin Doğu’sunda yaşananlara farklı bir gözle bakabilmemi sağlamıştı. Şimdi bu bombalar da beni Pakistan’la, Bağdat’la yakınlaştırıyor.

Böyle mi olmalıydı peki?

Bebeğimin uyku düzenini anlatmak için oturduğum bilgisayarın başında parmaklarımdan bambaşka kelimeler çıktı… Plansız, programsız. O ise içeride her şeyden habersiz, uyuyor, büyüyor. seker

Zaten bütün çabamız bunun için değil mi?

Şeker de yiyebilsinler…

Bir yorum

  1. Duygu Süllü

    Insan kendi cocugunu opup koklamaya utaniyor. Cogu zaman insan olmaktan da utaniyor gerci. Daha bu sabah annesi ve 3 adamin tecavuzune ve siddetine maruz kalan 17 aylik bebegin dramatik hikayesini, gecirdigi travma ve korku sebebiyle yuruyemedigini okudum. Sahsi hinclarin, kisisel sapkinliklarin, iktidar oyunlarinin, patlayan bombalarin ortasinda hep magdur onlar. Gercekten cok uzgun, kizgin ve inanilmaz ofkeliyim. Bunun icin mi dunyaya getiriyoruz bunca bebegi? Bunlari mi hak ediyorlar?
    Not: sali sohbetlerine devam etsek Elif Hanim iyi geliyor 🙂