4 Yorum

İnternet ve Teknoloji Bağımlılığı

Taa geçen seneydi Deniz’in okulunda bir ‘İnternet ve Teknoloji Bağımlılığı’ semineri düzenlenmişti. Tarihe baktım hatta, 16 Mart 2015’miş. Çok güzel bir seminerdi, pek de güzel notlar almıştım ama bir türlü yazamamıştım. Kaldı mı kalıyor böyle şeyler, gözünde büyütmeyeceksin.

Aradan vakit geçti (1 sene!), semineri düzenleyen rehber öğretmen Murat Kantarcıoğlu aynı semineri tekrarladı geçen hafta… Bir daha gittim. Bu sefer yanımda -pardon, üzerimde- Derya vardı, ama dinlemek iyi geldi. Konu önemliydi.

Aşağıdakiler benim seminer sırasında aldığım notlar…

Tanım

İnternet bağımlılığına siber bağımlılık da deniyor. ‘Problemli internet kullanımı’ da… Kronik bir bağımlılıkmış internet bağımlılığı, ve her bağımlılık gibi tedavi edilemez ancak yönetilebilirmiş.

Her bağımlılık gibi, teknoloji bağımlılığı da beyinde kalıcı hasarlara neden olabiliyormuş.

İnternet kullanan herkes bağımlı olmaya adaymış. Ben, sen, çocuklarımız, Facebook’tan çıkmayan anne-babamız, herkes… Birçok bağımlılıkta olduğu gibi, buna da insanlar var olan bazı sorunlarından kaçmak üzere sığınıyorlarmış. Sorun çözme becerilerini geliştirmek çok önemliymiş bu yüzden… Çoğu insan sorunu çözmek yerine sorunu görmezden geliyormuş bağımlılıklarına sığınarak…

FullSizeRender (10)

Türkiye’de internet bağımlılığı konusunda aday bir ülke olmakla birlikte çok alarm verici değilmiş. Güney Kore çok fenaymış bu konuda, günde 20 saate kadar internet kullanımı söz konusu oluyormuş orada. Vah ki ne vah…

Türkiye genelinde bağımlılıktan daha başka bir sorun tırmanıyormuş şu sıralar: İnternette kumar. Türkiye, internette oyun oynanan ülkeler arasında %65’le başı çekiyormuş. Bu oran Brezilya’da %60, Almanya’da %30’muş. Etrafınıza bakarsanız yakın çevrenizde internet üzerinden oyun oynayan birilerini görebilirsiniz: Tavla, bilardo, ve hatta Kelimelik!

Riskli gruplar ve yol açtığı sorunlar

Çocuklar ve ergenler, teknoloji bağımlılığında riskli gruplar arasında yer alıyormuş. Ailesinde başka bir bağımlılık türü görünenler ve aile içi sorunların var olduğu kişiler de risk altıydaymış. İnternet bağımlılığı, çocuklarda

  • Öz güvende düşüş
  • Sosyal kaygı düzeyinde ve saldırganlık davranışlarında yükselme
  • Giderek yalnızlaşma ve yüz yüze ilişki kurmakta güçlük yaşama
  • Zihinsel fonksiyonlarda bozulmalar
  • Hiperaktivite bozukluğu kriterlerinin oluşması

gibi sorunlara yol açabiliyormuş.

‘Hafta içi kullanıma izin vermemek’ bile bağımlılığın önüne geçmeye yarıyormuş. Çünkü üst üste, tekrarlı kullanımı engellemiş oluyormuşsunuz. Biz, farkında olmadan bunu yapıyorduk ve televizyon da dahil her türlü ekran tüketimini hafta sonuna bırakıyoruz. Meğer önemliymiş.

Çocuk, ağaçtan elma koparırken beyninin yedi ayrı bölgesini çalıştırıyormuş. Bu, televizyon izlerken 3’e düşüyormuş.

Başkent Üniversitesi’nde yapılan bir araştırma Türkiye’de çocuklar ve ergenler arasındaki internet kullanımını şu şekilde ortaya koyuyormuş:
16-19 yaş grubu –> günde 1-7 saat
15 yaşından küçükler –>günde 1-5 saat

Bunu, bizim okuldan bir örnekle de destekledi Murat Kantarcıoğlu. İkinci sınıflardan bir şubeye girdiğinde kaç kişinin kendi tableti olduğunu sormuş. 20 öğrenciden 10’u el kaldırmış. Kaç kişinin, anne-babasının telefonlarını oyun oynamak için kullandıklarını sormuş. 7 kişi daha el kaldırmış. 20 kişilik sınıfta sadece 3 kişi telefon/tablette oyun oynamadıklarını söylemiş. Azınlıkta hissediyorum demiştim ya, yanılmıyormuşum demek…

Peki neden böyle olduk?

Hayat tarzımız değişti bir kere… Eskiden sokakta oynardı çocuklar, şimdi evlere tıkıldılar.

Eğitim sistemi değişti… Hırs odaklı, yarış atı yetiştiren bu sistem çocukları tek hedefe kilitliyor.

Ailelerin beklentiler değişti… Onlar da bu yeni sisteme ister istemez ayak uyduruyor.

Çocuklar değişti… Henüz altı aylıkken önlerine tablet konuluyor, iPad izlerken yemek yiyorlar. (Bak mesela: İnternetle tanışma yaşı ikiye düştü)

teknoloji-bagimliligi

Önleyici faktörler

Bir kere sorun teknolojide değil, onun nasıl kullanıldığında… O yüzden:

Güçlü ve pozitif aile bağları: Aile üyelerinin birbirlerine destek olmaları, birbirlerinin yaşamlarına ortak olmaları önemli… Geniş aile yapısı (amca, hala, dayı…) da bu desteği arttıran nitelikte…

Çocuklarınızın ne yaptığından haberdar olmalısınız: Çocuğunuzun arkadaşlarını iyi tanımak önemli… Arkadaşlarını eve davet edip aralarındaki ilişkiye bakın. Aralarında nasıl bir bağ var? Biri diğerini kullanıyor mu? Arkadaş ilişkileri özellikle 10 yaşından sonra önemli…

Aile içi kuralların olması: ”Bizim evimizin kurallarına göre internet kullanımı günde 1 saatle kısıtlı. Yemek birlikte yenecek. Sofraya telefon getirilmeyecek, televizyon açılmayacak.” — Kurallarınız ne kadar anlaşılır ve net olursa uygulaması o kadar kolay olur.

Ebeveynlerin ilgisi: Çocuklarınızla sohbet edin.

Okul hayatı ve sosyal yaşamda başarı: Akademik başarıdan ziyade sosyal bağların kuvvetli olması. Çocuğunuz okulda kulüplere üye olsun, mümkünse spor yapsın, vs. Aidiyet duygusu önemli.

Bağımlılık yapan şeylerle ilgili doğru bilgilendirme: Çocuğunuza internetin ne olduğunu anlatın.  Nasıl kullanıldığını… Ve nasıl kötüye kullanılabileceğini…

Peki ya kendiniz ve çocuğunuz için neler yapabilirsiniz?

Kendinize bir bakın. Kendi bağımlılıklarınızı kontrol edin. Siz elinizden telefonu bırakmayan biriyseniz, çocuğunuza aksini yapmasını söylemeniz ne kadar doğru ve uygulanması ne kadar gerçekçi?

Teknolojiyi alırken kılıfını hazırlayın. Güvenli İnternet konusunda bilgilenin. Bilgisayarınıza, çocuğunuzun kullandığı tablete koruma programları yükleyin.

Teknolojinin dilini öğrenin. ‘Ben anlamıyorum’ demeniz sadece çocuğunuzla aranızdaki mesafeyi açar. Ve çocuğunuz bir süre sonra anlayan birilerine yönlenir — arkadaşlarına…

Teknoloji evinizin başköşesinde olsun. Bilgisayarı ortak alana koyun, böylelikle çocuğunuzun kullanımını rahatlıkla denetleyebilirsiniz. Tableti eline alıp odasına kendini odasına kilitlemesine izin vermeyin. Odasına televizyon koymayın. Cep telefonu varsa sadece gerekli iletişim için kullanmasını sağlayın — ‘Hafta içi arkadaşlarınla mesajlaşmak yok. Ben yanında yokken kullanmak yok’ gibi kurallar getirin.

internet-bagimliligi

Nerede olduğunuzu bilin. Oyun sitelerinde, sosyal paylaşım sitelerinde kendini ‘ 18 yaşında genç kız’ olaran tanımlayanların sizce yüzde kaçı doğru söylüyor?

Güvenli teknoloji kullanımını öğrenin, çocuğunuza da öğretin.

Teknolojinin de kuralları olduğunu öğretin. Her türlü bilgiyi paylaşmaması gerektiğini anlatın.

Kitap okumadan olmaz. Düzenli kitap okuma alışkanlığınız olsun. Gerekirse ailece birlikte ‘kitap okuma saati’ düzenleyin.

Çocuğunuzun internet ve teknoloji kullanımına zaman sınırlaması getirin. Ve bu sınırlara uyun. ‘Saat 6 ve 7 arası. 7’de bitiyor, 7:05’te değil.’

Kendini korumayı öğretin: Sadece internette değil, fiziksel analmda da… Uzun süreli oturmanın zararlarından bahsedin. (Mesela ben bu yazıyı bitireceğim diye sırtım koptu!)

Teknoloji defteri oluşturun: Hem kendi teknoloji tüketiminizi, hem de çocuğunuzunkini kaydedin. Bakın bakalım kim kaç saat bilgisayar başındaymış!

Ortak vakitleri çoğaltın: Özellikle sabah ve akşam yemeklerinde birlikte olmaya özen gösterin.

Alternatif oluşturun: ‘Seyretme! Oynama!’ demek yeterli değil. ‘Peki ne yapayım?’ sorusunun karşılığı olmalı. Bazen de birlikte yapacağınız şeyler…

Model olun: Davranış sözün önünde… Spor yapın. Ve hayır, seyretmek spor yapmak değildir. Özellikle erkek çocukların ergenliğinde spor önemli… Spor yapmayan ergenlerde +18 site bağımlılığı artıyormuş.

Ebeveynlere tavsiyeler

  • Çocuğunuzun arkadaşlarını ve onların ebeveynlerini tanıyın ve arkadaşlıklar kurun.
  • Bağımlılık yapan şeyler ve etkileri hakkında korkularınıza değil, gerçek dayalı bilgilerle konuşun
  • Onun sorumluluklarını onun adına yüklenmeyin
  • Problemlerini paylaşmaya ve onu dinlemeye istekli olun
  • Sorumluluk almasını destekleyin, çocuğunuzun sorumluluklarını siz üstlenmeyin
  • Boş zamanlarında spor veya sanatla uğraşmasını teşvik edin
  • Birey olarak fikirlerine saygı duyun
  • Kurallarınızda tutarlı olun
  • Daha çok ortak nokta bulup daha çok vakit geçirmeye çalışın

Yukarıdakileri Nihat Işık İlkokulu Rehberlik Öğretmeni Murat Kantarcıoğlu’nun yaptığı sunumdan derledim. Bilgilendirme için kendisine teşekkür ederim. Bu sunumun kaynaklarına internet üzerinden de erişebilirsiniz:

Yukarıdakiler benim notlarımdı. Aşağıdakiler de yorumlarım:

Teee bütüüüün bunlardan önce Doğan bana hep ‘Bunlar erkek çocuğu Elif! Boş bırakmaya gelmez. Ergenliklerinde ya müzikle uğraşacaklar, ya spor yapacaklar, başka yolu yok!’ derdi. Bu altyapıyı vermek için kolları sıvadıydık bizde (tevekkeli değil her hafta sonu yüzmeye taşıyoruz!). Haklıymış ve şimdi daha da haklı. Sadece erkek çocuğu değil, kimse boş kalmamalı, hele bu devirde! Bunu sıkılmamalı anlamında söylemiyorum elbette ama her çocuğun bir hobisi olmalı.

Ebeveynlerin ilgisinin çok önemli. Biz ilgisiz ebeveynler değiliz bence ama ilgi sadece çocuğuna kitap okumakla da olmuyor aslında… Bu anlamda onları dinlemek önemli ve bunu tutarlı bir şekilde yapmaya başladık son zamanlarda… Her akşam sofrada ‘Bugün seni en çok sevindiren/üzen/kızgıran/heyecanlandıran/korkutan…şey’ oyununu oynuyoruz. Hem sohbet etmiş oluyoruz hem de çocukların okulda geçirdikleri zaman hakkında fikrimiz oluyor.

Aile kuralları önemli. Benim en çok sığındığım şey de bu… ‘Ama falanca arkadaşımın evinde üç tane televizyon var!’ Olabilir. Biz falanca ailesi değiliz. ‘Ama filanca arkadaşım her gün iPad oynuyor!’ Onun annesi uygun görebilir, ben görmüyorum ve bence doğrusu bu… Ben demedim, kurallar dedi.

Bu seminerden çıkardığım en en en önemli sonuç ise ‘ekran tüketimini’ ortak alanda yapmaktır. Bence bu çok şeyi değiştiriyor. Bizim evde tek bir televizyon var ve hiçbir zaman da daha fazla olmayacak. Tablet odalara gitmiyor ve gitmeyecek. Bu böyle…

Bunlar, çocukların internet ve teknoloji kullanımına ışık tutuyor belki ama yeterli değil. ‘Born Dijital’ adında bir kitap okuyorum şimdi (yaşasın Kindle!). Teknoloji çağına doğan çocuklarımızı anlamamız gerektiğini ve bunu nasıl yapabileceğimizi anlatıyor.

Mesele o kadar basit değil. Daha öğrenecek çok şeyimiz var…

4 yorum

  1. harika bir yazı olmuş,teşekkürler:

  2. Bir arkadaşımın oğlu geçen hafta MEB tarafından düzenlenen İlkokullara yönelik BİLSEM sınavına girdi. Sınavın tabletle yapıldığını söylediğinde kulaklarıma inanamadım. Benim oğlum tablet kullanmayı bilmez mesela, bilmesin de. Evimizde tablet de yoktur, dizüstü bilgisayar bizim işimizi görüyor. Tabletin taşınabilirliği, çocuklar için onu bilgisayara göre daha kolay ulaşılabilir kılıyor ve ben bu nedenle evde tablet bulundurmayı uygun görmüyorum. Bizler bu tür önlemlerle çocuklarımızı internet bağımlılığından uzak tutmaya çalışırken, böylesi bir uygulamanın devlet eliyle yapılıyor olması beni çok rahatsız etti doğrusu. Gerçi tabletle eğitimin tartışıldığı bir ortamda benimki de ne gereksiz bir hassasiyet değil mi?

  3. çok güzel bir derleme olmuş elif, eline sağlık. Linklere tıklayınca gördüm ki meslektaşımla aynı sunuları kullanıyormuşuz. TBM’nin internet sitesinde tüm yaş gruplarına göre 5 farklı bağımlılık türü için sunular var. Ben de kendi okulumda öğrencilerime anlatıyorum. Site herkese açık bu arada, dileyen girip sunuları inceleyebilir. http://tbm.org.tr/

  4. Merhaba. Çocuklar internet ve sosyal medya ile oldukça erken tanışıyorlar. Bunun için koyacağımız katı kuralların neticesinde ne kadar başarılı oluruz. Ne yapmalıyız. Zor kararlar. Genç anne bolgcu anneanne.