25 Yorum

Gülçin’in Gebelik Günlüğü, 16. Hafta

Yazar Hakkında

GÜLÇİN –  Ailesine, arkadaşlarına düşkün, uzun zamandır yurtdışında yaşıyor olmasına rağmen kalbi de aklı da hep Türkiye’de olan, özel bir şirkette çalışan ve çalışmayı seven, tatil yapmaya,  yeni ülkeler görmeye bayılan, elinden geldiğince yaşadığı her anın keyfini çıkarmaya çalışan sıradan bir 80’ler kuşağı insanı. An itibarıyla Londra’da yaşıyor ve çalışıyor. 2010 yılından beri yaşadıklarını, düşündüklerini, gezdiklerini, gördüklerini Gülçince blogunda yazıyor. Şimdi Ozan’la hikayeleri evliliklerinin 9. birlikteliklerinin 15. yılında bir bebekle şenleniyor. Hem de o bebek nasıl bir zamanlamayla geliyor!
Merhaba,

BlogcuAnne’yi okumaya ilk ne zaman başladım bilmiyorum. Ama bildiğim bir şey var: o zaman anne olmayı planlıyor değildim. “E ne işin vardı anne blogunda?” derseniz onu da bilmiyorum. Sadece anne bloglarını ve BlogcuAnne’yi okumayı hep çok sevdim. Şimdi kendi bebeğimi bekleme serüvenimi de BlogcuAnne’ye yazıyor olmak belki bu yüzden böyle heyecan verici. Bir gün bu sayfalarda benim hikayemin de yer alacağını hiç düşünmemiştim.

Bu arada ben Gülçin. Ailesine, arkadaşlarına düşkün, yurtdışında yaşıyor olmasına rağmen kalbi de aklı da hep Türkiyede olan, özel bir şirkette çalışan ve çalışmayı seven, tatil yapmaya, yeni ülkeler görmeye bayılan, yaşadığı anın keyfini çıkarmaya çalışan sıradan bir 80 kuşağı insanıyım.
 
Hikayem İzmir’de başladı. Üniversite için gittiğim İstanbul’dan sonra Hollanda’ya ve oradan da Londra’ya uzandı. Şimdi hikayemize evliliğimizin 9, birlikteliğimizin 15. senesinde bir sürpriz bebek katılmaya karar verdi. Hem de nasıl bir zamanlamayla! Maceramızın bundan sonrası, nerede, hangi ülkede, hangi şartlarda ve nasıl olacak bilmiyorum ama yolun bundan sonrasında 3 kişi olacağımızı artık biliyorum. İşte ben de annelik serüvenime başlıyorum!

251557_10150259841233224_7207272_n

25 Ocak 2016 tarihini sanırım hiç unutmayacağım.

Ozan’ın işi dolayısıyla, birlikte Floransa’daydık. O çalışıyordu da ben izinli olduğumdan Floransa sokaklarında dolaşıyordum. Hava güzeldi. Ben tatildeydim. Hayat güzeldi. Son birkaç gündür aklımızda olan ‘acaba?’ sorularına, o akşam cevap verelim istemiştik Ozan’la. Anlaşmıştık. Ben gün içinde testi alacaktım. Sonra akşam beraber sonucu bekleyecektik. Acaba?…

Test almak üzere eczaneye giderken 25 Ocak’ın benim için sadece o “acaba”nın cevabını değil, bir başka hayatımın akışını değiştirecek haberi daha sakladığını bilmiyordum.

Girdiğim ilk eczanede anladım ki, test alma işi düşündüğüm kadar kolay olmayacaktı. Ben İtalyanca bilmiyordum, eczacılar da ingilizce. Bildiğim tek tük italyanca kelimeleri kullanarak ve karnımı falan göstererek anlatmaya çalıştığım derdimi eczacı genç kızımız anladığını söylediğinde “oh be” dedim! Başardım. Velakin kızcağız gitti gelmez. Bekle dönmez. Tam umudumu kesecektim ki, elinde bir kutu hapla çıkıp gelmesin mi? “Bunu kullanabilirsiniz” diyor. Tamam, bu hayatımda aldığım ilk hamilelik testi olabilir ama hap şeklinde olmaması lazım değil mi? Yani en azından reklamlarda öyle! Yok dedim ben bu hapları almayayım! Ben güldüm, o güldü, gülüştük. Çıktım dışarı…

O sırada telefonuma bir mesaj geldi. “Annecim müsait olunca arar mısın?” yazıyordu o mesajda. Annem, biz tatildeyken bana bunu yazmaz… Annem, biz tatildeyken bizi aramaz bile… Hani içinize bir ağırlık çöker, bir şeylerin yolunda olmadığını hissedersiniz ya… Hah tam da hissettiğim oydu işte.

Aradım hemen ve hislerim doğruydu. Annemin pankreasında bir kitle bulunmuştu. Alınması gerekiyordu. Annem bundan sekiz yıl önce böbreğinde bir kitle sebebiyle de ameliyat olmuştu. Bir böbreği alınmıştı. Yoksa yine mi başlıyordu? Yine mi annem ameliyat olacaktı? Üstelik pankreas bu hastalığın en agresif türlerinden biriydi. Üstelik bağırsağında da bir tümör görülüyordu. Daha yeni en yakın arkadaşım yine aynı illetten tedavi görmüş hastaneden çıkmıştı. Ne zaman bu hastalığın bizimle mücadelesi bitecekti… Düşünceler, düşünceler…

Ağlarım ben zaten böyle durumlarda. Yine ağladım. Oturdum bir köprünün üzerine gün batımına baka baka ağladım… Ağladım… Ağladım… Belki bir saate yakın yoldan geçenlere, etraftaki kalabalığa, bana yönelen bakışlara aldırmadan ağladım…

Sonra bir anda o aklımızdaki ‘acaba’yı hatırladım. Ama test falan umurumda değildi ki benim. Nasıl olsun. Tamam belki içimde bir can büyüyor, canım. Ama canından geldiğim annem böyle bir mücadelenin içindeyken ben nasıl o durumu yok sayayım? Yine de içimden bir ses dedi ki “Gülçin, al o testi. Belki de bu sürprizin zamanı bu. Belki de o yüzden bu bebiş bu zamanı seçti. Belki de annenin moralini, içindeki canla canlandırman lazım…”

Kalktım o köprüden. Yanaklarımdan sildiğim yaşların yerine yenileri eklenirken yeni bir eczaneye doğru yürüdüm. Yine İtalyan bir eczacı ve yine benim hamilelik testi al(a)ma mücadelem. Üstelik bu sefer ağlamaktan gözlerim balon olmuş. Eczacı amcaya hamilelik testi istiyorum dediğim anda gözgöze geldik ve ne düşündüğünü anladım. Zaten iki gözü iki çeşme bir kadın hamilelik testi istiyorsa adamcağız ne düşünsün?

Ben hamilelik testi diyorum ama amca testi aramak için hamle bile yapmıyor. Sadece “It is not bad!” “Bu kötü bir şey değil” diyor. Mütemadiyen kafasını iki yana sallıyor ve bu cümleyi tekrarlıyor. Anlatmaya çalışıyorum ona ağlamıyorum diye, ve hatta çırpınıyorum durumu açıklamak için ama mümkünü yok anlaşamıyoruz. Habire “It is not bad!” diyor ve beni teselli etmeye çalışıyor.

Tam neyse ne düşünürse düşündün, yeter ki testi versin de gideyim diye düşünürken içeriye bir de İtalyan bir teyze geldi mi? Eczacı amca ona ‘sanırım’ durumu anlattı mı? Teyze gelip bana sarıldı mı? Adam bir yandan “It is not bad!” diyor mu? Teyze zaten ne diyor ben hiç anlamıyorum ama bana sarılıyor mu? Arada sürekli birbirleriyle konuşup bana dönüp bir şeyler anlatıyorlar mı? Sarılmalar, ve anlamadığım italyanca bir sürü cümle havada uçuşuyor mu?

Floransa Floransa olalı böyle dram görmemiştir!

Allahım dedim şu an resmen bir İtalyan filminin içindeyim!

O ‘dramın’ içinden nasıl sıyrıldım bilmiyorum. Ama kesinlikle durumu teyze ve amcaya açıklayamadım, onu biliyorum. Ben testi almayı ve onların arasından sıyrılıp eczanenin kapısından çıkmayı başardığımda amca hala aynı cümleyi tekrar ediyordu. Teyzeciğim de sağ olsun hala beni “sanırım” teselli edecek sözler sıralıyordu. Gülümsedim. Hayat işte bir şekilde akıyor ve hatta beni güldürmeye devam ediyordu.

O akşam Ozan’la el ele bekledik testin sonucunu. İkinci çizgi hafif bile değildi. Ve hatta belirmek için öyle dakikalarca falan beklemedi. Oradaydı. Gözlerimize inanamıyorduk ama işte hayatımıza bir minik geliyordu.

O gecenin gerisi tam anlamıyla kahkahalara karışmış gözyaşları.

Annemlerin haberi aldığındaki sevinç. Ertesi gün testlere girecek annemin bir anda düzeliveren morali. Uykudan uyandırdığımız babamın mutlu şaşkınlığı. Abimin işte şimdi moralim düzeldi demesi. Arkadaşlarımın, kuzenlerimin sevinci…

“Yaprak döker bir yanımız, bir yanımız bahar bahçe” şarkısı geldi aklıma, mırıldanmaya başladım. Bir yandan da anladım ki söz konusu uzun zamandır beklenen bir torun olunca, açan çiçeklerin kokusu her şeyden öte…

25 Ocak 2016 tarihini sanırım hiç unutmayacağım.

O gün harika bir haberi, üzücü bir haberle yanyana aldım. Ve o gün, hayatın dengesinin böyle olduğuna bir kez daha inandım.

Ozan’ın işi dolayısıyla, birlikte Floransa’daydık. O çalışıyordu da ben tatildeydim. Hava güzeldi. Ve bizim yanaklarımızdan süzülen yaşlar gülümseyen dudaklarımıza kavuşuyordu. Ailemiz, annemin sağlığı için verilecek büyük bir mücadeleye ve aramıza katılacak bir miniği beklemenin heyecanına aynı anda başlıyordu.

O günün ardından tam haftalar geçti. O arada annem ameliyat oldu. Pankreasın bir kısmı, dalağı, kalın bağırsağının bir kısmı alındı. Pataloji sonuçları beklendi. Kemoterapi planı hazırlandı, Kolay değildi geçirdiğimiz o süreç… Hatta gerçekten zordu. Ama tüm bu yaşadıklarımıza paralel bebeğimiz de büyüdü ve 12 haftalık oldu. Ben de Elif ve Ebrar’a dedim ki artık yazmaya hazırım. Artık yaşadıklarımı yazacak kadar güçlüyüm. Sağ olsunlar burada bana da bir köşe açtılar ki sizlerle bu değişik süreci paylaşabileyim. Bu da işte böyle bir gebelik günlüğü olacak. Önümüzdeki 6,5 ayda bebeğimiz büyürken annemin de tedavisi devam edecek. Şu akacak yolunu bulacak ve sizler de okursanız bu macera BlogcuAnne’de olacak.

Şimdiden bu süreçte beni dinleyeceğiniz, okuyacağınız, yanımda olacağınız için teşekkür ediyorum.

Bakalım bizi neler bekliyor.

Bu arada hala inanamıyorum ama şaka maka anne oluyorum!

25 yorum

  1. Çok güzel bir hikayeniz var ilerde bebeğinize anlatacağınız. Annenizden aldığınız kötü bir haberi ancak böyle bir süpriz teselli ederdi. Annenize şifalar dilerim. Benim bebeğim de sizinkinden 2 hafta küçük. Zevkle merakla yazacaklarınızı takip edeceğim

    • Cok tesekkurler Izlem. Umarim iyi haberler gelir hep bundan sonra bu gunluge. Sizi de cok tebrik ederim! Saglikla gelsin 🙂

  2. Aaaa tanıdık bir gebe! (Blogunuzdan tanıyorum 🙂 )

  3. Hoşgeldiniz,
    Hamilelik maceranızın başlangıcı çok sürükleyici geldi 🙂 Merakla takipte olacağım.

    İmza: 22 haftalık gebe

  4. gülçin çok sevindim seni burda gördüğüme 🙂 heyecanla ve “ahh ya bir de böyle oluyordu değil mi?!” nidalarıyla okuyacağım günlüğünü.

    annene acil şifalar diliyorum tekrar ve tekrar, ve göreceksin bak, bu kuzucuk annene can olacak can 🙂

    • Pelin her zaman cok ama cok iyi geliyor senin ayzdiklarin bana. Nasil tesekkur etsem bilmiyorum. Inanilmaz moral veriyorsun bana en basindan beri cok sagol 🙂

  5. Annenizin en kisa zamanda iyilesmesi ve bebeginizi saglikla kucaginiza almaniz dilegiyle…

  6. Gulcincim tebrikler…bu blogu Kizim Selin dogdugundan beri takip ederim. Seni de burda gornek cok guzel oldu. Annene de acil sifalar…. Sevgiler…

    • Selmin merhaba, cok guzel oluyor boyle eski arkadaslarimla da burada bulusmak 🙂 Buralardan da sevgiler. Umarim gorusuruz de yakinda. Selin’i opuyorum

  7. Blogunu günün çorbasından keşfedip okumaya başlamıştım, blogunu okuyor olsam da gebelik günlüğünü buradan takip etmek keyifli olacak. Bebecik geleceği zamanı çok iyi seçmiş. Beni de yazınla hem gülümsettin, hem ağlattın. Annemi kaybedeli 6 ay oldu belki de o sebeple. Annene acil şifalar ve süreçte kolaylıklar diliyorum, zor ama atlatacak ve bebeğini gezdirecek güzel izmirimin sokaklarında 🙂 Eskişehirde yaşasamda serde izmirlilik var 🙂

    • Sevilay basiniz sagolsun. ne desem teselli olmaz biliyorum. Sabir sizinle olsun. Umarim uzmemisimdir seni.
      Demek yeliz araciligiyla bulusmustuk. Ikimiz de yYelizi severek okudugumuza gore ortak cok yanimiz vardir eminim. Hem blogumda hem burada iyi ki okuyorsun yazdiklarimi cok tesekkur ederim. Bakarsin bir gun izmirde bulusuruz 🙂

  8. küçük mucizelerim

    Gülçin çok sulu bir yazı olmuş. Neredeyse ağlayacaktım. Annene acil şifalar diliyorum.

    Ben şimdiden merak ediyorum. cinsiyetini, adını..
    Merakla takip edeceğim.

    • Cok tesekkur ederim iyi ki burada da bulustuk. Gececek umuyorum hepsi.
      Ben de cok merak ediyorum ama henuz cinsiyetini bilmedigimiz icin isim de yok. Bakalim bizim sansimiza ne gelecek 🙂
      Sevgiler

  9. Ben de senin gibi bu blogu hamilelik oncesi de okurdum Gulcin, Alia simdi iki yasinda ama bak hala okuyorum ku seni burada da yakaladim 🙂 Hersey cok guzel olacak biliyorum. Annen de sagligina kavusacak ve eminim bebegin butun guzellikleri beraberinde getirecek

    • Elvan biz anne olmadan anne blogu okuyanlar incelenmeliyiz bence 🙂 Hani mutlaka bir aciklamasi olmali 🙂 Destegin icin cok tesekkurler Elvan boyle dilekler duymak cok ama cok iyi geliyor. Sonunda bu hamile kalmasaydi her yerde yaziyor demeyin de 🙂 Opuyorum Alia yi ve seni 🙂

      • Sen hep yaz Gulcin, ben her platformda okurum seni. Oyle pozitif ve icten yaziyorsun ki yazdiklarin hem gulumsetiyor hem umut veriyor kotu zamanlarda.

  10. 25 Ocak 2016 bebeğimin doğduğu gün…
    25 Ocak 2016 babamın kanser olduğunu ve çok az vakti kaldığını öğrendiğimiz gün…
    Düğüm düğüm oldu boğazım…
    Allah acil şifalar versin…

    • Gizem ne desem bilemedim… Size de cok ama cok gecmis olsun.
      Ayni gun ne kadar benzer duygular yasamisiz 🙁 Umarim hepimiz icin her sey cok guzel olsun.
      Ben de inan yorumunu okuyunca cok etkilendim.

  11. gulcin. gulcincim. cok aglayarak okudum hikayeni. hala hickira hickira aglayarak yaziyorum. insallah annecigin iyilesicek insallah zaferle atlaticak bu durumu. ve insallah bebegin tum aileye umut olucak. zevkle takip edicem seni.
    Bizim cocugumuz olmuyor maalesef. En istedigim sey su dunyada anne babamin anneanne dede oldugunu gorebilmek, onlara bu haberi verebilmek. o yuzden daha bir ayri baglandim senin guzel hikayene. Insallah ben de senin yolculugunda ucundan kiyisindan bir yerinde sana yoldas olabilirim. sevgiler

    • Eda cok tesekkurler. ben de yorumunu okurken cok duygulandim.
      Anne babamizi en mutlu eden sey bizlerin mutlu ve saglikli olmasi. Sen mutlu ve saglikli ol onlara daha guzel bir duygu yoktur eminim ben. Hosgeldin hikayeme de hayatima da. Iyi ki geldin. Cok tesekkurler 🙂 Gorusmek uzere

  12. Yaklaşık 10 gündür çok hastaydım ve sosyal medyadan epey uzak kalmıştım,kaldığım yerden devam edeyim derken bir de baktım ” Gülçince ” burada..Ben de seni Günün Çorbası Yeliz sayesinde keşfetmiştim, hepinizin sıkı takipçisiyim yani ve garip ama burada senin yazını görünce sanki tanıdığım bir arkadaşım gebelik günlüğü yazmaya başlamış gibi sevindim.. Şimdi hem senin kendi blogundan hem de buradan takip edeceğim gelişmeleri, küçük mucizenin hem sana hem annene nasıl iyi geldiğine tanıklık edeceğim, annene dualar göndereceğim taa buralardan, torunu doğana kadar annen de iyileşecek inşallah ve çok mutlu bir şekilde hep birlikte karşılayacaksınız siz o küçük mucizeyi 🙂 Sevgiler

    • Ceren gecmis olsun. Umarim daha iyisindir. Yeliz araciligiyla tanistigimiz herkesle cok ortak noktamiz varmis gibi geliyor bana. O yuzden inan ben de bir arkadasimdan yorum almis gibi sevindim. Blog arkadasligi da boyle bir sey iste galiba 🙂 Guzel dileklerine, dualarina cok cok tesekur ederim. bakalim gunler neler gosterecek. Cok cok tesekkurler sevgiler 🙂