12 Yorum

Kendi Giyinsin!

Yazar Hakkında

Danimarka’da, küçük deniz kızının ve çirkin ördek yavrusunun şehrinde, çekirdek ailesi ile yaşıyor. Seyahat etmekten, güzel yemekten ve güzel müzikten hoşlanıyor.

Sanem’in Lohusa Günlüğü’nü buradan takip edebilir; gebelik günlüğü yazılarını buradan okuyabilirsiniz 

 

E – Efe

A – Anne

A – Efe’ciğim tulumunu (kar pantolonu) giyer misin lütfen?

…. (Efe o sırada başka işlerle meşgul cevap bile vermiyor)

Uyanalı henüz bir saat olmuş ama o bir saatin içinde iki çocuğun peşinde bırak uzmanların önerdiği gibi güne sakin bir şekilde ılık limonlu su içerek başlamayı gözümü iyi ihtimalle üstümde zıplayan bir çocukla açmışım, diğer ihtimal ise yüzümde tren ya da araba yürüyor. Kahvaltılarını önüne koyduğumda neyse ki bir yudum su içecek zaman buluyorum. Acaba kahve makinasını çalıştırsam mı diye düşünürken Efe’nin “Benim kahvaltım bittiiiiiii” sözleriyle hemen vazgeçip onu banyoya kışkışlıyorum. “Efe’ciğim ellerini yıkar mısın?” “Hadi ağzını da yıka!” “Şimdi de dişleri fırçalıyoruz” diye komutlar yağdırırken bir yandan da “Efe! Merdivende zıplama!” “Efe’ciğim lütfen!” “Efe suyla etrafı ıslatma” uyarıları da peşisıra geliyor.

IMG_1759

O sırada mama sandalyesinde Deren kendi kaderine terkedilmiş kahvaltısı bittiği için ve sıkıldığı için bağırıyor!

“Tamam Deren’ciğim geliyorum!” “ Efe hadi oğlum bak kardeşin yalnız kaldı.” “Tamam Anneeeem geliyorum şimdiiii” En sonunda Efe’nin banyodaki işi bitince onu kapının önünde montunu ve kar pantolonunu giysin diye bırakıyorum. Deren’i alıp geliyorum onu temizleyip dışarı çıkarmak üzere hazırlarken bir yandan da Efe’ye sesleniyorum.

A – Efe tulumunu giyer misin lütfen?

….

A – Tulumunu giyer misiiiin!

E – Anne sen giydir!

A – Efe’ciğim lütfen sen giyer misin? Sen kendin giyinebilirsin!

A – Efe’ciğim şimdi de ceketini giyer misin?

A – Efe lütfen ceketini gi.. Deren bi iki dakika rahat dur çocuğum giydiremiyorum!

A- Efe hadi ceketini giy!

E – Anne yardım et!

A – Efe sen giymeye çalış ben kardeşini giydiriyorum..

 

Deren’i de hazırlayıp kapının önüne getirdikten sonra bu sefer Efe şapkasını ve botlarını giysin diye uğraşıyorum ama artık sabrım yavaş yavaş tükeniyor. Tek istediğim çocukları bir an önce okula atıp, bir fincan kahve içmek başka türlü kendime gelemeyeceğim.

A – Efe şapkanı giy!

E – Giymicem!

A – Efe üçe kadar sayıyorum şapkanı giymezsen ben zorla giydiricem! (Sanırım tehdit ettim! Dilin tutulsun Sanem)

E – HAYIIIR! Üçe kadar sayma Anne (Efe artık ağlamaklı)

A – Tamam annem hadi giy şapkanı

A – Efe hadi yavrum botlarını giy!

E – Giymicem!

A – Bak botlarını giyince sana incir (incir pestili) vereceğim. (Rüşvet de teklif ettiğime göre kendimi en yakın köprüden aşağı atabilirim!)

E – İncir! İncir istiyorummmm!

A – Efe önce botlar

E – Hayır önce incir! (diye ağlayan bir çocuk! Aferin Sanem hem çocuğu ağlattın, hem rüşvet teklif ettin. Üstelik ise de yaramadı!)

IMG_1764

Efe incirini yerken ben botlarını giydiriyorum tüm bunlar olurken kendini defalarca tehlikeli durumlara sokan Deren’i de unutmadım tabi. Yok unutmadım. Vallahi unutmadım. Kapının altına parmağını sıkıştırırken ben oradaydım sadece zamanında müdahale edemedim. Onun da gözyaşlarını sildikten sonra nihayet evden çıkabiliyoruz.

Aslında bana kalsa Efe’ye binbeşyüz kere giyinir misin demek yerine kendim 5 dakikada giydirip kapının önüne çıkartırım ya kreşteki pedagoglar işlerini kendileri yapsın diyor! Haklılar kendileri yapsın tabi ama anne babalara da sabır dersi versinler!

IMG_1770

Okulun bahçesinden içeri girdikten sonra aynı senaryo farklı kelimelerle yineleniyor ama soyunmak giyinmekten daha kolay olduğu için bu sefer işimiz biraz daha hızlı bitiyor. Tam çocukları odalarına yerleştirip kapıdan çıkarken Efe’nin odasından başka -Danimarkalı- bir anneye gözüm takılıyor. Çocuğunun fermuarını açıyor. “Yok canım fermuara yardım edecektir sadece” diyor iç sesim. Hayır! Kadın basbayağı çocuğun fermuarını açtı önce ceketini sonra tulumunu çıkardı. Yetinmedi onları kendilerine ayrılan askıya astı ve dahası terliğini giydirdi!

Hı-hı canım evet Avrupalı anneler çok farklı!

Sanem

12 yorum

  1. Dereni unutmadım kısmında kahkahalarımı içime attım, o kadar tanıdık ki..
    ben de iki aydır yürüttüğüm kendi işini kendin gör çalışmaları sonunda, yaklaşık 250 kez botlarını dolaba kaldır dedikten sonra, dün bahçeden gelip botlarını çıkarıp dolaba koyduğunu gördüğümde gözümden bir damla yaş geldiğini itiraf edeyim bari.. üstelik benimki 6,5 yaşında :S

  2. sabah aceleden hala bizim giydirdiğimiz oluyor. hatta çoğunlukla biz giydiriyoruz. biri 7 biri 6 yaşında….

  3. Yazının sonunda sesli güldüm. Çok yaşayın emi! Geçen sefer 2 yaş kontrolü için gittiğimiz çocuk dr.umuzla, “çocuğunuza şöyle davranın, böyle yedirin, öyle değil de böyle yaklaşın” vs… konulu kitapların yazarlarının acaba kaçı bir çocuğu gerçek anlamıyla büyütmüştür diye konuştuk. İdealler İskandinavya gerçekler de İskandinavya anladığım kadarıyla :). Kolay gelsin, sevgiler.

  4. Ohooo ne tehditler ne rusvetler var bizde…Cocuklar 8 ve 4 oldu hala bitmedi valla, azaldi ama hala kullaniyorum ne yalan soyleyeyim:)) Kendi yapsin etsin demek cok guzel de, sabahlari biz de ise yetismeye calisirken veya buyuk cocugu bir kursa/aktiviteye vs yetistirmeye calisirken hic mumkun olmuyor. Sabah 2 kere pijamayla yuvaya biraktigimiz olmustu o yuzden. Yaninda kiyafetleriyel ogretmene teslim etmistik. 2. kereden sonra bakti ki krize devam ederse pijamayla karga tulumba arabay bindiriliyor, sabahlari en azindan giyinme kisminda krizler bitmisti:)

  5. Ben de sürekli bir seslenme komutu ve işin garibi, çocuklara da’ odadan odaya bağırmayın’ diyerek nutuk çekerken farkettim ki ben yapıyorum aynısını . 😀 Şu hadi keliömesinin kullanılmaması gerektiğini biliyorum ama sürekli telkin ettiğim halde kendimi yine çıkıyor ağızdan 🙁

  6. geçecek hepsi geçecek, müsterih olun, sadece bir kaç seneniz kaldı. naçizane bir öneri. çok erken, sizden bayağı erken kalmıyorlarsa bir on beş dakika önce kalkıp, artık limonlu su mu, kahveniz mi olur onu için. aklımıza takılanlar sabrımızı tüketiyor biraz da. hem siz bakmayın kapıdakine, iki çocuk büyütmüş- 4,9- hem çok büyümüş sayılmazlar aslında, bir özgöz türk annesi olarak söylüyorum, evet kendileri giyinsinler, yesinler, yapsınlar. burda okumuştum herhalde zamanında, çocuk hızında yaşamak diye bir şey vardı hem, kendinizi ona bırakmaya çalışın, kendimize ediyoruz hep, içimiz köpürüyor, yani benim köpürür hala.

  7. Oya gökler yuksel

    Bunları duymak çok rahatlattı. Herkesin başına geldiğini ve herkesin arada az da olsa kontrolünü kaybettiğini görmek kendimi daha iyi hissettirdi. Tehdit rüşvet sırasıyla gidiyor bazen. Kendimi çok kötü hissediyorum, sonra da kendi kendime hatırlatmaya çalışıyorum, o sadece çocuk bunlar gececek

    • Oya merhaba, seninle aynı doğum eğitimine gitmiştik, hatırlarsın belki, ismini görünce hatırladım ben:) Burada karşılaştığımıza sevindim, sen benden biraz daha önce doğurmuştun sanıyorum. Şimdi ikinci bebeğime hamileyim, burada günlük yazıyorum hatta, elde var 1’ken baya maceralı bizim ev, iki olunca nasıl olacaklar merak içerisindeyim.

  8. sonuna çok güldüm…çoğunlukla “hadi, hadi, hadiiiiiiii” demekten bıkıyorum, sabah okul seansında kendim giydirmeye çalışıyorum.. ayrıca o tehditler ya da rüşvetler var ya, hiç dilin tutulmasın:))) unutuluyor ya da ikinci çocukta kullanılmak üzere yeni stratejilere temel oluşturuyor:)) birincinin 5,5 yaşında, ikincinin 1 aylık olduğu dönemdeyiz ve kafayı kırmama ramak kala okuduğum en eğlenceli yazılardan biri:)

    sevgiler ve kolaylıklar…

  9. bu guzel yorumlarin hepsine cok tesekkurler! <3