4 Yorum

Özge ve Kuzey’in Hikayesi

 

Merhaba,

Ben Özge… Uzun zamandır BlogcuAnne’yi takip ediyor ve doğum hikayelerini keyifle okuyorum. Oğlumun iki yaşına geldiği bu dönemde ben de doğum hikayemi sizinle paylaşmak istedim.

IMG_3583

Hamileliğimin başından hatta hamile kalmadan bile devamlı pozitif normal doğum hikayelerini okuyor ve kendimi normal doğum yapmak için cesaretlendirmeye çalışıyordum. Çok mutluyum ki, oğlum Kuzey’i uzun ancak normal doğum ile kucağıma aldım. Bu süreçte bana destek olan anneme, eşime, güleryüzlü, pozitif, doğal doğum yanlısı doktoruma ve beni hamilelik döneminde hiç yormayan uslu oğlum Kuzey’e teşekkür etmek isterim.

36. haftamın son günlerinde iyice ağırlaşmış ancak bunu kabul etmeden hala işe giden, günde birkaç toplantı yapıp doğum dönemindeki işleri ayarlamaya çalışarak koşuşturduğum bir dönemdeydim. Her gün Anadolu – Avrupa arasında 3 saate varan şekilde araba kullanıyor ve çok yoruluyordum. Planım mümkün olduğu kadar uzun süre çalışıp, doğum iznimin tamamını bebeğimle geçirmekti. Ama hayat sen planlar yaparken başına gelenlermiş.

11 Mart Salı sabahı uyandığımda hafif sümüksü bir akıntı ile karşılaştım ancak henüz 36+4’deydim ve bu akıntının nişan olabileceğini düşünsem de kabul etmek istemedim. O gün sağ tarafımda hafif bir sancı ile işe geldim ancak sancım bir süre sonra geçince iş akışı içinde nişan gelmiş olması fikrini aklımın bir köşesine ittim. Çarşamba günü sancılar uzun süre oturduğumda özellikle trafikte kendini hatırlatsa da çok üstünde durmadım. O akşam eve saat 8 gibi geldim, çok yorgun hissediyordum. Gece yatarken aklımdan çok şükür “bugün de bitti” diye geçirdiğimi hatırlıyorum ama gün bitmemiş meğerse yeni başlıyormuş!

DSC_2388 copy

Gece 1’e doğru birdenbire yoğun bir ıslaklık ile uyandım, suyum gelmişti. Hemen eşimi uyandırdım ve banyoya koştum. Eşime panikle “doğum başladı çok erken” diye söylenirken, o da “yok canım daha vardır” diye beni sakinleştirmeye çalışıyordu. Eşim bu arada doktorumuzu aradı ve kendisi hemen hastaneye girmemizi istedi. Yarım saat içinde hazırlandık, eşyalarımızı alarak yola çıktık. Normalde Nişantaşı’nın göbeğinde trafik keşmekeşliğinde olan hastaneye 15 dakika içinde vardık. Odaya geçer geçmez bebeğin kalp atışları dinlendi ve muayene edildi. İlk muayenede sadece 1 cm açıklık vardı ancak bebeği kalp atışları gayet iyi, su oranı da yeterliydi. Sancım yoktu. Sabaha kadar takip edildim, sabah doktorum geldi, muayene etti ve normal doğum yapabileceğimi, sancılarımı bekleyeceklerini söyledi.

Gece yoldan anneme hastaneye gittiğimizi söylemiştik. Canım anneciğim de onun evinde olup hastaneye gelecekleri hızla toparlayarak birkaç saat içinde hastaneye geldi. Sabahleyin herkesin hastane olduğumdan haberi vardı, kah telefonlarla kah mesajlarla nasıl olduğumu soruyor ve doğumun olup olmadığını merak ediyorlardı. Suyum gelmiş ancak sancılarım başlamamıştı. Öğleden sonra doktorum tekrar geldi ve sancılar kendiliğinden gelmezse suni sancı ile doğumu başlatacağını, bebeğin kalp atışlarının düzenli olması nedeniyle de sabahı bekleyebileceğini söyledi. Kendisine çok güvendiğim için hiç sorgulamadım, zaten normal doğum yapmak istiyordum, müdahaleye karşıydım. Şanslıyım ki doktorum da normal doğum konusunda beni çok destekledi.

Gece bölük pörçük uyuyarak geçti. Sabah 7‘de hemşire gelerek suni sancı serumunu taktı, önce düşük doz başladığı için çok hafif başladı ancak saat 10’a yaklaşırken yavaş yavaş sancılar kendini hissettirmeye başladı. Sancılar sırasındaki tek sıkıntım seruma bağlı olduğum için yatar pozisyonda karşılamaktı. Doktorlar belli aralıklarla gelip açıklığı kontrol ediyorlardı. Suni sancı ile hiç ara vermeden sancı geldiği için aralarda dinlenme fırsatı bulamıyordum, çok yoruldum. Açıklık 6-7 cm’e ulaştığında sancılara yatarak dayanmakta zorlanmaya başladım ve sesimin yükseldiğini hatırlıyorum.

Bu arada epidural isteyip istemediğimi sorduklarında, hemen istedim. Ama epidural de benim kurtarıcım değilmiş, maalesef hiç etki etmedi. Bazı hastalarda etki etmezmiş. Epidural takıldıktan sonra sancıları aynı şiddetle hissetmeye devam ettim. Doğum hızla ilerliyordu. Öğlen 1 civarı sancılar çok şiddetli gelmeye başladı ve kısa bir süre sonra açıklık 9 cm’e ulaştı. Artık doğumhaneye alınmak için tam açıklığa ulaşmayı ve ıkınma hissinin gelmesini bekliyorduk ki, saat 2’ye doğru şiddetli bir ıkınma hissi hissetmeye başladım. Hemen kontrol edildi, artık doğum başlamıştı.

DSC_2123

Bu arada çok sevdiğim ve güvendiğim doktorum da saat 1 gibi son kontrol için gelmişti. O gün 14 Mart Tıp bayramıydı ve bir organizasyona katılmak için Antalya’ya gidiyordu. Bir umut o hastaneden ayrılmadan doğumun gerçekleşmesini bekledik ancak son kontrolü yaptıktan sonra beni bir arkadaşına emanet ederek ayrıldı. Saat 2:15 gibi beni doğumhaneye aldılar, bir yandan hazırlıkları yapıyor, bir yandan da bana nasıl ıkınmam gerektiğini anlatıyorlardı. Doğumhanede çok tecrübeli bir ebe vardı, o devamlı benimle konuşuyor ve beni cesaretlendiriyordu.

Açıkçası doğumun bence en kolay kısmı doğumhane bölümüydü. Ebenin direktifi ile ıkınıyor, nefesimi kontrol etmeye çalışıyordum. Eşim ve fotografçımız da hazırlanıp doğumhaneye geldiğinde ekip tamamlandı. İlk 2 ıkınmada biraz zorlansam da 3. Ikınmada artık ne yapacağımı anlamıştım. Zaten 4 ıkınmada saat 14:54’de canım oğlum, minik kuzum Kuzey doğdu. O heyecanı anlatamam. Hemen ilk kontrollerini yapıp kucağıma verdiler. Çok güzeldi, pembe beyaz kurabiye suratlı küçücük bir oğlandı. Aceleci oğlum 37. haftanın ilk gününde 3,120 gr ve 48 cm olarak doğmuştu.

Bir süre kucağımda kaldıktan sonra kontrollerini yapmak için bebek bölümüne aldılar, eşimi de arkasından gönderdim, yanından ayrılma dedim. Yıkanmasını istemediğimi daha önce belirtmiştim, eşimin de kontrol etmesini istedim. O heyecanla bebek ünitesine bile girmeye kalkmış da doktor kapıda durdurup hijyen koşullarını hatırlatmış! Doğumhanede 20 dakika kadar daha dikişler için kaldıktan sonra odama geçtim. Çok şükür ki normal doğum ile sağlıklı olarak oğluma kavuşmuştum. Tüm süreç sekiz saatte sonuçlanmıştı. Odaya geldim, hemen bebeğimi getirdiler. Çok çok güzel, mis kokulu, küçücük bir bebekti. Memeyi hisseder hissetmez sanki bu işi çok iyi biliyormuşcasına iştahla emmeye başladı. O gün bugündür hala emiyor, henüz memeyi bırakamadık!

DSC_2252

Kuzey’ciğim, bugün 2 yaşını bitirdin. Artık evde koşturan, bıdır bıdır konuşmaya çalışan, gülen, taklit eden küçük bir adam oldun. Seni çok seviyorum, iyi doğdun, iyi ki bizim oğlumuz oldun, ömrün uzun, sağlıklı ve mutlu olsun.

Özge Aksu Tatlıcı

4 yorum

  1. Merhaba Özge Hanım,
    Sizi burada görmek gerçekten çok hoş,geçen yaz Bodrum’da tatilde tanışmıştık sizinle hatta Kuzey ile kızım Ela ile aynı kumsalda kum oynamışlardı:)
    Kuzey çok büyümüş maşallah,hala çok sevimli:)
    Sevgiler,

    • Meltem hanım merhaba,

      Çok memnun oldum burada tekrar karşılaştığımıza. Ela’yı öpün benim için.

      Sevgiler,

  2. Çok güzel bir doğum, moral verici 🙂