9 Yorum

Ezgi’nin Gebelik Günlüğü, 38. Hafta

Yazar Hakkında

EZGİ BERK– Severek aldığı tarih eğitimi sonrası kendini eski çağlara ait kitaplar arasında çalışırken buldu. Hâlâ tarih kitapları arasında çalışmakta, satır aralarında insanların duygu ve davranışlarını aramaktadır. Aynı zamanda eğitim hayatının hangi evresinde kaybettiğini hatırlamadığı zengin hayalgücünü tekrar keşfetmek için çocuklarla çalışıyor. Bazen de çocuklar olmadan, çocuklar için çalışıyor. Çocuk edebiyatı tutkunu. 27 yaşında ve ejderhalara inanıyor.

Ezgi’nin tüm yazılarını buradan, diğer gebe yazarların gebelik günlüklerini buradan okuyabilirsiniz.

 

Herkese merhaba,

38.haftanın sonu itibariyle artık İzmir’den yazıyorum! Çarşamba günü uçağa binip İzmir’e geldik. Aslında evden aynı günün sabahı çıkacaktık. Bir arkadaşımız bizi havaalanına götürecekti. Bir adet oto koltuğu, bir adet çekçekli bavul, iki de minik sırt çantasıyla yollara düşecektik. Ama Salı gününden bir başka arkadaşımız arayıp bizi İzmit’e kadar götürebileceğini söyledi. Havaalanına götürecek arkadaşımız İzmit’te yaşıyor ve Düzce’ye gelip bizi alacaktı. Öyle olunca “biz de Salı’dan gidelim madem böylece bir kişiye git gel yük olmayalım” dedik. Dedik demesine de ben Salı akşam gideceğimiz gerçeğini idrak ettiğimde ertesi gün yaşayacağım duygusallığı o âna çekmekte zorlandım; hemen çantayı hazırlamaya başlamam gerekiyordu!

1460554267685

Barış sınavdaydı. Apar topar çanta hazırladım, akşamına son görüşeceğimiz arkadaşlarla buluştuk, böylece doğumdan önce herkesi görmüş olduk. İki kişi çıktığımız eve üç kişi gireceğimizi düşünerek kapıyı çektik ve düştük İzmit yoluna. Ertesi gün uçak akşamüzeriydi, İzmit’te gezinip akşam da havaalanına geçtik. Havaalanında 34 haftalık raporumla hiç sorun yaşamadım. Oto koltuğunu da kabine girmeden hemen kargo bagajına aldılar. Onu nasıl taşıayacağımıza dair önceki bir hafta 3 müşteri hizmetleri konuşmasından da farklı sonuç çıkmış ve ne yapacağımızı şaşırmış halde olduğumuzdan oto koltuğunun sorunsuz teslimi önemliydi.

Yolculuk da gayet sorunsuz geçti, hepitopu 45 dakikada ne olacak ki zaten? İzmir’e vardık. Bugüne kadar üzerine hiç düşünmediğim bir konu hakkında artık düşünme vakti gelmişti: bebe süsü. “Kapı süsü olsun mu olmasın mı, bebek ziyaretine gelenlere ne hediye vereceğiz?” gibi sorular tabii ki otomatik olarak kadının sorması gereken (!) sorulardan, Barış’la hiç ilgisi yok! Her şeyi düşünmek zorunda olmak üzerine tahminen son çemkirişimi gerçekleştirip Barış’ın da bu konu üzerine düşünmesini sağladım. Sonuç olarak İzmir’in en sevdiğim yerlerinden olan Kemeraltı’na gittik, Kemal Kutucu’nun dükkânından bir güzel çikolatalar aldık, mor kurdele için de tuhafiyeye uğradık ve akşamına çikolataları süslediiik! Magnet yaptırmak istemedim, düğün davetiyemiz kitap ayracı şeklindeydi, bebe hediyesini de aynısından yaptırmayalım derken en güzeli çikolata gibi göründü gözüme.

O akşam Gözde Ebe’yle buluştuk. Doğum tercihlerini, doğumdan sonra yapılan aşıları, nelerin gerekli nelerin gereksiz olduğunu konuştuk. Bol bol sohbet ettik, her şeyin rahat ve güzel olacağı temennisiyle doğumda görüşmek üzere vedalaştık. Ocak ayında yedi çift aldığımız doğum eğitiminden geriye 3 gebe kaldık. Sanırım en son ben doğum yapacağım!

Bu sırada Mürşide teyze –Barış’ın annesi, evet anne demiyorum, teyze diyorum- bir gün bana “yüzünden de belli oluyor, artık doğum yaklaştı” dedi! Beni aldı mı bir telaş! Daha ağdaya gitmedim! Gözde’ye yazdım hemen, o da “yüzünden anlaşılsa keşke” dedi de içim rahatladı, ertesi gün ojelerimi sürünmeye ve olabilecekse ağda olmaya ama olmayacaksa çok zorlamamaya karar vererek kuaföre gittim. Ojeler tamam da ağda beni mahvedince acı çekmeye gerek yok diyip bıraktım.

Bütün bunlar olurken Toprak’ın ve benim çok popüler olduğumuzu da eklemeliyim. Sürekli “doğurdun mu?” konulu aramalar ve mesajlara cevap veriyorum. Doğumdan sonra fotoğraf atacağımız kişilerin listesi epey kabarık. Tüm bu işler Barış’a devredilmiş durumda tabii.

Bu haftanın son günü doktorum Ahmet Bey’le görüşmeye gittik Barış’la. Her şey yolunda, bebe çok uzunmuş. “Her an doğabilir, 41. haftayı da bulabilir doğum” dedi. Hazırlık kasılmalarından, alt karındaki acı hissinden bahsettim, bunların çok iyi olduğunu, doğum başladığında rahmin hazırlanmış olacağını ve daha rahat bir doğum gerçekleştirmemi sağlayacağını söyledi. “Haftaya eğer doğum başlamamış olursa görüşürüz” diyerek ayrıldık Ahmet Bey’in yanından. Oradan hemen muayenehaneye çok yakın olan ve doğumu yapmayı düşündüğüm hastaneye ziyarete gittik. Personel çok güleryüzlü, ulaşımı kolay, odaları da ferah. Doğumdan sonra taktıkları kapı süslerini gösterdiler ve tabii ki gıcık gebe ve gıcık kocası olarak o süsleri beğenmedik. A3 boyutunda bir kalın kâğıda tasarım yapıp kapıya onu asma taraftarıyım, ama hâlâ net değilim.

En son eve dönerken Barış’a gebeliğimin anlam ve önemine binaen “halkız biz yeniden doğarız ölümlerde” mi yazdırsak kapıya dedik ama o kadar politik de olmayalım di mi? Bulacağız bir şeyler. Doğumdan sonra ten tene temas için ilk 3 saat cıbıl cıbıl bebeyle ve Barış’la bir yatağa sığışmayı planlıyorum. Doğumu da ailelere 3 saat sonra haber vereceğiz. Gelecek kişiler de benim anne babam, Barış’ınkiler derken 6-7 kişi civarında. Yani hastanede misafir kabulü yapmayacağımız için bir hazırlık da yapmadık.

Bu hafta İzmir’de gezinerek geçti. Her girdiğim kafede insanların tuhaf bakışlarına maruz kaldım. En son Mango’da elbise denerken çalışanlardan “İkiz mi?” sorusunu da duydum ya artık doğurabilirim bence! Bu halimle de hastane çıkışı elbisemi aldım hardal sarısı, üzerine de mor sling’imle bebemi asmak suretiyle renkli giysi alışkanlığımdan taviz vermiyorum efenim.

Son olarak bir atar yapmam lazım: genelde 6-7 aylık hamile göbeği gören insanların 9,5 aylık hamile birini gördüğünde ikiz sanmamaları için bol bol gezip bu bilgiyi kendilerine aktaracağımı ilerideki gebedaşlarıma duyurmak isterim. Diğer atarım da yıkanabilir bebek beziyle ilgili. Yahu isteyen kullanır, istemeyen kullanmaz. Ben ne kadar deneyeceğim, becerebilirsem ne mutlu olmazsa da olmaz diye düşünerek hareket edersem edeyim, gören duyan çocuğunluk bana acıdığını belirtmekle saçmaladığımı söylemek arasındaki sklada gidip gelen beyanatlarda bulunuyor. “Ben aslında iyi bir şey yapmaya çalışıyorum, neden saldırıyorsunuz ki?” cevabından “sana ne” cevabına doğru geçiş evresindeyim, pişman da değilim!

Gözde Ebe “doğumdan sonra aslan kesiliyorsunuz” dedi. Eh zaten az atarlı bir insan değildim, doğumdan sonra hepten bengal kaplanı kıvamına geleceğim gibi görünüyor.

Haftaya gebe günlüğü mü anne günlüğü mü yazacağım acaba?

Sevgiler,

Ezgi

 

9 yorum

  1. Bir hamile olarak hamile günlüğünü zü zevkle takip ediyordum. Bir kaç hafta sonra bitecek olmasina üzülüyorum. Sağlıkla Toprak ı kucağınıza almanız dileğiyle

    • Aynı fikirdeyim 🙂

    • Merhaba İzlem,

      Becerebilirsem anne günlükleriyle yazmaya devam edeceğim. Atarlarım, sakarlıklarım ve şaşkınlarım hakkında yazmak bana da iyi geliyor 🙂

      Okuyanlar da seviyorsa ne mutlu bana! Çok teşekkür ederim iyi dileklerin için 🙂

      Sevgiler,
      Ezgi

      • Anne günlüğünüzü dört gözle bekleyip takip edeceğim. Ben de sizin gibi çok acemiyim bu konularda. Bakalim ayni şeyleri mi yaşayacağız?

  2. Sevgili Ezgi,
    Sağ salim İzmir’e varmanıza sevindim. benim içime dert olmuştu ya İzmir’e gelmeden bebek gelirse diye. 🙂 Şimdi geriye tek kalan güzel, huzurlu, istediğin gibi, olması gerektiği gibi bir doğum. her şey gönlünüzce olsun ve kolay gelsin. Asıl macera çok yakında başlayacak.
    Sevgiler.

    • Merhaba Banu,

      Izmir’de heyecanla doğumu bekliyorum. Eğer doğum yapmamış olursam Cumartesi günü kitap fuarında olacağım. Oralarda olursan görüşmeyi çok isterim 🙂

      İyi dileklerin için çok teşekkürler!

      Sevgiler,
      Ezgi

  3. Merhaba Ezgi
    Ben de Gözde Ebe’nin gebelerinden biriyim.Umarım aynı kızımız Arya gibi keyifle mutlulukla huzurla dogar Toprak.Ttt oyle guzel ki 3 kişi cok da guzel sıgarsınız o yataga.Yıkanabilir bebek mevzusunda ise sonuna dek yanındayım.Bebegim hala cok ufak oldugu icin ekolojik kagıt bez kullanıyorum ama cok yakında ben de yıkanabilirlere gececegim.

    Cok sevgiler

    • Merhaba Sinem,

      Böyle doğumlar duyunca iştahım kabarıyor, bir an önce olsun istiyorum doğum 🙂 Teşekkür ederim iyi dileklerin için!

      Sevgiler,
      Ezgi