3 Yorum

Gökçe M’nin Üçüncü Gebelik Günlüğü, 25. Hafta

Yazar Hakkında

GÖKÇE – Çilek kedisiyle ve kız kardeşiyle başına buyruk bir hayat sürerken iş yerinde Özgür’le tanışıp flörtün birinci yılında evlenen, ikinci yılında hamile kalan, üçüncü yılından sonra aileyi büyüttükçe mutluluğunu katlayarak çoğaltan 36 senelik profesyonel mutluluk arayışçısı. 9 yıllık evlilikleri boyunca işe yakın oturabilmek pahasına 6 ev değiştirdiler, şu anda iki kızları ve kedileriyle Şişli’de yaşıyorlar. İkisi de tekstil mühendisi, ikisi de sektörün sürekli şikayetlenen gönüllü kölelerinden. Bir gün bu esaretten kurtulduklarında ne yapacaklarını şaşırmamak için planlar yapıyorlar. Ablaları gibi sürprizle gelen üçüncü meleklerini arabanın neresine oturtacaklarını bilemiyorlar ama buna rağmen çok heyecanlı ve mutlular.
Ruhen ve bedenen biraz daha toparlandığım bir haftadan merhaba.
Hamileliğimin hareketlerin kısıtlandığı şişko zamanlarına doğru emin adımlarla ilerliyorum. Kilo alımımı kontrol altında tuttuğumu sanırken bence kendimi kandırıyorum. Her hamileliğimde 20 kilo alan bedenim bu sefer de kilo konusundaki cömertliğinden ödün vermeyecek gibi.
Peki ben bu koca popoyu ve göbeği nasıl taşıyacağım? Şu anda bile yattığım yerden kalkamazken son aylarda neler yaşayacağım? Bel ağrılarımı ne yapacağım?
1460726036188
Kilo alımımı engelleyemediğim için son aylara girmeden bazı önlemler almaya çalışıyorum. Neler yaptığımı sizinle paylaşayım dedim:
1. Kalça şekillendirici ayakkabılar: Kalça şekillendirici diye satılan tabanı tank paletini andıran çirkin ayakkabılar Aylin’e olan hamileliğimde de en büyük desteğim olmuştu. Bir sunumum veya müşteri toplantım olduğunda giymiyorum çünkü gerçekten çirkinler ama giymediğim gün akşamları uzanıp da yatakta dönemediğim oluyor. O derece berbat bel ağrım var. Fakat bu kalça şekillendirici tankları giydiğim zaman en azından kilomu taşıyabiliyorum. Az yorularak. Az bel ağrısıyla.
2. Hamile iç çamaşırı: Çoğu arkadaşım tatlı minik çamaşırlarını bırakmıyor ama ben hamileliklerimde koca göbekli hamile donlarından giyiyorum. Hem göbeğimi toparlıyorlar, hem de gün içerisinde üşütüp gaz sebebiyle daha fazla şişmemi engelliyorlar.
3. Hamile kıyafeti giymemek: Bence hamile bluzları insanı hantal ve şişman gösteriyor. Oysa ben kesinlikle hantal ve şişman değilim, sadece bluz.
4. Erken uyarı sistemi: Beni yeni tanıyan arkadaşlarımı daha ilk aylardan uyardım, “ben çok kilo alıyorum hamilelikte, sonrasında verdiğim zaman işte bu kilolara kadar düşebiliyorum. Bu halime iyi bakın, birkaç ay sonra bu halimi unutup beni hep şişko hatırlayacaksınız” diye. Ayrıca zaten kronik Rosacea problemim var, yüzümün yanak ve çene kısımları kızarır sıcakta, soğukta, streste, hormon iniş çıkışlarında. Hamilelikte hormonların patlaması sebebiyle yüzüm son aylara doğru tüp patlamış gibi olur. Dudaklarım şişer, burnum kocamanlaşır diye uyarıyorum. Ne kadar işe yarıyor bilmiyorum ama “yüzüne ne oldu senin!” diye gelene, “hani anlatmıştım ya” diyebiliyorum. Daha kısa bir yanıt oluyor en azından.
Bu hafta Zeynoş meleğimin kutlu doğum haftası sebebiyle çok yoğundum, pasta siparişleri, pinyatalar, tabaklar vs. okuldaki doğum günü içindi.  Evdeki doğumgünü daha bize yönelik oluyor, yakın çevremiz bizim eve doluşup çocukların deli dana gibi koşuşturmasını sağlayıp kasalarca bira tüketiyoruz. Bir de dedesinin evinde olan doğum günü var, orada küçük bir pasta, minik hediyeler.
Bu seneki evde doğum gününü ertelemek durumunda kaldık, Zeynoşumun en yakın arkadaşının anneannesi vefat etti bu hafta, benim de yakın arkadaşımın annesi oluyor elbette. Koca göbeğimle 2 haftadır cenazelerde geziyorum. Çok acı görüyorum. İnsanlar gitmememi söylüyorlar bebeğimin sağlığı için, ama ben öyle düşünmüyorum. Acılar var, arkadaşlarımız var, birbirimize destek olarak aşacağımız nice durum var hayatta, ben de, çocuklarım da hayatımız boyunca bunların içinde olmak durumundayız. Öyleyse neden kendimi acıdan soyutlamaya çalışayım ki? Zaten hamilelikte insan beyni otomatik bir filtre uyguluyor bence acılara. Normalde hissedeceğinin belki yarısını hissediyorsun hormonlarının koruma kalkanı sayesinde.
Ertelediğim doktor randevumu bu hafta hallettim bu arada. Kilo alımımın normal olduğunu söyledi ama orjinal halimi hiç görmedi tabi ki. Şu ana kadar toplamda 11 kg aldım ve bence fazla bu. Herkes tombul yanaklarımın bana yakıştığını söylüyor ama ben öyle düşünmüyorum. Kız bebeğimizin gelişimi iyi gidiyormuş, sadece bu sefer “2 hafta gibi ileride ölçtüm” diyerek bir iki kere daha kontrol etti.
Normalde 1 hafta 10 gün gibi ileriydi kemik ölçümleri bu sefer biraz fazla çıktı, “bir sonraki kontrolde tekrar bakar değerlendiririz” dedi. Ben “ablaları da öyleydi hep” dedim. “Olabilir bir sonraki kontrolde yine de detaylı bakalım” dedi. “Şeker yüklemesi yaptırmak istiyor musun?” diye sordu. “Gerekiyorsa yaptırırım sorun etmiyorum” dedim. “Önceki gebeliklerde sorun çıkmış mıydı?” dedi, çıkmadığını söyledim. “Hemoglobin A1C diye bir test yapacağız sonucu olumlu çıkarsa boşuna şeker yüklemesi yapmayız” dedi. Test yarım saat içerisinde çıkıyor, damardan kan alınarak aç veya tok farketmeden yapılabiliyor. Benim sonucum referans aralığında çıktığı için yüklemeye gerek kalmadı. Çocuklardan gizli yediğim Haribolar beni çok da zorlamamış demek (su içsem yarıyor). Tansiyonum her zamanki gibi 9-5 çıktı. “Bu benim normalim, buna rağmen akşamları ayaklarım şişmeye başladı” dedim. “O kadar olur oturarak çalışan bir hamilesin, aralarda ayaklarını uzatmaya çalış” dedi. Nereye uzatayım afedersin diyecektim. Davul gibi şiştim zaten sandalyeyi en alt seviyeye çektim yine de göbeğimden masaya yanaşamıyorum.
Bu arada kaşıntılarım arttı. Kaşınırken çıldıracak gibi oluyorum. Ama insan üçüncü hamilelikte çoğu sıkıcı noktayı daha sakin bir kabulle karşılıyor. Sessizce kaşınıyorum. Neden oluyor nasıl geçer diye çırpınmıyorum. Bebek doğduktan sonra en az 3 ay uyuyamayacağımı bildiğim gibi… “Bunlar normal”
Zeynep minik kardeşiyle ilgili hayaller kurmaya başladı bile. “Bebek doğduğunda yaz okulu olacaksa beni boşuna yazdırmayın, gitmem” dedi mesela. “Evladım üçünüz birden beynimi mi yiyeceksiniz?” diyemiyorum tabii ki. “Tamam kızım hepimiz beraber bakarız kardeşine” diyorum. Sonra bana bebeğin kıvırcık saçlı olup olmadığını merak ediyor meleğim. Bu kardeşi daha çok kendisine benzesin istiyor. Kendisi gibi düz saçlı. “Doğduğunda Aylin de dümdüz ve simsiyah saçlıydı, büyüdükçe kıvırcıklaştı, hemen bilemeyiz” diyorum. Üzülüyor. “Ben erkek istedim kız oldu bari kıvırcık olmasın Aylin gibi” diyor.
Tek derdimiz kıvırcıklık şu anda. İleride legomu dağıttı, dondurmamın yarısını ısırmış, beni ittirdi, popoma vurdu vs. gibi daha organize dertlerimiz olacak elbette. Kafasını karnıma koyuyor, bağırsak seslerimi bebeğin çıkardığı sesler sanıyor, bozmuyorum, mutlu oluyoruz beraber bebeğin vocurt vocurt sesler çıkarmasına. Sonra elele tutuşup üç kızımla dualar ediyoruz. Allah’ım sen bizi sevdiklerimize bağışla…
Sevgiler,
Gökçe

 

3 yorum

  1. Sevgili Gökçe, Çilek kedicik ve 2(cocuk)+1(bebe) gunlerindeki ayrintilari da merakla bekliyorum. Benim de 4.5 aylik bir bebem 8 yasinda bir kedim var ve bebe yurumeye baslayinca gozumun onune soyle goruntuler geliyor : mama kabinin bir ucuna da Atlas oturmuş birlikte yiyorlar, kumda eseleniyorlar, duman ciyak ciyak kacisiyor… kediler rutini cok seviyor duzenlerinin degismesi pek hoslarina gitmiyor bu gibi konulari nasil hallettin Çilegi uzmeden? Musmutlu gunler senin ve ailenin olsun sevgiler…

    • Merhaba Asli,

      Burada Cilek’in adaptasyon durumundan pek bahsetmiyorum cunku onu Zeynep’le coktan asmistik Aylin geldiginde, hatta unutmusum. Simdi mama kabı falan gozumun onune gelince gulmeye basladim.

      Cocuk ayaklanmaya baslayinca mama kabı, kum vs gibi yerlerin onunla alakasi olmadigini bir sekilde anlatabiliyorsun da, kediyi oyuncak sanmasinin onune gecemiyorsun. Onunla oynamak istiyor, kuyrugundan tutuyor, kulaklarini cekiyor, hatta Zeynep bir keresinde Çilek’i poposundan cekmeye calismisti. O durumlarda kediyi kollaman gerekiyor. Gerci kedi sabir taşı sınırlari dahilinde kendini kolluyor. Once kucuk sonra buyuk tırmıklar atiyor. Zeynep sinirlarini daha kolay ogrenmisti, fakat Aylin hala “anneee çilek bana vurdu” diye gelebiliyor. Kedin de uyumluysa cok karismayacaksin, birakacaksin koluna bir kac tirmik atsin. Sonrasinda kardes kavgasi ayirmaya calisirken bir de kedi cirmiklamasi ayirmak zorunda kalmamak icin 🙂

      Kolay gelsin 🙂
      gokce

      • Ah ah ben biliyorum basima gelecegi, Atlas dogmadan once kedinin bebege zarar verecegini soyleyenlere tam tersi benim Duman’i kollamam gerekecek asil demistim. Duman daha once cocuk siddetine maruz kalmis bir kedi. Atlas simdiye kadar onu hic farketmemisti bile ama simdi tuglerini eline doluyor falan tabi Duman hemen toz oluyor fakaaattt henuz yuruyemeyen bir bebe mevzu bahis. Umarim ikisini de uzmeden bu durumu atlatirim. Evet bana kolay gelsin en cok da Duman’a tesekkur ederim cevabin icin