4 Yorum

‘Bebek Koltuğu Ölüm Saçıyor’ Mu?

İngiliz Daily Mail gazetesinde bir haber çıktı bir süre önce:

Parents are warned not to leave their babies strapped into car seats while they sleep after figures reveal 31 babies have either suffocated or been strangled

diyordu. Yani

31 bebeğin boğularak ya da sıkışarak ölümünün ortaya çıkmasının ardından ebeveynler bebeklerini uyurken araba koltuğunda bırakmamaları konusunda uyarılıyor

Peki bu haber bizim basında nasıl yer buldu dersiniz?

Bebek koltuğu ölüm saçıyor!

ya da

31 bebek bebek koltuğunda öldü!

Sanırsın ki ‘bebek koltuğu’ adında bir canavar var, bebekleri canlı canlı yiyor!

Olayın aslı şuydu: 2004 ve 2008 yılları arasında, 2 yaşının altındaki çocukların otururken boğularak ölmesi üzerine yapılan bir araştırmada, 46 ölümden 31’inin araba koltuğunda gerçekleştiği ortaya çıkmıştı. Bu ölümlerin 16’sı, çocuğun kemerlerle boğularak ölmesi sonucunda gerçekleşmişti. Buradan çıkılarak ebeveynlere bir uyarı yapılıyordu: Çocuklarınızı gözetimsiz olarak araba koltuğunda bırakmayın, uzun süre uyuması için kesinlikle kullanmayın. 

Bizim basın ise bu haberi uyarı yapmak yerine araba koltuklarını canavarlaştırarak zaten düşük olan koltuk kullanım oranlarını sanki daha da baltalamak istermişçesine sansasyonel başlıklar atıyordu!

Bebeklerin araba koltuğunda uzun süreli olarak bırakılmaları hiçbir zaman önerilmiyor. Bunun çeşitli sebepleri olduğu söyleniyor: Örneğin Minnesota Üniversitesi’nde yapılan bir araştırma, yenidoğanların baş kaldırma refleksleri gelişmediği için, nefes alma güçlüğü yaşayabileceklerini söylüyor. Bu konuda bir ‘altın kural’ anakucağına oturduğu zaman bebeğin çenesinin göğsüne tamamen yapışmaması gerektiği… Bize Amerika’da hastaneden çıkarken böyle öğretmişlerdi. ‘Parmağınız, çenesiyle göğüs kafesinin arasına girebilmeli’ demişlerdi.

FullSizeRender (17)

Bezelye tanesi Derya, hastane çıkışında…

Çoğu oto koltuğu/anakucağı üreticisi, anakucağının arabadaki optimum pozisyonunu ya anakucağının üzerindeki bir şemayla, ya bazadaki bir işaretle bir şekilde belli eder. Anakucaklarının bazayla kullanılmasının sebeplerinden biri de bu: Takıp çıkarırkenki kullanım kolaylığı kadar, bebeğin nefes alabilmesi için gerekli olan en güvenli pozisyonu da yakalabilmek.

Bebeğin uzun süreli olarak anakucağında tutulmasının omurga gelişimi açısından da sakıncalı olduğu söyleniyor.Bebeklerin, özellikle de omurga gelişiminin desteklenmesi gereken ilk üç ayda mümkün olduğunca yatar pozisyonda olmaları öneriliyor. Bazı üreticilerin anakucaklarını yatar pozisyona getirecek şekilde üretmesi bu yüzden. Benim de Derya’yla birlikte kullanmaya başladığım, ‘lye flat’ (düz yat) teknolojisiyle üretilen Kiddy Evolution Pro 2 yatar pozisyona gelebiliyor. Evolution Pro’yu pusetle seyahat sırasında ya da tek başınayken yatar pozisyona getirebiliyorsunuz. Ben dışarıda gezerken, hele de uyuyacaksa öyle yapıyorum. Uyandığı zaman dik duruma getirip oyuncaklarını asıyorum.

Ancak anakucağının arabada yatar pozisyonda kullanılması önerilmiyor. Çarpışma testleri, Evolution Pro dik durumdayken uygulandığından en fazla korumayı o şekildeyken sağladığı düşünülüyor.

İster yatar, ister dik pozisyonda olsun, hiçbir anakucağının yatak görevi görmemesi gerekiyor. Bunlar, bebeklerin uzun süre uyumaları için değil, güvenli ve konforlu seyahat edebilmeleri için tasarlanan ürünler… Hele de oksijen dolanımının yeni yeni oturduğu, omurganın esnemeye ve uzamaya çalıştığı yenidoğan döneminde uzun süreli uyku için kullanılmaması gerektiğinin altı çiziliyor.

Düz yatış fonksiyonu gelişmekte olan bebek vücudunda omurganın düz olarak konumlanmasını sağlar; bu da nefes yollarının açık kalmasına imkan vererek, nefes alıp verme esnasında organların genişleme ve büyümesine izin verir. Bu sayede kandaki, vücut ve beyin için gerekli oksijen doyumu olması gereken seviyelerde korunur.

Ancak şunu unutmamak gerek ki bebekler için kullanılan ürün kalite ve ergonomisi ne kadar iyi olursa olsun bebeklerin bu ürünlerdeyken mutlaka yetişkin gözetiminde olması gerekmektedir.

diyor Kiddy üreticileri…

Screen Shot 2016-04-19 at 9.23.25 AM

“Car seats are desperately important to save lives from car accidents. However, families should not leave babies in car seats for long periods or once they are removed from the car.

yani

Oto koltukları, trafik kazaları sırasında hayat kurtarmak için çok çok önemli… Ancak aileler bebeklerini, arabadan çıkardıktan sonra uzun süreli olarak oto koltuğunda tutmamalılar.

diyor İngiliz Express gazetesi de…

Ben Kartal model arabanın arkasında laylay loyloy gittiğimiz günleri hatırlıyorum. Çok eğlenirdik o ayrı, ama çok, çok tehlikeymiş, şimdi öğreniyoruz. Tıpkı pasif sigara içiciliğinin ne kadar riskli olduğunu şimdi öğrendiğimiz gibi.

Benim Kartal’ın bagajında hoplaya zıplaya gittiğim günlerin üzerinden en az 30 sene geçti. Ancak aşağıdaki haber yeni:

Screen Shot 2016-04-13 at 3.57.13 PM

O yüzden, basının bu tür haberleri nasıl dillendirdiği çok önemli… Bebek koltuğu ölüm falan saçmıyor. Tam tersi bebeklerimizi güvende tutuyor.

Kiddy

Bu yazı, bebek ve çocuklar için seyahat güvenliği ürünleri üreten Kiddy’nin desteği ile yayınlanmıştır ancak yazdıklarım kendi fikirlerimdir. Bu bölümdeki diğer yazıları buradan okuyabilirsiniz.

4 yorum

  1. Ayşegül kasapligil

    3bucuk aylık bir oğlum var. Bu soruyu doktorumuza da soracaktım zaten yazi tam ustune geldi:) peki mesela 7-8 saatlik araba yolculuklarında başka bir şansımız yok mecbur araç koltuğunda oturacaklar.onun omurga gelişimine bir zararı olur mu acaba? Arada bir mola verip düz zemine yatırmak mi gerekir ki?

    • En önemlisi çocuğunuzu gözetimsiz bırakmamanız. Ki, Buket’in de dediği gibi, bebeğiniz zaten size ihtiyacını belli edecektir 🙂 Sık mola vermek, gerek emzirmek, gerekse altını değiştirmek için bolca duracak şekilde plan yaparsanız hepiniz için daha kolay olur.

  2. 3,5 aylık bebeğiniz zaten size o 7-8 saatte hiç aklınızda olmadığı kadar mola verdirtecektir merak etmeyin 🙂

  3. Ağlamak güzeldir yazınıza yorum yapmaya çalıştım ama yoruma kapatılmış sanırım.
    Aşağıdaki cümleden yola çıkarak diyorum ki, “Kendinizi kandırmayın”
    Bir çocuk için, “ağlamak güzel” değildir, eğer ki yanında annesinin olduğu kadar babasının da olduğu bir dünya yoksa…
    Ne demişsiniz;
    “Seminere katılım çok iyiydi. Çocukları çeşitli yaş gruplarından olan annelerin ağırlıkta olduğu grupta yadsınamayacak sayıda baba da vardı.”
    O kadar paragraf, o kadar cümle boşuna. Siz bile “yadsınmayacak sayıda baba”kelimesini kullanıp, hiç bir sorun yokmuş gibi devam ediyorsanız, yadsınacak kadar sorunlu “aile yapılandırması” vardır demektir. Ayrıca unutulmasın ki, sizlerin felsefi dünyası ortaklaşa idare edilen bir yapılanma da, karşı tarafın (ki yadsımadığınız katılıma sahip) katkısıyla ya da bilinçli/bilinçsiz katılımıyla şekillenmektedir. Öyle ki, sizlerin kurguladığınız çekirdek aile katmanında o “yadsınmayan babanın” etkisi ağlamaktan da öte bir süreç silsilesini içermektedir.
    Demem o ki:) Bilinçli tek ebeveyn ya da güzel bir yazı anı kurtarır. Esas olan toplumsal kalıntılarından kurtulmuş, ağlamanın da güzelliğini tüm ailesiyle beraber görebilen, hissedebilen bir birey yetiştirmektir.
    Sözün özü: Lütfen babaları, bizleri:) bu kadar varsaymayın… Günümüzde tek işimiz eve “av getirmek” olmasın. İyi bir gelecek; Anne ve Babanın birlikte eğittiği, beraber eğitildiği çocuklarla olacaktır ancak..