4 Yorum

Emek’in Gebelik Günlüğü, 28. Hafta

Yazar Hakkında

EMEK KÖSE- İzmirli bir matematikçi. Amerika’nın Maryland eyaletinde yaşıyor. Matematiği çok sevdiğinden üniversitede matematik hocası olarak çalışıyor. Okuyup yazmaya, yemek yapmaya, araba yolculuklarına, gri pofuduk kedisine ve kocasıyla Phish konserlerine gitmeye bayılıyor. Güneş enerjisiyle çalışıyor ve deniz kıyısının bolca hayalini kuruyor. İlk bebeğini bekliyor.

Bu hafta üçüncü trimestera girdiğimiz için sevinçten zıplayasım olduğu doğrudur. Kendimi mezun olmuş falan gibi hissediyorum. Sanki yirmisekizinci hafta başlar başlamaz bizim kızda da bir hareket bir hareket. Meksika dalgası mı yapıyor, yoga mı bilmiyorum, ama göbeğim bile oynuyor! Bütün gün öyle hareketli ki bazen soruyorum kendisine, “yavrum, sen hangi ara uyuyorsun acaba?” Şu ana kadarki en keyifli halindeyim hamileliğin yalnız, böyle böyle 40. haftayı bulsak ne güzel olur.

Şu geçtiğimiz hafta yorgunluktan yere yapışma haftasıydı diyebilirim. İşten başka bir sebebi yok aslında. Öyle yorgunduk ki, cumartesi sabahı uyanmak bilmedik, sonra yatakta kahvelerimizi içerken düşündük, kaç tane daha bunun gibi haftasonu sabahımız kaldı diye. Sayımın sonucu içler acısı. Yani her bi cumartesi-pazar altın değerinde bir nevi. Uykulara gelirsek, kesintili olmakla beraber hala güzel güzel uyuyorum, elli yastıkla her taraftan destekledikten sonra kendimi. Rüyalar hala çok çılgın, nasıl bir bilinçaltı vardıysa, daha bir gördüğüm rüyayı bir daha görmedim.

1461061298254

İşteki bazı sıkıntılı gelişmeler dışında herşey yolunda. Ancak, üçüncü trimester girmekle birlikte kendimi iki arada bir derede kalmış hissediyorum. Bir yandan doğumdan önce bir sürü iş bitireyim istiyorum ki, sonra iş düşünmeyeyim, şimdiden çalışabildiğim kadar çalışayım, fakat öbür yandan, hiçbirşey yapmak istemiyorum, sadece doğum ve annelikle ilgili kitaplar okuyup hazırlanmak istiyorum iki-üç ay sonrasına. Şimdilik iş ağır basıyor ya, sonra değişeceğini düşünüyorum ve umuyorum.

Geçen sefer dediğim gibi, ailemle daha sık iletişimdeyim ve bana çok iyi geliyor bu. Buradaki en büyük pay, anneme akıllı telefon aldığı için kardeşimde. Annem en sonunda yirmibirinci yüzyıla ayak bastı! Beni görüntülü arıyor, çeşitli uygulamalardan bana mesaj gönderiyor. Bunu da gördüm ya, daha beni hiçbirşey şaşırtamaz. Yaşasın teknoloji!

Bu vesileyle bebek hazırlıkları konusunda hızlı şeritte giden ailemin ördükleri yaptıkları ve aldıklarından da haberdar oluyorum ve nasıl heyecanlanıyorum, seviniyorum anlatamam! Onların heyecanı çok bulaşıcı!

Geçtiğimiz birkaç haftada isim konusunu da sabitledik, ve soranlara söylemeye başladık. Bebeğimizin adı Olivia Reyhan! Bu isim kombinasyonunu ben 9-10. haftalarda bulduydum aslında, ve Conrad duyar duymaz kitlendiydi bu isme. Halbuki ben daha düşünmek istiyordum. Haftalar boyu bulduğum her isme burun kıvıran kocam sayesinde kızımızın ismi ilk düşündüğüm gibi kaldı. Çok da güzel oldu bence.

Ben ismi zeytinle ilgili olsun istiyordum, benim için çok anlamlı çünkü. Çocukluğum bir zeytin ağacının tepesinde geçti diyebilirim, en iyi arkadaşımla birlikte. Ege’de dağ taş zeytindir, zeytindi. Conrad, “e Zeytin olsun ismi” önerime, “olur, ikincinin adını da beyaz peynir koyarız” diyerek karşı çıkınca, ben de “Olive olsun o zaman” diye düşündüm, sonra dedim dalga geçmesinler okulda kuzumla, Olivia olsun o zaman! Reyhan da hep sevdiğim, bana Ege’nin dağ havasını, kokusunu hatırlatan bir isimdir, hiç tereddüt etmedim. Velhasıl kuzumuzun adı Olivia Reyhan! Amerikalı bütün arkadaşlarım bayıldı Reyhan ismine, Türkiye’deki ailem ve arkadaşlarım da Olivia’ya! Anneannem bile Olivya diyor, Reyhan demiyor! Fakat bazen unutuyor ismini, o zaman da küçük hanım diyor.

Conrad şu sıralar iyelik eklerini çalışıyor. Çalışıyor da, bi ise yaramıyor bence, tutturmuş Olivia’muz da Olivia’muz. Muz meyva diyorum, dinletemiyorum. O çalışırken farkediyorum, Türkçe öğrenmek ne zor aslında! Ama ödü kopuyor kuzuyla biz Türkçe konuşacağız da o dışarıda kalacak diye. Harıl harıl ve içtenlikle uğraşıyor. Geçen gece bana “sen dünyanın en iyi eşisin” gibi birşey söyleyecek, tuttu “sen karı şahane” dedi. Gülme krizim geçince anlatmaya çalıştım, “canım, bak argo diye birşey var” diye ama nafile. Kendinden pek bir memnun kapattı geceyi.

Bu hafta ultrasonumuz var. Çok heyecanlıyım! 8 haftadır görmedik kızımızı. Haftaya onun haberlerini vermek için sabırsızlanıyorum. Harika haftalar herkese!

Emek

 

4 yorum

  1. Emek sende gelecekteki halimi goruyorum biraz ozellikle isle ilgili kisimlarda. Ben de simdiden onu dusunuyorum bir yandna hep calissam bir yandan hic calismasam 🙂

    • Gulcin’cim, haklisin, ne diyeyim 🙂 Ben simdi calisiyorum bolca, zira aklimi mesgul edip endise yapmami engelliyor 🙂 Durum degisirse haber veririm. Sen de tadini cikar! Hem bak bu hafta annenlerin cocugu oldugun da teyit oldu, hersey sahane!!!

      Sevgiler,

      Emek

  2. emoşummm, güzel haberler almak şahane bişey..hepiniz harikasınız. isim şahane, hareketler şahane ( aceba müzik de mi yapıyor içerde ? )
    bitek uzaklık..

    • Canim Oyno’cum <3 Hersey sahane!!! Bir iki gun once ayaklarini da hissetmeye basladim!! Her seferinde bi gulme aliyor beni 🙂 Kucucuk ayaklari var!!!!

      Ah bir de yakin olsak… Cok ozledim sizleri!