4 Yorum

Bazı şeyler hiç değişmiyor

Lisedeyken bir okul tişörtümüz vardı. Benimki lacivertti. Şunun gibi bir şeydi:

phonto

yani

Bazı şeyler hiç değişmez
Bazı şeyler hiç değişmemeli

Okulumuzun değişmeyen adetlerini, yok olmasını istemediğimiz alışkanlıklarını vurgulayan bir tişörttü.

Ben bunu ebeveynliğe uyarladım bu sabah. Daha doğrusu anne-baba ilişkisine…

Değişmez sandığınız bazı şeyler gerçekten de değişebiliyor. 

Örneğin Doğan -ki her zaman çocuklarının bakımına ortak bir baba oldu- üçüncü çocuğumuzda kendini aştı diyebiliriz. Derler ya hani bilmediği bir beş vakit namaz, bizimkinin de yapmadığı bir tırnak kesmek (10 senedir onu yaptıramadım kendisine, tırnak kesmeyi reddediyor, son kararı). Hani bebeklerinin altını falan hep değiştirirdi yıkardı falan da, direndiği şeyler vardı. ‘Ben yapamam’ dediği birçok şeyi artık yapıyor. Demek ki neymiş, bazı şeyler değişebilirmiş. (Elbette bunda benim senelerdir ‘yardım değil işbölümü‘ minvalinde gerek subliminal, gerek açık mesajlar vermem kadar sayıca azınlığa düşmüş olmamızın da etkisi var.)

Bazı şeyler değişmese de olur. 

Geceleri ben kalkıyorum, çünkü onun kalkmasını gerektirecek bir durum yok. Bebek yanımızda yatıyor, emip hemen geri uyuyor, e ne demeye uyandırayım adamı? Diğer bebelerde öyle değildi, onları kendi odalarında yatırıyorduk (halt ediyorduk) o yüzden o da gece biberon veriyordu falan, topluca uykusuz kalıyorduk böylece. Şimdi sadece ben uykusuzum ama an itibarıyla değiştirmeye gerek yok.

Bazı şeyler değişmeli. 

İkiz annesi Derya Coşkundeniz, Bebek Konferansı’ndaki konuşmacılardan biriydi. ‘Babalar bebek bakımında geri planda kalabiliyorlar, eh biz anneler de onlara fırsat vermiyoruz bazen. Ama söz konusu ikiz bebekler olunca babanın dahil olmama şansı yok’ demişti. Hah işte bizde de durum bu. Doğan hep dahil olan bir babaydı ancak şimdi sayıca azınlıkta olduğumuzdan, artık birçok şey benim sorumluluğum olmaktan çıkmak zorunda kaldı. Örneğin ev alışverişi son zamanlarda büyük ölçüde ondan soruluyor çünkü benim kapasitemin dışında kalan bir şey. Ya da evet ben de isterim (emin ol isterim!) oğlanın sweatshirt’ünün nerde olduğunu bilmeyi ya da mavi dosyasını nereye koyduğunu görmüş olmayı ama gel gör ki o sırada bebekle ilgileniyordum o yüzden sen bulmak zorundasın, hay aksi! Demek ki neymiş, anneler her şeyi bilmezmiş. Demek ki neymiş? Anneler de insanmış, kusurlu da üstelik.

Çatlasan da patlasan da bazı şeyler değişmiyor.

Üç değil, istersen on üç çocuk yap, bazı alışkanlıkları değiştiremiyorsun. Kalk demeden kalkmıyor. Kalk deyince kalkıyor ama demeden kalkmıyor işte… Dahası, ‘Gerekirse beni kaldır’ diyerek yattığı için kaldırmanın sorumluluğunu da bana vermiş oluyor (ben bu sorumluluğu neden taşımak istemiyorum, onu terapistimle konuşmam lazım sanırım. Adam kaldır diyor işte, kaldırsana! Yok, illa kendiliğinden kalksın. Hastalıklı bir ruh hali aslında…) ‘Uyuması lazım’ cümlesini eğer ağlayarak ya da tepinerek ya da sürünerek söylemezsen ‘Uyusa da olur’ gibi algılanıyor. Hâlâ benim neden bu kadar yorulduğuma şaşırabiliyor. ‘Yorgunluktan bayılmak üzereyim’ dediğimde ‘Niye ki?’ diye sorabiliyor. Veya benim ‘derli toplu bir ev, düzenli bir hayatın temeli’ olarak gördüğüm bazı şeyler onun öncelik listesinde yer almıyor. Kçını da yırtsan radarına girmiyor.

O zaman sıradaki şarkımız Sertab Erener’den gelsin: Bu böyle…

4 yorum

  1. Çok tanıdık 🙂 Hatta ilave olarak yalnızlık ömür boyu 🙂

  2. Geçenlerde eşim beye ‘oglanin altını değiştir’ dedim. Yemek yapıyordum.

    Tabi ki, dedi. Ustaca oturdu. Kolları siyirdi. Bana seslendi:

    ‘Bez yoook. Duydun mu? Bez getirir misin? Ha bir de ıslak mendil’

    Kapıdan kafayı çıkarıp ters ters baktım. Anlamamisti. Gerçekten pür pakti bakışları. Kapasitesi ve degismemezligi bir kaka kadar gerçek ve kahverengiydi. Basbaya bekliyordu bezi.

    Bezi getirdim, teşekkür etti
    :))))

  3. Süper,süper,süper,sahane tespitler ve gercekler,elinize saglık

  4. Off Elif, tam da geçenlerde isyan ettiğim konuya değinmişsin. Bu ara en kızdığım şey, ben bir şey için yardım istediğimde konunun dönüp dolaşıp yine bana sorumluluk yüklemesi. “Gerekirse kaldır” örneğindeki gibi! Gerekip gerekmediğine ben karar vermek istemiyorum ki. Kafamdaki yapılacaklar listemde bir öğe de o olmasın lütfen. Ona da sen bak bir zahmet. Gerek görürsen de kalk. Yoksa ben zaten gerek var mı yok mu bakana kadar işi kendim hallediyorum. E o zaman noldu işbölümü?