2 Yorum

Ceren’in Gebelik Günlüğü, 25. Hafta

Yazar Hakkında

CEREN – 34 yaşında, çok pozitif ve heyecanlı bir yengeç burcu. 2 yaşında kıvırcık bir kız annesi. Sakin bir balık burcunun 5 yıllık sevgilisi. İstanbul’da yaşıyor. Spora, okumaya, çalışmaya, gezmeye bayılıyor. Bir yandan çalışıyor, bir yandan doktora tezi yazıyor. Sağlıklı yaşam hayatındaki öncelik olarak başköşede duruyor, bu konuda okuyor da okuyor. İki çocuklu bir anne olacağı günü sabırsızlıkla bekliyor.

Tüyden hafif olurum böyle sabahlar
Karşı damda bir güneş parçası,
İçimde kuş cıvıltıları, şarkılar;
Bağıra çağıra düşerim yollara;
Döner döner durur başım havalarda.

Ruh halim budur sevgili okuyucular. Bundan 4 sene önce düğün davetiyemize de Orhan Veli’nin Baharın İlk Sabahları şiirinden bu kıtayı yazmıştık. Yine aynı heyecan içimde. Değişimler beni çok heyecanlandırıyor, hayatımızın değişecek olması fikrine bayılıyorum. Tek çocuk bu kadar mutluluk veriyorken, iki çocukla nasıl olacak hayal edemiyorum. Yorgunluk, stres, kardeş kıskançlığı ve bilumum diğer olumsuz olabilecek kısımları ise aklımın ucundan bile geçmiyor. Yaşasın hamile kafası.

İşin aslı; en düzensiz, en planıma programıma uyamadığım günlerimi geçiriyorum. ÇOK çalışıyorum. Bu zamana kadar “şuna şöyle bir sistem getirsek ne de güzel olur” diye hayal ettiğim ne varsa gerçekleştirmeye kalkıştım iş yerimde. Bir yandan ne gerek vardı bu kadar kendini sıkıştırmaya bu dönemde diyorum, diğer yandan “doğum için işe ara verdiğimde aklım kalmayacak birçok şeyde, bu huzura değmez mi” diyorum.

1461215774704

Diğer tarafta Zeynep her gün büyüyor, her gün bir önceki günden farklı bir şey biliyor. O kadar zevkli ki birlikte zaman geçirmek, spor saatimden, okuma saatimden, boş boş gezinme saatimden, kısacası her şeyden çalıyorum Zeynep’le zamanları arttırmak için. Bir de tabi yine Zeynep’in gelişimi ile ilgili olarak da doğum öncesi birçok şeyi yetiştirme peşindeyim. 2 hafta önce okulundan da teyit ve tüyo alarak emziği bırakmasına yardımcı olduk. İnsanlık için küçük ancak bizim için dev bir adımdı. Sadece yatarken emzik alıyor olsa da koskoca 2 senenin alışkanlığı bu minik kız için. Ama tahminimizden çok daha kısa ve acısız oldu sevgili okuyucular, çok mutluyuz. Şimdi sırada bezi bırakma var. Orada da bayağı bir yol kattettik, bu haftasonu bir deneme yapacağız bakalım.

Karnımdaki minik bebeğimle aramız çok iyi. Tekmelerini, dürtüklemelerini artık sadece karnımın aşağılarında değil, yukarlarda da hissetmeye başladım. Ben onu okşuyorum, o beni itekliyor, yuvarlanıp gidiyoruz. Koca bir karnım oldu bence. Zeynep’in karnıma hayret dolu bakışları devam ediyor. Yakında “anne biraz az mı yesen artık” diye beni uyarmasından endişe ediyorum!

Ufaktan Zeynep’in kaldırdığım kıyafetlerini çıkararak elimizde ne var ve neye ihtiyaç olacak bakmaya başlayacağım yakında. Arada gözlerimi kapatarak bebeğimin karnımda nasıl durduğunu, hareketlerini canlandırmaya çalışıyorum, doğumunu, kucağımda olduğunu, emzirdiğimi ve kokusunu hayal ediyorum.

Bugün doktor kontrolümüz var, 1 ay sonra bebeğimizi görecek olmak çok heyecanlı. Sabah da aslında ebemizle görüşecektik, haftalardır bir türlü ayarlayamadık. Ama son dakika takip ettiği başka bir gebenin suyu gelince oraya gitmesi gerekti. Bana da bir heyecan bastı tabi, sanki o gebe benmişim gibi mutlu oldum.

Geçen haftadan beri hemen her gün evde şeker ölçümlerimi yapıyorum açlık ve tokluk olarak. Tahmin ettiğim üzere bir anormallik yok, bugün doktoruma da göstereceğim. Ama kilom bir ivme kazandı ve durduramıyoruz sevgili okuyucular, bu biraz sinirimi bozuyor. Gerçi gören herkes aa hiç kilo almamışsın diyor ama tartı ve kıyafetlerim aksini ispatlıyor. Zaten ben de programıma tam uyamadığımı biliyorum nihayetinde. Düzeleceğiz inşallah bakalım, pes etmek, battı balık yan gider demek yok.

Yine en kötü haftada 2 yürüyüş yapıyorum ama vücudumun alışık olduğu spor temposuna göre hiçbir şey yapmıyorum gibi bir şey bu. Bu araların favori sporu Zeynep’i pusetine oturtup onunla dolanıp durmak. 15 kilo Zeynep, 8 kilo da arabası dersek, 23 kilo ağırlığı İstanbul kaldırımlarında indir kaldır götürmek de az iş değil valla. Bunun yanında haftada 1-2 evde yoga yapıyorum. Aslında bir yoga merkezinde hamile yogası dersine katılmak istiyorum, bana kendimi çok iyi ve huzurlu hissettirecek biliyorum ama bir türlü saatini denk getiremedim henüz. Spor hocamla yaptığım ağırlık çalışmaları haftada birde kaldı maalesef.

Yoga, huzur falan dedim ya, biraz ona ihtiyacım var bu ara. Her yerimden stres akıyor sanki. Planlanıp programlanacak, takip edilecek öyle çok şey var ki. İkinci adı plan program olan, 3 ajandayla hayatını düzenleyen ben isyan bayrağını çektim. Sadece Zeynep başlığımın altında ne yiyeceği (dengeli beslenme planı yap, buna göre alışveriş yap, pişir hazırla, evde her daim yoğurt ve meyve çeşitlerinin bulunmasını sağla, çünkü ara öğün, çünkü iştahlı çocuk, çünkü paketli gıda tüketmiyoruz), okula kim getirecek, kim alacak, öğleden sonra kimde olacak belirlenmesi (çünkü ben, Ziya, annem, kayınvalidem ve iki halamız alternatifleri var her gün için), bunun planlanması (çünkü kim okula götürecek ve alacaksa onda araba koltuğu olan araba olması gerekiyor), çantasının hazırlanması (2 takım yedek kıyafet, çünkü bahçe, toprak, boyalar ve yemekler), yeterince bezi var mı (çünkü kullandığımız bez markası ve bedeni –niye anlayamıyorum ama- çok zor bulunuyor, buldun mu 2-3 paket alıp stoklaman gerekiyor), öğlen uykusunu uyuyup uyumadığı (çünkü uyumadıysa akşam üzeri ekstradan bir şeyler yedirmek gerekiyor ki akşam aldığımızda arabada uyuyakalıp gece uykusuna geçeceğinden aç uyumamış olsun), yeterli kıyafetinin olup olmadığı (çünkü büyüyor ve mevsimler hop diye değişiyor) rutin işlerim. Bunlar haricinde aşıları, doktor kontrolleri/hastalıklar, seyahatler, doğum günleri gibi rutin dışı ayrıca düşünülmesi gereken şeyler var. Bunun dışında en az bu kadar alt başlıklı ev, iş, Ziya (çünkü onun bir sürü şeyini de ben takip ediyorum), doktora ve yeni gündemimiz yeni bebeğimiz de var.

Bir de ben varım tabi. Benim sağlığım, sporum, yemeklerim, bakımım falan filan. Ki öncelik listesinin son sıralarında sürünüyor bunlar şu an bunlar. Kısaca isyan ettim ben sevgili okuyucu. Zaten hamile olmak demek en iyi ihtimalle %70 performansla hayatına devam etmeye çabalıyor olmak demek. Bu adaletsiz iş dağılımını, zaten yorgun hamile halimle daha da yapamıyorum. Neyse ki isyanımın muhatabı alttan aldı ve geleceğe dair umut verici konuştu da isyan büyümeden dindirildi. Hamile gazabından Allah hepimizi korusun. Önümüzdeki hafta sonu Ziya ile kısa bir tatil yapacağız başbaşa, doping etkisi olacak bence, dört gözle bekliyorum.

Bu arada isim cephesinde pek bir gelişme yok sevgili okuyucular. Kız olursa birkaç alternatif buluyoruz gibi ama erkek adayımız hiç yok. Bir de aksi gibi gören hemen herkes “kesin erkek bu, karnın sipsivri” falan demiyor mu, beni yine bir panik alıyor. İçimize sinen bir isim bulsak rahat edeceğim artık. Bahislerde erkek önde gidiyor anlayacağınız. Haftaya görüşmek üzere.

Sevgiler,

Ceren

2 yorum

  1. Sevgili ceren kac zamandir yazini bekliyordum okudum rahatladim tabi bu tempoda yazamaman normal..biraz sakinlik lazim sana biraz yavaslamak tatil umarim iyi gelir..
    Sevgilerle

    • Teşekkür ederim Melike, yazını bekliyordum denmesi insana kendini çok iyi hissettiriyor:) Zaten genel olarak yavaşlamak hayatta pek başarılı olamadığım bir alandı ama hamilelikte daha çok çaba sarfetmem gerekiyor, farkındayım. Bence de tatil bana iyi gelecek:) Sevgiler!