22 Yorum

İsteyenin bir yüzü, vermeyenin iki yüzü kara

Bu aralar toplantılarıma, görüşmelerime hep Derya’yla gidiyorum. Hem emzirdiğim için uzun süre ayrılamıyorum, ama eğri oturup doğru konuşalım, henüz uzun süre ayrılmayı da istemiyorum hani. Bu, iş toplantılarına bebekle gitmek, karşımdaki insan konuşurken kucağımdaki bebeğimi zıp zıp sallamak, ve mızırdandığında ‘Af edersiniz, ben sizi dinliyorum, bir yandan emzireceğim’ demek anlamına geliyor.

Elbette bunu yapabildiğim bir iş yarattım kendime ve bunun için şanslıyım, sonuçta kurumsalda çalışıyor olsaydım bankaya bebeğimle gidemeyecektim tabii ki… Ama biraz da öğretmek gerektiğini düşünüyorum insanlara, topluma bazı şeyleri, ve belki de bu anlamda biz serbest çalışan annelere daha fazla iş düşüyor.

Screen Shot 2016-04-25 at 10.38.48 AM

Sadece çalışmak da değil, Instagram’da örneğin, fotoğraf paylaştığımda ‘Ne güzel geziyorsun, ben böyle gezemiyorum’ diyor bazı anneler… Herkesin koşullarını bilemem tabii ki, ve gezemeyecek durumda olanlar da vardır elbet ancak biraz çabuk teslim olan anneleri de tanıyorum etrafımda… Ya da veli toplantısına gittiğimde ‘Bebeğiniz varmış, gelmeseydiniz keşke’ diyorlar, tamamen iyi niyetle tabii… Ama neden gitmeyeyim ki? Bir çocuğum daha var benim, gelmem gerekiyor, sadece bebekle geldiğim için yardıma ihtiyacım oluyor, onu da verebilir bu toplum.

Sonuçta bebekle gezmek, evet, çok zevkli ama bir o kadar da yorucu. Her ne kadar emziriyor olsam da yanımda dünya kadar eşya taşıyorum: Uzun süre dışarıda olacaksam puseti, kangurusu, koca çantası, içinde bir sürü bezi, yedek kiyafeti, eşyası… Bunları hazırlamak da, oradan oraya taşımak da kolay olmuyor. Tek başıma hareket edemediğim zamanlar oluyor, metroya bineceksem örneğin, ve asansör yoksa/çalışmıyorsa yardım istiyorum insanlardan. Bir restorana gitmişsem ve alt değiştirme masası yoksa bana yer göstermelerini istiyorum çünkü o bebeğin altının değişmesi lazım. Durakta bekliyorsam ve bebeğim acıkmışsa emziriyorum çünkü bebeğimin karnının doyması lazım. Dolmuşa bindiysem, inmeden önce ‘Lütfen biraz bekler misiniz? Ben yavaş iniyorum’ diyorum, böylece adamın ‘Hadi be kardeşim!’ demesinin önünü kesiyorum. Ne onun siniri bozulsun, ne benim.

Şu çok sevdiğim ‘Bir çocuk büyütmek için koca bir köy gerekir’ sözü biraz da bu demek bence: O bebek bu toplumda büyüyecekse toplum da üzerine düşeni yapacak. Onun, annesiyle (ve babasıyla) birlikte gidebileceği ortamlar yaratacaksınız, o ortamlarda rahat etmesini sağlayacaksınız ve ideal koşullar yoksa sizler de yardım edeceksiniz. Çünkü o bebek bu toplumun bir parçası olacak, zamanı gelince o da bu topluma geri verecek.

O yüzden bebekli/çocuklu insanlar olarak toplumun geri kalanından anlayış BEKLEMEK yerine anlayış TALEP ETMEK lazım diye düşünmeye başladım. Hani ‘herkes elini taşın altına sokmalı’ ya, hah işte ondan… Nasıl diyorlar: Ağlamayana meme yok.

O halde n’apıyoruz? Bebekli anneler olarak evlerimize kapanmıyoruz. Dışarı çıktığımızda boynumuz bükük gezmiyoruz, utanmıyoruz, sıkılmıyoruz. İstediğimiz yerde, istediğimiz gibi bebeğimizi emziriyoruz, rahat etmiyorsak emzirebileceğimiz temiz yerler talep ediyoruz. Toplu taşıma araçlarına binerken yardım istiyoruz, taksilere bindiğimizde kemer istiyoruz, restoranlara gittiğimizde sigara içilmeyen alan istiyoruz.

Çocuklarımız olduğu için kimseden özür dilemiyoruz. Fazlasını değil, ihtiyacımız olanı istiyoruz.

Biz istemedikçe olmuyor. Bazen istediğimizde de olmuyor. Ama olmasa da istiyoruz. Ne demişler: İsteyenin bir yüzü, vermeyenin iki yüzü kara.

22 yorum

  1. bana cok moral veriyorsun Elif cok.
    Yogun calistigim ve gezmeyi de cok sevdigimiz icin, evde neredeyse hic oturmayan bir insanim. Evi de seviyorum ama ben evde olmak isteyince. Simdi bebegimiz geliyor ve ben ne yalan soyleyeyim surekli evde kalmaktan korkuyorum. Cunku biliyorum bunalirim, kendimi taniyorum. Tabi ki simdiki kadar gezemeyecegim ama seni gorunce moralim duzeliyor inan. Umarim bir de uyumlu bebegimiz olur sansima da ben de gezebilirim 🙂

    Bu arada gecen sabah trende ise giderken, bir genc kiz oturan bir baska gence lutfen kalkip hanfendiye yer verir misiniz dedi. Sarilip opecektim kizi oyle hora gecti ki. Toplum hamileyi, bebekliyi, yasliyi, engelliyi desteklesin hakikaten. Ihtiyactan isteniyor o yardimlar.

    • Merhabalar
      4 aylik bebek anndsi olarak size cesaret vermek isterim. Biz ilk gunden itibaren her gun disari ciktik. Bir yere gideceksem hic dusunmedim aglar mi eder mi diye. Aglarsa evde de agliyor zaten bari annesi olarak benim havam degissin. Mayis ayinda da cocuklu arkadaslarimizla kamp tatillerimize donus yapacagiz. Yeter ki isteyin bebeler her yola geliyor 🙂 sevgiler

  2. Ama burda tavır cok önemli, karşındakinden talep etme uslübü yerine bunu burnunun içine sokacak şekilde herşeyi bekleyen maalesef cocuklu ve hamile kadınlar var, bir de iş saatleri arasında işi olmaksızın sokaga cıkan yaşlı ve çocuklu kadınlar acıkcası rahatsızlık veriyor, inanın o saatlerde yolda olan öğrenciler ve çalışanlar aşırı derece yorgun oluyorlar ve açıkcası toplu yerlerde kimseye yardım edecek ve araçlarda yer verecek ne halleri oluyor ne de buna mecburlar diye düşünüyorum.Bir yandan da toplumdaki insanlar çok geçimsiz oldukları için çocukla toplu taşımaya bindiginde çocuk otursun diye para ödemissen veya bilet basmışsan da illa cocuk kucagına al diyen bir yıgın terbiyesiz ve anlayışsız insan dolu.Yani hamile, yaşlı, herkez kendini çok önemserse ve herşeyi kendine hak görüp uslübü de yanlışsa ki şu anda maalesef bu şekilde pek yardım alabileceklerini sanmıyorum

    • Sanirim cocugunuz yok. Cunku ” is saatleri arasinda isi olmaksizin disarda olan” ifadesini kullanmazdiniz. Siz calisan cok muhim isler pesindeyken biz anneler sizlerin belirledigi saatler varsa o saatlerde cikalim dilerseniz. Tam da blogcuannenin bahsettiklerinin ustune yazmaniz adeta konunun ornegi olmus.

      • Allah bagıslarsa cocuklarım var,uslubunuzu begenmedim, toplumun neden bu hale geldiğini sorguluyup duruyoruz, ama sanırım cok da aramamak lazım.Sizin gibi saldırgan ve sadece kendini düşünen dusuncede ve uslupte olan insanlarla dolu oldugunu bildikçe anlamak çok kolay oluyor.

        • Elif Hanım’ın yazıda bahsettiği profilin canlı bir örneği olmuşsunuz Özlem Hanım.
          Oğlum şu an 5 yaşında. Onu büyüttüğüm süreçte çoğu zaman “hiç işim olmasa bile” dışarı çıktım, hiç işim olmadığı halde toplu taşıma araçlarını kullandım. Halen de işim olsun veya olmasın “aklıma estiğinde” çocukla dışarı çıkıyorum. Tıpkı çocuksuz insanlar veya işlerine giden dışarda çalışan insanlar gibi çocuklu ve yaşlıların da toplum içinde olmaya hakkı var.
          Ben de sizin bu “ben üslubunu beğenirsem, lütfedersem yardım ederim, yoksa etmem” üslubunuzu hiç beğenmedim.

          • Aysegul Hanım,
            Bence aklınıza estıgı gibi davranma konusunu bir daha düşünün derim, malum toplum içinde yaşıyoruz…

            • Sevgiden uzak, soğuk bir tavır. Hiçbir çocuğun gözlerinde kaybolmamış gibi renksiz bir dünya. Üşüttünüz beni hanım efendi.

            • 2 yıldır bu siteyi takip ederim sessiz sedasız. İlk defa bir yoruma cevap yazmazsam olmaz dedim. Özlem hanım kimse kimsenin özgürlüğünü kısıtlayamaz. Bu hakkı kendinizde nasıl bulursunuz ? Çocuklu bir bayanın veya yaşlı bir amcanın sadece gezmek için bile dışarıya çıkması ihtiyaçtır. Siz isterseniz yardımcı olursunuz ama çok ta merak etmeyin bu ülkede sizin gibi duyarsız insanlar allahtan hala azınlıkta…..

              • Cevap verdiğiniz için müteşekkirim, ama sanırım okudugunuzu anlama konusunda sıkıntı var, dedıgım hıc dısarı cıkmasınlar degıl, cıktıkları zamana dikkat etmeleri ve herkezin onlara kul köle olmasını beklememeleri.

                • Özlem Hanım rumuzuyla yazan kişinin “fake” bir profil olduğunuzu düşünüyorum.
                  Bu aralar Elif Hanım`ın sosyal medya hesaplarına böyle provakasyon amaçlı yorumlar yazan profiller dadandı.

                  Ama eğer gerçekseniz de Allah çocuklu ve hatta özellikle yaşlı insanların karşısına sizin gibileri çıkarmaz umarım…

                  • Son derece gercek bir kişiyim,ayrıca Elif Hanımı cok sever ve sayarım.Blogunu ilk olusturdugu gunden beri takıp ederim ve kendisini çok takdir ederim, keşke siz de Elif Hanım kadar farklı görüşlere saygı gösterip,farklı görüşlerden de beslenebilirmiyim,acaba onlarn da söylediklerinde dogruluk payı olabilir mi diye düşünüp ,görüşleri dikkate alabilseniz,keşke.Elif Hanımı cok opuyorum,onu cok seviyorum,o bizim evimizin kendisi ve sevimli ailesi ile mutluluk kaynagı.Tüm yazılarını,kitaplarını takip etmeye devam edececeğiz.

    • Bu zihniyet kadin tacize ugrayinca o saatte disarida ne isi vardi kafasiyla ayni maalesef. İş saatinde sadece zevkten disariya ciksam pardon da kime ne! Ki bende calisiyorum. Nerde nasil olacagimiza toplum degil, kadinin kendisi karar verir diye dusunuyorum. İhtyaci olana yardim etmek, nezaketin geregidir diye dusunuyorum.

    • Elbette çocuklu ya da çocuksuz, kimse karşındakinden ona kul köle olmasını beklememeli, ancak bunun alternatifi de ‘işi olmadığı zaman sokağa çıkmasın’ olamaz, olmamalı. Sokağa çıkmak, ama iş için ama gezmek tozmak için, kimseden icazet alınacak bir şey değil ki, bu konudaki karar mercii kim olacak?

      • İlk yazdıgım yazı bilinçli yada bügüne kadar bebekli oldukları için toplumda istedikleri kadar ilgiyi göremeyenler tarafından farklı algılandı.Çalışan kesim özellikle toplu taşımalarda sabahları ve akşamları işe gidiş ve çıkışlarda gerçekten işi olmayan kişiler yüzünden oluşturulan yoğunluk yüzünden sıkıntı yaşıyor.Sabahları iş vakti gercekten işi olmayan bebekli bir bayanın bebegi ile beraber hava almak için sokaga çıkması bana tuhaf geliyor ki o saatte zaten çalışmayan bebekli bir bayanı sokaga çık deseniz çıkarmanız imkansıza yakındır kendimden biliyorum.Akşamları da keza aynı durum sözkonusu.Zaten çalışmayan bebekliler hava almak için öğleden önce dışarı adım atamazlar, bebeği yedir, uyut,uykusunu ayarla v.s.Bence bebekli bayanlarda son zamanlarda nedendir bimiyorum üzerlerinde gereksiz bir baskı oluşmuş gibi hissediliyor,kimse bebekli bir bayana dısarı çıkma, bebeğini neden emziriyorsun demiyorki , böyle bir baskı varmış da toplumda rahat hareket edemiyorlari sanki evlere tıkılmaları isteniyormuş gibi bir hava oluşturulmaya çalışıloyor gibi geliyor.Bu da bebekli bayanlara baskı yapılıyormuş gibi suni bir hava oluşturulmaya çalışılıyor gibi geliyor, iş şartlarının ve geçim sıkıntısının hat safhada oldugu ülkemizde bu tip suni gerilimlerin gereksiz ve ortamı gereksiz yere geriyor.
        Bu arada okuyucuların yazmıs oldugunuz yazıya yapılan farklı yorumlardan yola cıkılarak konuyu farklı boyutlara cekmesi ve konunun size gelmesi de tuhaf.Farklı görüşlerin konuşulduğu bir platform olmadan , sürekli pozitif yorum yapılırsa körşer sağırlar birbirini ağırlar durumuna dönüşür ki, bu durumdan sizinde de rahatsız olacagı kanısındayım, yazdıgınız her yazının okuyucular tarafından şartsız,karşılıklı eleştiri ortamı oluşturulmadan tasdik edilmesi düşünce özgürlüğünü savunan bir kişi olmanız bakımından yapay duracaktır diye düşünüyorum,sevgilerimle.Sizi takibe devam.

        • Elbette, ancak burada yazıma bir eleştiri olduğu için yanıt vermedim ben, söylediğinize katılmadım, hala da katılmıyorum. Kime göre, neye göre ‘işi olmak/olmamak’? Eğer ‘işi olmayan’ insanlar yüzünden ‘işi olan’ insalar toplu taşımada sıkıntı yaşıyorsa bunu çözmek yerel yönetimlere düşer, bebekli çocuklu insanlara değil.

          • Son olarak umarım bebekli olup toplumdan yardım isteyenler kendileri de en az kendilerine yardım edenler kadar topluma karşı yardımsever ve verici olurlar,malum selam vermeden selam bekleyen,yardım etmeden el üstünde tutulmak isteyen bir toplumda yaşıyoruz,vericilik ve yardımsever olma dileklerimi yaşlı ve bebekli insanlarla karşılaşmamam hususunda gün boyunca temennide bulunanlar için daha cok diliyorum,yaşlıyı görünce yol degiştiren,komşusuna kapıyı kapatan,selam verirsem borçlu çıkarım hesapları içinde olmadan,kendilerine bekledikleri ilgiyi lafta degil fiiliyatta gösteren ,öğrencinin,çalışanın halinden anlayan,dostlar alışverişte görsün anlayışı olmadan,yardımsever insanların çoğunlukta olması dileği ile,iyi geceler

  3. Kesinlikle çok doğru bir tespit. Ayrıca babalara da biraz! iş düşüyor. Onların yeni anneyi dışarı çıkmaya, dışarda da rahat emzirmeye teşvik etmesi çok önemli. Ben yeni doğum yaptığımda dışarda örtüyle bile emzirirken çekiniyordum nedense. Kocam inanılmaz destek olmuştu ve kısa sürede ” Ne var canım bebek besliyorum ben, n’apayım saklanayım mı?” tavrına bürünmüştüm. Ve bu bebekle her yere gitmeye başlama, tam da yazdığın gibi talep etmeye de başlamama çok yardımcı olmuştu.

  4. Benimde 3 aylık kızım var ve kesinlikle Haklısınız çıkmalıyız , gezmeliyiz , ayrıca bizler çoluğa çocuğa alışkın bir toplumuz neden şimdi çocuklu olmak tuhafmış gibi davranılıyor ben anlayamıyorum, bide bu konu dışında İzmir’de önerebileceğiniz çocuk doktoru var mı ? Kardeşiniz izmirde diye okumuştum

  5. evet evet gezmek lazım:) daha yeni 10 aylık oğlumla önce 3 gün Kapadokya ardından 2 gün Büyükada turu yapıp evin yolunu bulduk. Yorulduk mu evet, eğlendik mi çok, değer mi kesinlikle, bir daha gider miyim tabi ki:) Ayrıca 2 aylıkken Kıbrıs, 4 aylıkken Giresun, Ordu gittik gezdik:)

  6. Evet toplumun alışması gerek ama bazı insanlar varki ne desen onlara boş,başımdan gecen bi olayı anlatmak istyorum ilk bebeğimde annemle çok ta uzak olmayan bi yere gidicez taksi bekliyoruz hava birden bozdu ve yağmur yağmaya başladı bi taksiye bindik adamla afamıDa gerginlik yaşandı ve bize çocukla bu havada geziyonuz lafa gelince çok gibi laflar söyledi şuan olsa sadece karşılk vermek yerine o taksiden o yağmura tağmen inip onu şikayet ederdm hala niye şikayet etmedim bilemiyorum

  7. Çok haklısın, bu konuda sana katılıyorum. Katılmak zorunda olduğum bir toplantı vardı. Oğluma gittim. Birileri yardım etti 40 dakika sonra çıkmak zorunda kaldım. Ama yapacak bir şey yok. Toplantıya katılmak bebeği de yanımda getirmek zorundayım. Veli toplantısında bir kenarda dinozorlara oynarken konuşan öğretmenin dikkatini dağıttı biliyorum ama onu da getirmek zorundayım ve oyalayabilecegim tek yol bu…alismaliyiz buna. Anne Nerede bebek orda bir süre boyle;)