0 Yorum

Gökçe M’nin Üçüncü Gebelik Günlüğü, 26. Hafta

Yazar Hakkında

GÖKÇE – Çilek kedisiyle ve kız kardeşiyle başına buyruk bir hayat sürerken iş yerinde Özgür’le tanışıp flörtün birinci yılında evlenen, ikinci yılında hamile kalan, üçüncü yılından sonra aileyi büyüttükçe mutluluğunu katlayarak çoğaltan 36 senelik profesyonel mutluluk arayışçısı. 9 yıllık evlilikleri boyunca işe yakın oturabilmek pahasına 6 ev değiştirdiler, şu anda iki kızları ve kedileriyle Şişli’de yaşıyorlar. İkisi de tekstil mühendisi, ikisi de sektörün sürekli şikayetlenen gönüllü kölelerinden. Bir gün bu esaretten kurtulduklarında ne yapacaklarını şaşırmamak için planlar yapıyorlar. Ablaları gibi sürprizle gelen üçüncü meleklerini arabanın neresine oturtacaklarını bilemiyorlar ama buna rağmen çok heyecanlı ve mutlular.

Merhabalar,

Hamileliğin içten yanmalı ve ağırlaşmalı haftalarına doğru ilerlerken içimde bir tatlı bahar depresyonu belirdi. Ardı ardına gelen iç karartıcı olaylardan sonra acaba bizim çekirdek ailemizin başına da bir şey gelecek mi kaygısı bütün bedenimi sarmış durumda. Sürekli çocuklarıma sarılıp dualar ediyorum. İnşallah hormonal bir şeydir ve geçer diye düşünüyorum. Yoksa korkudan paranoyak olacağım.
Geçen haftaki doktor kontrolüm sonrasında kalsiyum ve magnezyuma başlamış olmamıza ve günde 1-2 soda içmeme rağmen bu hafta beklenen bacak kramplarım başladı. Önceki geceki esaslı kramp sırasında Özgür resmen ayak parmaklarımı koparırcasına çekmiş, ayağımın altına acımasız cimcikler atmış. Fakat krampın acısı yüzünden bunların hiçbirini hissetmedim bile. Bir de krampı çok zor çıkardığımız için 1 gün boyunca topalladım. Özgür “kramp konusunda biraz geride kalmışım, kendimi yeniden geliştirmem lazım” dedi. Son krampların üzerinden 4 sene geçmiş tabii ki bir anda adapte olamadı gecenin bir yarısı uyku sersemi. Yeniden her şeye sıfırdan başlamak iyi cesaret gerçekten. Üçüncü çocuk konusunda “hımmm iyi cesaret” yorumu yapanlara bir tek bu konuda katılıyorum. Gerçekten unumuzu elemiş, eleğimizi asmışken bir sürü şeye yeniden adapte olmaya çalışıyoruz. Ha gayret bize.
Her hamileliğimin korkulu rüyası karpal tünel sendromu da ön sinyallerini vermeye başladı. Daha tam olarak elimi ele geçiremedi ama sol elimde orta parmağıma doğru süzülen ince sızılar ön uyarı niteliğinde. Bunları işyerinde çok çaktırmamaya çalışıyorum. Mızmız hamile demesinler diye. Ama karpal tünel diğer hamileliklerim gibi saçmalarsa klavye performansımı ciddi oranda etkileyecektir. O zaman ben çaktırmasam da bir şekilde anlayacaklar.
1461844640190
Mide ilacım yeniden hayatıma dahil oldu. Ölçüyle, kaşıkla vs içmiyorum, direk kafama dikiyorum. İçmezsem midemde sanki kamp ateşi yanıyor. Anaların çilesi gibi iki büklüm dolaşıyorum. Doktoruma danıştım, sorun olmaz, 3-4 kere yemeklerden sonra içebilirsin dedi. Bu hamileliğimde ağrı kesici bile içmedim, o yüzden gönlüm rahat ilaçlar konusunda. 
Yorgunluğum da arttı tabii bu arada. Bütün gün masa başında çalıştığım için akşamları ayaklarım şişmiş oluyor, vücudumun her bir zerresi kaşınıyor. Sabahları karnımı Aylin’le yağlıyoruz kaşınıp çatlamasın diye. Çok hoşuna gidiyor bu rutin. Sürekli “anne biraz daha yağ verir misin?” diyor. Ellerimizi vıcık vıcık yapıp göbeğimi yağlıyoruz.
Kardeşimden bir ikinci el puset ve anakucağı getirmesini istedim, çünkü bizimki Zeynep, Aylin, Robin (yeğenim) 3 bebek büyüttüğü için artık hafif dağılmış vaziyetteydi. Kardeşim Belçika’da yaşıyor ve orada bebek eşyalarında ikinci el piyasası bizim buradaki gibi değil. Biraz daha ihtiyaca ve elden çıkarmaya yönelik daha uygun fiyatlar oluyor. Burada ikinci elini bile 2000-2500 tl civarina bulabileceğim bir puset, anakucağı, tulumu, yatağı, şemsiyesi, ablasının dikelme tablası vs ile full set şimdi bize 100 euro’ya mal olmuş olacak.
Hafta sonu Zeynep’in bitmeyen doğum günü kutlamaları vol.3 “Evdeki Kutlamalar” gerçekleşecek. Bir de Özgür’ün kardeşleriyle ve kızkardeşim geldiğinde yaparsak toplamda 5 kutlamayla Nisan ayını kapatabiliriz gibi görünüyor. Allah bana güç kuvvet versin.
Özgür’e geçen gün “bunun son hamileliğim olduğunu düşününce tadını çıkarmak istiyorum ama pek de olmuyor, bu da rüzgar hızında geçiyor” dedim. Hele de evde 2 çocuk olunca çok da kolay değil karnını tuta tuta, tatlı tepikleri hissederek huzurlu saatler geçirmek. Şu anda boncuğumla geçirebildiğimiz “an”lar var. Mesela çocukları yatırdıktan sonra ben sızana kadarki yarım saat, tuvalette yalnız bırakıldıysam o 15-20 dakika, işyerinde arkama yaslanabildiğim 3-5 dakikalar gibi…
Bakalım zaman bize ne gösterecek… İş temposu içinde hayhuy derken günler geçip gidecek ve ben bir gün “amaaan doğuruyorum daha çantam hazır değil” mi diyeceğim? Yoksa en azından Ramazan bayramından faydalanıp birkaç gün kendime gelebilecek miyim?
Böyle küçük endişelerim olsun umarım sonuna kadar. Böyle kolay telaşlarım olsun.
Sevgiler,
Gökçe