8 Yorum

Değişim

Born Digital adlı kitapta, biz dijital göçmenlerin, çocuklarımız dijital yerlilerin internet ve sosyal medya kullanımına haddinden fazla tepki vermemiz, yasaklamaya gidecek kadar kısıtlamamızın doğru olmadığını ve hatta ters tepeceğini, bu tür yasakların çocuklarımızı korumaya yaramayacağını söylüyor. ‘Odaklanmamız gereken nokta teknoloji, insanların günlük hayatlarında teknoloji ile nasıl etkileşimde bulunduğu’ diyor.

Daha başka bir sürü şey diyor ama bu yazının konusu o değil. Ben işin ‘değişim’ kısmına takıldım daha çok: ‘İnsanlar değişimden korkmuştur. Bu, her dönemde böyle olmuştur’ diyor bir yerinde kitabın, ve fakat neresinde diyor bi türlü bulamadım ve Ebrar nasıl arama yapacağımı bana göstermiş olsa da Kindle’ı o kadar iyi kullanmıyorum henüz.

Neyse işte, biz de değişimlerden geçiyoruz bu aralar… Çocukların okulları bitiyor, biri ortaokula, biri ilkokula başlıyorlar. Eh, iki çocuklu hayattan üç çocuklu hayata geçiş yaptık. Daha bir sürü şey listeleyebilirim ama yeter bunlar bence tedirginlik duymam için…

Ve Ergenlik is coming. Bildiğin, ayak seslerini duyuyoruz artık. İsyanlar şekil değiştirdi, tonlamalar, anne-babayı ti’ye almalar ve fakat çok ayrıntıya giremiyorum çünkü özel kalıyor çocuklar büyüdükçe… Yazabildiğim ve yazamadığım şeyler var artık, o kadar büyüdüler yani düşün! Oysa ben buradan kız arkadaşlarını falan anlatıcaktım, bana öyle dedilerdi!

Şaka şaka… Ama negzel olurdu burda kız arkadaşlarını çekiştirseydik. ‘O sümsük kız benim oğluma çoktu zaten, hmph!’

Evet değişim demiştik, bir tanesi de Deniz’in hayatının spor anlamında biraz daha hareketlenmesi oldu. Uzun zamandır yüzüyordu zaten, ve şimdi sutopu altyapısına alındı. Bir aylık bir deneme süreci olacak, karşılıklı memnun kalırlarsa devam edecek falan da filan.

Ağır bir spor sutopu, antrenmanları da bir o kadar öyle; hafta içi üç, hafta sonu bir gün olmak üzere toplamda dört gün antrenmanı var. Artık öyle laylaylom yüzmüyor yani, bildiğin antrenman yapıyor çocuklar. Bazen 8’de eve geliyor, ki normalde 8 buçukta cebren ve hile ile yatırıyordum ben çocukları (uyumaları 9, bazen 9 buçuğu buluyordu, o ayrı). Nereye gider, bir yere gider mi bilmiyorum, onun mutlu olacağı bir yere gitsin yeter tabii ama bir yandan da tedirginlik duyuyorum: Elbette hayatında spor olması çok iyi bir şey ve bunu biz istedik ancak acaba yorulmaz mı? Uykusu eksik kalmaz mı? Şimdilik çok severek gidiyor, yorulduğunu ama eğlendiğini söylüyor ama aklı oyunda kalmaz mı? Diyelim kalmadı ama oyunu eksik kalmış olmaz mı? Oysa spor disiplini bu değil mi, ve bu iyi bir şey değil mi? Ben de spor yaptım, çok da severek üstelik ama çok daha geç yaşta başlamıştım (ve muhtemelen de o yüzden devam edemedim) ama ne bileyim işte…

Yoksa benim derdim başka mı? Ay sonundaki okul gezisini düşündükçe soğuk terler döküyor olduğuma göre, aslında endişelendiğim başka şeyler mi var?

Geçenlerde 23 Nisan kıyafetini giydirirken kırmızı papyonunu taktığımda içimden ‘Damatlığını da giydirecek miyim?’ diye düşünen ben miydim cidden?

Bana neler oluyor? Yoksa ‘o anneler’den mi oldum?

Bu çocuklar neden bu kadar hızlı büyüyorlar? Hep bebek kalsalar olmaz mı?

degisim

8 yorum

  1. Ah be Elifcim, biz ki çişiydi kakasıydı, gazıydı,sütüydü, ek gıdasıydı, bez bırakmasıydı, diş çıkarmasıydı, büyüme atağıydı her birini ayrı ayrı birer afet olarak görüp “bitse de gitsek, büyüse de rahatlasak” diye dualar ederken, galiba annelerimiz bıyık altından hep bunu tekrarladılar bize.. Belki hissettik belki hissetmedik, belki duyduk, belki duymamazlıktan geldik/küçümsedik acıcık onları ama bak geldi çattı işte hiç büyümeseler dediğimiz günler.

    “Anne benim kaç yaşında telefonum olacak?” soruları “Anne ben kaç yaşında araba kullanacağım?” veya “Ben bu evden ayrılınca…” diye başlayan cümleler duymaya evrilirken ve sizdeki kadar olmasa da ergenliğin ayak sesleri hissedilirken ben şahsen nasıl bir döngüde olduğumuzu idrak ediyorum yeni yeni.. Yazın da gene cuk oturdu içimde bir yerlere…

    Ve evet Allah sağlık versin, damatlıklarını da biz giydiricez, giydirmesek bile o papyonlarını gene biz düzelticez…

  2. Çok güzelsiniz :)) fotoğrafa bayıldım.
    Daha nice güzel günleriniz olsun, hep birlikte.

  3. Merhabalar, bizi dijital yerliler, çocukları da dijital göçmen olarak tanımlamışsınız. Normalde biz kendimizi dijital göçmen olarak, bu teknolojilerin içine doğanları ise dijital yerli olarak tanımlıyoruz. Acaba kitap farklı bir tanımlama mı yapmış (sosyal medya etiği hakkında tez yazan biri olarak gerçekten merak ettim)? Yoksa ufak bir hata mı oldu?

  4. Çok tatlısınız.. Size bayılıyorum.. 2 oğlum var ve sizden çok şey öğrendim bu yolda.. Ayırca ‘Damatlığını da giydirecek miyim?’ sorusunda neden bu kadar duygulandım bilmiyorum. Tipik anne modeli işte 🙂

  5. bir de benim oğlum o sümsüğe çoktu demek lazımdı kanımca. imza: erkek annesi 🙂

    derya’nın izleri bunlar kanımca 🙂