0 Yorum

Gökçe M’nin Üçüncü Gebelik Günlüğü, 27. Hafta

Yazar Hakkında

GÖKÇE – Çilek kedisiyle ve kız kardeşiyle başına buyruk bir hayat sürerken iş yerinde Özgür’le tanışıp flörtün birinci yılında evlenen, ikinci yılında hamile kalan, üçüncü yılından sonra aileyi büyüttükçe mutluluğunu katlayarak çoğaltan 36 senelik profesyonel mutluluk arayışçısı. 9 yıllık evlilikleri boyunca işe yakın oturabilmek pahasına 6 ev değiştirdiler, şu anda iki kızları ve kedileriyle Şişli’de yaşıyorlar. İkisi de tekstil mühendisi, ikisi de sektörün sürekli şikayetlenen gönüllü kölelerinden. Bir gün bu esaretten kurtulduklarında ne yapacaklarını şaşırmamak için planlar yapıyorlar. Ablaları gibi sürprizle gelen üçüncü meleklerini arabanın neresine oturtacaklarını bilemiyorlar ama buna rağmen çok heyecanlı ve mutlular.

Merhabalar,

Gebeliğin son düzlüğü çok sıkıcı ve ağır başladı. Her yerim mütemadiyen kaşınıyor, ofiste otururken aralarda tuvalete gidip pantolonu indirip bacaklarımı, atleti kaldırıp göbeğimi kaşıyorum. Havaların birden ısındığı bir kaç gün elbise giymiştim ve ne güzel günlerdi onlar. Şu anda bu havaların ne yaptığı belli olmayan dengesiz günlerinde lycralı hamile pantolonumla her gün ofiste ağlıyorum.
“Saçlı olacak bu bebek saçlı!” dedirten cinsten mide yanmalarım, göbeğimi sadece dışarıdan değil içeriden de kaşımak istememe sebep oluyor. Kızımdan rica ediyorum sürekli, “annecim ne olur içeriden biraz kaşı şu göbeğimi” diye. O ise sadece küçük “tekmemsiler”inden atıyor. Daha sağlam tekmelere geçemedi. Küçük kımıldanmalar, minik dürtmeler, yer değiştiriyormuş gibi hareketlerle günümü şenlendiriyor.
 1462874388526
Göbeğimin çapı büyüdükçe dışarıdan fark edilebilir hamileliğim de arttığı için çevrenin tepkileri de artmaya başladı. Parklarda, restoranlarda, kalabalık mekanlarda insanların öyle garip bakışları var ki şaşırırsınız. Çocuklu aile kavramının çerçevesi 2 çocukla çizilip kapatılmış gibi, kanuna aykırı bir şey yapmışım gibi bakışları var insanların.
Önceki gün parkta karşılaştığım eski iş yerimden bir arkadaşım “sen neden böyle çocukçu çıktın yaa” dedi. “Çocukçu olmak”la suçlandım ilk kez. Bakalım daha neler göreceğim? Ben seni neden imkanın varken tek çocukta kaldın diye itham ediyor muyum arkadaşım? “Zor mu geldi haaa?” diye suçluyor muyum? Şakalara ehe ehee diye gülüp geçerek yanıt veriyorum hala. Bir de bu çocuğun dışarı çıkıp bizim restoranların 4 kişilik “standart” masalarına sığmayacağımız zamanları gelecek. O zamanlarda da böyle gülerek geçebilecek miyiz bakalım.
Önümüzdeki hafta kardeşim ve bıcırık yeğenim gelecek. Kardeşim Belçika’da oyunculuk yapıyor, tiyatro festivali programında oyunu var. Türkiye’ye Belçikalı bir oyuncu olarak gelecek. Çok tatlı bir his. En azından benim için. O ekiple beraber otelde kalacağı için, biz 1 hafta kadar evde yeğenimle 3 çocuklu hayatı test etmiş olacağız. Türkçe bilmeyen 3 yaşındaki yeğenimle resmen “anne yarısı teyzelik” kontenjanından iletişim kurabiliyorum. Yoksa işimiz çok zor. Kızlar Flamanca olduğunu sandıkları bir dilde konuşuyorlar Robin’le, Robin de Türkçe olduğunu sandığı eci bücü bir dilde cevap veriyor onlara. Aylin “no Robin, tavşan mein” diye tavşanı çekiştiriyor, Robin’se “yapma Aylin yapma Aylin” diye ona cevap veriyor 3-5 kelime Türkçesiyle.
Kardeşim programı yüzünden bu yaz gelemeyeceği ve ben de doğum yapmış bir balina olacağım için bu, bu seneki son görüşmemiz olabilir. O yüzden bu 10 gün benim için çok önemli. Hep büyük aile olmak istememin, çocuklarımın kardeşleri hatta “kızkardeşleri” olmasını istememin en büyük sebebi kardeşimdir. Çocukluğum, ergenliğim, gençliğim… En büyük dayanağım, her kelimem, her gözyaşım, her kararımda yanımda olandır kardeşim. Kardeşim gibi değil ablam gibidir, büyük kararlarımın, en zor anlarımın destekçisidir. Şimdi gelmesini dört gözle bekliyorum. Haftaya oyununu izlemeye gideceğim Kadıköy’e. Bir de ayrı görüşme planladık, baş başa… Onun da anlatacakları var, benim de. Bir akşam bütün çocuklarımızı Özgür ve anneme bırakıp dışarı çıkacağız. Umarım koca göbeğim bana sorun çıkarmaz.
Bir de önümüzdeki hafta aylık rutin kontrol için randevu alacağım. Kardeşim de üçüncü yeğenini en azından ultrasonla görsün. Annem de gelir belki, ebe anneannemden öğrendiği garip hesapla doktorumla bebeğin doğacağı günü tartışır. Bugüne kadarki bütün hamileliklerimde, hatta kardeşimin Belçikalı doktoruyla bile yanlış tahmini doğum tarihi hesapladıkları üzerinden tartıştı. Belki de haklıdır bilemiyorum sonuçta hepimiz doğumlarımızın geciktiğini düşünüyoruz doktorların cetvellerine göre. Ama annemin her doktorla bunu uzun uzun tartışmasının da hiçbirimize faydası yok aslında.
Hepimize güzel ve ışıklı bir hafta, tatlı bir bahar havası diliyorum.
Mutluluklar,
Gökçe

 

Yorum yap

Girilmesi gerekli alanlar işaretlidir. *