16 Yorum

Beyaz Atlı Prens

Dün, çıkmaz ayın son Perşembesiydi bizim evde…

Tam çocukların ikisinin de okuldan çıkacağı saatlerde fizik tedavi randevum vardı ve gitmem şarttı çünkü doktor kontrolüm de vardı. Kayınvalidem gelemedi çünkü işi vardı. Annem gelemedi çünkü maymunları vardı. Babam gelecek oldu, ancak sabah zaten gelip gitmişti çünkü kapıda kalmıştık ve anahtarı getirmişti, sonrasında bir daha teee Maltepe’den gelmesin diye halamı aradım, halam ‘Ben Derin’i alırım’ dedi. Deniz’i de arkadaşının annesi sağ olsun alınca Derya’yı yardımcımız (ve sağılmış sütle) bırakıp gittim fizik tedaviye… Ama aklım evde…

Neyse eve döndüm, herkes tek parça halinde. Yardımcımızın çıkma saati gelmişti, onu evine gönderdim, büyük çocukları banyoya, Derya’yı bana destek için kalan halama iteledim çünkü Doğan geç gelecekti o akşam. Ona en çok ihtiyacım olan bu akşam saatlerinde beni zorunluluktan da olsa yalnız bıraktığı için kocama bir sitem (!) yollayarak kaderime boyun eğdim.

Derya’yı emzirdim, halama verdim, o sırada yıkanmak için banyoya girenler kavga etmeye başlayınca aralarına daldım, o sırada Derya uykusu geldiği için mızırdanmaya başladığını duyuyordum ama onun da banyo yapması gerekecekti aman allahım bu nasıl olacaktı? Oğlanlar banyoda birbirlerine giriyorlar, suyu da boşa akıtıyorlardı, bu gidişle banyo sırasını bekleyen en küçük oğlana sıcak su kalmayacaktı. Kendimi giderek daha çaresiz hissetmeye başlamıştım. Duşluktan akan sıcak suyun da etkisiyle banyo giderek ısındıkça bir yandan terliyor, bir yandan da panikliyordum. Çocuklar duşu kaptı mı diğerine vermiyor, biri yıkanırken öteki üşüyordü. Aynanın üzerinde biriken buhar giderek şekil almaya başlamış, hobbit boyunda iki küçük canavara dönüşmüş, üzerime üzerime geliyorlardı. Hobbit boyundaki canavarların birinin elinden diğerine kapışılıp duran duşluk bu kapışmaya daha fazla dayanamamacasına bir sağa bir sola savruldu, bir kobra yılanına döndü ve canavarların ellerinden kurtulup bana doğru hamle yaptı. Tam beni esir alıp yemek üzereydi ki aniden banyonun kapısı açıldı. Aniden giren ışıkla hepimizin gözleri kamaştı ve sonrasında içeriye bembeyaz bir atın üzerinde geniş omuzlu, mağrur bakışlı, şık giyimli bir erkek girdi. Beyaz atlı prens…

‘Ben geldim sevgilim!’ dedi. ‘Seni kurtarmaya geldim!’ 

Gözlerime inanamıyordum! Prens içeri girdiği gibi gömleğinin düğmelerini tek tek ama seri bir şekilde açtı -amanın bunun için biraz fazla acele etmemiş miydi? Ortada canavarlar falan vardı?- gömleğini kirli sepetinin üzerine fırlattıktan sonra (her nedense içine atmadı?) beni bir kenara iterek küvetin içinde kıvrılmaya devam eden yılana doğru hamle yaptı. Bir süre yılanla alt alta üst üste boğuştuktan sonra onu kontrol altına aldı, tam kafasını ezecekti ki aniden bir ses duyuldu: ‘Babaaa! Üşüyoruuum!’ 

O an her şey eski haline dönüştü: kobra yılanı duş başlığına, yılanın arkasındaki küçük buhardan canavarlar benim iki büyük oğluma, ve beyaz atlı prens de 2o küsur senedir birlikte olduğum, üç çocuğumun babasına…

Benim beyaz atlı prensim, ona en çok ihtiyacım olduğu anda eve gelen kocamdan başkası değildi.

BeyazAtliPrens

Çünkü BEYAZ ATLI PRENS: Annenin tüm sabır depolarının tükendiği anda, eve tam zamanında gelip onu kurtaran baba kişisi’dir.

Çünkü anne olduktan sonra her şeyin anlamı değişir. (Bkz. Anne Sözlüğü, Annelik Her Zaman Tozpembe Değil, sayfa 185)

16 yorum

  1. Bayıldım hem anlatımına hemde eşinle hala devam eden aşkınıza. Maşallah diyeyim de nazarım değmesin 🙂

  2. Çok güzeldi, bayıldım :)))))

  3. Butun bunların ustune eve çok yorgun ve gergin gelen bir baba düşünün… Onu da idare etmeye çalışan bir anne…sizin beyaz atlı prensinize çok imrendim doğrusu.

  4. Her erkeğin eşine beyaz atlı prens olması duasiyla:))))

  5. sabah sabah okurken çok eğlendim :))) keşke bu beyaz atlı prensler ev içinde daha bir sık görünür olsalar :))

  6. Tekrar farkettim ki bu tur yazilariniz favorim

  7. Çok eğlenceli anlatmışsın Elif. Resim de bir harika. Sabah sabah gülümsettin beni. Bu şirin tablo hep böyle devam etsin…

  8. ama bizim evdeki prens hep uyuyor : ((((((((((((((

  9. Çok güldüm yaa 🙂 Allah size kolaylık versin Elif hanım. Doğan bey tam zamanında siz kurtarmış 🙂

  10. Hahahaha süpermiş.
    Bunun benzeri, bir çocuk eksikle bizde her gün yaşanıyor ve ne bende prenseslik, ne de prensimde beyaz atlı prenslik hal kaldı. Biz de acil durumda yardıma gelebilecek ne bir allahın kulu, ne de çocukları beş dakka olsun bırakabileceğimiz biri var. Üç vakte kadar ya tırlatıcaz ya düze çıkcaz, du bakalım:)

  11. Harikasınız elif hanım, hayal dünyanıza sağlık.

  12. Cok guzel bir anlatimbende de 2 prenses var ama benim prensim sen yika ya da ben yikayayim diye benimle pazarlik ediyor genelde

  13. Yüzümde koca bir tebessümle okudum aksiyon/dram tadındaki yazınızı 🙂
    Size hak vermemek elde değil. Ben de geçen hafta iş için bir gece şehirdışında kalmam gerekti ve benim beyaz atlı prensim de 6 ve 2 yaşındaki bebelerimiz ve 1 köpeğimizle mücadele etti. Kahramanımmmm 🙂

  14. B a y ı l d ı m

  15. KAHKAHA ATTIM :))))

  16. Ya siz ne tatlısınız ya!!!