0 Yorum

Ceren’in Gebelik Günlüğü, 29. Hafta

Yazar Hakkında

CEREN – 34 yaşında, çok pozitif ve heyecanlı bir yengeç burcu. 2 yaşında kıvırcık bir kız annesi. Sakin bir balık burcunun 5 yıllık sevgilisi. İstanbul’da yaşıyor. Spora, okumaya, çalışmaya, gezmeye bayılıyor. Bir yandan çalışıyor, bir yandan doktora tezi yazıyor. Sağlıklı yaşam hayatındaki öncelik olarak başköşede duruyor, bu konuda okuyor da okuyor. İki çocuklu bir anne olacağı günü sabırsızlıkla bekliyor.

Merhaba sevgili okuyucular,

Üçüncü trimestere adım atmış, koca göbekli bir hamileyim artık. Kızımın “koca göbekli anneee” diye eğlendiği bir hamileyim hatta. Gece yatarken illa ki midesi yanan ve yatağın başını yükseltmeden mümkün değil uyuyamayan bir hamileyim. Arada karnında ufak kasılmalar olan (Braxton Hicks olsa gerek), göbeğini ovuşturarak rahatlayan bir hamileyim. Minnoş bebeğinin tekmeleri artık göbeğinin dışında da görülebilen bir hamileyim bir de. En komiği bu bence. (Mide yanma konusu komik de değil zaten, acıklı!)

1463480618457

2 hafta önce gittiğimiz ufak 2 günlük tatil bana çok iyi geldi. Hiçbir yere yetişmedik, hiçbir şeye koşturmadık, boş boş yattık denizin kenarında bütün gün. Acıkınca yedik, yorulunca uyuduk, sıkılınca bir tavla oynadık, muhabbet ettik. Bol bol kitap okudum. Arkadaşlarımızla güldük eğlendik akşamları. Saate bakmadan yaşamak iyi geldi. Ama geri döndükten sonra aynı tempoya tekrar girdik. Külkedisi balkabağına dönüştü anlayacağınız!

Her alanda yoğun tempo devam. İşler çok. Ev işi de keza öyle. Zaten evde her şey gözüme batıyor şu an. Şeytan diyor ki “evdeki tüm dolapları indir, hepsini elden geçir, 15 çuval çöp at, sonra her şeyi yıka, sil, tekrar yerleştir.” Tanıyanlar bilir, pek benlik işler değil bunlar normalde. Ama bir kitap okudum hayatım değişti diyeceğim kitaplardan biri olan Marie Kondo – The Life Changing Magic of Tidying Up (“Hayatı Sadeleştirmek için Derle, Topla, Rahatla” olarak çevrilmiş) sonrası gereksiz şeyleri atmaktan/vermekten büyük keyif alır oldum. Aynı şekilde karmaşıklıktan da daralır oldum. Aslında hamilelikte sık rastlanan “nesting” yani evi derleme, toplama olayına girme denilen durum tam da bu. Bu kadar da hamilelik takvimine bağı ilerliyorum!

Geçen haftalarda yazmıştım, üzerimden stres damlıyor resmen diye. Artık söylenme evresini geçtiğime göre aksiyona geçebilirim. İki haftadır haftada bir hamile yogasına gidiyorum. Pamuk gibi oluyorum resmen. Hele kapanışta, ki yoga pratiklerinin hepsinin sonunda aynı asana var sanıyorum, yere yatıp tüm kaslarını serbest bıraktığın, derin ve sakin nefesler aldığın bir poz var ki (Savasana) en sevdiğim! Bu pozda 3-4 dakika kalıyoruz, ilk gittiğim hafta ben uyuyakaldım, geçen hafta da başka bir hamile! Hoca alışık tabi, hiç bozmadı. Öyle bir gevşeme anlayacağınız, hararetle tavsiye ediyorum sevgili okuyucular.

Doktora tezimin Haziran’da vermem gereken ara raporu için fazla yol katetmemiş olmam da üzerimde baskı yaratıyordu. Bunun için de Çarşamba günleri evden çalışıp, acil konular haricinde zamanımı teze ayırmaya karar verdim. Henüz uygulamaya başlayamadım ama olsun, bu hafta başlıyorum bakalım. Yine iş sebebiyle 3 aydır haftanın 1-2 günü İzmit’e gidiyorum, bu gidişte 1.5, dönüşte de 2.5 saat araba kullanmak demek ki beni çok yormaya başladı. Bu seyahatleri de azaltıp, sorumluluklarımı ufaktan devretmeye başlıyorum bu haftalarda.

Son aksiyonum da beklentilerimle ilgili. Sebebini tam kestiremiyorum ama hamileliğin kendi olabilir, fazla kilo olabilir, uyku kalitesinin bozulması olabilir, hipotroidimle ilgili bir şeyler olabilir, bahar yorgunluğu olabilir, çok iş bol stres olabilir. Ama neyse ne buna da takılmamaya karar verdim. Sonuç olarak ben normal düzenimi sürdüremeyecek kadar yorgunum. Normal ben düzenindeki gibi haftada 5-6 gün spor yapamıyorum. Çünkü sabah uyanamıyorum. Hadi akşam yapayım desem erkenden uyuyakalıyorum. 2-3 gün yapabilirsem mutlu oluyorum artık. Aynı şekilde evde yemek yapmaya da istediğim sıklıkta yetişemiyorum. Daha çok toplu yemek yapıp dipfrize atacağım, elimden bu geliyor ancak. Ama yapamıyorum, yetişemiyorum diye dertlenmeyeceğim. Evet alıştığım sıklıkta spor yapamadığım için ufak tefek ağrılarım başladı. Evet yine aynı sebepten iştah kontrolünde zorlanıyorum. Evet spor benim en etkili stres atma yöntemim, ondan da istediğim ölçüde faydalanamıyorum. Ama elimden bu kadarı geliyor mevcut şartlarda.

Bu arada Zeynep’le kardeş sohbetimiz, çevremizde tanıdığı tek tük kardeşten bahsedip, “bana da kardeş doğur” demesiyle sınırlı hala! Ben de “tamam Zeynep’ciğim sana kardeş doğurayım” diyorum, “zaten karnım da kocaman oldu değil mi” diyorum, gülüyoruz. Bu kadarda bırakma yolundayız şimdilik. Sorduğu kadar, merak ettiği kadar. Çünkü hala daha doğuma çok var ve hala 2.5 yaşında bir çocuk için fazla sabırsızlık sebebi.

Son olarak tüm tahlillerim çok iyi çıktı. Sadece demir seviyem alt sınıra yaklaşmış, “takviyeye başlayalım” dedi endokrinoloğum. Tahlil sonuçlarının üzerinden geçerken sonuçların bu kadar iyi çıkmasını hamilelikte kullanmamı söylediği multivitamine bağladı durdu. Halbuki ben en başında tahlil sonuçlarında bir eksiklik görmeden destek kullanmayacağımı, ilk tercihimin vitamin ve mineral ihtiyacımı gıdalardan temin etmek olacağını söylemiştim. Bu zamana kadar sonuçlar hep iyi çıktığından da herhangi bir vitamin desteğine başlamamıştım. Ama doktorlarla bu konuda tartışmaktan o kadar bezdim ki, ağzımı açmadım. “Pek düzenli kullanmadım aslında” diyebildim en son. “Olsun bu kadarı bile etki etmiş, çok iyi bir multivitamindir” dedi yine benim doktor! Fıkra gibi işte. Olabildiğince organik, mevsiminde, olabildiğince çiğ sebze meyve ile beslenmenin olumlu sonuçlarını bizzat test ediyorsunuz, yine de doktorunuz ikna olmak istemiyor, yapacak bir şey yok.

Yine aylık doktor kontrolüm var, bakalım benim küçüğüm neler yapıyor? Son gördüğümüzde kafasını aşağılara saklamış, bize sadece sırtını göstermişti. Tekmeleri, dürtüklemeleri eksik etmiyor sağolsun, çok hareketli bir bebeğim var. Zeynep de aynı böyleydi. Son ay artık canımı acıtabiliyordu tekmeleri, kaburgalarımda hissediyordum, elimle bacağını tutasım geliyordu! Son günlerde doğumla ilgili okumaya başlamak, hamile yogasına gitmek, doulamla buluşmak falan beni iyice doğum havasına soktu, heyecan ve sabırsızlıkla bekliyorum. Zeynep’in 42. Hafta içinde doğmasından yola çıkarak yine aynı haftaya hazırladım kendimi, bu sefer -umarım- gereksiz yere stres yapmayacağım ne zaman doğacak bu bebek diye. Bebek de vücudumda da doğuma hazır oldukları zamanı bilirler, ikisine de güveniyorum!

Ceren