3 Yorum

”İyi okullar, mutlu yerlerdir”

Amerika Başkanı Barack Obama’nın geçtiğimiz Aralık ayında imzaladığı bir yasayla, bundan böyle okulların başarıları değerlendirilirken en az bir tane ‘akademik olmayan’ faktör dikkate alınacakmış. Çünkü orada senelerdir uygulanmakta olan ‘No Child Left Behind’ (Tam çevirisi Hiçbir Çocuk Geride Kalmamalı) ilkesi, çocukların mutluluğunu ve pozitif okul kültürünü yeterince yansıtmıyormuş. Özetle ‘Bu hayatta akademik başarıdan daha önemli şeyler de var!’ demiş Obama bu tasarıyla… (Kaynak: Why Good Schools Are Happy Places)

Amerika biraz geç kalmış bunu fark etmekte… Kapı komşusu Kanada, eğitim sistemini bunun üzerine kurmuş durumda: Çocukların mutluluğu… En azından bizim gezip gördüğümüz okullarda durum böyleydi.

IMG_2821

Geçtiğimiz Eylül ayında Kanada Anaokulu’nun aracılığı ve New Brunswick eyaleti eğitim bakanlığının davetlisi olarak Kanada’ya gittiğimizde dikkatimizi en çok çeken şeylerden biri, bize okullarını gezdiren müdürlerin coşkusuydu. (Okumamış olanlar için, gezi yazıları burada ve burada)

Gerek Oromocto Lisesi’nin müdürü, gerekse Bliss Carman Orta Okulu’nun müdürü bize bir kere bile okullarının akademik başarısından bahsetmemişlerdi. Bir kere bile öğrencilerinin sınav skorlarının lafını etmemişlerdi. Çalışmanın mutlu kıldığı çocukların akademik olarak başarılı olacağını temel aldıklarından belki de, akademik başarıyı gözümüze sokmaya çalışmamış; onun yerine okullarındaki öğrencilerin aktivite yaptıkları yerleri gezdirmişlerdi. Büyük bir heyecanla, okula yeni aldıkları üç boyutlu yazıcıyı, öğrencilerinin araba tamir etmeyi öğrendikleri garajı, teknolojik altyapısı yenilenmekte olan kütüphaneyi… göstermişlerdi.

İşlerini ne kadar sevdikleri her hallerinden belliydi. Bliss Carman müdürü, üç boyutlu yazıcıyı, yeni bir oyuncağını arkadaşına gösteren çocuk gibi anlatmış, öğrencilerinin yaptıklarını büyük bir heyecanla göstermişti bize…

IMG_2875

‘İyi okullar, mutlu yerlerdir’ diyor yukarıda kaynak gösterdiğim yazıda… ‘Pozitif bir okul kültürü vardır ortamda…’ 

Bu iki okulda aldığımız izlenim tam da buydu… Biz koridorlarda gezerken karşılaştığımız öğrencilerin müdürleri selamlayışı, okul müdürüne değil de, abi/ablasına selam verir gibiydi. Müdürlerin öğrencileri tanıması, onlara isimleriyle hitap etmesi dikkat çekiciydi. Evet, bu insanların aynı binada olmaktan daha fazla paylaştıkları bir şeyler vardı, orası kesin…

Bir okulda pozitif bir kültür olup olmadığını nerden bilebiliriz peki? Onu da şöyle anlatıyor yazıda:

Okula girdiğiniz zaman şunlara dikkat edin:

* Okuldaki yetişkinler, ziyaretçilere karşı nasıllar? Onları sıcak karşılıyorlar mı? Birbirlerine karşı nasıllar? Dostça davranıyorlar mı? Velilerin, hangi çocukların ebeveynleri olduklarını biliyorlar mı? Müdür görünürde mi? Öğretmenler, ders aralarında öğrencileriyle nasıl iletişim kuruyorlar? Ne tonda?

* Öğrenciler ne yaptıklarını biliyorlar mı? Ziyaretçilere karşı onların tutumu nasıl? Ortamlarında rahat görünüyorlar mı? Birbirleriyle etkileşim içindeler mi? Mutlular mı?

* Fiziksel şartlar nasıl? Ortam temiz ve bakımlı mı? Güvenli mi? Öğrencilerin işleri görünürde mi? Okulun bir araya gelebileceği toplantı alanları var mı? Dışarıda oynayabilecekleri alanlar? Vakit geçirebilecekleri bir bahçe?

Yukarıda bahsettiğim iki okulu  gezmeden önce bu yazıyı okumamıştım ve gezimiz sırasında biz bu soruları sormamıştık ama şimdi dönüp baktığımda yanıtlarının ‘Evet’ olduğunu fark ediyorum. Mutlu yerlerdi gerçekten… Orada olmayı, orada okuyor olmayı isteten yerlerdi… Zaten gezi boyunca da sürekli bu hisle dolaşmıştık: ‘Çocuklarımız böyle okullarda okusa keşke… Keşke biz de okusak! Pardon, bakar mısınız? 35’inden sonra kayıt alıyor musunuz?’

IMG_2881

Dün bir arkadaşım okul seçimiyle ilgili kafasının çok karışık olduğunu söyleyip fikrimi sorduğunda fark ettim: Okullar biter, yeni okullar başlar, veliler telaşlı ve kaygılı bir arayışa girerken, biraz geriye çekilip düşünmek lazım belki de: Çocuğumun okulundan beklentim ne? Dahası, ne olmalı? Çocuğuma nasıl ders çalıştırdığı, onu TEOG’a nasıl hazırladığı mı? Ona gün içinde ne kadar aktivite yaptırdığı mı? Ona kaç tane yabancı dil öğrettiği mi?

Bu sorunun ‘doğru’ yanıtı herkes için farklı…

Kanada Anaokulu

Bu yazı, Kanada Eğitim Sistemi’nin Türkiye’deki temsilcisi olan Kanada Okulları’nın desteği ile yayınlanmıştır ancak yazdıklarım kendi fikirlerimdir. Bu bölümdeki diğer yazıları buradan okuyabilirsiniz.

3 yorum

  1. Bence en önemli şey eğitimcilerin saygıyı bilen, velileriyle iletişim sorunu olmayan, velilerini muhatap alan, ne istediğini mantık çerçevesi içerisinde direk söyleyen ve net olan, velilerini başka sınıfın velileriyle kıyaslamayan, yarıştırmayan tabiri caizse ukala olmayan eğitimcilere ihtiyacımız var. Devlet okulunda böylesi bir öğretmenle karşı karşıya bırakılmak son derece üzüyor insanı. Çocuğuna okulu sevdirmeye çalışan annenin bile okulun kapısından içeri girmeyi istemeyen bir anne oluşumunu sağlayan öğretmenleri ve böylesi öğretmenlere devlet okullarında hayat veren ilgili bakanlığı kınıyorum. Mutlu okullar, mutlu çocuklar, mutlu hayatlar, mutlu yarınlar

  2. Okul seçiminde her ayrıntıya dikkat edilmeli. Hayatınızdakş en değerli varlığın şekillenmesini sağlayacak kurum söz konusu olduğu için artılar, eksiler iyi hesaplanmalı. Bunun yanı sıra o okula girdiğinizde ne hissettiğinize de kulak verin çünkü büyük olasılıkla çocuğunuz da aynı şeyi hissedecektir.

  3. Türk eğitim sisteminin içinde olan bir öğretmen olarak söylemem gerekiyor ki bizim bu boktaya gelebilmemize daha çoook var. Ha dilerim ki bir gün bunu yakalayabiliriz. Okullar maalesef idare – öğretmen çekişmesi, öğretmen – veli çatışması ve bazı öğretmenlerin ego tatmini üçgeninde sıkışıp kalmış durumda. Daha çok olması gereken dersler için (müzik – resim – beden eğt.) yetersiz saatler, dokunmadan yaşamadan öğretilmeye çalışılan fen dersleri, kitap okutmayan Türkçe öğretmenleri… Ama bunun yanında TEOG’ da süper olması beklenen öğrenciler…
    Çok yolumuz var maalesef…