0 Yorum

Gülçin’in Gebelik Günlüğü, 24. Hafta

Yazar Hakkında

GÜLÇİN –  Ailesine, arkadaşlarına düşkün, uzun zamandır yurtdışında yaşıyor olmasına rağmen kalbi de aklı da hep Türkiye’de olan, özel bir şirkette çalışan ve çalışmayı seven, tatil yapmaya,  yeni ülkeler görmeye bayılan, elinden geldiğince yaşadığı her anın keyfini çıkarmaya çalışan sıradan bir 80’ler kuşağı insanı. An itibarıyla Londra’da yaşıyor ve çalışıyor. 2010 yılından beri yaşadıklarını, düşündüklerini, gezdiklerini, gördüklerini Gülçince blogunda yazıyor. Şimdi Ozan’la hikayeleri evliliklerinin 9. birlikteliklerinin 15. yılında bir bebekle şenleniyor. Hem de o bebek nasıl bir zamanlamayla geliyor!

Yeniden Londra’dayız. Düzenimizi özlemişim evet ama beni bıraksanız hamileliğimin sonuna kadar İzmir ve İstanbul arasında mekik dokuyabilirim. Yine de eve gelip sakinleşmek de iyi geldi tabi. Bir de hasta olmasaydım.

Döndüğümüz ilk bir iki gün iyiydim. Ardından soğuk alığınlığı belirtileri başladı. Ve ben, 24 haftalık hamile Gülçin, bugüne kadar herkes bana neden “aman kendini koru, hastalanma” diyormuş anladım. O neydi yarabbim! Bugüne kadar çok soğuk algınlığı geçirdim. Ama böylesine beni yerlebir edeni olmamıştı. Aman dilerim, hiçbir hamile soğuk algınlığı yaşamasın!

Bu hastalık vesilesiyle biz de evimizde bolca vakit geçirdik. Demiştim ya bu ara gezmenin dozu biraz kaçmıştı bizde. Olsun bunlar son gezmeler diye var gücümü gezmeye harcıyordum. Ama mecburen evde kalınca anladım ki, yorulmuşum ve evimi özlemişim ve dinlenmeye ihtiyacım varmış. Evimize döndüğümüzden beri, hani tabiri caizse vitesi biraz küçülttüm. Ve şunu kabul ettim. Evet hasta değilim, hamileyim. Ama hamileyim. Yani hiçbir şey yokmuş gibi aynı tempoyla devam etmeye çalışmak da biraz abes oluyor bazen. Bunu kabul edince ve yeterince dinlenince sonunda iyileştim.

Evde oturmuşken yavaştan evimizde yeni üyemize yer açmaya başlayalım dedik. Uzun zamandır annemin ve tecrübeli anne arkadaşlarımın bize söylediği bir şeydi bu. “Alışveriş yapmayın erken, ama evde yer açmaya başlayın.” Biz de söz dinledik. Uzun zamandır kullanmadığımız her şeyi atmaya başladık. Çizmeler, ayakkabılar, elbise askıları, pantalonlar, seyahat yastıkları. İyi ki burada yardım kuruluşları var. Evinizdeki fazla eşyalarınızı onların kumbaralarına atabiliyorsunuz. En azından bizden başkaları kullanacak bu eşyaları, çöp olmadılar diye avunuyoruz. Nasıl birikiyor onca eşya bu evlerde insanın aklı almıyor. Bir de ortalama 50 ila 56 cm arasında doğan bu minnakların nasıl bu kadar çok eşyası oluyor insanın aklı onu da almıyor.

Hazır evde dinleniyorken, alışveriş listelerime de bir göz attım geçtiğimiz hafta. Kıyafet falan çok fazla almayı düşünmüyorum şimdilik. Zaten kalan sürede bir kere daha Türkiye’ye gidebilsek bütün kıyafet ihtiyacı karşılanacak bizim miniğin, teyzeleri sağolsun! Ben zaten bebek kıyafetleri konusunda arkadaşlar arası dolaşımı yürekten destekleyen bir insanım. Ben de hep kuzenlerimin eşyalarıyla büyüdüm. Kızım da ablalarının kıyafetlerini giyecek umarım. Elbette biz de alışveriş yapacağız ama önce ablalarından neler gelecek onlara bakayım diyorum.

O yüzden şu sıralar daha çok araba, beşik, eşyalarını koyacak bir çekmeceli dolap gibi büyük parçalara bakıyorum. Bir de tabi ateş ölçer, biberon vs gibi küçük parçalara. Şöyle hazır listeler olsa da hiç uğraşmasak diyor insan! Alışveriş için geç kaldığımı söyleyenler var. Bir de “acele etme nasılsa 1-2 haftada halledersiniz” diyenler. Ben de ikisinin arasında bir yerlerde dolaşıyorum. Almak için acele etmiyorum. Sadece neleri alacağımızı seçmeye çalışıyorum.

1465481739686

İşte bizde haftalar böyle bir bir gidiyor. Ben artık dışarıdan bakınca da hamile gibi görünen bir insanım. Bebeğimiz arada geceleri bile beni uyandıracak kadar hareketli. Alınacaklar listelerimiz gün be gün uzuyor. Ve evimiz hala eşyalarla dolu. Tahminim o ki önümüzdeki günlerde de bizi bolca eşya temizleme, ev düzeni değiştirme ve alışveriş bekliyor. Bir yandan yaz da geldi. İnsanın canı sadece tatil yapmak istiyor.

Bazen, yine(!) hamile olduğumu unutup kendimi çılgın tatil planları yaparken buluyorum. SOnra karnımdan bir tekme geliyor ve beni de kendime getiriyor. Bu ikilemler içinde yuvarlanıp gidiyorum ve hamileliğim keyfini çıkarıyorum. Tekmeler başlayınca iyice keyifleniyormuş bu iş, hiç söylemediniz ama bana.

Gülçin