7 Yorum

Kabına sığamayanlar için yeni kaplar geldi

Biliyorsunuz, 6. ay bebelerin (ve anne-babalarının da!) hayatlarında bir dönüm noktası. Bir kere ek gıdalar başlıyor, sonracığıma, oturmaya yelteniyorlar, işte fır fır dönmeye başlıyorlar falan…

Geçtiğimiz hafta bizim için de bir geçişler haftasıydı.

Her şeyden önce artık sokakta gezerken anakucağı olmadan pusetine oturmaya başladı Derya bebesi. Ve bu işe bayıldı!

Arabadayken anakucağını kullanmaya devam ediyoruz tabii ki, ancak dışarıya çıkarken almamıza gerek yok artık. Bu, hepimiz için büyük rahatlık ve kolaylık, çünkü bizim apartmanda asansöre binmek için merdiven çıkmanız gerekiyor ve bu haliyle çok daha hafif her şey yaşasın!

Bebemiz bu yeni düzeni çok sevdi, çok daha az söyleniyor artık arabasında. Hatta söylenmiyor bile diyebiliriz yani, ya etrafı seyrediyor, ya da bir şeyler verince eline onlarla oynuyor. Bir başka dönüm noktası da bu zaten: Artık ellerine eskisine oranla çok daha hakim. Her ne kadar uzun süre elinde tutamasa da bir şeyi, tutabilirse eğer çok mutlu!

seyir

Geçen hafta Doğan 10 günlük bir yurtdışı seyahatinden döndü ki ne görsün? Derya bebesi geceleri neredeyse saat başı uyanıyor. Evet, akşam 8 gibi yatan bebemiz önce 11’de, ardından 2’de, 4’te ve sonrasında da 6’da kalkmayı bir alışkanlık haline getirmişti adeta… Ben dişten olduğunu düşünüyordum (malum, bebelerde adını koyamadığımız her türlü sıkıntıyı dişe yoruyoruz, tıpkı yetişkinlerde strese yorduğumuz gibi). Ama Doğan bunun dişten değil, eşşoğlueşşeklikten olduğunu iddia etti. Oh, mis gibiymiş, yatıyormuş yanımda, canı isteyince uyanıyormuş, memeye sarılıyormuş, sonra tekrar yatıyormuş. Henüz ‘eşşoleşşeklik’ şeklinde bir gelişim sorunu tanımı yapılmadı bildiğim kadarıyla ama bu haliyle bakınca cidden de dişten değilmiş gibi geldi bana da… Yine de laf ettirmedim bebeme…

Ve fakat sonradan fark ettik ki bebemiz ne dişten, ne de eşşoleşşeklikten böyle saat başı uyanıyor, ayol çocukcağız yatağına sığmıyor! Yani farkındaydım ben kollarının kenarlara değdiğinin, ve ‘Doğan gelince depodan Deniz’in yatağını getirir’ diyordum, ama ne bileyim uykusunu bu kadar etkileyeceğini? Velhasıl, geçtiğimiz hafta Doğan depoya gitti, hafta sonu babamla kurdular yatağı. Sonrası sen sağ, ben selamet…

Bebe cephesinde bunlar olurken diğer büyük çocuklarımız da büyüklüğün gereğini yapmaya devam ediyorlardı… Bu aralar neden bilmem aşırı kavga ediyorlar ve yaklaşan yaz tatiliyle tehlikenin farkındayım. Öte yandan, evde oldukları anlarda Derya çok daha mutlu oluyor, o yüzden bir yandan da iple çekiyorum tatili… Hoş, artık yaz okulsuz neysiz geçmiyor günler ve eğer dedikleri gibi bu sene tarihi bir sıcak olacaksa zaten evin içinde duramayacağımızdan herkes yerini bilsin!

Dün yeni okullarına götürdük onları, Fide‘ye… Çok sevdiler… Ama bence ben de, babaları da daha fazla sevdik. Çok güzel bir enerjisi var okulun, çok güzel şeyler olacak burada, belli…

Bu hafta okulların son haftası ve tatile nasıl susamışsak, karneleri alır almaz arkamıza bakmadan gidiyoruz. Bana kalsa gerçekten Cuma öğleden sonra yola çıkacağım, öyle ihtiyacım var denize girmeye. Doğan’a da dedim zaten: Bebeği emzirmediğim her an denizde kulaç atıyor olacağım ben, başka yerde aramayın! ‘Yüzmem lazım yüzmem lazım’ derken tatil ayağıma geldi, son damlasına kadar kullanmazsam bana da şey demesinler… Ne demesinler? Bilmiyorum, çok da önemli değil, anladınız siz onu…

 

Kap

 

Çocuklar hem sevinçli, hem hüzünlüler arkadaşlarından ve öğretmenlerinden ayrılacakları için… Ama bence benim kadar olamazlar. ‘İlkokula mı versem, anasınıfına mı?’ diye saçlarımı ağarttığım bebeğim ortaokula başlıyor, aç tırtılım birinci sınıf oluyor, daha geçen sene bugünlerde haberini verdiğim sürpriz yumurtam oturmaya çalışıyor. Bu bebeler artık kabına sığmıyor!

Hayat kısa, kuşlar uçuyor…

7 yorum

  1. Hayat kısa, kuşlar uçuyor ve kadın sen çok tatlısın… hep böyle kal…

  2. Elif hanım, Derin 2011 diye hatırlıyorum!! Derin’i erken mi veriyorsunuz!!?? Benim oğlum Ekim 2010 doğumlu versek mi vermesek mi diye düşünüyoruz, bize kalsa gitsin ama çevremde insanlar vermiyor, isteğe bırakılınca yine geç vermeye çalışıyorlar, oğlumun ana sınıfında ağustos 2009lu çocuk var, 1. sınıfa gitmesi gerekirdi vermemişler. Sınıflarda yine yaş araları bir yaşı geçen farklar oluşuyor, kafam karışık……

    • Hayır, Mart 2010’lu Derin… Ekim sonu zor bir karar, belki şu yazı ve altındaki yorumlar fikir verir size: http://blogcuanne.com/2011/01/04/kucuklerin-buyugu-mu-buyuklerin-kucugu-mu/

    • benim oğlum aralık 2009’lu. anasınıfını bitirecek şu an. eylülde 1. sınıfta olacak. sizin çocuğunuzdan nerdeyse 1 yaş büyük. ben küçük gitmesindense büyük gitmesini tercih ettim ve hep bu yönde tavsiyeler aldım.

      • Zor karar gerçekten, okul görüsmelerinde 1.sinifi yapabilir dediler, anasinifi ögretmeni yapar diyor. Eylül dogumlu arkadasi baslatti, Aralik dogumlu baslatmiyor, kendine soruyoruz arkadaslarimla 1.sinifa gidecegim diyor. Çok özel okul seçenegi yok, ayni özel okulun anasinifina versek, arkadaslari o özel okulda 1.sinif olacak. Göndermeyi düsündügümüz özel okulun anasinifida agir, oyun agirlikli degil, okuma yazma ögretiyorlarmis. Geç gitmesini en çok bir sene daha oyun oynasin diye isterim ama çok akedemik odakli okullar, fazla seçenek yok. Kafa karisik, oglum için en iyisini istiyorum umarim mutlu olacagi dogru seçenegi buluruz

  3. Bana ne, ben de tatil istiyorum… Hüüüü…