3 Yorum

Deneme Yanılma Günleri

Yazar Hakkında

EZGİ BERK– Severek aldığı tarih eğitimi sonrası kendini eski çağlara ait kitaplar arasında çalışırken buldu. Hâlâ tarih kitapları arasında çalışmakta, satır aralarında insanların duygu ve davranışlarını aramaktadır. Aynı zamanda eğitim hayatının hangi evresinde kaybettiğini hatırlamadığı zengin hayalgücünü tekrar keşfetmek için çocuklarla çalışıyor. Bazen de çocuklar olmadan, çocuklar için çalışıyor. Çocuk edebiyatı tutkunu. 27 yaşında ve ejderhalara inanıyor.

Ezgi’nin tüm yazılarını buradan okuyabilirsiniz.

Herkese merhaba,

Bebekli hayatın ilk bir ayını geride bırakmış bulunuyorum. Çekirdek aile, çok komik günler geçiriyoruz. İlk birkaç haftanın buhranlarını da atlatmış gibiyim. O neydi öyle? Her kafadan bir ses, hiçbiri de birbirine benzemiyor ve sonuçta hep ben beceriksiz, kötüyüm. Bir de sürekli bir ağlamaklı gözler, her an büzülebilecek dudaklar. En son “Bu bebek büyüyecek, 18 yaşına gelince bizi terk edip gidecek.” diye de ağladıktan sonra hüzünlü ruh halini def ettim, gitti!

Bir arkadaşım “Çok et ye, sütün yağlı olsun, hep et ye, sürekli et, tereyağı ye.” demişti. Tereyağını hayatım boyunca yemedim de madem et sütü yağlı yapıyor, malum Toprak’ın da kilo alma sorunu var, o zaman parça et alıp yiyeyim dedim ve yedim. Sonra ne mi oldu? Bende korkunç bir kabızlık ve Toprak’ın suratındaki yenidoğan döküntülerine eklenen anne sütü sivilcesi. Sütü bir sağdım, kolostrum gibiydi.

Bu olanlar Toprak üç haftalık olduğu zamana denk geliyor. O sırada ASM’ye gittik. Ne için gittiğimizi hatırlamıyorum şimdi, hemşire bir şeyler yaptı, sonra doktorun yanına geçtik. Bizim aile hekimimiz yeni gelmiş, çok tatlı bir adam. Yüzündekiler için “Yediklerine bir bak, yediklerin yapıyor olabilir.” dedi. O gün eti kestim, hem ben düzeldim hem de Toprak’ın yüzü düzeldi. Aile hekimimizi çok sevdim, çünkü Toprak’ın 3.800 gram olmasını hiç sorun etmedi, “Bizim bebeğimiz de 16 aylık, anne sütü dışında bir şey yediremiyoruz ve 9 kilo. Hiç sorun etmiyorum. Zamanla alacak, önemli olan anne sütüne devam etmesi. Siz de hiç dert etmeyin, sakın mama vermeyin.” dedi. İşte rüyalarımın doktoru!

Ekran Resmi 2016-06-15 07.41.34

Lohusa cinlerimin tepemde olduğu dönemde yazdığım yazının altına kilo ile ilgili yazılanları kaç defa okudum sayısını hatırlamıyorum. Her canım sıkıldığında bu yazılan örnekleri düşünüp her bebeğin farklı olduğunu ve Toprak’ın sağlıklı olduğunu düşünüp rahatlıyorum.

Toprak’ın yüzündeki sivilceler ve yenidoğan döküntüleri azalırken kafasında ve alnının ortasında, kaşları civarında pul pul dökülmeler gördüm. Sivilcelerin kuruduğunu ve zamanla bu kabukların da döküleceğini düşünüyordum. Sonra bir arkadaşım söyledi, ben de bir yerlerden mi baktım yine hatırlamıyorum, onların konak olduğunu anladım! Zeytinyağı sürüp banyo yaptırma tekniğinin ikinci gününden bildiriyorum, epey azaldılar. Bu halime çok gülüyorum. O kadar hiçbir şey bilmiyorum ki tesadüf eseri büyüyor bizim bebe.

Dünkü keşfimle devam edeyim. Toprak kilo alsın diye sürekli emziriyorum, hep kucağımda. Hatta geceleri de yan yana uyuyoruz. Gece uykusu iyi 2,5 saate bir uyanıyor, emziriyorum tekrar uyuyor, ama gündüzleri bir cangıl. Sürekli kucak, hep kucak ve hep meme şeklinde geçiyor günler. Bir yandan da internette yenidoğan ile ilgili okumalar yapıyorum. Uykusuzanneler’de gördüğüm bir paylaşımı hatırladım dün, yenidoğanların günde 16-18 saat arası uyuması gerektiği yazıyordu. Toprak akşamüstleri 2 saat uyuyor, onun dışında hep memede uyuyor ve bu aralar az az kusuyor.

Uyku sıklığı, Elif’in uykuyla ilgili yazdıkları derken puzzle’ı birleştirdim ve birden kafama dank etti: Ben bu bebeği uyutmuyorum ki! İlk 3-4 ay dördüncü trimester olduğu için Toprak nasıl istiyorsa öyle olsun diye düşündüm hep. Ama bu bebenin uyku refleksi yok ve uykuya ihtiyacı var. Yapmam gereken tek şey memede sızarken daha derin uykuya geçmesini kolaylaştırmak. Dün 2,5 saat, bugün de akşamüzerine kadar 2 tane 3 saatlik uyku ile “uyusun da büyüsün” ekolünün yılmaz savunucusuyum!

DSC_0862

Olaylar şöyle gelişti: Emzirme, emerken bir miktar gaz çıkması, emzirme sonrası Barış’ın Toprak’ın gazını çıkarması ve tekrar memeye gelip sakinleşip uykuya dalma. Sonra birlikte yatak odasına geçme, ben sırt üstü yatarken Toprak’ın da kucağımda yüz üstü yatması, 5 dakika sonra birlikte yan dönme ve benim çekilmem suretiyle Toprak’ın yüz üstü yatakta uyumaya devam etmesi. Yanına da hep giydiğim kırmızı hırkamı koydum ki benim kokum yakınlarında olsun. Bu iki uykudan uyanması da gözlerini açmadan meme aranmak şeklinde oldu. Sonrasında gözleri kapalı, bazen de açık emerek uyanıklık sürecine girdi.

Gelelim yıkanabilir bebek bezi macerasına: Doğum için hastaneye giderken yanıma yıkanabilir bebek bezi almıştım. Toprak bütün o bitmek tükenmek bilmez mekonyumları yıkanabilir beze yaptı, yıkaması da Barış’a düştü. Sonra sarılık nedeniyle hastaneye geçince normal bez kullandık. En son Barış “Bez bitiyor, yeni bez alacağım.” dediğinde benim cinlerim tepeme çıktı! Bezler bitsin, yıkanabilir beze geri döneceğim dedikçe Barış bez alma peşinde. Yine dün itibariyle –ne olduysa dün bana, her konuda bir aydınlanma geldi-  yıkanabilir bezi kullanmaya başladım. Bu bezden elimde 5 tane var, 5 tane de Kidimami’de görüp hemen kaptığım bezlerden var. Toprak günde ortalama 2 kere kaka yapıyor ama ne yapmak. Henüz bezinden tüm giysilerine taşırmadan kaka yaptığı olmadı. Yıkanabilir beze geçince yaptığı iki devasa kaka da bezde kaldı ve giysisine geçmedi. Üstelik en dıştaki beze bile bir şey olmadı!

Hem rengârenk sevimli bezlerim var hem de giysiye bulaştırmıyorlar, çok memnunum. Yıkamasını da şöyle yapıyorum: Banyoda bir kova var, içine su doldurdum ve bir kapak sirke koydum. Çişli bezleri doğrudan Toprak’ın altından çıkardığımda bu kovaya atıyorum, kakalı bezleri de lavabonun altında azıcık çitileyip öyle kovaya atıyorum. Makinede bizim giysilerle yıkadık, balkona astık, kuruması da fena değil.

Toprak’ta henüz gaz problemi yok, kendi gazını kendi çıkarabiliyor. Kucağımıza aldığımızda da 5 dakika içinde gazlardan kurtulup meme ağlamasına başlıyor. Gaz problemi genelde birinci ay dolduktan sonra başlarmış, tetikte bekliyorum, umarım başlamaz. Bu sırada bol bol dışarı çıkıp geziyoruz, iki kere Bolu’ya gittik, biri düğün için biri gezmek için. Önümüzdeki günlerde Barış’ın sözlü doktora yeterlilik sınavı için İstanbul’a gideceğiz.

IMG-20160605-WA0006

Tecrübesiz ebeveynin ilk ay notları böyle. Bugün Toprak uykuya dalıp da salona geçtiğimde IŞİD’den kurtulan burkalı kadınların burkadan kurtulup altından çıkan rengârenk giysilerinin olduğu fotoğraf karesi geldi aklıma. Günde 2,5-3 saat de olsa kucağımın boş olması ne güzelmiş! (Şair burada bebesinden bunaldığını söylemeye çalışmıyor, arasıra ayrı kalmanın ne kadar da iyi geldiğinden bahsediyor.)

İşte böyle, deneme-yanılma yöntemiyle keşfederek geçiyor günler…

Sevgiler,

Ezgi

3 yorum

  1. Ezgi’cim çok keyif aldım okurken. Aynı yollardan geçerken tercüman olmuşsun tüm hislerime. “O kadar hiçbir şey bilmiyorum ki tesadüf eseri büyüyor bizim bebe.”… İşte bu cümle herşeyin özeti :))) Biz de Dağhan’la 2.5 ayı geride bıraktık ve her yeni gün bilmediğim yeni bir şeylere gebe. Çoook öpüyorum ikinizi de…

  2. Yenidogan kakasi icin yikanabilir bez hakikaten cok iyi. Ama benim gunde 7-8 kere bez degistirdigim gunler oldu, islak kalmasin pisik olmasin falan diye. Her gun yikamak da bazen mumkun olmuyor. Bir de yumusatici kullanilmamasi oneriliyor, aklinizda olsun. Mumkunse birkac bez daha alin derim, yoksa cok cok yorucu olabilir.

  3. Maşallah inşallah gazsız sıkıntısı ve iştahlı bir bebek olur ..bir 16 aylikta bende var 9 kilo full hareket doktorunuz görmeden çok sevdim zira herkes hımbıl çocuğa alışmış napalim bizimkiler de fitt