0 Yorum

Emek’in Gebelik Günlüğü, 37. Hafta

Yazar Hakkında

EMEK KÖSE- İzmirli bir matematikçi. Amerika’nın Maryland eyaletinde yaşıyor. Matematiği çok sevdiğinden üniversitede matematik hocası olarak çalışıyor. Okuyup yazmaya, yemek yapmaya, araba yolculuklarına, gri pofuduk kedisine ve kocasıyla Phish konserlerine gitmeye bayılıyor. Güneş enerjisiyle çalışıyor ve deniz kıyısının bolca hayalini kuruyor. İlk bebeğini bekliyor.

Birkaç günlüğüne Temmuz-Ağustos sıcaklarını yaşadığımız, çokça güneşli haftalar geçirdik, geçiriyoruz. Herşey hızla değişiyor sanki. Kendimi artık son virajı almış, bitiş çizgisine giderken hayal ediyorum, zira sıcakların da etkisiyle bir miktar rahatsız hale gelmeye başladı hamilelik. Mesela ellerim ayaklarım şişti. Kocaayak gibi olmasam da gözle görülür halde şişikler. Yüzükleri çıkardım attım çoktan. Mide yanması had safhada, ilaç alsam bile uzun vadede kar etmiyor. Ve neredeyse hep yorgunum. Velhasıl hamileliğimin bitişini hem sabırsızlıkla, hem de korkuyla bekliyorum.

Geçtiğimiz haftanın büyük kısmı çalışmaya çalışmak ve çalışamadığım zamanlar için suçluluk duymakla geçti. Sabah erken kalkıp çalışamadığım için kızıyorum kendime mesela. Halbuki gece zilyon kere uyanıp, zaman zaman geri yatamayıp öyle durduğum çok oldu. O gibi gecelerin sabahında doğal olarak uyanmak bilmiyorum. Ben böyle çalışamama suçluluğu çekerken aynı zamanda bir süper kahraman olan doulamız Stacy bizi ziyarete geldi.

Ziyaretin amacı sancılar ilk başladığında bize neler yapabileceğimizi, evdeki hangi mobilyaları nasıl kullanabileceğimizi anlatmaktı. 1466832992920

Öncelikle güzel bir azarladı beni, Türkiyeli olsaydı kafama terliği atardı, öyle yani. “Bebek şu andan itibaren her an gelebilir, o yüzden senin hep dinlenmiş olman lazım, hem ise gidip sonra bir de evde çalışamazsın, öğlen uykusu uyumak zorundasın, ev işlerine de ancak Conrad’ı denetler konumda katılabilirsin”  dedi…

Sonra korkularımın ne kadar doğal olduğunu, ama doğuma çok iyi bir takımla gidiyor olduğumu, herşeyin yolunda gideceğini, bebek doğunca da benim yanımda olacağını sabırla anlattı. Ardından egzersizlere geçtik. O kocaman pilates toplarının çok faydalı olacağını, onun üzerinde hergün zıplayıp, sağ-sol yapıp, daireler çizmemin bebeğin iyi bir konuma gelmesine yardımcı olacağını söyledi. Benim favori hareketlerim ise benim ellerim ve dizlerim üzerinde yerde durmam ve Conrad’ın da uzuncana bir bez parçasını (2-3 metre) göbeğimden geçirip iki ucunu yukarda tutmak suretiyle karnımın ağırlığını hafifletmesi. Aman ne rahatlık! Yine bebeği daha iyi bir pozisyona geçmeye teşvik için o tuttuğu iki ucu hafiften çekiştirmesi de ayrı bir pozisyon. İki akşamda bir yapıyoruz bunları, pek seviyorum.

Göbeğim gün geçtikçe ağırlaşıyor. Öyle ki, açıyor resmen. Stacy “göbek bağlama”yı önerdi (belly-binding). Uzunca bir bez ile yine belinizi ve karnınızı sıkıca sarıyorsunuz, bir üstünden, bir de altından geçirip belinizde yukardan bağlıyorsunuz, aman ne iyi geldi bu bana! Conrad ilk zamanlarda gülmekten taklalar attıysa da sonradan alıştı.

Hamile kalmadan önce de hep duyduğum “nesting” diye bir olay vardı, yuva yapma ya da yuvalamaya denk geliyor. Doğum öncesi anne olacak kişinin harıl harıl yuvasını hazırlaması diye anlamıştım o zaman. Geçtiğimiz günler ve haftalarda da bu nesting davasının ne kadar gerçek birşey olduğunu kanıtlamış olduk kendi çapımızda. Haftasonları özellikle o dolabı indirip düzenleyelim, bu odayı elden geçirelim derken ev inşaat alanına döndü. İkimizde birden bir evcimenlik bir evcimenlik. Bebek odası yeni yeni bir şekil almaya başladı. Öğrenciliğimden beri işini hep son dakikaya bırakmış bir insan olarak bu beni hiç şaşırtmıyor, daha ziyade huzur veriyor.

Geçtiğimiz haftasonu bir de baby shower atlattık. Korktuğum gibi olmadı. Burada adet türlü türlü oyunlar oynanması, yarışmalar yapılması şeklinde ve her ne kadar kulağa eğlenceli gelse de hiç bizlik şeyler değil bunlar. Bizim shower’i yapan arkadaşlar neyse ki makul insanlar, o yüzden bizim shower yakın arkadaşlarla çok alçakgönüllü bir mangal partisine dönüştü, acayip keyif aldık. Sevdiğimiz insanlarla bir güzel akşamüstü geçirmiş olduk, bir sürü bebek nasihatı işittik ve çok sevildiğimizi, yalnız olmadığımızı hissettik.

Son üç haftaya son derece heyecanlı giriyoruz. Umarım herkesin günleri, haftaları keyifle geçiyordur.

Sevgiyle,

Emek