4 Yorum

Artık Herşey Daha Güzel

Yazar Hakkında

NAZLI TANTOĞLU – 31 yaşında, çocukluk aşkıyla 7 yıldır evli. Ankara’da yaşıyor. Aşırı tipik bir Kova burcu. Kışı hiç sevmeyen bu kış çocuğu günün birinde sıcak bir memlekete yerleşip yaşlanmayı hayal ediyor. Okumayı, konuşmayı ve yemek yapmayı çok seviyor. Uras Yaman adında bir oğlu, Yemekçinin Mekanı isimli bir de yemek blogu var.

Aylar sonra yeniden merhaba. Nasıl oldu da bu kadar hızlı geçti bu yedi ay? Minicik, buruş buruş doğmuş o minik el ve ayaklar nasıl bu kadar çabuk büyüdü? Şimdi, ortalıklarda yuvarlanan, poposunu attıra attıra geriye doğru yol alan, eline verdiğini yiyen, babasının kapıyı açan anahtar sesini, ayak sesini duyunca çılgınca gülüp, yerinde duramayan bu bebek benim mi? İnsan gerçekten hayret ediyor!

Geçen sene bu zamanlarda doğru dürüst çıkmamış olan karnımda pıtpıtları vardı henüz. Geçenlerde telefonumdaki fotoğrafları bilgisayara atarken koca göbeğimle salondaki koltukta oturmuş kitap okurken eşimin çektiği bir fotoğrafımı gördüm. Baktım baktım ama bir türlü inanamadım. Sanki ben hiç hamile olmamışım; sanki o hep benimleymiş, ben hep anneymişim gibi. 

Ekran Resmi 2016-06-28 07.20.51

Anne olmanın nasıl bir duygu olduğunun tarifi yok derlerdi de inanmazdım. Hakikaten yok. Bu, sadece anne olanların anlayabileceği, anlatsan da anlaşılamayacak bir duyguymuş. Bu duyguyu Uras Yaman’ı kucağıma ilk aldığım andan itibaren sonrasında artarak hissettim. İlk günlerin sudan çıkmış balık halleri geçtikçe kuvvetlenmeye başladı hislerim. İlk üç ay özellikle kendimi anne gibi değil de daha çok bakım veren gibi hissediyordum. Uykusuzluk, acemi annelik, aman yanlış bir şey yapmayayım hissi, yalnızlık, bir yandan asgari düzeyde de olsa ev işleri derken çok boğulmuştum.

İlk üç ay dördüncü trimester diyordu Harvey Karp. 24 saat annesiyle birlikteyken, nefes almak, karnı acıkınca belli etmek, kaka yapmak için ıkınmak zorunda olduğu, ellerini kollarını hareket ettirdikçe kendini korkuttuğu bu ışıklı, kocaman, yabancı dünyaya geldi bir anda. Kendini yabancı hissetmesin, tek tanıdığı bildiği anne kokusundan, sıcaklığından mahrum kalmasın diye sürekli yapışık yaşadık. Sığınağı olan memeden ayırmadım. Gece gündüz, ne kadar isterse oradaydı. Diğer zamanlar slingde veyahut kanguruda yine benim kucağımda geçirdi zamanını.

Tabii bu arada “sen bunu kucağa alıştırmışsın, ama böyle hiç iş yapamazsın, emzik ver rahat et, birlikte uyuma ezer boğarsın” diyenler bitmedi. Kimsenin bana bir faydası yoktu. Akıl vermek yerine bir tencere yemek yapıp getirmeyi akıl edemedi kimse. Sabah eşimin başucuma bıraktığı su ve meyve gibi atıştırmalıkları yerdim ve akşam geldiğinde beni yine orada bulurdu. Zordu, yıpratıcıydı, yorucuydu ama geçti. Bunun karşılığını oğlumun sakin, gazsız, mutlu, huzurlu ve gelişim tablosunun ayına göre çok iyi olduğunu görerek aldım. Daha ne isterim ki!

Annelikte yedi ayı devirmiş biri olarak kendimce tecrübe kazandım. Ne öğrendin derseniz eğer tek şey söyleyebilirim; bebeğinizin size yol göstermesine izin verin yeter. Bebekler hayatta kalma içgüdüleriyle yapıyorlar ne yapıyorlarsa. Yani yaptıkları her şeyin bir sebebi var. Bebekleri annelerini kullanan, çıkarcı minik yaratıklar olarak gösteren, onları eğitmenin ve kendi düzenine uydurmanın en doğrusu olduğunu söyleyen her kim olursa olsun uzak durulmalı. Bebeğin isteklerini ihtiyaçları olarak görüp, ama böyle olmamalı, daha uzun uyumalı, daha on dakika önce emdi aç olmamalı diye düşünmediğinizde annelik çok daha kolay ve zevkli. Ben bebeğime ayak uydurdukça ikimiz de mutlu olduk.

IMG_5106

Uras Yaman doğduğundan beri sakin bir bebek. Büyüme atağı dönemlerinde içinden canavar (!) çıkıyor o ayrı. Ne zaman ki ne yaparsam yapayım mızmızlıkları bitmiyor, huysuzlanıyor, memeyle kavga eder gibi emiyor, birkaç gün sonra bir bakmışız yeni bir yetenek çıkmış ortaya. Bunu izlemek çok zevkli. 40 günlükken, iki aylık, dört aylık ve altı aylıkken yaşananlar hep bir dönüm oluyor onun için. Büyümek zor iş; o mızmız olmasın da kim olsun?

Bu arada üçüncü aydan sonra hafiften farkettiğim ama “bir türlü yok canım değildir” diyerek aklıma getirmek istemediğim besin alerjimiz çıktı. Belirtiler çok şiddetli değildi, çocuk doktoru önemsemedi. Başka bir branş doktoruna götürdük, o da bana zamane pimpirikli internet annesi yaftası yapıştırdı. “Sizde Amerika’dan D vitamini getirten aile tipi var” dedi. Evet, öyle bir aile tipi varmış ve biz de onlardan biriymişiz. Halbuki ben de herkesin kullandığı D vitaminini kullanıyorum. Bu tutum beni rahatsız ettiğinden bir daha o doktora gitmedik. Şu an başka bir doktor takibindeyiz. Ben yumurta ve balık haricinde hiçbir hayvansal gıda ve genel alerjen denilen gıdaları tüketmiyorum.

Diyet zor ama alışınca sorun olmuyor. Diyetle düzelme de elde edince daha keyifli oldum. Şimdi elimizde ek gıda listesiyle tadım yapıyoruz. Zaten blw ile ek gıdaya geçmek istediğimden tadım yapacaktık. Şimdi doktor kontrolünde ilerliyoruz ve Uras Yaman gayet iyi gidiyor.  Daha önce çevremizde bebeğin eline yiyecek veren başka kimse olmadığından uzaylı muamelesi gördüm, evet. Ama şimdi eline aldığını bir güzel yiyen, tabaklarımızda ne varsa el uzatan bir miniğim var. Herşeyi eline alıp ağzına sokabilen bir bebeğe neden illa ki türlü türlü şeyler karıştırılarak hazırlanmış, püre-bulamaç yapılmış şeylerin zorla kaşıkla ağzına tıkıştırıldığını anlayabilmiş değildim.

“İster yeni moda deyin, ister öyle şey mi olur” deyin ama bebek böyle çok mutlu. Çünkü birey olduğunu kabul ediyorsunuz bir kere. Ben 25 yaşıma kadar, yani evlenip kendi yemeğimi yapıp kendi porsiyon büyüklüğüne kendim karar verene kadar yemek yemekten zevk almazdım. Çünkü annem hala daha “bir kaşık da benden” diyerek koyar tabağımıza yemekleri yeter desek de. Şimdi oğlum neyi ne kadar yiyeceğine ya da hiç yemeyeceğine kendisi karar versin istiyorum. Altı ay boyunca memeden emdiği sütün miktarına kendisi karar verdi. Açlığına tokluğuna ben karışmadım, bundan sonra da kontrol onda olsun.

Gelelim uyku düzenine. İlk aylar düzensiz bir düzen var Elif’in dediği gibi. Hamileler, lohusalar muhakkak o yazıyı okusun bence. Eğer okurlarsa kendilerini daha iyi hissedeceklerine eminim. Çünkü insan zannediyor ki bir onun bebesi uyumuyor ama durum öyle değil. Uras Yaman doğduğundan beri memede uyuyor. Dördüncü ay atağında hiçbir yerde durmak istemediğinden kanguruda, kucakta, beşikte sallayarak uyutmak zorunda kaldım birkaç kez, sonra geçti. İyi ki de geçti çünkü çok yorucu oluyor o şekilde. İlk haftalardan itibaren gece gündüz ayrımını yapabilsin diye akşam sekizden sonra hep karanlık odada emzirdim ve uyuttum. Uyandıysa ışığı açmadan emzirdim. Gece kaka yapmadıysa alt değiştirmedim. Şimdi saat yedi buçuk gibi banyo, masaj, karanlık odada emzirme rutininin ardından uykuya dalıyor ve sabaha kadar birkaç saatte bir emip uykuya devam ediyor. Üç aylık olduğundan beri aynı yatakta birlikte uyuyoruz. Keşke diyorum söylenenlere kulak asmayıp kendime güvenseymişim de en başından beri birlikte uyusaymışız. Böyle olunca daha az uyanmaya başladı, ben de yataktan kalkmadan emzirdiğim için uykum bölünmediğinden daha dinlenmiş uyanıyorum. Çoğu zaman elleriyle beni yoklayıp uyumaya devam ediyor hatta.

Artık bütün o yorgunluklar, deli gibi uykusuzluklar, hayattan kendini soyutlamalar, bebek uyuyunca koşa koşa yatağa atlamalar geçti. Normal hayatıma geri dönmeye başladım artık. Yemek yapmaya vakit bulabiliyor, akşamları eşimle mısır patlatıp oturup film izleyebiliyoruz. Uras Yaman hariç rölantiye aldığım her şey için yavaş yavaş vitesi arttırıyorum. Günden güne hayat daha zevkli oluyor. Her günümüz ayrı bir eğlence.

Şimdi buradan geriye bakınca ne kadar çok boş vaktimiz varmış diyorum ve ne kadar boşa harcamışız. Şimdi, kısıtlı zamanda her şeyi planlayarak daha çok şey yapabiliyorum. Bebekten önceki hayatımı özlemiyorum. Günden güne gözünün önünde büyüyen bir insanın yanında olmak, onunla birlikte büyümek, ona rehberlik etmek kadar zevkli başka bir şey daha yok benim için.

Nazlı

 

4 yorum

  1. Bu beraber yatma olayini anlamiyorum alti aya yakin gece gunduz beraber uyuduk simdi bir yasinda ve yatagindan baska yerde uyumuyor benimle uyumaya alisir yatagina alisamaz diye cok korkmustum ama alisti ve cok daha rahat atlattim ilk donemleri beraber uyuyarak izlemesi de cok keyifli eliyle orda misin degil misin diye ariyor o minicik eller…mucize gibi birsey…
    Uras Yaman a da kocaman sevgiler

    • Cahilligime verin bir şey merak ediyorum bebekle yattiginizda esiniz de yanınızda yatıyor mu biz yatağa sigamiyoruz da

      • Baska yerde yatti o kadarina cesaret edemezdim ben de zaten bebekle uyumaktaki amacimizda daha uzun uykulardi bebek cok daha huzurlu uyuyordu cunku.eh o huzurlu uyuyunca bizde daha dinc daha dinlenik oluyorduk.

  2. Doktorun kendince alay ederek söylediği “Amerika’dan D vitamini getiren aileler” acaba neden çaba sarfediyorlar da bu kadar basit bir vitamini dünyanın öteki ucundan nasıl getirsek peşine düşüyorlar hiç düşünmüş mü acaba? Tüm doktorların peynir ekmek gibi verdiği Devit’in içinde BHA olduğundan, BHA’nın özellikle yağların oksitlenmesini önlemek için gıda endüstrisinde sıkça kullanılan bir koruyucu olduğundan, birçok araştırmayla kanserojen olduğunun kanıtlanmış olduğundan, bu sebeple de İngiltere ve Japonya’da kullanımının yasaklanmış olduğundan haberi var mı? Şairin dediği gibi, cahillik güzel şey cidden.