4 Yorum

“Hayat Güzeldir”

Yazar Hakkında

 EBRAR GÜLDEMLER – Anne, bibliyofil, çevirmen, öğretmen… İyiliğe, perilere, inceliklere, dengeye, kız kardeşlik kültürüne, barışmaya ve affetmeye, kelimelerin gücüne, her şeyin hayal etmekle başladığına ve en çok sevgiye inanıyor. Çocukları büyütünce gemi seyahatine çıkmayı planlıyor. Ebrar’ın tüm yazılarını buradan okuyabilirsiniz.

Aralık ayıydı, polis tarafından öldürülen genç kızın videosu internete düşmüştü. Ben çocuklarımla, inanılmaz saçma, sıradan ve günlük bir neşeyle meşguldüm. Videoyu izleyip katılarak ağladığım saatlere evrildim anında. Ve o kara bulut üzerimden günlerce kalkmadı. O günden sonra, dünyayla aramdaki kozayı daha da sağlamlaştırdım. Benim korunaklı dünyamdı, kimse beni üzmemeliydi, mutlu anne baloncuğuydu. Daha bencil ve daha sakin zamanlara geçtim…

Çocuklarım uyumak üzere, çok güzel bir günü bitirmişiz… Kişisel tarihimin en güzel yazı. Hayalini kurduğum işlerle meşgulüm, sağlıklı ve mutluyuz. Akşamın o saatleri hep huzurdur benim için, yorgunluğum bile nefistir, çocuklarım bir gün daha büyümüştür.

Ambulans sesleri. “Allah allah?” çocuklar tam dalmamışlar, sese uyanıyorlar ve Twitter’a bakıyorum. Patlama… Derken aklıma gelen insanlar, hayır sadece sevdiklerim değil, orada olduğunu düşündüğüm herkes, emin olmaya çalışıyorum. Bu ülkede yaşayan herkesin ne yazık ki hayatlarının bir döneminde defaten yaşadığı o anı yaşıyorum.

Duygudan duyguya geçiyorum. Çok şaşırıyorum çünkü kendime şehrin en ücra köşesinde “güvenli” bir hayat kurarken bunu düşünmemişim. Aklım ermiyor siyasi mevzulara, apolitik olmanın ötesinde bir haldeyim. Siyasi mevzunun ateisti gibi ifade edebilirim, zerre ilgilenmiyorum. Ama bütün bunlar bambaşka bir şey. Gelip beni de buluyor tüm bu saf dünyama sızıyor, güvenliğimin ihlal edildiğini hissediyorum.

Sabah Elif’in deneyimli tavsiyesiyle çocuklara bir açıklama yapıyorum, çünkü okul, park vesaire derken duyacaklar. Benden öğreniyorlar, evet ebeveynlik bir rol yapma sanatı ve ben bunda gerçekten çok iyiyim zaten. Hepimiz o “Hayat Güzeldir” filmindeki baba gibiyiz…

Ekran Resmi 2016-07-01 08.36.07

Ve evet itiraf etmeliyim ki; ilk gençliğimden beri hiçbir zaman bu ülkeye dair duygularım olmadı. Hep bir gitmek arzusu, buna uygun gelecek planları, nihayet gerçekleştirmeye doğru adımlar derken havalimanındaki felaket bende “çıkış yok duygusu” yaratıyor. Twitter’da Cem Mumcu bile “Suriye’lilerden botlar konusunda fikir alalım” minvalinde bir şey yazıyor, aynı duyguda olduğunu hissediyorum.

Topluca delirdik. Her yerde bu sohbet, ne güzel “esmiyor, nem var” falan diyorduk. Çilem Doğan’a seviniyorduk, İzmir’deki öğretmenle gurur duyuyorduk. Bizim küçük mutluluklarımız… Yok, durdu hepsi. Herkes anormalleşti. Kimilerine facebook’un “güvende misin” sorusu bile batıyor. Başkaları da sorunun varlığına şükrediyor, çünkü sahiden birilerinden haber almanın en pratik yolu oluveriyor. Kimileri iki saat önce oradaydım derken, kimileri buna sevindiğini düşünüp öfke kusuyor. Herkes haklı, gerçekten topluca travmatize olduk.

Anlamıyorum. Özellikle son iki yıldır, tüm okuma ve öğrenme enerjimi sadece ilgi duyduğum alanlara ve mesleğime verdim. Politika konuşmayı haddim olarak görmeyecek kadar cahil ve (b)ilgisizim. Elbette bir fikrim ve görüşüm var, ama çok kişisel. Bütün bu sersemliğin nihayetinde, gerçekten bazı haberlerin gerçek olup olmadığını ayırt edemiyorum. Köprü açılışını, belediye başkanının mütebessim fotoğrafını falan idrak edemiyorum. Anneanne gibi bakıyorum.

Çocuklarımın o masumca uyuyuşlarını izlerken içim kıyılıyor. Alıp onları yeniden içime katasım geliyor. O günden beri üzerimize çöken ağır hava pek dağılmıyor. Dağılmasın da zaten. Yas bu. Ben “teröristler tam da bunu istiyor, çıkalım sokağa, hayatımızı normalce sürdürelim”i yapamıyorum, o tarafta hissetmiyorum. “Köy yanar, deli taranır” enerjimden eser yok. Karlar Ülkesi’deki Olaf karakterine benzeyen iyimserliğimi bulamıyorum. Hani yaz gelecek diye bile sevinen kar tanesi…

Yas bu, yaşadım daha önce, biliyorum. Depresyondan farklı, sakin, sessiz bir şey. İşe gidiyorsun, çocuklarınla gülüyor oynuyorsun, yazıyor, çiziyor, her ne yapmaktaysan devam ediyorsun ama ağır çekim sanki. Coşku yok… İçinden daha fazlası gelmiyor. Anda kalıyorsun ama hüzünlüsün… Cenaze evlerindeki o sessiz yemekler gibi, önce boğazından lokma geçmez, sonra acıkmaya, yemeye, tat almaya bile başlarsın. Sofrada bir espriye gülmen sadece birkaç günü bulur en fazla. Ama acın orada, duruyor ve alışmıyorsun. 40 mum derler ya, her gün biri sönüyor ama o sonuncu hep orada kalıyor.

En azından yasın hakkını vermek lazım. Ağlayalım, susalım, birbirimize sarılalım… Biraz sessiziz, öyle de kalalım… Buralar tenha, içimizden daha fazlası gelmiyor, üstelik elimizden de şimdilik daha fazlası gelmiyor. Herkesin, hepimizin kalbine güç diliyorum. Dilerim bütün bunlar geçer ve “zor zamanlardı, çok zor, ama neyse ki bitti” diye anlatacağımız günler görürüz, tüm “insan”larla, sağlık ve barışla…

4 yorum

  1. Destek olmaktansa kostek olmak herkesin daha cok iaine geliyor sanirim boyle bir olayin uzerine bile birbirine politik gorusu yuzunden saldiran kiran insanlar dolu etrafimizda..umarim dedigin gibi olur ebrar guzel gunler geliyorsa bile lutfen cabuk gelsin kimsenin gucu tahammulu kalmadi cunku..

  2. Her gün umutlarımızdan, hayallerimizden, sevinçlerimizden bir parçayı daha kaybeder olduk. Gelecek karanlık ve tehlikelerle dolu. Çocuklarımın minik ellerinden tutup yeniden ümitlenmeye açsam da yüreğimi, içimdeki ağırlıktan, endişeden, öldürücü korkudan kurtulamıyorum.

    Allah’ım! Bitsin bu kabus!

  3. Sevmek istiyorum bu ülkeyi,b topraklarda yaşayan insanları fakat bu topraklardaki insanlar ölülere bile kin kusuyor,nefret edip sövüyor ve haklı buluyor bir başkası..midemi bulandıyor bu ülkenin milliyetçilik anlayışı.. Böyle vatan ,böyle insan sevilmez .. Küçücük bebem var ya ben erken ölürsem onu koruyamasam yeminle gözüm arkada kalır..

  4. Neden soyle dusunmuyoruz! Her sey olmasi gerektigi gibi. Sebepler planinda olmaya da devam edecek. Ta ki guzel gunler, mevsimler gelinceye dek. Gelince bitcek mi! Hayir. Ama umut hep olacak ister bahar ister ayaz…Kirli oyunlar hep bozulur huzur hep gelir. Gulyabaniler dusunsun. Cocuklarimiz. Onlar temsile muhtac. Biz ona bakalim…