0 Yorum

Gökçe M’nin Üçüncü Gebelik Günlüğü, 35. Hafta

Yazar Hakkında

GÖKÇE – Çilek kedisiyle ve kız kardeşiyle başına buyruk bir hayat sürerken iş yerinde Özgür’le tanışıp flörtün birinci yılında evlenen, ikinci yılında hamile kalan, üçüncü yılından sonra aileyi büyüttükçe mutluluğunu katlayarak çoğaltan 36 senelik profesyonel mutluluk arayışçısı. 9 yıllık evlilikleri boyunca işe yakın oturabilmek pahasına 6 ev değiştirdiler, şu anda iki kızları ve kedileriyle Şişli’de yaşıyorlar. İkisi de tekstil mühendisi, ikisi de sektörün sürekli şikayetlenen gönüllü kölelerinden. Bir gün bu esaretten kurtulduklarında ne yapacaklarını şaşırmamak için planlar yapıyorlar. Ablaları gibi sürprizle gelen üçüncü meleklerini arabanın neresine oturtacaklarını bilemiyorlar ama buna rağmen çok heyecanlı ve mutlular.

Merhabalar,

Haftalar çok hızlı geçmeye basladı. Önümüzdeki hafta iş göremezlik raporumu alıp işe yaklaşık 4 aylık bir ara vereceğim. Kendimi doğuma hazırlamaya çalışacağım. Ve ben daha karnımdaki minik tekmelere doyamadım bile. Bu sefer çok hızlı geçti zaman. Hiçbir şey anlayamadım. Bir daha doğurmam gerekebilir. Şaka şaka. Bir daha yapamam sanırım. Son zamanlar çok sancılı geçiyormuş unutmuşum. Buraya yazayım da bir daha aklımıza girerse bu fikirden uzaklaştırsın bu günlük bizi. Ayrıca gözümüz doysun yaa…

Geçtiğimiz haftalar alçılı koca yıkayarak, Zeynep’i yaz okuluna götürerek, Aylin’in Beta Streptokok ateşi, antibiyotikler, uykusuz geceler, hastaneler, iş yerinde iş aktarma hazırlığı, iş yerinin taşınma fikri  derken geçmiş gitmiş.

Geçen hafta yine ofisten en sonuncu kişi olarak çıkmaya çalışırken, çıkmadan bir tuvalete gideyim yolda sıkıştırmasın dedim. (evle iş arası normal yürüyüşle 7 dk ama son günlerde nedense 2 adım atıp 3 adımlık dinlendiğim için yolda kesin tuvaletim geliyor) Tuvalete bir girdim ne olduğumu şaşırdım. Nişan gelmiş olmalıydı. Sessizce çantamı aldım, telefon elimde çıktım 25 dakikalık dönüş yoluma. Annemi aradım hemen, “anne nişan nasıl oluyor, doğum ne kadar sonra başlar” demeye. O da unutmuş anneanneme soruyor oradan, tamam kadın 25 sene ebelik yapmış olabilir ama demans aynı zamanda. Hafıza pelteleşmiş. Anneannem 2-3 hafta sürer onun daha dedi. “Hee bu hatırlamıyor” dedik. Neyse telefonu kapattım, doktorumu aradım, o da “nişan çok önemli değil, sancın var mı?” dedi. “Valla panikten her yerime kramp girdi ama sancı gibi değil sanırım” dedim. “Hastaneye gidip NST’ye gir, durum acilse ben hemen gelirim” dedi.

Hastane yürüyerek evden 8 dakika, benim hızımla iş yerinden hastaneye yaklaşık yarım saatte yürüdüm, yürürken Özgür’ü aradım, “nişanım geldi, hastaneye gidiyorum, gelebilirsen sen de gel”, evi aradım “çocukları yedir, ben gelemiyorum galiba”. Sonra psikolojik olarak adımlarım daha da ağırlaştı, hastane kapısından girerken yere kapaklanacak gibi sancım oldu falan… NST için yatıp da hemşire “sancı görünmüyor” deyince geçti bütün sancılarım. Neyse NST sonuçlarını doktoruma attık, baktı bir şey olmadığını, suyum gelirse gelmemi söyledi. İçimizi rahatlattı. Evimize gittik, yemeğimizi yedik. Anneannem de pilav yapmayı unutmuş ama 25 sene yaptığı işini hala unutmamış, onu da anlamış olduk bakalım 10 günü geçti daha ses yok bıncırıktan.

1467286741583

Bu doktorumun da bu hamileliğime özgü meleklerimizden biri olduğunu düşünüyorum. O kadar tatlı bir sakinliği var ki, bana kalsa nişanım geldiği an panik yapıp oracıkta doğuracaktım. Ama o başından anlaştığımız gibi en azından bekleyebileceğimiz son güne kadar bekleyeceğini göstermiş oldu bu olayla.

Bu arada vücudum iş yerindeki yoğun tempoya dayanamayıp saçma sapan sinyaller de vermeye başladı. Bazı çocuksuz arkadaşlarıma akşama kadar çalışmış ve masa altında sallana sallana şişmiş ayağımın resmini atıp Türkiye nüfusunu azaltma çalışmaları yapıyorum. Özellikle sıcakların yoğun olduğu akşam saatlerinde ayak bileğimi, aşil tendonumu, bileğimdeki topçuk gibi kemiği kaybettiğim fotoğraflar çok reyting alıyor. Elllerimdeki ödem fotoğraflarım halk tarafından tam anlaşılamıyor maalesef. Çıplak göbek üzerine damarlı patlayacakmış gibi görüntü de bayağı dikkat çekiyor.

Bakalım evdeki günlerim nasıl geçecek? Belki bayramda babamın evine yerleşmeyi düşünüyoruz, babam bizden önce Gökçeada’ya geçtiği için evi bayramda boş olacak ve onun sitesinde çocuk parkı, havuz, klima gibi Şişli’de olmayan imkanlardan faydalanabileceğimiz için evi bize yazlık gibi gelecek. Hatta Aylin’imin doğum gününü bile orada organize edebiliriz gibi geliyor. Bu arada babamın evindeki çılgın tatil planımızda çocuklardan birisi havuzda saçma sapan anlar yaşarsa ne yapabileceğimizi tam kestiremiyoruz aslında. Ben son haftamda hayatta bakteri dolu bir havuza giremem, Özgür’ün de alçılı bacağıyla girmesi çok zor. Bakalım bu sefer hangi maceralarla boğuşacağız. Belki suyum gelir, bavulumuzu bile toparlayamadan apar topar eve girdiğimiz gibi geri çıkarız. Sürprizler, sürprizler…

Haydi bakalım, herkese iyi tatiller, doğurmazsam görüşürüz…

Sevgiler,
Gökçe

Yorum yap

Girilmesi gerekli alanlar işaretlidir. *