0 Yorum

Gülçin’in Gebelik Günlüğü, 27. Hafta

Yazar Hakkında

GÜLÇİN –  Ailesine, arkadaşlarına düşkün, uzun zamandır yurtdışında yaşıyor olmasına rağmen kalbi de aklı da hep Türkiye’de olan, özel bir şirkette çalışan ve çalışmayı seven, tatil yapmaya,  yeni ülkeler görmeye bayılan, elinden geldiğince yaşadığı her anın keyfini çıkarmaya çalışan sıradan bir 80’ler kuşağı insanı. An itibarıyla Londra’da yaşıyor ve çalışıyor. 2010 yılından beri yaşadıklarını, düşündüklerini, gezdiklerini, gördüklerini Gülçince blogunda yazıyor. Şimdi Ozan’la hikayeleri evliliklerinin 9. birlikteliklerinin 15. yılında bir bebekle şenleniyor. Hem de o bebek nasıl bir zamanlamayla geliyor!

 

Canım bebeğim,

27 haftalık oldun. Şimdi sen doğduğunda resmi evraklara doğduğun günü yazacaklar, bugünden beri bizimle diye. Halbuki 27 haftadır sen içimdesin. Dolayısıyla hayattasın. Hayatımızdasın. Ne haksızlık bu birlikte yaşadığımız zamanı da kayda geçirmiyor olmaları. Varsın onlar öyle desinler bebeğim, sen biliyorsun, ben biliyorum; biz 27 haftadır seninle birlikteyiz. İyi ki de öyleyiz.

Büyüyorsun. Hem de büyük bir hızla. İstatistiklere göre 900 gramı aşmış olmalısın. Ebeler, doktorlar sadece fiziksel ağırlıkla ilgili şeyler söyleyebiliyorlar. Halbuki bir bebek, annesinin önce kalbinde büyüyormuş, onu anladım. Benim kalbimde,içimde kapladığın yeri söylemeleri mümkün değil. Onu gramlar ölçemez ki. Her tekme atışında, her kıpırdanışında, seni her hissedisimde sanki içimde kapladığın yer de büyüyor. Ve ben seninle olmaya, seninle yaşamaya biraz daha alışıyorum. İyi ki…

Bazen kendimi senin biraz daha büyümüş hallerini hayal ederken buluyorum. Hani böyle 3-4 yasına gelmişsin. Saçlarını iki kuyruk toplamışız. Mavi-beyaz bir elbise giydirmişiz sana. Anne kız bir kafeye gitmişiz mesela. İşte o zamanlar sana diyeceğim ki, “öyle uyumlu, öyle tatlı bir bebektin ki karnımdayken. Öyle güzel, sessiz, uysal büyüdün ki annecim. Bana öyle güzel bir hamilelik yaşattin ki benim güzel kızım…” Anlamayacaksın belki. Olsun. Ama ben hep bunları söyleyeceğim sana. Ve hatta ben şimdiden bile sana hep bunları söylüyorum. Hayatımıza girdiğinden beri bir sürü şey oldu bebeğim. Ben bazen çok üzüldüm. Bazen çok düşünceli oldum. Bazen çok yoruldum. Belki de her zaman hakettiğin gibi, olması gerektiği gibi bakamadım sana. Ama sen yaşadığım her duyguya rağmen öyle güzel varolmaya devam ettin ki. Sana her gün ama her gün bunun için teşekkür ediyorum. Bizimle olmayı seçtiğin için, hayatımıza tutunduğun için ve daha şimdiden hayatımıza böyle güzel uyum sağlayıverdiğin için. Güzel bebeğim benim.

1469121623599

Bu 27 haftanın belki de en güzellerinden birini yaşadık geçtiğimiz hafta seninle. Soğuk algınlığının etkileri bitti. Karnımdaki o ince size geçti. Geriye içinde senin olduğun bir yuvarlak göbek, hala güzel olan bir enerji seviyesi ve benim hep hatırlayacağım, sakin, sessiz, sıradan bir hafta kaldı. Çok sevdim ben bu 27. Haftamızı…

İnsan çocuğu olunca ona neler öğreteceğine dair bir sürü plan yapıyor. Benim şu an aklımda en çok ne var biliyor musun? Sana sıradanlığın güzelliğini öğretmek. Belki bu haftayı anlatarak başlarım. Öyle sıradan bir haftaydı senin içimde olduğun 27. hafta derim. Anneannen o hafta ilaç almıyordu, dedenle beraber evdelerdi ve sana yeni ceketler örmekle meşguldü. Baban ve ben ise gidip geliyorduk. Akşamları yürüyüş yapıp, senin için yapacağımız hazırlıkları planlıyorduk. Sonra eve gelip dizi ya da film izliyorduk. Ve ellerimizi karnıma koyup, yüzümüzde bir gülümsemeyle senin karnımdaki hareketlerini dinliyorduk. Senin hareketlerin dışında olağanüstü hiçbir şey yoktu annecim, diğer her şey çok sıradandı. O yüzden de güzeldi. Çünkü hepimiz iyiydik ve sen güzel güzel büyüyordun… derim. Ha olur mu? Böyle anlatırım sana ne dersin?

Ve hatta şimdi bile anlatayım ben bunları sana. Çünkü biliyorum artık bizi duyuyorsun. Ve içimde gün be gün büyüyorsun. Büyü benim güzel bebeğim. Bu da seninle iç içe yaşadığımız bu güzel haftalar içinde böyle yerini alsın. Sıradan , sessiz, rutin, öylesine bir hafta. Umarım böyle günlerimiz çok olsun.

Sen büyü. Sen güzelce büyü ve gel aramıza. Biliyorum o zaman rutin günlerimiz daha da renkli olacak. Senin aramıza katılmanı sabırsızlıkla bekliyorum…

Ben bu yazıyı yazdığımda İstanbul’da henüz patlama olmamıştı. Kendini bilmez danışmanlar bu durumu abartmayın dememişti. Milletvekilleri diplomatik başarılarımızı çekemiyorlar, yenilmeyeceğiz diye saçmalamamıştı. Ben bu yazıyı yazdığımda evet ülkenin durumu iç açıcı değildi, turizm yerlerdeydi, skandal üstüne skandal patlıyordu. Ama… henüz geçen yıllarda kaybettiğimiz yüzlerce kurbana yenileri eklenmemişti. Keşke ile başlayan bir sürü cümle yazabilirim ama faydası yok. Sadece çok üzgünüm, o kadar…

Gülçin

Yorum yap

Girilmesi gerekli alanlar işaretlidir. *