4 Yorum

Tek dişi çıkmış canavar

Altıncı ayı yarıladığımız bir yerden bildiriyorum sevgili izleyenler.

Bir haftalık diye yola çıktığımız, aniden üç haftaya uzayan tatilimiz bayram sonu itibarıyla sona erdi, eve uyumlanmaya çalışıyoruz. ‘Bebeli tatil’ olayını ayrıca yazacağım.

Bebemiz bu tatil boyunca ciddi bir dönüşüm geçirdi: Gitmeden önce tripod şeklinde oturan bebe, şimdi oturduğu yerde duran (ama ani hareketler sonucunda Pisa Kulesi gibi eğilip sonrasında yıkılabilen) tek dişli bir canavara dönüştü. Evet, bu süreçte ilk dişini de çıkardı bizimki, ve o tek dişiyle bile ne kadar can yakabileceğini test etmek adına ısırma girişimlerine başladı. Meme emerken gözlerini gözüme dikip sırıtmaya başladığında anlıyoruz ki ısırmak üzere. ‘Isırma bak sakın yavrucuğum’ falan deyince de anlıyor sıpa…

FullSizeRender

Tatil sürecinde kehribar kolyesini de takmaya başladım. Görünen o ki ‘yüzükoyun yatırma’dan sonra Instagram’da en çok soru alan konulardan biri olacak bu kehribar kolye konusu. Nereden aldım? Sevgili Hassas Anne hediye etti, Verazeyn‘in kolyesi. Faydasını gördüm mü? İlk taktığım gece gerçekten çok güzel uyudu. Ama o gece hepimiz güzel uyuduk, belki de İzmir günler sonra ilk kez serinlediğinden… Derya genelde sakin bir bebek ve ‘Hah tamam, budur!’ dediğim bir etkisini henüz görmedim… Kız kardeşim faydasını gördüğünü söyledi. Ben de bu tür doğal çözümlerin iyi gelen bir etkisi olduğuna inanıyorum.

Ek gıda cephesinde çok fazla bir gelişme yok çünkü tatildeydik. İzmir’deyken teyzesinin yoğurdunu yedi, peynirini yedi (hatta bulgur pilavını bile tattı) ancak sonra yine tatilde olunca biber, taze soğan ve salatalık gibi tadımlıklarla yetindi. Bu haftadan itibaren biraz daha ciddi eğileceğiz bu konuya ve fakat bozuk olmayan bir şeyi tamir etmemek konusunda hala kararlıyım. Süt var, emmeye devam ediyor, ek gıda sadece o: Anne sütüne ek.

Uyku olayı biraz sinir bozucu… Yok, bu bebe hala gece uykusunu ciddiye alan bir arkadaşımız değil. Abileri bu aylarda daha uzun uyuyordu, kendisinin hala iki saatte bir kalktığı geceler oluyor. Gitmeden önce yatağını yanımdan ayırmıştık, artık aynı odada bağımsız bir yatakta uyuyor ancak sık uyandığı için henüz abisinin odasına geçiremedim. Ona da sıra gelecek.

Nasıl uyuduğu ise karışık bir konu... Tatildeyken sürekli deniz kenarında olduğumuz günlerde -hava da çok sıcak olduğundan- çok sık emziriyordum ve memede uykuya dalıyordu. Geceleri ise yatağını hafif sallıyorduk, uyuyordu. E şimdi eve döndük, biraz daha rutin bir programa dönüyoruz, e yatak da koskoca karyola öyle pış pış sallanmıyor yani, n’apacağız derken yatağın tekerlekli olması imdadımıza yetişti: İleri geri hareket ettiriyorum yatağını… Anlayacağın bebemiz henüz ‘yatağına koydum muydu uyuyor teyzesi’ kıvamına gelmedi ancak meme ya da kucakta ısrarcı olmaması da yaşı için kabul edilebilir bir başarı bence…

Peki nasıl alıştırdım yatağında uyumaya? Valla şekerim ilk başta konuştum. Hani bebekler her şeyi anlarlar ya, oturdum anlattım. Bak dedim, Derya’cığım dedim, senin artık yatağında uyuman gerekiyor dedim, benim dedim sırtım dedim bu tempoyu kaldırmıyor dedim. Bence anladı, ama dinlemedi. Demek ki neymiş? Bebekler her şeyi anlarmış ama bu anladıkları şeyi dinleyecekleri anlamına gelmezmiş. Yatağında yatırmaya çalıştığımda bayağı bir ağladı. Yanından hiç ayrılmadım, dokundum, sevdim, pışpışladım ve fakat ağlamayı abarttı, hatta kucağıma alınca da ağlamaya devam etti, ben de ağladım. Olmadı.

Böyle böyle birkaç denememiz oldu; kah yatağında uyudu, kah ben emzirerek uyuttum falan. En nihayetinde uykuya yatağında dalmayı kabullendi. Yine de destek istiyor: ya sırtına pış pış, ya yatağın hafifçe sallanması falan. Sorun değil, veriyoruz. Uyku arkadaşları da koyuyorum yanına çeşit çeşit. Elbet birinde karar kılacak.

IMG_9603

Birlikte hamakta uyusak olmaz mı? Olmaz di mi? Peki…

Neyse ki başından beri geceleri uyumayı bilen bir bebek (uyanıyor, ama yatırınca hemen geri uyuyor) o yüzden gece uyutmaya çalışmakla pek uğraşmıyorum neyse ki… Ancak gece boyunca iki üç saatte bir uyanmalar, sabahın beşinden sonra bölük pörçük uyumalar bende zombi etkisi yaratmaya başladı. Anne Sözlüğü‘ne bir tanım daha ekledim böylece: ANNE: Bir çeşit zombi. 

Bayramdan önceki hafta İzmir’deyken çok eğlendik kız kardeşimle. Bir yandan eksiktim, çünkü en büyük bebem babasıyla İstanbul’daydı. Ancak bu ayrılık iki büyük bebeme de iyi geldi, birbirlerini çok özlemişlerdi. Bir haftalık bu özlemi kavuştuktan sonraki iki saatte tüketmiş olacaklar ki kaldıkları yerden kavga etmeye devam ettiler. Ah bu kavgalar beni bitirecek… Ama ayrı bir yazının konusu…

Neyse işte biz İzmir’deyken Derya’dan bir yaş büyük yeğenimle birlikte yine üç çocuklu ama iki anneliydik. Yine de bu, Derya’nın yataktan düşmesine engel olmamı sağlayamadı. Demek ki neymiş: Üçüncü çocuğun da olsa yataktan düşürüp sonra oturup onunla birlikte ağlayabiliyormuşsun. Allah da beni davul etsin.

Öyle böyle derken ilk senenin birinci yarısını bitirdik bile… Nasıl geçti zaman? Her anını eksiksiz dün gibi hatırlıyorum. O zaman bu haftaki programımızın kapanışını Belkız Özener’in sesinden Hülya Koçyiğit ile yapalım…

4 yorum

  1. Ooo Elif, tekrar yazmaya başlamana sevindim. Her gün girip bakıyordum, yeni yazı var mı diye. Bağımlılık oldun artık bende.

    Derya kuzusu kocaman olmuş, tatil yaramış. Yüzüne de böyle haşarı bir ifade eklenmiş. 🙂

    Az ısırıklı, bol emmeli günler diliyorum size.

  2. Sahi yataktan düşme hadisesi var bir de di mi 🙂 iki oglanin ikisi de düştü valla. Bi daha olsun o da düşer muhtemelen 🙂 o yataktan dusulecek arkadaş 🙂

  3. Yataktan düştüğü için üzüldüm, zamanında benim bebelerde düşmüştü de aynı cümleyi söylemiştim bende Allah seni davul etsin Nazmiye. Aynı ağlamalar, o günlere gittim şimdi. Allah kolaylıklar versin. Tek dişi çıkmış canavara da maşallah. Öpüyorum onu kocaman kocaman iyi tatiller

  4. Elif Hanım,
    Derya’nın gündüz uykuları nasıl? Ondan bir ay küçük benim oğlum da. O da gece sık kalkıyor. Gündüz uykusu da az.