3 Yorum

Bayram Gibi Bayram

Yazar Hakkında

 EBRAR GÜLDEMLER – Anne, bibliyofil, çevirmen, öğretmen… İyiliğe, perilere, inceliklere, dengeye, kız kardeşlik kültürüne, barışmaya ve affetmeye, kelimelerin gücüne, her şeyin hayal etmekle başladığına ve en çok sevgiye inanıyor. Çocukları büyütünce gemi seyahatine çıkmayı planlıyor. Ebrar’ın tüm yazılarını buradan okuyabilirsiniz.

Hayatımın en gerçek, en güzel bayramını geçirdim, ailemle. Bir gün bu cümleyi kuracağımı hiç düşünmezdim, şimdi her şeyin hayal edebildiğimden de güzel oluşunu kaydetmek üzere yazının başına oturdum.

Yıllarca “akrabanı seçemezsin” gibi bir cümlenin lanetini üzerimde hissettim. Bu taşıması öyle ağır bir şeydi ki; değişmesi de zaman aldı. Oysa insan hayatta zannettiğinden daha fazlasını seçebiliyor-muş.

Son yıllardaki düzenimin öncesinde de bayramlar hep sıkıcı ve mutsuz geçerdi. Hayal ettiğim, mutlu, kahkaha dolu kalabalık sofralar yerine, kendimi çirkin ördek yavrusu gibi hissettiğim masalarda oturup hayal kırıklıkları biriktirdiğim bayramlar geçirdim. Sonra işler daha da tatsızlaştı, herkes bayram kutluyor bir ben yalnızım gibi geldi. Bunun benim algımla ilgili olduğunu anlamam zaman aldı tabii. İki yaz önceydi, arkadaşımın annesiyle konuşuyorduk, ona bayramları nasıl geçirdiklerini sorduğumda; “kendi rutinlerimizi yarattık zamanla ve hep çok güzel geçti” demişti. Bunun anlamını tam olarak kavramam bu yaza tekabül ediyor nihayet.

Screenshot_20160712-093613_1

“Tramvayı Vatman kullanır Düles! Konuşmak istersen ‘Merhaba Vatman’ demelisin”

Peki neler yaptık bayramda? Bir kere kabul edelim ki; akrabanı gayet seçiyorsun… Sevdiğin insanlardan bir aile kurmakla kalmıyorsun, kan bağın olanların içinden; ruh bağın olanları eleyip yanına katabiliyorsun. Çünkü bağımsızlık tam olarak böyle bir şey. Gerçek sevgiyle, gerçek bağlar kurmak demek. Zorunluluklar, hesaplar olmadan… İçinden gelerek ve kalbinin her zerresiyle isteyerek o anı birlikte geçirmek.

Çocuklarım konusunda en çok emek verdiğim şeyi düşünüyorum… Güzel fotoğraflar, anlar biriktirmek. Kocaman kahkahalar, eğlenmeler, çok sarılmalar, sevişmeler, koklaşmalar… Mutluluğun sonsuz bir hal olmadığını, anlardan oluşup içimize işlediğini ve yetişkinlik hayatımızda da yaşamımızı bunun üzerinden kurguladığımızı iyi biliyorum artık. Koskoca 10 günde bu fotoğraflardan bir sürü yaratacak kadar şanslıydık.

İlk fotoğrafta; bin yıllık arkadaşlarımdayız, bahçede çocuklar oynuyor, sesleri kulağıma geliyor. Dondurmalar yeniyor, yol boyu mavi tavşan aranıyor. –çocuklar için uzun yol oyunu, kuyruğunda mavi kurdele olan tavşanı bulmaya çalışmak- Sonra oğlum o pofuduk salıncakta uyuyakalıyor, içime dolan huzurun tarifi yok.

Birinde; 80’lerden kalma, bol ağaçlı bir bahçedeyiz. Büyüklerimleyim, çocukken kuramadığımız bağı benim çocuklarım varken kuruvermişiz, kendiliğinden. Ağaçlarca yürüyoruz, kozalak topluyoruz, konuşuyoruz. Hayatı kocaman bir nefesle içime çekiyorum, bir bakıyorum; çocuklar o parkta, kuzenleriyle zıplıyor. Sahiden olmak istediğim yerdeyim.

Screenshot_20160712-093638_1

“Yastık Savaşıııı!”

Bir diğer fotoğrafta Piti var, çok sevdiğim kadın Mutlu var. Yıllar olmuş, ilk hayal kırıklığımı yaşarken onun bir yazısı beni teselli etmiş, ağlamalarım kahkahaya evrilmiş ve tam on yıl olmuş, ben hala ezbere biliyorum. Sonra benim kelimelerim onu bulmuş, kızıyla bizim eve gelmişler. Piti’yle kuzen olmuş benimkiler. Onun kıvırcık saçları, benimkilerin arabaları, ikimizin de kendimize özgü bir anneliği var. Çok güzel geçiyor gün ve parka iniliyor. O noktada çok sevdiğim de geliyor. Akşamımız onunla ışıklanıyor, çok gülüyoruz, çok öğreniyoruz, cebinden bir dolmakalem çıkıyor, biz de bayram hediyelerimizi veriyoruz. Mutluluktan oracıkta bulutlara çıkıp uyuyakalıyoruz.

Screenshot_20160712-093605_1

Sonra başka bir gün, deniz kenarında bir parktayız. O kadın ve kızı bizi çok iyi biliyor. Benzer yollardan geçip oracıkta çimlere oturmuşuz. Konuşuyoruz, susuyoruz ve anlıyoruz. Başka bir deniz kenarındayım ardından… Pek tatlı arkadaşım ve annesi. Anne böreği, devasa Pazar kahvaltısı ve çocuk cıvıltısı. Gökyüzü pırıl pırıl. Mest oluyoruz, güneş altındaki kediler gibi. Konuşmaktan çenemiz ağrıyor.

Başka bir fotoğraf; bizim meşhur balkondayız. Amerika’dan gelmiş, büyük oğlumun deyimiyle; “saçları oyuncak bebekler gibi” çünkü o bir Afrikalı ve saçları sahiden örgülü. İki yıl önce birlikte okul bitirmişiz, çalışarak sabahlamışız, o hala buraya kök salmak istiyor, burada bir adam seviyor ama bu arada bombalar falan patlıyor, bir türlü olmuyor. Çocuklarımı defalarca gördü, bu kez iyice büyümüş buluyor. Bazen İngilizce, çoğunlukla konuşmadan anlaşıyorlar, şaşırıyorum, kıtalarca mesafeye rağmen güçlenen bağımıza şükrediyoruz.

Screenshot_20160712-093622_1

Tüm bunlar olurken, arada havuza gidiyoruz, parka iniyoruz. Sevdiklerimize küçük armağanlar hazırlıyoruz, uzakta olanları arıyoruz, özlüyoruz. Bayram harçlıklarıyla efsane arabalar, dinozorlar alıyoruz, evimizi temizliyoruz, pastalar yapıyoruz, tüm şehri geziyor, serserilik yapıyoruz ve her türlü taşıtı kullanıyoruz. Çocuklar delice eğleniyor, tüm durak isimlerini ezberliyorlar, ben arada çalışıyorum, kelimeleri kovalıyorum. Güneşli günler görüyoruz. Gerçek bir aile olmanın tadına varıyoruz. Çok yorgunum ama kalbim müteşekkir ve mutmain.

Velhasıl, kalıplar makineler içindir, formüller ancak matematikte kesin sonuç verir, hayat bir Amerikan filmi veya Instagram karesi hiç değildir. Aile denen şey her renkte, sayıda, şekilde olabilir. Mutluluk her birimizi farklı biçimlerde bulabilir. Sonsuzca ihtimal içinden hayatın bize cömertçe sunduğunun keyfine varmak lazım. Bunu öğreten her deneyime, ruha ve sese minnettarım. Böylece bayramımız bayram oldu. Dilerim sizinki de öyle olmuştur…

3 yorum

  1. “Akrabanı seçemezsin” e takılı kaldım. Çünkü günlerden beri bunu düşünüyorum. Ne mutlu size, bayramı bayram gibi yaşamışsınız. Ben bu konuda maalesef ki kendimi şanssız hissetiyorum. Çocuklarımla mutlu olmak, sebze yetiştirmek, doyasıya denize girmek sevdiklerimle birarada olmak için yazlık aldık. Ne var ki otel hatta vakıf kurduğumuz filan düşünüldü. Emrivaki misafirlikler hayatımın ortasına düşüverdi. Şuan çok şaşkınım. Neyse ki yazınızdaki mutluluk benim anlıkta olsa şaşkınlığımı tebessüme çevirdi.

  2. Yazını okurken mutlu oldum, ne güzel! Ayrıca düşünmeye başladım, o da güzel…

  3. o kadar etkilendim ki, o kadar büyük tüyolardan bahsetmişsin ki…çok teşekkür ederim bu yazın için.