4 Yorum

Sağlıklı Gıda, Lütfen…

Bundan dört sene önce, Beş Yıldızlı Söyleşiler’imin ilk konuklarındandı Tuğba Öztermiyeci Bayburtluoğlu. O zamanlar henüz iki yaşında olan kızına anneliğini anlatmış, ‘Anne olunca faz değiştirdim, girdiğim kabın şeklini alıyorum’ demişti.

Tuğba o günlerde, eşinin işi sebebiyle taşındığı Kırklareli’nde bir yandan full time çalışan, bir yandan da kendi icadı olan sebzeli tam buğday makarnalarıyla uğraşan bir gıda mühendisiydi. Bizim söyleşimizden kısa bir süre sonra bu makarnaları Makarna Lütfen! adıyla piyasaya sürdü ve web sitesinden satışını yapmaya başladı (hatta ilk online tanıtımı da yine burada yapmıştık, hey gidi günler!) Aradan geçen dört senede Makarna Lütfen, birçok annenin ‘ek gıda’ deyince aklına gelen ilk marka haline gelirken Tuğba da sağlıklı beslenme konusunda akla gelen bir isim oldu.

Tuğba ve Peri portre

Fotoğraf: Tuğba Bayburtluoğlu

Tuğba ve Makarna Lütfen, bence birçok anlamda bir ‘başarı hikayesi.’ Bana sorarsanız bir gün TEDx’te dinlememiz an meselesi… ‘İlk başladığımızda ayda 30 sipariş gelirdi. Şimdi şükür günlük aştık bu rakamları’ diyor Tuğba, ve ekliyor: ‘Türkiye’de ulaşamadığımız nokta yok (yeter ki savaş ve terör olmasın). Hatta Atlantis dışında tüm kıtalara dostlarımızın bavulları içerisinde ulaştık. Güney Amerika’ya, Japonya’ya, Afrika’ya gittik. Büyükanneler özellikle torunlarına çok taşıyorlar bizden…’

Makarna Lütfen’in başarısının ardında ürünlerin özgünlüğü kadar markanın (ve Tuğba’nın) samimiyetinin etkisi var kuşkusuz. Tuğba kendisi de anne olduğu için annelerin endişelendiği konuları biliyor, bir; gıda mühendisi olduğu için de bu endişelere nasıl yaklaşacağını biliyor, iki. Haliyle Makarna Lütfen’in ürün gamı da bu bilgeliği yansıtıyor.

Screen Shot 2016-06-28 at 10.44.13 AM

Ek gıdaya geçişin acele etmeden ve doğru ürünlerle gerçekleştirilmesi gerektiğini söylüyor Tuğba. ‘Organik ürün tercih edilirse iyi olur’ dediğinde, ona, son zamanlarda annelerden doktorlara, beslenme uzmanlarından büyükannelere birçok insandan duyduğum bir yorumu iletiyorum: ‘Türkiye’de organik diye bir şey yok ki!’ Evet, ne zaman organik beslenme konusu açılsa, insanlar bunu söylüyorlar: ‘Türkiye’de organik tarım mümkün değil. Organik olması için yeraltı sularından yandaki arsaya kadar her şeyin denetleniyor olması lazım ve Türkiye’de böyle bir denetim yok, olmaz, mümkün değil!’

Tuğba’ya bu konudaki yorumunu sorduğumda şöyle diyor:

Türkiye’de organik sektörü son derece güvenli işliyor.

1 dönüm yere organik sertifika alıp sonra 10 dönümden çıkacak hasata sertifika talep edemiyor hiçbir üretici. Kimin neyi ne kadar üretebileceğine dair öngörülerle başlıyor zaten tüm organik sertifikasyon süreci… Arazinin konumu, çevredeki fabrikalar ve yeraltından ve üstünden olası bulaşmalar, bal için arının uçacağı mesafe vb. hepsi yazılı çizili, organik tarım öyle 3-5 senelik bir iş değil ki… Arkasında yüzyıllık birikim var (çünkü kimya sanayiinin güçlenmesi 150 yıldan fazla. İnsanoğlu 100 sene önce organik üretimi keşfetmiş. Bu topraklara gelişiyse 1970-80’ler…)

İşin ziraat tarafı böyleyken üretim de farklı değil. Organik üretim yapacak işletmenin kapasitesi, üretebileceği miktar belli. 50 kg organik un alıp 300 kg erişte yapamam ki ben ondan, mutlaka 50 kg ya da daha azı çıkacak. Bunu devlet de kontrol ediyor, sertifikasyon kuruluşu da…. Sertifikasyon kuruluşunu dönüp devlet tekrar kontrol ediyor. Evet mutlaka kötü niyetli birileri olabilir, her sektörde var işini şişiren insanlar, haksız kazanç elde etmeye çalışanlar ama organikte daha zor bu çünkü kontrol çok daha fazla. Ayrıca sektörde oto-kontrol de oturdu.

organik üretim de yaparım selfie de çekerim

Fotoğraf: Tuğba Bayburtluoğlu

Organik ürün alırken tüketiciye de görev düştüğünü söylüyor Tuğba. ‘Tüketici illa satıcının sözüne bakmayacak, sertifika isteyecek. Etikete bakacak, lafa değil. Güvenli gıda için organik olsun olmasın etiket okuyacak. Yoksa önüne gelen herkesin ürünü organik’ diyor. Doğru da söylüyor. Şu son üç haftada İstanbul-Afyon-Antalya-İzmir hattındaki araba yolculuğumuz boyunca yol kenarında ne ‘organik’ domatesler, ne ‘organik’ elmalar gördüm, bir ben bilirim. Hem Türkiye’de organik tarım yok, hem de her şey organik! 

Biz de ailecek Makarna Lütfen’in makarnalarını biliyorduk ve şimdi Derya’nın ek gıdaya geçiş süreciyle birlikte genişleyen diğer ürün gamıyla da tanışmış olduk. Derya’ya hediye olarak içinde yoğurtlu bebek tarhanasından keçiboynuzlu bebe bisküvisi karışımına, ruşeymli tel şehriyeden ıspanaklı erişteye kadar çeşit çeşit ürün olan bir ‘Ek gıda seti‘ gönderdi Tuğba. Ruşeymli tel şehriye ve ıspanaklı erişte, Derya henüz ek gıdaya başlayamadan evin diğer sakinleri tarafından tüketildi ama olsun. Biz beğendik, bence o da beğenecek!

IMG_9185

Ispanaklı erişteye peynir ekleyince harika oldu

Makarna Lütfen, her ne kadar isminde Makarna varsa ve anneler tarafından ek gıda ile eşleştirildiyse de, aslında tüm aile için sağlıklı besinler üreten ve tüm ailenin ve her zaman sağlıklı beslenmesi gerektiğini savunan bir öncü marka… ‘Ek gıda ile iş bitmiyor; ilk 1000 gün yani hamilelik ve 2 yaşa kadar geçen sürede beslenme çok önemli. İnsanın kemik gelişiminin 24 yaşına kadar devam ettiği düşünülürse beslenmenin çocuklar ve ergenler için önemi ortada… Ve çocuklarımız bizi taklit ettiklerinden biz nasıl beslenirsek onu alacaklar. Demek ki bütün aile iyi beslenmeli. Hem de hep…’ diyor Tuğba…

Biz bu yukarıdaki durumlar sebebiyle sağlıklı, pratik ve lezzetli ürünler üretiyoruz. İş artık makarnadan çıktı. Üstüne kafa patlata patlata iyi ürünler yapıyoruz. Elif, başlangıcı biliyorsun. Artık sitede pankek karışımından poğaçaya oradan mercimek köftesine kadar çok ürün var. Ve daha gönlümüzde çok ürün var!

Bundan dört sene önce yaptığımız söyleşide ‘İlerisi için hayallerin neler?’ diye sorduğumda ”Daha fazla sebze yiyelim diye icat ettiğim kerevizli, brokolili makarnalarım beğenildi, piyasaya sür demeye başladı dostlar. Gıda üretimi ve marka yatırımı maliyetlidir; bu yüzden nabız ölçmek için bir blog kurdum. Tarifler, fotoğraflar, dostlarla sohbetler, notlar ekliyorum buraya; insanların bakışını, ihtiyacını anlamaya çalışıyorum. … Bakalım, önümüzdeki günler güzelliklere gebedir inşallah.” demişti Tuğba.

Bugün Makarna Lütfen’in aplikasyonunun da yolda olduğunu düşününce bence öyle oldu… Daha da güzel şeyler olur umarım, hem Makarna Lütfen, hem de ona güvenen aileler için…

4 yorum

  1. Makarna lütfen’i burda kesfetmistim. Küçük oğlum bebek tarhanasini, Havuçlu bebek corbasini, organik pirinç ununu, ruşeymini bol bol tuketti. Her ne kadar hâlâ (!) Makarnasini tutturmayi beceremesem de çok seviyor ve destekliyorum bu markayı da sahibini de 🙂 konya’dan selamlar tuğba hanım, hani şu koliye adresi ince ince israrla yazılan musteriniz 😉

  2. Makarna Lütfen’den süt alerjisi olan oğlum için sipariş vermiş ve etiketleri okumama rağmen aklıma takılan sorular için Tuğba Hanım’ı aramıştım. Çok ilgili, dürüst ve samimi bir şekilde cevapladı tüm sorularımı. Buradan tekrar teşekkür etmek istedim…

  3. Ellerinize sağlık, sağlıklı yemekler yiyorum hamileliğimden beri.

  4. Ben bu siteye bayildimm, en kisa sürede bütün ürünleri deneyecegim.