17 Yorum

Bıkkınlık

Anne olmak birçok yükü de beraberinde getiriyor. Suçluluk bunlardan biri … Ne yapsak kendimize yaranamıyoruz. Çalışsak, aklımız çocuğumuzda… Çalışmasak, geleceğimizde… Çocuğumuza baksak bir türlü, başkasına emanet edip dışarı çıksak başka türlü.

Endişe hali bir diğeri… Hastalanmasın, doğru beslensin, sağlıklı olsun, iyi bir eğitim alsın, iyi insanlarla karşılaşsın. Her anne bunları hissediyor.

Yukarıdakileri dünya üzerinde birçok anneyle paylaşıyoruz belki, ancak bulunduğumuz coğrafya itibarıyla tüm bunlara geçtiğimiz akşam yeni endişeler eklendi: Aman kafamızın üzerinden geçen jetler yüzünden camlar patlamasın. İyisi mi çocuğun yatağını kenara çekelim…

Kimi için bu endişe gerçek oldu. Ankara’da üst üste geçen jetler yüzünden evinin camları patlayan arkadaşlarım var.

Kimi için bu endişe bir hayat tarzıydı. Doğu’da, şimdi Suriye’de, orada burada savaş ortamında yaşayan anneler çocuklarına bunların sebebini hiçbir zaman açıklamadı belki, çünkü çocuklar zaten bunun içine doğmuşlardı.

Cuma akşamı, o savaş ortamına ne kadar yakın durduğumuzu  gördük. ‘Beş dakkada değişir bütün işler.’ Darbe girişimi başarılı olsaydı ya da o sürünceme hali daha da uzayıp boyut değiştirseydi, neler olabileceğini düşünmek bile istemiyorum.

Lakin başka düşünmek istemediğim şeyler oldu ondan sonra… Sokaklarda akıl almaz görüntüler… Unutmak istediğim ama aklımdan hiç çıkmayacak şeyler… Geleceğe dair bitmeyen, daha da büyüyen bir endişe… Bunun sonu iyi değil.

Ben hala o akşam olanlara inanamıyorum. Sonrasında olanlara inanamıyorum. Yüzlerce insan öldü, kimsenin idrakında değil.

Bu blogda ‘darbe girişimi’ diye yazdığıma inanamıyorum. Bunu da görecekmişiz meğer.

Çok üzgünüm. Ve endişeliyim. Ve böyle yaşamaktan bıktım.

Aynı şeyleri yazıp durmaktan daha da bıktım.

Yorum yap

Girilmesi gerekli alanlar işaretlidir. *

17 yorum

  1. Okadar Üzgünüm ki elif..orda linç edilen 20 yaşındaki Sabi de oldurulen bir diger er de bizim evladımiz olabilirdi ne yazikki aslında evlatlarimizin iyi insanlarla karşılaşma ihtimalinin ne kadar azaldığını da bu olaylarla görüyoruz aslında bu şok edici…insanların artık kurulu birer oyuncak olduğu bu coğrafyada oldurulmeden yalnizca ecelen ölmek istemek bile büyük lüks…

  2. http://istanbuldanlondraya.blogspot.com.tr/2016/07/kahir_17.html?m=1
    Giden arkadaslarım için üzülüyordum ama bu saatten sonra iyiki gitmişler diyorum. Bu linkte de ocak 2015’te ailesiyle hiçbir şeysiz Londraya göç eden annenin anlatımı var. Büyük oğlu devlette ilkokul 3.sınıf öğrencisiydi, küçük 1.5 yaşında kucağında. Yarı yılda. Bütün o prosedürleri bir başlarına aştılar ve 0’dan başladılar. Bir çok annede bu kaygı yok muydu zaten?

  3. Yoruldum bıktım tükendim… bir dağa çıkıp avazimin çıktığı kadar bağırmak istiyorum…. içimdeki kin nefret öfke belki böyle biraz azalır…. biz niye mutlu olamıyoruz bu ülkede? Niye her sabah mutsuz uyanıyoruz…
    Allah yardımcımız olsun…

  4. Tanık olduğumuz görüntüler akıldan çıkacak gibi değil. Çok uzun ve gittikçe daha da kararan bir kabusun içindeyiz sanki. Ben öteden beri kaygı düzeyi yüksek biriydim. Şimdi ise sürekli kendime telkinler vererek korkularımı bastırmaya, çocuklarıma herşey normalmiş gibi davranmaya çalışıyorum. Onlara yansıtmamaya çalışsak da etrafta önemli ve tehlikeli birşeylerin olduğunun farkındalar. Dün dört yaşındaki kızımı uyutmaya çalışırken gözleri dolarak bana “Anne çok korkuyorum. Düşmanlar ya bizim evimize de gelirse?” diyerek sarıldı. Ona güven verebilmek için tozpembe bir hayat tablosu çizmek ne kadar gerçekçi, bilemiyorum…
    Ben zaten bu aralar hiçbir şey bilmiyorum. Bilmek de istemiyorum :(

  5. Yorumumu neden yayınlamıyorsunuz Elif hanım?

    • Yorumunuz çok fazla link içerdiğinden denetime takılmıştı. Az önce onayladım ve yayınlandı.

      • Ve fakat, tekrar baktıktan sonra yayından kaldırdım. Bu tür görüntüleri -ki içeriklerinden dolayı seyretmemeyi tercih etmekle birlikte doğruluğunu yalanlamıyorum- blog arşivimde tutmak istemiyorum. (İsteseydim yazımda da yer verirdim zaten). Dediğiniz gibi, hepsi sosyal medyadaki açık hesaplardan paylaşıldığı için, isteyen zaten ulaşabilecektir.

        • Elif hanım, yorum uzun süre yayınlanmayınca, sizin de bahsettiğiniz kaygınızı tahmin ederek, yayınlanmadığı takdirde üstelemeyecektim fakat, özellikle Twitter ve instagram dan takip ettiğim kadarıyla müthiş bir bilgi kirliliği ve dezenformasyon var. Hükümet karşıtları sürekli tartaklanan ve küçük düşürülen askerlerden bahsederek bunun nasıl olabileceğini, bir halkın mehmetçiğine nasıl böyle şiddet uygulayabileceğinden filan bahsediyor. Bu insanların hiç biri o gün dışarda değildi. Birçoğunun bu dezenformasyona kurban gittiğini düşünüyorum. +18 görüntülere wattsapp grupları üzerinden maruz kalmış olsam da özellikle izle(ye)medim. Rahatsız olacağını düşünenler de izlemeyebilir/bakmayabilir, uyarı da bunun için var. Ama ülkemizin çok zor zamanlardan geçtiği bu günlerde, sayelerinde evlerimizde rahat oturabildiğimiz şehitlerimiz (sivil, polis ve asker) için konformizmızdan biraz da gönüllü vazgeçelim , doğru bilgilenelim ve unutmayalım. Güzel günler için dua etmeye devam edelim.

          • Twitter’da Mehmet Atakan Foça’yı takip etmenizi öneririm (ben de yeni keşfettim), tam da bu dezenformasyon üzerine paylaşımlar yapıyor.

            Güzel günler hepimiz için yakındadır umarım…

            • Bahsettiğiniz hesabı inceledim, dezenformasyona karşı çalışmak bir yana sağ gösterip sol vuruyor. Dikkat edin

  6. Bu ülkede yaşadığım sürece çocuk sahibi olmaya cesaret edemeyeceğim sanırım. Halbuki anne olmayı o kadar çok istiyorum ki.
    Hayallerim elimden alınmış gibi hissediyorum ve üzülüyorum, buna kimsenin hakkı yok diyorum. Sonra yaşam hakkı vahşice elinden alınmış o gençler geliyor aklıma, utanıyorum üzüldüğüm için kendime. Sonra tekrar diyorum ki benim hayata tutunup, devam edebilmem için hayallerime ihtiyacım var.
    Böyle karman çorman ruh hali içinde her gün kendimi biraz daha aşağı çekiyorum. Çok mutsuz ve umutsuz hissediyorum.
    Belki de ilk defa korkuyorum; sevdiklerimi kaybetmekten, zarar görmekten, gençliğimin heba olmasından. :(

  7. Biz yine yetiskiniz, bir sekilde kendimizi dusuk moda alarak, isyan ederek, ya da ne bileyim sessiz kalarak, yasamak zorunda oldugumuzu bilerek devam ediyoruz hayat dedigimiz yola, ah cocuklar… Ankara’da Istanbul’da bu sesleri duyan, uyayamayan, sorular soran, ve korkan cocuklar. Cocuklarimiz icin cok cok uzuluyorum, minicik bedenleri, kocaman yurekleri ile butun bu olan biten karsisinda onlari koruyamamak… bir anne baba icin inanilmaz zor gunler, ama yine de cocuklar… butun cocuklarimiz icin dua edecegim her gece, Rabbim herkesin evladini korusun. Ama su da var, yeterince korkmadik mi? Bence harekete de gecelim, akilli insanlariz, bir yoldan harekete gecelim, gecmek zorundayiz. Okuyalim, yardim edelim, duyarli olalim, birbirimize siki siki tutunalim. Aklimizi koruyalim. Sagduyumuzu koruyalim. Hayatimiz bu, bunu en iyi sekilde yasamak zorundayiz. Cocuklarimiza simsiki sarilalim, ve onlarin dunyasinda kalip onlari korumaya calisalim. Dogudaki anneler, cocuklar aylardir bu halde, gercek bu, akliselim bizi kurtaracak. Sevgiler.

  8. Bende biktim hem de çok…

  9. Biraz umudum vardı, o da kalmadı. Eskiden kaygılıydım, şimdi korkuyorum. Oğlumu niye dünyaya getirdim diye düşünüyorum sıklıkla, zaman zaman pişman oluyorum. Acı çekeceğini bile bile bir canlı dünyaya getirmek bencilce. İkinci çocuktan da vazgeçtim çok istediğim halde. Kafam çok karışık. Bir psikiyatra ihtiyacım var.

  10. Sabah evden çıkarken 5 yaşındaki oğlum “anne, darbe ne zaman bitecek?” diye sordu. Olayları biliyor, duyuyor olması mı acı yoksa cevapsız bir soru olması mı acı bilemedim. Huzurlu yarınlarımız olsun inşallah hepimizin..

  11. Evladımın yüzüne baktım…Herşeyden habersiz uyuyan, sabah olunca neşeyle kalkan, tek isteği oyun oynamak olan evladıma…
    İçim titriyor, birçok anne gibi ben de tedirgin oluyorum oğlumun güvenliği için. Onu nasıl bir geleceğin beklediğini bilmiyorum
    ama endişe etmekten geri duramıyorum. Allah’ım sen hakkımızda hayırlısını nasip eyle.. Anaların, eşlerin, kardeşlerin, evlatların canı yanmasın.
    Bu dünya, hepimize yetecek kadar büyük ve bir de yaptıklarımızın hesabını vereceğimiz ebedi dünya var…Ne olur barış olsun, kardeşlik olsun…

  12. Hepimizin aklına gelen tek şey belki de gitmek… Ve yine hepimiz aynı duygularla yazmışız duygularımızı :(