10 Yorum

Sıradan Günler

Yazar Hakkında

EBRAR GÜLDEMLER – Anne, bibliyofil, çevirmen, öğretmen… İyiliğe, perilere, inceliklere, dengeye, kız kardeşlik kültürüne, barışmaya ve affetmeye, kelimelerin gücüne, her şeyin hayal etmekle başladığına ve en çok sevgiye inanıyor. Çocukları büyütünce gemi seyahatine çıkmayı planlıyor. Ebrar’ın tüm yazılarını buradan okuyabilirsiniz.

Bir sahne geliyor gözümün önüne; evde mesela bir sürü çocuk, çığlık çığlığa, kavgalar, dağınıklık ve kaos… Elleriyle kulaklarını kapamış bir kadın, tüm bunların ortasında duruyor ve “bi’ susuuuun!” diye bağırıyor. Hissiyatım bu. Bir de Elif’in dediği gibi; bıkkınlık. Aynı şeyleri yazıp durmaktan sahici bir bıkkınlık…

Güzel bir bayram tatilinin ardından, daha güzel bir haftaya ilerliyordum. Çok özel bir gündü o gün, bir eşikten geçişimin yıldönünümü, hayatımızda bazı değişiklikler derken, keyiften sokaklarda ıslık çalarak yürüdüğüm sakin bir akşamdı. Ama işte bu ülkede hayat, o dinOzorlu oyuncaklar gibi, hani tam kafasını kaldıracaktır çekiçle vurursun… Tam olarak bu.

Sonra başka fotoğraflar eklendi tabii hafızama: o spikerin sesi, ‘sıkıyönetim’ kelimesi ve babamın ben çocukken anlattıklarıyla zihnimdeki çağrışımlar, okuduklarım, endişeler, bir türlü ne olduğunu anlayamamak, gecenin bir yarısı hangi akla hizmet olduğunu hala anlayamadığım bir şekilde oje sürüşüm… “Köy yanar, deli taranır” dediğimiz durum galiba. Sonradan başkalarını dinlediğimde, garip tepkiler verenin sadece ben olmadığımı fark ediyorum. Yaşadığımız çaresizlik duygusunu hazmedemiyorum. Bütün sevdiklerimi bir mağaraya toplayıp orada yaşayalım istiyorum.

Screen Shot 2016-07-20 at 10.43.34 AM

Aklım ermiyor. Kafa kesen oldu mu olmadı mı, teyitli bilgi nedir, değildir, aklım net ermiyor. Buraları çalışmamışım, bana sanat tarihinden falan sorun, buralara aklım ermiyor ve bence ermesi de gerekmiyor. Ülkemde darbe olursa bunun tiyatro kurgu olup olmadığın anlamanın yolu ne olabilir üzerine hiç düşünmemişim. Ben her iki ihtimale de üzülecek kadar naif kalmayı seçmişim. Siyaset uzmanı değilim, ahkam kesmeyi lüzumsuz bulduğum kadar hepsini anlamaya çalışmayı da yorucu buluyorum. Benim için imkansız. Üstelik daha ne olduğunu bile anlamadan analiz yapmak zaten konuya hakim insanlar için bile mümkün olmasa gerek.

Anlayamadığım çok fazla insan davranışı da var. “İki ağaç için çıktın, tanklarda neredeydin?”i anlamıyorum ve mesela ben hepsinde evdeydim, yani? Yoklama almayın, rica ediyorum. İnsanların öfkelerinin birbirine akmasını anlayamıyorum. Linci eleştirirken, öylesine bir paylaşım yapan anneye yapılan yorumların da lince dahil olduğunu görememeyi anlayamıyorum. Tüm bu karmaşada kaybettiğim bir yakınıma rahat ağlayabilmek istiyorum, dahası ölülerimize hep birlikte ağlayamamayı da anlayamıyorum. Herkesin ihtiyacı olanın anlayış ve şefkat olduğunu göremeyişimizi anlamıyorum. Bütün bu karmaşada, kadınların meydanlara dökülmemesi konusundaki fetvaya evet inanamıyorum. Kadın damarıma basıyor, üzgünüm. Toma karşısındaki kadın fotoğrafını anımsatıyor bu haber bana mesela. Sokaklara dökülelim ama hepimiz değil.

Ben sıradan biriyim. Sıradan günleri özlüyorum. Hakkım olan huzura ve güvene sonsuz ihtiyaç duyuyorum. Kendimi bu bahsi geçen kesimlerden hiçbirine ait hissetmiyorum müsaadenizle, aidiyet duygum bambaşka sularda akıyor benim… Tarafınızdan kategorize edilmek değil de, sonsuz olmak istiyorum.

Screen Shot 2016-07-20 at 10.43.49 AM

Yüksek ses duymak istemiyorum. Çocuklarıma, gece çıkan fırtınayla bazı ağaçların devrildiğini ve bu yüzden dışarı çıkamadığımızı anlatmak istemiyorum. Onlara bakarken içimin kıyılmasından bıkıp usandım. İş için mail yazarken “öncelikle hepimize geçmiş olsun” diye başlamaktan bunaldım.

Ve hala iyiliğe inanıyorum. Dünyayı iyilik ve güzelliğin kurtaracağına eminim. Renkli battaniyemi örmeye devam ediyorsam bu yüzden. Twitter’daki komplo teorileri okumak yerine, çevirmekte olduğum kitabım için yeni kelimeler icat etmeye kafa yormayı seçiyorsam bu yüzden. Öğrencilerime, arkadaşlarıma güç ve umut vermeye gayret ediyorsam bu yüzden…

Yapmayı en iyi bildiğim şeyleri yapmaya devam ediyorum. Başımıza daha kötülerinin geleceğine inanmak yerine, hayatın belirsizliğinin mucizesine kendimi bırakmayı tercih ediyorum. Hayatımın en güzel yazını endişeden kalbim ağrıyarak geçirmeyi reddediyorum. Bize biçilen deli gömleği yerine, rengarenk elbisemi giyip sahile inmeyi seçiyorum. Ve sonsuz Twitter evreninden, çok sevdiğim birinden kendime en yakın bulduğum cümleleri seçiyorum.

Bazen kararır şu hayatın

Sanırsın hep böyle kalıcak

Oysa ki “mış “gibidir olan biten

Herşey hep güzel olacak

10 yorum

  1. Sevgili Ebrar, ne kadar güzel ifade etmişsin. “Ben sıradan biriyim. Sıradan günleri özlüyorum. Hakkım olan huzura ve güvene sonsuz ihtiyaç duyuyorum.” Temennine yürekten katılıyorum..En çok da evlatlarımız için…

  2. Harika anlatmissiniz bayildim tamda hissettiklerim

  3. İçimdekileri yazıya dökmüşsünüz. Sizi seviyorum beni tanımayan ama kalbimde yer edinmiş Kadın insanlar sevgiden beslenir sizleri seviyorum site ye giren arkadaşlarım

  4. Sevgili Ebrar,

    Kahve, kurabiye, mutluluk.

    Ben de küçük şeylere odaklanmayı seçiyorum.

  5. Hislerimizi güzel ifade etmişsiniz.
    “Kendimi bu bahsi geçen kesimlerden hiçbirine ait hissetmiyorum” ne doğru bir cümle. İnsanlığın ekseni/ibresi neden doğruluk/iyilik/hakkaniyet üzerine kurulu değil? Bunları savunurken illa bir taraf olmak zorunda mıyım? Ben hiçbirşey değilim. Sadece kendimi aşmak , bakışımı, ruhumu derinleştirmek ve çocuklarıma yaşamaktan zevk alacakları özgür bir dünya bırakmak için uğraşıyorum. Tek gayem bu.

  6. Ne ara bu kadar dusman olduk birbirimize ne ara kin dolduk ne ara bu kadar taraflara ayrildik neden herkes bi tarafa mensup olmali ki sadece kaybettiklerimize yitirdiklerimize insanligimiza uzulelim bunlardan taraf olalim iyilik guzellik esitlik aydinlik gunler guzel gunler..

  7. Yazınıza sonuna kadar katılıyorum. Tek bir noktaya itirazım var, olan biten komplo mu değil mi, kurgu mu gerçek mi ben de bilmiyorum. Ama tiyatro değil ondan eminim. Çünkü tiyatro iyidir, yaşadıklarımızsa iyi değil. Sevgiler…

    • Merhaba,
      Düzeltme için teşekkür ederim, çok yerinde olmuş. -yazıda da düzeltiyorum-
      Sevgiler.

  8. Sıkıcı ve zorlama bir yazı olmuş. Beğenmedim.