5 Yorum

Ünzile’nin Kızı

Aşağıdaki yazı Ünzile’nin Kızı rumuzlu Blogcu Anne okuru tarafından kaleme alındı.

***

Anne olduktan sonra büyüyor insan. Bunu 30 yaşından sonra 2 çocuk sahibi olmuş bir anne olarak söylüyorum.

Ama küçük yaşta anne olanlar, çok küçük nerdeyse çocuk yaşta anne olanlar, anne olsa da büyüyebilir mi? Büyümez, büyüyemez… Biliyorum, çünkü ben o Ünzile’lerden birinin kızıyım. Dayak yememiş, satılmamış koyun uğruna ama, ergen olduğu an bir kız çocuğunun evlenmekten başka ne işe yarayacağını bilmeyen, okumak gibi bir kavramın kabul görmediği bir ailenin içine doğma şanssızlığına sahipmiş. Gelin olarak da hep ezilmiş, hor görülmüş, kullanılmış hizmetçi gibi…

Benim annem çok mutsuz olmuş, çok mutsuz yaşamış. Şimdi artık ununu eleyip, eleğini astıktan yani torun torba sahibi olduktan sonra daha mutlu olduğu bir çevrede, daha mutlu olduğu insanlarla olsa da, o mutsuzluğu gözlerinden hep okuyabilirsiniz.

İzlediğim bir filmde kadın evini terk ediyordu, terk ederken çocuğunu da bırakmak zorunda kaldı. Kızına diyordu ki; “Yetişkinliğin mutsuzluk olduğunu sanmanı istemiyorum, o yüzden mutluluğumu bulmaya gidiyorum”

Peki mutsuz ebeveynlerle büyüyen çocuklara noluyor? Ünzile’lerin çocukları ne haldeler?

Unzile

Kendi bireysel hikayemde, anne olduktan sonra içimden annem çıktı. Çocukları yetiştirirken farklı bilgilere sahip olsak da içinden gelen bir annelik var herkeste. İşte bendeki o anne çok “mutsuz”. Hayatımda hiçbir sıkıntı yokken, keyfim yerindeyken, dünyanın en tatlı çocuklarına sahipken aynaya her baktığımda annemin yüzünü gördüm. İlk fark ettiğim gün irkilerek eşime söyledim: bu surat, bu duruş, bu bakış annemin. Evet dedi, annenin. Hep mutsuzsun… Evet mutsuzdum.

Çocuklar annelerini çok sever; o kadar sever ki büyüseler de annelerinin sevgisine layık olmak için onun anneliğini devam ettirirler, o kadar severler ki onu mutsuzluktan kurtarabileceklerini zannederler. O kadar severler ki annesi mutsuz ise kendilerine mutlu olma izni veremezler. İşte ben de kendine mutlu olma izni vermeyenlerdendim. Nasıl verebilirdim ki? Annemin mutsuz olduğunu bile bile, acıyı gözünde her gördüğümde sorumlusu benmişim sanarak ve onu ben kurtaracakmışım zannederek büyüdüm. Çünkü çocukları için katlanıyordu bu hayata, çocukları onun yapamadıklarını yapıp onu kurtaracaklardı, onu çocukları mutlu edecekti. Bunları hiçbir zaman dile getirmedi annem. Ama ben çocukluğumu bu duygular, bu hayallerle geçirdim. Bu şekilde büyüdüğümü de çocuklarımı büyütürken fark ettim.

Artık kendime mutlu olma izni veriyorum.

Annemin yaşayamadığı çocukluğu için yasımı tutuyorum. Onu ben kurtaramam, artık biliyorum.

Ben annem değilim, bambaşka hayatı olan bambaşka biriyim.

Annemi hep çok seveceğim, çok seviyorum. İyi ki benim annem olmuş, iyi ki beni doğurmuş.

Onun bana verdiği hayatı mutlu yaşayarak ona teşekkür ediyorum.

Mutsuz ebeveynlerin çocukları işte böyle mutluluğu arayarak geçiriyor bir zamanını. Mutsuz iseniz bunu çocuklarınızın hissetmeme ihtimali yok. Bu yüzden mutlu çocuklar yetiştirmek istiyorum diyen ebeveynler geçmişte mutlu çocuklar mıymış, bir dönüp bakmalı. Hani bazen ebeveynlik fazla ağır gelir, çocuklar hep büyük sorun olur, ben niye bu kadar zorlanıyorum dersiniz ya, işte bu durumların sebebi belki sizin çocukluk hikayeniz olabilir. Bu zinciri, bu aktarımı kırmak da sizin elinizde… Yeter ki onu kabul edin.

Ünzile’nin Kızı

***

Sizin de söyleyecek sözünüz varsa Blogcu Anne’de konuk yazar olabilirsiniz. Konuk yazarlık hakkında buradan bilgi alabilir, diğer konuk yazar yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

5 yorum

  1. Ah ne güzel yazmışsın sevgili “Ünzile’nin kızı”… Zaten her duyduğumda sadece gözlerimden değil yüreğimden de yaş gelerek dinlediğim bir şarkıdır Ünzile… Mutlu çocuk yetiştirmeyi her anne ister ama kendini mutlu etmedikten sonra çok zor. Ve evet, kendini mutlu etme işinde iyi olanlar genellikle mutlu çocukluk yaşayanlar. Ama bu zincirin bir yerden kırılması gerek ki kısır döngü sona ersin. Senin adına çok sevindim… İnşallah hep yakın olursun mutluluğa. Sevgiler..

  2. Bu kadar mı “tam Zaman’ında” bu kadar mı “tam da beni” anlatır bir yazı? Günlerdir kendi çocuğum adına almak zorunda olduğum kararı, annemi üzmeme K adına almamanın yollarını sorgulayıp duruyorum! Tam da aynı şeyleri beynim söylerken isyan eden kalbime sesimi duyuramadığım için kararsızlık denizinde boğuluyorum. Günlerdir annemin mutluluğundan benim sorumlu olmadığımı kendime hatırlatırken aynı anda onu Nasıl Mutlu (aslında daha az mutsuz) ederim diye deliriyorum. Teşekkürler, çoook teşekkürler. Yalnız olmadığını bilmek öyle güzel ki…

  3. Ağlayarak okudum,işte tıpkı birisi beni anlatıyor. O aynada kendimi farkedişim,duruşumdaki bezgin ifade tıpkı annem. 4-5 sene oldu belki ancak ben o zinciri kıramadım içimden sürekli annem çıkıyor çocuklarıma davranırken. Dünya kadar kitap okusam da bitmiyor içimde onun sesi… Ve işin kötüsü annemi sevmiyorum ben.

  4. En derinde bir yerlere dokundu yazınız. Ne kadar doğru ve acıklı..Anneleri ölümüne mutsuz olan kız çocukları olarak kendimize mutlu olma iznini nasıl verebilirdik..Umutsuzluğa düşmek hakkımız ama kalkıp yürümeyi de bileceğiz. Bileceğiz, değil mi?

  5. Ne güzel yazmışsınız mutsuz bir annenin çocuğu olarak o kadar iyi anlıyorum ki sizi.

    Bu döngüyü kırmak çok zor ama gerçekten çok zor. İniş çıkışlar var bir sürü, dur tamam bu sefer oldu diyemiyorum bir türlü. Allah bize ve evlatlarımıza güzel kader versin.

    Aklıma Pınar Mermer’ in yazısı geldi linkini de bırakıyorum okuyun mutlaka:

    http://yeterliannebabalik.blogspot.com.tr/2012/03/yeterli-anne-babalk-dag-gibi-saglam.html?m=1