11 Yorum

Kaç çocuk çok çocuk, kaç insan bir anne?

Yazar Hakkında

89 Ankara doğumlu; evli ve iki çocuklu… Birceylan adında blogu var. Herkese beyaz gelinliğinde başarılar diliyor, çünkü önemli olan yarışmaktır.

Genç kategorisine girdiğim ilk yaşlarımdan birinde evlendim ve bir çocuğum oldu. Bir anne olmak, bir çocuğun tam anlamıyla vatanı olmak ne demek, tabii ki bilmiyordum. Bilmediğimi de bilmiyordum. İşte tam da buna cahillik deniyordu. Fakat bunu da sonradan öğrenmiştim.

Size analık serüvenimin ilk zamanlarından bahsetmek isterim. “Bebeğimi kucağıma aldığım an anne olduğumu hissettim, anne olmanın eşsiz huzuru, bebek gibi uyumak” ve buna benzer söylemler içinde büyüdüm. Doğal olarak böyle kodlandım.

Fakat pratikte işler…

…biraz farklı gelişti.

Onu gördüğüm ilk an annelere düşen sevgi ve duygu selinden ben de nasibimi aldım. Daha önce hiçbir şeye sahip olmadığım kadar benimdi. Çok küçük, çok savunmasız ve çok çok güzeldi. (Ya da bana öyle geliyordu, güzellik konusunda tam emin değilim.)

Bunların hepsi tamamdı; ama ya bu şaşkınlık, bu kaygı? Gerçekten kucağıma aldığım ilk an anne gibi hissetmiş miydim? İçimde böylesi büyük duyguları tartacak bir terazi geliştirmiş miydim? Bu, gerçekte de bu muydu? Ya yaşım veya en korkuncu kalbim yetmediyse?

Hislerime hükmedemeyecek kadar yorgunum. Ağrım, acım ve endişem daha baskın. Allah’ım, ben hiç böyle düşünmemiştim. Bebek şu anda neden ağlıyor? Bir yeri acıyor kesin. Kesin tutarken zarar verdim. (Hayır zarar vermedin. Ağlıyor; çünkü o canlı bir bebek sayın aynştayn)

Neyse, iyileşince durumun hakikatini daha net duyacağım nasılsa, hele bi evimize gidelim dedim.

IMG-20160726-WA0008-01_1

Ve evimize geldik. Hastane ruhundan kurtulmak çok güzeldi. Evimiz sessiz ve tertemizdi. Epey rahatlamıştım.

Canım oğlum pek de bebek gibi mışıl mışıl uyumuyordu. Aslında büyük gibi de uyumuyordu. Hatta canım oğlum hiç uyumuyordu.

Ağlıyordu…

Hiç susmadan, gittikçe yükselen bir sesle, duvarları delercesine ağlıyordu. Günler geceler geçti susmadı.Bir noktadan sonra susar dedim, yine susmadı. Aç değil açıkta değildi; ama ağlıyordu. Ben de ağlıyordum.

Hastaydım, yürüyemiyordum. Uyumam gerekiyor, uyuyamıyordum. Anneliğin eşsiz huzuru mu? Ben sadece aşşırı uykusuz, şişko ve çaresiz hissediyordum. Yok yok, bence benden anne olmazdı. Zaten ilk buluşma da böyle olmamalıydı. (Meğer kolikmiş, tam 10 ay gece gündüz ağladı)

Bunu bir başkasıyla paylaşmak şöyle dursun, kendime bile şu anki kadar net bir şekilde söyleyemiyordum. Sanki ayıpmış gibi geliyordu. Onu sevmediğimi zannedecekler sanıyordum. Allah’ın kalbime, benim irademden bağımsız nasıl bir şey koyduğunu bilmiyordum. İçimde böyle bir dünya varken birkaç ay geçti. Ve bir gün geldi.

Onu koltukta bırakıp mutfağa gittiğimde, ilk kez yüzüstü dönme girişiminde bulunan bebeğim yere düştü ve bir feryat kopardı. O ağlama sesi, aylardır beynimin saçlarımı diken diken eden yerine değil de kalbimin daha önce keşfetmediğim bir yerine dokundu bu kez. Buna halk arasında ciğerlerin sökülmesi de deniyor, bilen bilir.

Allahım bu nasıl bir duygu? Bu nasıl istem ve irade dışı bir yangın? Benim kalbimde ne varmış da haberim yokmuş! Benzetmemden ötürü bana Mahsun Kırmızıgül demezseniz, tam anlamıyla kelebeğin kozasını delip çıkması gibi… Ya da yok yok; Natalie Portman’ın içindeki siyah kuğuyu çıkardığı o sahnedeki gibi, sonunda kalbimdeki endişe perdesini delip çıkan anneliğimi hissettim. O kadar netti ki, o an dışardan bakan olsa görecekti sanki.

O gün ne olduğumu anlamaya başladığım bir sistem devreye girdi. Bir şalter kalktı, bir perde indi, ufkum açıldı, ışığı gördüm. Hatta bir Mahsun Kırmızıgül olarak güneşi gördüm.

Ve sonrası geldi. Emekledi, sıraladı, yürüdü, agu dedi, mama dedi,

“ANNE” dedi.

”Anne…

…seni o kadar çok seviyorum ki; içim içime sıkıştı. ”

(Bu cümlenin, yazarken bile nefesi titreten bir etkisi var hâlâ)

O dedikçe bendeki şey pekişti. O dedikçe ben kanatlarımı büyüttüm ve o kanatlarla sardım onu. Sevginin her zaman aynı kapıdan aynı surette girmeyeceğini, bazen görünmeyenin daha görünür olduğunu, kendimi, kalbimi anladım. Bazı laflar boşluktan başka bir şey değilmiş, anladım. Bir anne de pekâla zamana ihtiyaç duyabilirmiş. Benim gibi hisseden anneleri ilk bakışta tanıdım.

Keşfettim, ayaklarımı böyle böyle yere bastım. Nicelik değilmiş meselenin özü. Bir anneyi anne yapan tek bir çocuk da çok çocukmuş. Bir gün kendi kanatlarını büyüdüğünde ben de ona uçmayı öğreteceğim, söz. Ve sonra uçacak, ve ben ardından el sallayacağım. Buradan sonrası çok duygusal, tamam susun.

Sevgiler,

Ceylan

11 yorum

  1. Ceylan!
    Ve koca bir ah!
    Bazı şeyler ne kadar da aynı, bazı hisler ne kadar da tanıdık ve sanki ‘ben gibi’.
    Benmiş gibi.
    Eline sağlık, yüreğine bin bereket…

  2. Sen yazma kadın ölücem ağlamaktan. Sen bu kadar ben nasıl olabilirsin??? Harika…

  3. “Bir anne de pekala zamana ihtiyaç duyabilirmiş. ” ne güzel söylemişsiniz. İçimdekilerin yazıya dökülmüş hali olmuş. İyi ki varsınız iyi ki bizlerle paylaşıyorsunuz ceylan hanim. Kaleminiz çok kuvvetli ve etkileyici gerçekten. Hep bizimle kalın

  4. Yüreğinden kalemine dökülenlere sağlık…karşımızdaki görür görmez olunca muhteşem oluyormuş gibi aksettiriliyor hep… İLk görüşte aşk olmalı hep, bebeğini kucağına alır almaz “muhteşem” olmalı sanki…hayat böyle değil ki…zamanla demir atıyor kimimizin yüreğinde sevgi…en güzeli de yaşanıyor zaten…sen yeni anne, o minnacık bebek, ikinizin arasındaki ilişkiyi dışarıdakiler nasıl anlasın ki, her ilişki kendine özel… Zamanla o kadar güzelleşiyor ki her şey…Günler geçtikçe emek verildikçe, “anne” olmanın içi doldukça katmerleşiyor o sevgi…Yazınız çok güzel, kaleminiz çok başarılı..hep yazın siz.blogcu anneye de yer verdiği için teşekkürler.

    Sevgiyle…

  5. Herkesin kendinden birşeyler bulacağı bir yazı olmuş. Bamtelimize dokunmuşsun. Tebrik ediyor, bu güzel yazıların devamını diliyorum.

  6. Takip ettiğim tek blogger Elif ikincisi sen olacaksın Ceylancım. Sizi seviyorum .. kendime yakın hissettiğim kadınların yazılarıyla gülmeyi , bilgi edinmeyi ve yazının sonunda damağımda kalan tadı seviyorum iyi ki varsınız yoksa bu süreçte kafayı yerdim bu insanların arasında

  7. Duygu yüklü bir yazı gerçekten… Ama ben anne olduktan sonra imrenir oldum sizin gibi genç anne olanlara çünkü çocuk buyutmenin ciddi bir enerji gerektirdiğini anladım 🙂

  8. Kesinlikle aynı duyguları paylaşıyorum sizinle. Anneligimi çok sorguladım. Meğerse birçok kadın yaşıyormuş benzer duyguları. Ağzınıza sağlık

  9. Aynı duygularla yaşadım bende..sorguladım neden “ben” diye..zamanla oturdu annelik.. Ve anladım çocuk nasıl zamanla sekil semal alıyor büyüyorsa..bende onunla büyüyor öğreniyordum…kalemine sağlık

  10. Cok güzel ifade etmişsiniz…kanepeden düştüğünde içinizde farkettiğiniz duygular. Oğlum havale geçirdiğinde benzer duyguları yaşamıştım. Bütün bebekler, çocuklar sağlıkla büyüsün.,

  11. Yazılarınızı zevkle okuyorum. Diliniz, anlatımınız çok içten, bloğunuzun da sıkı takipçisi olacağım anlaşılan,

    Tanışmamıza aracı olan Elif Hanım’a da ayrıca teşekkür ediyorum, devamını bekliyoruz.