15 Yorum

Sosyal medyada anneliğini paylaşmak…

Aile danışmanı Prof. Dr. Şengül Hablemitoğlu, geçtiğimiz haftalarda Linked-In’deki yazılarında sosyal medyada çocuklarının fotoğraflarını paylaşan anneler konusuna değindi.

Çocuk Hakları İhlali ve Çocukların İstismar Alanı Olarak ”Sosyal Medya” başlıklı iki yazısında (burada ve burada), çocuklarının hayatlarını sosyal medyaya taşıyan ebeveynlerin sayısının giderek arttığını ve bunun ölçüsüz bir şekilde yapılmasının birçok sakıncaları olduğunu söyledi.

Birçoğumuzun ‘çocuğunu üzerine asıp duruşmaya giden anne’ olarak tanıdığı aktivist avukat Feyza Altun da yine bu konuya dikkat çekenlerden ve konunun denetlenmesi gerektiğini söyleyenlerdendi.

Sadece Türkiye’de değil, dünyada da tartışılan bir konu bu… Time dergisi geçtiğimiz Mart ayında, Amerika’nın 40 eyaletinde yapılan ve 249 ebeveyn-çocuk çiftinin dahil olduğu bir araştırmaya yer vermiş, çocukların, fotoğraflarının kendilerinden izinsiz paylaşılmaları konusunda yetişkinlerin iki katı kadar rahatsızlık duyduklarını belirtmişti.

Sosyal medya da, anneliği sosyal medyada paylaşmak da çok yeni kavramlar… Ben blog yazmaya başladığımda sosyal medya henüz yeni başlamıştı. Facebook sayfam, Twitter hesabım, Instagram’ın kendisi bile yoktu…

O zamanlar daha çok (sık) yazıyordum ve o zamanlar insanlar daha fazla yorum bırakıyordu. Daha kapalı ve yakın bir topluluktuk o zaman (bunda, hitap ettiğim kitlenin daha küçük olmasının da etkisi var tabii). Daha rahat paylaşıyordum bazı şeyleri… Şimdi geriye dönüp baktığımda, o yazılar, o fotoğraflar orada dursa da (ki arada sildiklerim oldu) ‘şimdiki aklımla’ daha farklı düşünebilirdim diyorum.

Blog yazarlığı açısından, sosyal medya çıktı, mertlik biraz bitti. Her ne kadar Salih Seçkin Sevinç‘in kitabında dediği gibi ‘Her Şeyin Başı Blog’ olsa da ben dahil birçok insan yazıyla uzun uzadıya anlatacaklarını Twitter’da 140 karakterle, Instagram’da fotoğrafla anlatmaya başladı. Öylesi daha kolaydı, anlık tepki ve tatmin (ki bunun ne olacağı kişiden kişiye değişir) daha çabuk geliyordu.

Bunu ebeveynlik üzerinden yapanlar ise sıklıkla eleştirilmeye başlandı.

demiştim Prof. Hablemitoğlu’na Twitter’da , yazısını yazdığında… Ben, çeşitli sebeplerden dolayı ikincisini tercih ediyorum. İki sene önce BlogHer’e katıldığımda oturumlardan birinde konuşan bir blogger şöyle demişti: ‘‘Blogum benim için var. Benim yazmam, anneliğimi paylaşmam için. Çocuklarımla nasıl vakit geçirdiğimizi, neler yaptığımızı paylaşmam için değil. Çok isterlerse kendileri büyüdüklerinde bunun için bir blog açabilirler.”

Ben de böyle düşünüyorum. ‘Bir şey yapmam lazım!’ deyip bilgisayarımın başına oturduğum zaman, çocuğumun yaptıklarını değil, anne olarak benim yaptıklarımı (ve en az o kadar da yapamadıklarımı!) paylaşmaktı niyetim. Bunun niyetten de öte bir ihtiyaç olduğunu seneler sonra fark etmiştim. ‘Derdi olan yazar’mış meğer. Benim de derdim varmış, oturup yazarak iyileştirmişim kendimi, öyle demişti terapistim.

Sosyal medyadaki anneler birkaç açıdan eleştiriliyorlar:

(1) Çocuklarının fotoğraflarını paylaştıkları için ve (2) Bunu yaparak para kazandıkları için…

Her iki tür eleştirinin de haklı ve haksız yanları olduğunu düşünüyorum. Her ikisini de anlatmaya giriştim ama yazı çok uzadı, bu yazıda sadece ‘sosyal medyada çocuğunu/anneliğini paylaşma’ kısmına değinip, ‘sosyal medyadan para kazanma’ işini başka bir yazıya bırakacağım.

Ben bir sosyal medya tüketicisi olarak, sadece çocuk fotoğraflarının paylaşıldığı hesapları ilgi çekici bulmuyorum. Bulmuyorum, çünkü mesela o çocuğun yemeği nasıl yediği (ya yemediği) değil, annenin o yemeği nasıl yedirdiği (ya da yediremediği) ilgilendiyor beni, bir anne olarak… Güzel çocukların fotoğraflarının sergilendiği hesaplar bir süre sonra tekrara düşüyor benim için… Bu, benim tüketici/takipçi olarak görüşüm.

Öte yandan bazı paylaşımlar oluyor ki gerçekten ‘Yok artık!’ dedirtiyor (Feyza Instagram hesabında zaman zaman bunlara dikkat çekiyor). Çocuk istismarına girecek ölçüde, zorbalık içeren ve duygusal olarak istismar eden davranışların kayda alınması, ‘Bakın teyzeleri, çocuğum ağlarken ne güzel oluyor!’ minvalinde servis edilmesi, küçücük çocukların yüzbinlerce takipçisi oldu diye ‘Top Model’ olarak lanse edilmesi beni rahatsız ediyor.

Benim bu tür hesaplara yönelik tavrım, takip etmemek. Daha fazlası yapılmalı mı? Bu çok tartışmalı bir konu… Uzmanların ‘Bu tür paylaşımların çocuklar açısından sakıncaları var, bu çocuklar ilgi manyağı oluyorlar, ergenlikte çuvallayacaklar’ vb. sözlerini dikkate değer buluyorum. Öte yandan, devir o kadar çok ve hızlı değişiyor ki, belki de o çocukların ergenliklerindeki normlar değişecek? Bilmem… Bu, ebeveynlerinin bileceği, onları ilgilendiren bir şey…

Bazı ülkelerde devletin, ebeveynlerin sosyal medya paylaşımları konusunda sınırlar çizmesinin söz konusu olacağı söyleniyor (Şengül Hoca Fransa’dan örnek vermiş yazısında…) Bu ne kadar gerçekçi ya da ne kadar ‘özgürlükçü’ bir yaklaşım, bilmiyorum. Elbette kimsenin kimseyi suistimal etmeye hakkı yok, ancak sınırı nerede çizeceksiniz? Sosyal medyada çocuğunun boy boy fotoğraflarını servis eden annelerin yaptığı yanlış da, milyonların izlediği televizyon programlarında şarkı söyletenlerinki doğru mu mesela? Sağduyunun yapamadığını devlet yapabilir mi?

Konunun ‘çocuk hakları’ açısından tartışılmasını doğru bulmakla birlikte gerçekten yapılabilecek bir şey olup olmadığını bilmiyorum. Ben bu tür tartışmalarda sessiz kalmayı tercih ediyorum, hem -kendim de, kendi çizgilerime göre de olsa sosyal medyada paylaşım yaptığım için- söyleyeceklerimin samimi bulunmaması ihtimalinden dolayı, hem de bu konuda bir yaptırım uygulanabileceğini düşünmediğimden dolayı… Ve bu tartışmaların ne kadar verimli olduğu da ayrı bir tartışma konusu, nitekim açılış-kavga-kutuplaşma-kapanış şeklinde süregeliyor.

Ben kendi adıma çocuklarımın kaşını gözünü paylaşmaktan çok, anda olup biteni ‘anne gözümle’ paylaşmayı tercih ediyorum. Bu benim tercihim… Kendim de fotoğraf çekmeyi/çektirmeyi seven bir insan değilim, ‘anı paylaşmayı’ daha çok seviyorum. Paylaşımlarımda anneliği ti’ye almak, kendimle dalga geçmek bir savunma mekanizması benim için belki… Belki de gerçekten annelik o kadar ciddiye alınacak bir şey değil. Ama paylaşmak iyi geliyor.

Burdur

Anne olan bir insanın sosyal medyada paylaşım yapıyor olması, birçok farklı yönden eleştiri konusu olabiliyor. Hoş, anneler her zaman her yerde eleştiri konusu oluyorlar; eşyanın tabiatı mıdır, nedir? İşin sosyal medya boyutunda insanlar ‘eleştiri’ adı altında hakaret ediyor, yüz yüze olsalar söyleyemeyecekleri şeyleri söylemeyi kahramanlık sanıyorlar. Geçenlerde bebeğimi emzirirken bir fotoğrafımı paylaştım diye ne ahlaksızlığım kaldı, ne edepsizliğim… ‘Reyting’ için paylaştığımı söyleyenler, kavga çıkarmaya çalıştığımı ima edenler…‘O bebeği nasıl yaptığınızı da paylaşın bari! diyenler… Selülitlerimden dolayı fotoğrafın hiç estetik olmadığını, ‘gereksiz’ bir paylaşım olduğunu söyleyenler… Neyse ki biraz olsun ‘kişisel geliştim’ de, bu tür sözlerin, benimle değil de söyleyenle ilgisi olduğunu anlayabiliyorum artık.

tanımam etmem, sadece bir zamanlar blog’unu takip etmişliğim vardır. ama bu şahıs da diğer tüm ünlü blog yazan anneler gibi çalışmayan, daha doğrusu çalışmasına neden olmayacak ölçüde varlıklı, doğumdan itibaren çocuklarını bakıcı yardımlarıyla büyüten, bu arada sürekli yurt dışı gezisi yapan ve bunu gözümüze gözümüze sokan, “bakın ben ne mükemmel anneyim” imgelemini sürekli bilinçaltımıza aşılayan bir imaj yayıyor.

demiş bir ekşisözlük yazarı benim için. Beni tanımıyor, ama banka hesabımda çalışmamı gerektirmeyecek kadar para olduğunu iddia edebiliyor. Beni tanımıyor, ama doğumdan itibaren çocuklarımı bakıcı yardımıyla büyüttüğüm gibi doğru olmayan bir şeyi ortaya koyabiliyor. ‘Bir zamanlar takip etmişliği’ var ama sürekli yurtdışında gezdiğimi biliyor… Çalışmadığımı iddia etmesini geçtim, mükemmel anneyim diye bir iddiam hiç olmadı. Ne kolay bunları yazmak… İçerledim önce bu yorumu… Sonra, ‘paylaşımlarınız insanları kötü hissettirmekten başka hiçbir şeye yaramıyor. keşke bu blog saçmalığı azalarak bitse.’ dediğinde anladım kendi içindeki sorunlardan böyle dediğini… Derdi neyse, benim paylaşımlarım (benimki gibi paylaşımlar) onu kötü hissettiriyor. Bunun için üzgünüm. Umarım kendini iyi hissettirecek yardımı alır, her neyse o…

Ve umarım ‘Blog saçmalığı’ hiç bitmez… Umarım daha da fazla insan yazar… Daha çok kadın, daha çok anne içini döker… Paylaşmak yalnız olmadığını hissettiriyor. Yazmak iyi geliyor. Farkına vardırtıyor, iyileştiriyor, büyütüyor. Ben çok önemsiyorum.

15 yorum

  1. Elif merhaba, yazının özellikle “sadece çocuk” fotoğrafları paylaştığı için takip etmediğin kısmında belirtiğin düşüncede hareket ettim ben de… kimseyi yaptığı için eleştirmek haddim değil, saygı duyuyorum, ama takip etmemek tercih meselesi. Benim de arayışım,”annelik”lerini, “tecrübelerini”, “çaresizliklerini”, “acemiliklerini” anlatan anneler oldu daha çok…Özellikle sosyal medya çıktıktan sonra anlık paylaşımlara daha çok önem verilerek, blog okuyanların sayısının azaldığı bir dönemde, senin gibi, “ciddiyet” ve “emek” sarfederek, kullandığı kelimeleri bile özenle seçerek yazı yazan, benim keyif aldığım çok az blogger oldu, yaptığın “işe” çok saygı duyuyorum. Sen hep yazmaya devam et dilerim…

    Feyza hanımın hareketini çok haklı bularak, açıklamaya çalıştıklarının da çok çarpıtıldığını -kendisi fotoları paylaşmayın dememişti aslında, istismara yol açabilecek paylaşımlarda bulunmayın demek istemişti- üzüntüyle takip ettim. Ben hukuki boyutunda ne yapılabileceğinden çok, ileride bu çocukların kendi resimlerini görüp de ailelerine nasıl bir tepki verebileceğinden çekiniyorum.

    Sana yukarıdaki eleştiride bulunan, ne ilk ne de son insan olacağını biliyorum. Eleştiriler yapıcı ve karşındakini kırmadan olmalı bence..Bu şekilde karşındakini üzetecek, incitecek sözleri söylemeyi doğru bulmuyorum, “Blog yazıyor tabi ki bu sözlere alışık olacak” diyenlere de “kimsenin kimseye hakaret etmeye hakkı yok” demek istiyorum.

    Söylemiş olduğun gibi, bloglar her zaman yaşamalı, devam etmeli. Ben de bir blog açtım, blogu açmamın en önemli sebebi, işe başladıktan sonra oğlumu çok özleyerek geçirdiğim saatlerde oturup kendimi yemeyi bırakıp içimi dökmek, yaşadıklarımı anlatmak ve ona “annesinden” bir kütüphane bırakmaktı. Yazdıkça rahatladım, yazdıkça iyi hissettim. Açık şekilde onu gösteren fotoğraflarını koymamak şahsi tercihimdi, (ve ki bu takipçi sayılarını onbinlere taşımasa da amacım en başta yazmak ) ve ki bu şekilde blog yazanlara da saygım sonsuz.

    Biliyorum uzun oldu biraz,
    Sevgiler, Aycan

    http://www.aycanne.com

  2. Sevgili blogcuanne,
    Belli ki sizi çok da tanımayan biri. Tanımına yakın özellikte anneler var. Çocuğu olduktan sonra kendini uzman ilan edenler, gayet sıradan bir dille, bırakın kaynak belirtmeyi alışılmış bilgilerle fahiş fiyatlara seminer verenler, egosu tavan bir şekilde takipçisini küçümseyen, eleştiriye hadsizlikle karşılık veren ve denilen gibi mükemmel olduğunu gözümüze sokmaya çalışan. Diğer ….anne’lerden en önemli farkınızı görmezden gelinerek yapılan bir yorum. Nitekim #annelikherzamantozpembedeğil kitabınız en samimi mottonuz bence. Şahsen ben paylaşımlarınızla yalnız olmadığımı hissediyorum. Ben anneyim mikemmel olmalıyım, herşey organik, herşey ince/kaba motor gelişimi için. Sıkıldık samimiyetsiz söylemlerden. Herkes elinden geleni yaptığına göre bence de doğal olmaya ve içimizden geldiği gibi davranmaya çalışalım ve en önemlisi çocuklarımıza bu konuda model olalım.

  3. Elif hanım merhaba, sizi Derya ya hamileliğinizin son zamanlarında Kadıköy de görmüştüm. Ben de hamileydim :)Gelip bir selam vermek istedim fakat rahatsız etmek de istemedim.
    Ben de bir kaç gündür instagram hesabımdan takip ettiğim anneleri düşünüyorum.. Şuraya gittik, yok 1 yasına geldik, falan ve filan…
    Elbette ben de yeni bir anne olarak Zaman Zaman kızımın fotoğrafını paylaşıyorum. 3 aylık olduğunu ya da gülümsemesini arkadaşlarım da görsün istiyorum ki zaten 170 takipçisi olan bir anne olarak cok tedirgin olmadım hiç bir zaman. Fakat bu binlerce takipçisi olup çocuğunun yemeği dökmesini, ağlamasını vb. Her hareketini paylasan anneleri neden takip ettiğimi sorgular oldum bir süredir. Önceden çocuğum yokken sevimli geliyordu, özendiriyordu. Şimdi kendi çocuğumu sevdiğime göre ve bu hesaplarda gönül telimize dokunan hiç bişey olmamasına rağmen neyi takip ediyorum dedim kendime. Ve yazınızla bırakmaya net bir şekilde karar verdim. Hepsi güzel çocuklar, sağlıklı Mutlu olsunlar tabimi ama sanırım herkesin çocuğu kendine zaten güzel. Her zamanki gibi keyifle okudum.. Sevgiler..

  4. Cok sey soylenebilir ama benim icimden gecenler soyle: sayende kendimi yalniz hissetmedim ,okudukca keyif aldim, cogu arkadasimdan daha yakindin ki hic tanismadik :)… tuketim toplumu olmamizin getirisi gorselligin on planda oldugu disi guzel ici bos bir cok blogger var ortalikta. Insanlar cocuklarini ve kendilerini gostermekten buyuk keyif aliyorlar ama asla boyle hissettirmedin bana bu yuzden sadece seni kendime yakin hissettim. Isin ozu sen anneligini elif olarak anlatmaya devam et elifcim….

  5. Blogcu anne lütfen yaz. Yazmayı ve paylaşmayı ihmal etme. Paylaştığın yazıları bir anne olarak bir solukta okuyorum her defasında ve bana çok iyi geliyor. Sevgiyle kal…

  6. 4-5 yıldan beri takip eden biri olarak senin paylaştığın yazılardan sebep kendimi kötü hissetmedim. Bazen imrendiğim oldu, keşke bende öyle olabilsem dediğim birçok şey. Fotoğrafları paylaşma konusunda ise ben paylaşmamayı tercih edenlerdenim. Facebookun ilk zamanlarında üniversitedeydim, çok şeyler paylaştım ama duruldum geçti 😀 Anne olunca bi yanın paylaşmak istiyor ama genellikle istemediğim kişilerin görmesi fikrinden sebep vazgeçiyorum. Bu arada okadar paran varsa biz okurlarına da bi el atsan ya 😀 Şaka bir yana, hayat görüşlerimiz farklı olsa da annelik adına senden çok şey öğrendim ben, hamilelik dönemimde yanımda olabilmeni istediğim bir ablaydın benim için. Velhasıl iyiki yazıyorsun :)

  7. Çok güzel bir yazı olmuş. Kaleminize sağlık..

  8. Boşver şekerim eleştirileri, benim altı aylık bir bebeğim var ve kolik olması sebebi ile ilk zamanlarımız çok zor geçti. Senin önerdiğin bir kitap o kadar çok işime yaradı ki hep teşekkür etmek istedim, şimdi tam zamanı galiba gerçekten minnettarım. İyiki yazıyorsun. Ayrıca fotoğrafta ilk baktığım şey bebeğini nasıl tuttuğun oldu ve tabiki bebişinin tombiş muhteşem bacakları. Ebeveyilik yapmayan insanların emzirmenin doğallığını bizim gibi anlamalarını beklemiyorum. Sadece saygı duymaları gerek zaten birgün anlayacaklar. Paylaşmak herxaman hüzeldir özellikle tecrübeleri, yeni annelerin buna çok ihtiyacı var, maalesef anne olunca vahiy gelmiyor. Söylemeden edemiyeceğim herkesin parası kendine yaşamayı bilmek gerek.

  9. Bense buradaki yorumun aksine “kendini oldugundan farkli gostermeye calismayan, zayifliklarini, zaaflarini ortaya koymaya cekinmeyen, sacini basini kiyafetini duzeltmeden fotograf ceken, bizden bir anne” olarak goruyorum seni. Yazan kisinin kendisini kotu hissetmesine uzuldum ama. Belli ki hayata negatif bakmayi seven bir arkadasimiz ki senin icin tamamen zit bir tanimlama yapmayi becerebilmis. Hayat onun icin zor olmali :(

  10. Sevgili Elif, bu sana kaçıncı yorumum bilmiyorum ama yorum yazdığım ender yazarlardan birisin ve hatta birincisisin çünkü samimisin, saklamıyor, lafını esirgemiyorsun. Ve gerçekten anneliğini paylaşıyorsun. Kitabını da çok severek okudum. Yazılarının arka planı, alt yapısını da çok beğeniyorum (bu iş nerden methiye düzmeye geldi). Velhasıl, annelik paylaşıldıkça güzelleşiyor, kendini eğitiyor benim kanımca da. Benim bloga da beklerim. Sevinirim ziyaret edersen. Sevgiler…

  11. Ağzına sağlık Elif. 6 aylık bir oğlum var. Blogcuanne.com u hamileliğim döneminde biri önerdi. Takip etmeye başladım. Hâlâ da hergün blog a bakıyorum. Ve bu blog u okuyanlar bilsin ki çok şey öğrendim sizden. Tecrübesizdim korkuyordum doğumdan annelikten. Yalnız olmadığımı bilmek çok iyi hissettirdi. İyi ki bu blog var. Bu blog sayesinde normal doğum korkumu yendim ve normal doğum yaptım. Karşılaştığım her zorlukta rehberlerimden biri oldu bu blog. Hâlâ da olmaya devam ediyor. İşte bu sebeptendir ki bu blogda yazan herkesin ağzına, kalemine, emeğine sağlık.

  12. Yine guzel yazmissiniz :) yaklasik 7 yildir keyifle takipteyim. Bilen biliyor gerisi teferruat.

  13. Sizi seviyorum. Ayrıca yazılarınız kendimi iyi hissetmemi sağlıyor.

  14. Bir blog yazarı anne olarak seni ilgiyle takip ediyorum. emek harcamadan blogger ım ben diyenlere de sadece gülüyorum çocuklarını da sergileyen sadece çocuklar üzerinden prim yapanlara da kusura bakmasınlar sadece kınıyorum. Birşeyler üretenleri taşlayanlar bir zahmet otla samanı artık ayırsınlar istiyorum.

  15. Bi gün besin zehirlenmesi geçirdiğim için yakındaki dispanserde serum taktirmistim. Çok tatlı bir hemşire hem bana refakat etti hem de vakti olduğu için sohbet ettik.. bir çok ortak noktamız vardı konuşurken bu da ilerleyip daha fazla şey paylasmamizi sağladı. Çoluk çocuk kreş bakıcı vs derken çocuklarıyla ilgili epey detaya girdi bu tatlı hemşire. Ama bi sorun vardı anlattığı çocuk sayısıyla çocukların meziyetleri birbirini tutmuyordu. Bir çocuk açıkta kalıyordu. Benim kafam karıştı kaç çocuğunuz var dedim. En büyükleri ikiz ama biri kayinvalidemde o bakıyor dedi. Kafam daha çok karıştı. Sohbet çok ilerlemiş olunca sorma curetini de gosterebilmisim ki o çocuğun Serebral palsi olduğunu 17 yaşında olduğunu 1 yaşından beri yani 16 yıldır ondan ayrı olduğunu artık ozlemedigini bu hissi yasamadigini alıştığını bayramdan bayrama gördüğünü anlattı. Aman allahım nasıl anneydi bu keşke konusmasaydi hiç keşke bilmeseydim. Bir an önce serum bitseydi.. sonra sakinlestim bana bize pompalanandan bağımsız düşünmeye başladım ki bunu pek beceremem. Annelik o kadar da kutsal değil evet gozumuzde buyuttigumuz kadar da değil. Misal gebelikteki annelik hayalimle şimdiki halim hayaller Paris gerçekler konya şeklinde.. ben olsam ne yapardım? Bilmiyorum. O çocuğu koşulsuz bagrima basar miydim yoksa istemez miydim? Çünkü böyle bi ihtimal var İnsanız değil mi? Bilemem ki ben hesap makinesi değilim hep aynı sonucu veremem. Belki de istemedi o da. Bilemem ama ben o an onu anlamamis olsam da saygı duydum bu onun anneligi ve onun kararı. Bilemeyiz,kolayı değil zoru seçmiş de olabilir.. biz fazla ciddiye alıyoruz anneligi fazla anlam yüklüyoruz ve haliyle fazla saygisizlasiyoruz..