3 Yorum

Okullar niye var?

Çok sevgili bir arkadaşım Amerika’dan Kanada’ya taşındı ve böylelikle ilkokula giden çocukları da Kanada eğitim sistemine dahil olmuş oldu. Geçen hafta tatil için Türkiye’ye geldiklerinde cümbür cemaat buluşup hasret giderdik ve konu iki ülkenin (Amerika-Kanada) eğitim sistemleri arasındaki farklara geldi.

Tabii ki oturup sistemsel bir analiz yapmadık, neticede yaşları 7 ay ila 11 yaş arasında değişen beş çocuk yanımızda oynuyordu. Ona hızlıca Kanada’da neleri farklı bulduğunu sordum. Asıl merak ettiğim, geçen seneki Kanada gezimiz sırasında gözlemlediklerimi onaylayıp onaylamayacağı idi…

İlk olarak taşındıkları eyaletin (Quebec) resmi dilinin Fransızca olmasından dolayı çocukların Fransızca öğrenmek durumunda kaldıklarını, ancak bunu beklediğinden çok daha hızlı yaptıklarını anlattı arkadaşım… Doğruydu, çünkü çocuklar biz yetişkinlere göre değişikliklere daha kolay uyum sağlıyordu.

Bir diğer yorumu ise Kanada’da ‘çocuğun merkeze konduğu’ idi… Amerika’da daha çok sistemin performansına dikkat edildiği, Kanada’da ise çocuğun iyiliğinin/mutluluğunun daha çok göz önünde bulundurulduğunu söyledi. Benim gözlemlerimi onaylamıştı.

**

What Are Schools For – Okullar Niye Var? kitabının yazarı Ron Miller, 2005’te Türkiye’de düzenlenen 1. Uluslararası Alternatif Eğitim Sempozyumu’nda, alternatif eğitim felsefelerini uzun uzadıya anlattıktan ve homeschooling/unschooling akımlarına da dikkat çektikten sonra şöyle diyor:

Bütünsel eğitim bakış açısına göre, insan ekonomik sistemde yalnızca bir işçi ya da yönetici, ya da devlette yalnızca bir vatandaş değildir. İnsan, pek çok anlam katmanında yer alan, yaşayan dünya ile pek çok bağlantısı olan çok karmaşık bir canlıdır. O zaman, bütünsel eğitim yalnızca mesleki eğitim, ahlaki disiplin ya da zihinsel gelişim ile ilgilenmekle kalmaz; gelişen insanın duygusal ve ruhsal yaşamını geliştirmeyi ve tüm canlı toplumunun bir üyesi olarak bireyin doğadaki yeri konusunda farkındalığını arttırmayı da amaçlar.

Ve ekliyor:

… en iyi ve doğru tek bir öğretim yönetiminin ya da tek bir okul modelinin bulunmadığını vurgulamaya çalışıyorum. … Tek bir müfredat nasıl olur da sınıftaki her öğrencinin kişisel deneyimlerine ve bireysel kaderine tam olarak hitap edebilir?

Öğrencilerin kişisel deneyimleri… Bireysel kaderleri… Ne güzel tanımlar, değil mi? Eğitime bakış açısı daha ne kadar güzel özetlenebilir, bilmiyorum. Merak ediyorum, hangi birimizin kişisel deneyimleri, bireysel kaderleri dikkate alınmıştı acaba eğitim sürecimizde? Aaah ah…

IMG_0155

Bu sempozyum bildiğim kadarıyla ilk ve tek kez düzenlenmiş ve gerisi gelmemiş. Düzenleyicilerden biri benim arkadaşım olduğu için bana konuşma metinlerinin olduğu kitapçığı vermişti de oradan yapıyorum bu alıntıları…

Ron Miller konuşmasını, kitabının başlığındaki soruyu sorarak bitirmiş:

Okullar niye var? Bu soruyu kendinize sorun. Üniversitedeki ya da okuldaki meslektaşlarınıza sorun. Ülkenizin eğitim politikasını belirleyenlere sorun. Okullar niye var? Daha sonra, eğer gerçekten insanlığın evrimine yön veren kutsal yaratıcı ruhu geliştirmek istiyorsak okulların niye var olduğunu düşünün.

Yaz tatilinin dibine vurduğumuz şu günlerde ben de düşündüm. Bu soruyu kendime sordum. Ve yanıtı Anne Sözlüğü‘nde buldum:

Okul: Annelerin akıl sağlıklarını koruyabilmek için hayata geçirilmiş dünyanın en faydalı buluşu

Şaka şaka…

 

 

Kanada Anaokulu

Bu yazı, Kanada Eğitim Sistemi’nin Türkiye’deki temsilcisi olan Kanada Okulları’nın desteği ile yayınlanmıştır. Kanada Eğitim Sistemi bölümündeki diğer yazıları buradan okuyabilirsiniz. Önümüzdeki Eylül ayında ilkokulu da açılacak olan Kanada Okulları’nın websitesine buradan, sosyal medya hesaplarına FacebookInstagram ve Twitter‘dan ulaşabilirsiniz.

3 yorum

  1. Ron Miller’in kitabini alip okuyacagim. Tesekkurler Blogcu Anne.

  2. Annelik ve akıl sağlığı…Çok doğru 🙂

  3. Sinek Sekiz Yayınevi’nin “Okulsuz Büyümek” adlı kitabını da çok tavsiye ederim.
    Her çocuğun içinde olan merak duygusunu giderek törpüleyen ve çoğu zaman öldüren okul sistemindense, çocuğun neye merak duyduğunun belirlediği bir öğrenme halini tercih eden bir aile ve iki çocuklarını yetiştirirken yaşadıkları/düşündükleri hakkında bir kitap. Çocukların babası olan yazar, okulsuz eğitim kararının esasında kendi hayatlarını nasıl yaşamayı seçtikleri ile nasıl ilgili olduğunu, bu kararın getirdiği zorlukları, güzellikleri, aklındaki şüpheleri, çocukların kazanımlarını çok güzel anlatmış.