10 Yorum

Kırmızı Düğmeler

Blogcugiller‘i ilk çizmeye başladığımda yaptığım çizimlerden biriydi Kırmızı Düğmeler…

001_KirmiziDugme

Bence annelerin üzerinde sadece çocuklara görünür olan kırmızı düğmeler var

Bir gece, ansızın ortaya çıkıvermişti. Muhtemelen uzun bir günün sonunda çocukları yataklarınıa tıkıştırdıktan sonra oturup çizmiştim. Bayağı da beğenilmiş, paylaşılmıştı. Yalnız değildim, benim gibi hisseden çok anne vardı, hepsi bu anlatımıma katılmıştı.

Ama şimdi anlıyorum ki meğer bu böyle değilmiş.

Yani bizim üzerimizde kırmızı düğmeler falan yokmuş. Yani, varmış da, çocuklar nerede olduğunu bilmiyormuş. Biz zorla bastırtıyormuşuz o düğmelere…

Anlatayım:

Ebeveynler olarak en büyük zorluğumuz ekran değil. Kötü arkadaşlar da değil. Uyuşturucu ve alkol bile değil. Ebeveynler olarak en büyük zorluğumuz, kendi duygusal tepkilerimiz. Bu yüzden, çocuklarımız için yapabileceğimiz en iyi şey onlara değil, kendimize odaklanmak. Endişeli bir şekilde çocuklarımızı kontrol etmeye çalışmak yerine gerçekten kontrol edebileceğimiz şeylere konsantre olalım: Anlık, duygusal tepkilerimize…

diyor ScreamFree Parenting kitabının yazarı Hal Runkel.

Kendinize odaklanmanız gerekiyor, çünkü en nihayetinde kontrol edebildiğiniz tek kişi kendinizsiniz. Eğer -çocuklarınız yanlış davrandığında bile- siz doğru davranabilirseniz, olayları pozitif bir şekilde yönlendirme şansınız artar.

Yazar burada kısaca ‘delirme lüksünüz yok’ diyor yani… Çocuğunuzun davranışının saçmalığından bağımsız olarak çıldırmamalısınız diyor.

Çıldırmamalısınız’la çıldıramazsınız aynı şeyler değil. Biz de biliyoz delirmememiz gerektiğini. Evet, biz yetişkiniz, onlar çocuk falan. AMA… İşte bu çok büyük bir ama… Ama pratikte işler öyle olmuyor.

Hal Runkel bunun da farkında. Bunu, Hulk’u örnekleyerek anlatıyor. Hani şu öfkelendiğinde içinden yeşil dev adam çıkan Bruce Banner isimli süper kahraman. Bir nevi anti-süper kahraman. Öfkelendiğinde kontrolü kaybeden ve etrafı yakıp yıkan Hulk, bunun farkında olduğu için ‘Lütfen beni öfkelendirmeyin. Öfkelendiğim zaman beni hiç sevmezsiniz’ diyor etrafındakilere…

Çocuklarının davranışlarından dolayı kontrolsüzce davranan ebeveynleri Hulk’a benzetiyor Runkel. Bruce Banner, Hulk’ın ne yaptığının değil, neler yapabileceğinin farkında… İşte kendini kontrol edemeyen ebeveynler de öyleler ona göre…

10 yaşındaki bir çocuğun bir yetişkini delirme noktasına getirebilecek gücü olduğuna inanmak oldukça zor

diyor yazar. Teoride evet. Ama pratikte öyle olmuyor. Bunun sebebini de, kendi kontrolümüzü çocuklarımıza devretmekle açıklıyor.

Bağırmanın yanlış olduğunu başından beri biliyorum ve -kontrolü kaybettiğimde bağırsam da- giderek bu konuda kendimi daha fazla kontrol altına almaya başladım. Çünkü gerçekten bağırmak, anlık çözüm getiriyor. Evet, oda toplanıyor. Eee? Sonra? Çocuk odasını toplamış olmayı öğrenmiyor ki? Beni bağırtmamak için ne yapması gerektiğini öğreniyor sadece… Aman ne güzel…

Çocuklarımıza bağırdığımız zaman onlara verdiğimiz tek bir mesaj olduğunu söylüyor Runkel kitabında: BENİ SAKİNLEŞTİR. Ağzımızdan çıkan kelimeler ne olursa olsun, çocuklarımız kaç yaşında olurlarsa olsunlar, mesaj hep aynı: BENİ SAKİNLEŞTİR. Çocuklarımıza bağırarak tepki verdiğimizde aslında onlara bizi sakinleştirmeleri için yalvarıyoruz. Bunun, çocukların üzerinde çok fazla baskı yarattığını, 8, 10, 14 -kaç olursa olsun- yaşında bir çocuk için bu baskının çok fazla olduğunu söylüyor.

Çocukların kumandası olsa ne güzel olurdu, değil mi:

İtiraz etmeden yatağına git
Ödevini yap
Kardeşine vurmaktan vazgeç
Hayır deyince hayır
Kendine yeten bir yetişkin ol

Şöyle bir sorun var: İlişkiler söz konusu olduğunda elinizde sadece tek bir kumanda tutabilirsiniz. Bir başkasının kumandasını elinize aldığınızda, kendi kumandanızı da ona vermiş oluyorsunuz. Bana inanmıyor musunuz? Çocuğunuza odanızı toplamasını söylediğinde ve o size ‘hayır’ dediğinde ne oluyor? Düğmelerinize basmaya başlıyor. Köşeye sıkışıyorsunuz. Belki sesinizi yükseltiyor, onu ezmeye başlıyorsunuz. Kontrolden çıkıyorsunuz, çünkü kontrol etmemeniz gereken bir şeyi kontrol etmeye çalışıyorsunuz.

‘Nası ya, çocuğumuza odasını da mı toplatmicaz öyle şey olur mu beah?’ diyenleri duyar gibiyim. ‘Herkesin odası kendine’ bölümünde, onu da ayrıntılarıyla anlatıyor yazar. Ondan daha sonra bahsedeceğim.

Kırmızı düğmelere dönecek olursak:

Yapmanız gereken çocuklarınızın davranışlarını kontrol etmek değil, aldıklarını kararları yönlendirmek. Amacınız kontrol etmek değil. Amacınız yönlendirmek.

diyor kitapta…

Şimdi hep birlikte arkamıza yaslanıyoruz ve o kırmızı düğmelerin yerlerini tek tek tespit ediyoruz: Ne olduğunda kontrolden çıkıyorum? Çocuğum ne yaptığında kendimi kaybediyorum? Bu onunla mı ilgili, yoksa aslında benimle mi? 

Belki de sorun (ve çözüm) onda değil, bendedir… 

10 yorum

  1. Dün akşam yine bir anne çıldırtma seansı sonrası oğlumun ağlayarak “anne lütfen artık bana kızma” deyişi ile kendime gelmem, ve şimdi karşıma çıkan bu yazı. Evet ama oğlum sen de kızdırma dememle birlikte, “ama kızdırsam da kızma” çok haklı bir talep, onlar bir çocuk ve benim kendimi kontrol etmem lazım, ve en önemlisi sabır sabır sabır…

    • bahsettiğiniz bir seans sonrası benim oğlum da bana sarıldı ve “tamam annecim sakin, sakin… yapıcam tamam…” gibi bir şeyler söyledi ve ben çok utandım. ben onu sakinleştirip teselli etmeliyken o bana yapıyor bunu. bazen hatta çoğu zaman onlar daha olgun değil mi 🙂 ve :'(

      • Bu yazı bana çok iyi geldi. Dün okuduktan sonra ve bu yorumu yazdıktan sonra biraz kendimi sorguladım, kendimi farkettim, sorunun onda değil bende olduğunu gördüm. Dün akşam ben başka biriydim, kontrollü, aşırı tepkiler olmadan iletişim kurmayı denedim ve çok iyi başardım:) Nasıl sakin bir akşamdı. Terapi niyetine okunası bir yazı, teşekkürler blogcuanne, sevgiler.

  2. Balca Tuvana Özkan

    Öyle güzel anlarda öyle nokta atışı yazılarınız denk geliyorki nasıl ilaç olduğunuza inanamazsınız.İyiki varsınız.

  3. 2 yaşındaki oğlum; geçenlerde ona bağırdığımızda “kızma bana kızmaa” diye tepki gösterdi ve ben şok oldum!! Bu söylediği bilinçli miydi yoksa her fiilin sonuna “-me, -ma” eki getirmeyi alışkanlık haline getirdiği 2 yaş sendromundan mu kaynaklanıyordu bilmem ama silkinmeme sebep oldu. Endişelendim, çok çaresiz hissettiğim anlardan biri oluyor, çoğunlukla bağırmadan -henüz çok küçük olduğu için- dikkatini dağıtarak beni kızdırmasını engellemeye çalışıyorum ama gerçekler her zaman böyle değil…Sonuçta çocuk aslında, yaptıkları gerçekten “bizleri sinirlendirmek” için yapmıyor, kendini ifade etme biçimi ama işte biz de insanız…neyse karışık bir konu ….

  4. okuduğum en güzel yazılardan biri, kendi kontrolsüzlüğümüzü kızgınlığımızı ondan çıkartıyoruz. sindirerek, istediğimizi o an için yaptırıyoruz bazen ama sadece bizi sinirlendirmemek için yapıyor bunu. bazen ben de yaşıyorum ve o anlar aslında kendimi çok daha çaresiz hissediyorum. teşekkürler blogcuanne…

  5. İkinci bir çocuğum olursa her sorun için tek bir yöntemim olacak: oyun. Çocuğun ne yapması gerektiğini ancak ve ancak oyunla öğrenebileceğini düşünüyorum ben artık. Onun dışında mantıklı konuşma, ödül-ceza, teşvik, alkış, tersini söyleme, emir verme, kural koyma, vs., vs, vs. Hepsi boş; hepsi gün geliyor elimizde patlıyor. Odasını toplamayı, yemek masasında oturmayı, banyoya girmeyi oyuna çevirip hadi oyun oynayalım demek en kolay ve çocuğu en incitmeyecek yol galiba. Bir de beklentiye girmemek. Çocuğa doğru davranışı kendimizde gösterip gerisini ona bırakmak.Birincide çuvalladım, ikincide bir de böyle deneyeceğim bakalım.

    • Ben olsam ikinciyi beklemez ilk cocuguma deneyerek baslardim. Cocuklarin fitrati oyle temiz oyle saf ki guzel bir davranisi hemen kabulleniyorlar. Ben ne zaman hatami farkedip pozitif bir adim atsam , evladim sanki benim bu davransimi bekliyormus gibi kucak aciyor.

  6. Turkiye’de insanlar hemen herseye kiziyorlar gercekten Amerika’ya gelip de anne baba ve ogretmenlerin cocuklarla iletisimini gorunce iyice anladim. Oyle ki bircok acidan icime sinmese de cocugumu Turk bakici yerine Amerikan kresine vermeyi tercih edecegim sirf bu yuzden. Ne kadar iyi niyetli ve sefkatli olsak da cabuk ofkelenen ve ofkelenince kontrolu kaybeden bir toplumuz. Icinde bulundgumuz sartlar ne olursa olsun bir cocugun sorumlulugunu aliyorsak hakkiyla yerine getirmeliyiz. Psikolojik destek terapilerin faydasi olur diye dusunuyorum.

  7. En zorlandığım konu yeme uyku hepsi yoluna bi şekilde giriyor ama bu psikolojik sindirme sinirlenme tüm hayatı etkiliyor yazıya ve yorumlara katılıyorum kendimizi nasıl sakinleştirebiliriz . Var mı etkili yontemi olan?