6 Yorum

Gülçin’in Gebelik Günlüğü, 36. Hafta

Yazar Hakkında

GÜLÇİN –  Ailesine, arkadaşlarına düşkün, uzun zamandır yurtdışında yaşıyor olmasına rağmen kalbi de aklı da hep Türkiye’de olan, özel bir şirkette çalışan ve çalışmayı seven, tatil yapmaya,  yeni ülkeler görmeye bayılan, elinden geldiğince yaşadığı her anın keyfini çıkarmaya çalışan sıradan bir 80’ler kuşağı insanı. An itibarıyla Londra’da yaşıyor ve çalışıyor. 2010 yılından beri yaşadıklarını, düşündüklerini, gezdiklerini, gördüklerini Gülçince blogunda yazıyor. Şimdi Ozan’la hikayeleri evliliklerinin 9. birlikteliklerinin 15. yılında bir bebekle şenleniyor. Hem de o bebek nasıl bir zamanlamayla geliyor!

Adım adım sona yaklaşıyoruz. Heyecanım, heyecanımız an be an artıyor.

36. Haftanın heyecanı bir başkaydı. İşteki son 2 haftama girerken işleri toparlama telaşı sardı beni. Ve tabii öte yandan mail kutuma gelen bebeğiniz her an gelebilir mesajları hazırlıklar konusunda paniklememe sebep oldu. Nasıl bitecek bu işler, ne yapacağız, nasıl yetiştireceğiz diye paniklemeye başlamışken Ozan’ın sakinliği imdadıma yetişti. Sağolsun içimi de kafamı da rahatlattı da hazırlıklara devam ediyoruz. Umarım yetişecek her şey.

1472139810009
36. haftayla birlikte fiziksel olarak gerçekten zorlanmaya başladım. Karnım büyüyor, evet. Ama öyle kocaman değil. Yine de uzun yürürsem yoruluyorum. Uzun oturursam da yoruluyorum. Ve hatta uzun süre yatınca da yoruluyorum. İnsan yatmaktan yorulur mu yahu? Ben yoruluyorum. Yani her durumda bir yorgunluk var. Normaldir diyorum üstünde durmuyorum. Velakın her daim enerjik bir insan olarak bu yeni halime alışmakta biraz zorlanıyorum.

 

Geçen haftayla birlikte el ve ayaklarımdaki şişlikler de başladı. Ellerim genelde sabah kalktığımda acıyor oluyor. Gün içinde düzeliyorlar. Ayaklarda ise durum tam tersi. Sabah gayet iyiler ama akşama bu ayaklar keisn benim değil kıvamına geliyorlar. Geçenlerde Ozan da “gerçekten büyümüşler, hobbit ayakları gibi olmuşlar Gülçin” dedi. O an, Elifin eski bir hamilelik günlüğü aklıma gelmeseydi O’na çok kızabilirdim. “O ayaklar keyiften mi şişti e be Ozan” derdim. Surat aşardım. Kapris yapardım. ve daha bir sürü şey. Ama aklıma direk Elif’in yazısı geldi. Doğan da Elif’e benzer bir şey söylemişti. Aklıma o gelince, beni yine bir gülme tutsun!

Gülmeye başladım mı çok fena oluyorum. Durduramıyorum kendimi. Gözümden yaş gelene kadar gülüyorum. Yine öyle oldu. Karnımı tuta tuta güldüm. “Ee” dedim, “Yüzüklerin Efendisi’ni döne döne on kere izleyen adamlarla evlenmeseydik değil mi ama?” Elif evimizde yaşanabilecek bir hamilelik krizini önlediğin için sana da teşekkür ederiz. Ha tabii ama yine de Ozan’a “o hobbit ayaklarımla tepelerim seni” dedim, aynen Elif’in Doğan’a dediği gibi. O kadarını demesem içimde kalırdı ama! Hobbitmiş. Peh!

Ellerim ve ayaklarım konusunda iş sadece şişliklerle kalsaydı iyiydi de. Kalmadı. Bir de ayaklarımda ve özellikle ellerimde kırmızı küçük döküntüler oluştu ve ciddi bir kaşıntı başladı. Ben başlarda durumu sadece şişliğe bağaldım. hatta ayaklarımın sisi insin diye soğuk tuzlu sulara yatırdım kendilerini. Hata yapmışım! Meğer bu döküntülerin olabildiğince kuru kalması lazımmış. Ben ne bileyim! Ben bu işlemi iki gün yapınca benim ayaklardaki kızarıklıklar artmasın mı? Allah’tan çabuk uyandım ve yok dedim bu işte bir iş var.

 

Hastaneyi aradım. Kendi kendime, kesin önemli değil bekleyin geçer diyecekler diye düşündüm. Ama “yok hemen hastaneye gelin lütfen” dediler. Hayda! Gittim tansiyon, ateş ölçtüler ve kan alıp testler yaptılar. Meğer hamilelikte el-ayak şişmesi kaşıntı ve döküntüyle birleşirse takip edilmesi gereken bir durum olurmuş.

 

Yapılan testlerde karaciğerimle ilgili 2 değer olması gerekenin biraz üstünde çıktı. Çok fazla değil. Tansiyonum da düşük. O yüzden şu an endişelenecek de yapılacak da bir şey yok. Bu hafta testleri tekrarlayacaklar. Bu vesileyle, hamileliğin son dönemlerinde şişme, döküntü ve kaşıntının karaciğer ve safra kesesiyle ilgili bir işlevsel bozukluğun habercisi olabileceğini de öğrenmiş oldum. Anlattıklarından anladığım kadarıyla şüphelendikleri şey Gebelik Kolestazı. Gebelik kolestazı hamileliğin son döneminde rastlanabilen bir durummuş. Kaşıntı en büyük belirtilerinden biriymiş ve karaciğer enzimlerinde oluşan değişimler bebeğe zararlı olabileceğinden, doktorlar erken doğumu tercih edebiliyormuş. Ebeler, hamileliğin son döneminde yaşanan kaşıntı asla ihmal edilmemesi gereken bir şey dediler. Sizin de aklınızda olsun, bu durumda doktora danışmakta fayda varmış. Aman atlamayın.
Benim durumunda, doktor “görülen yükselme önemli değil ama artık 36. hafta biz yine de gözlem altında tutalım” dedi. İyi güzel. Yalnız kaşıntı feci! Sudocream sürebilirsin dedi doktor. İyi sürüyoruz ama bildiğiniz eller ayaklar kaşınıyor. Dayanılmaz değil ama ciddi bir huzursuzluk veriyor. Özellikle gece uykumdan uyandıracak kadar arttığı oluyor. Öyle çok kaşınırsa buz koyuyorum idare ediyorum. Ya da etmeye çalışıyorum diyeyim. Bir geçseler. Aman bebek iyi olsun da geçmeseler de ben dayanırım, ne yapayım.

36. hafta baby
36. haftanın bana bir de sürprizi vardı. Şirkette benim için düzenlenmiş bir baby shower. Oralarda hamileliğinin başında, baby shower istemiyorum diyen bir Gülçin vardı. Kendisine buradan sevgilerimi yolluyorum. Sevgili, ay ben baby shower istemiyorum diyen Gülçin, bir değil, iki baby showerin oldu! Bir de istesen ne olacaktı acaba! İngiltere’de hamileliğin şanı buymuş demek ki diyorum. E artık bu sondu ama. Kesin!

Bir haftayı daha geride bırakmışken heyecanım artıyor. Geçen her günle kızımıza biraz daha yaklaşıyoruz. Bu hafta ofisteki son haftam. Artık yeter dedim bir durayım. Bir durayım, dinleneyim. İnşallah bebeğimiz de durursa ve benim vücudum bebeğimizi taşımaya devam edebilirse önümüzdeki 2-3 haftayı sakinleşerek geçirmeyi planlıyorum. Okuyayım, izleyeyim, onun minik eşyalarını yerleştireyim. Umarım düşündüğüm gibi olur.

Bu arada geçen gün bebekle ilgili notlarımın olduğu deftere yazdığım şöyle bir şeyi buldum:

“Bu satırları okuyan sevgili anne/baba adayı, bu satırları okuduysanız size şunu tavsiye ediyoruz. Bebeğiniz doğduğunda okuduğunuz her şeyi unutun ve sadece içinizden gelenleri dinleyin. Sadece bebeğinizi izleyin ve doğanın size gösterdiklerini yapmaya çalışın. E bunca şeyi neden okuduk mu diyorsunuz? Bir aksilik olursa hazırlıklı olmak için okudunuz. Her şey yolunda giderse bebeğinizi izlemek, tanımak ve iç güdülerinizi takip etmek size yetecek. Yok bir aksilik olursa bu okuduklarınızı aklınza getirin ve yapabilecekleriniz konusunda öneriler için bu sayfalara dönün.”

Nerede okumuşum, ne zaman yazmışım bilmiyorum ama çok hoşuma gitti. Sizinle de paylaşayım dedim!

Haftaya görüşmek üzere
Sevgiler

6 yorum

  1. Sevgili Gülçin ben de hamileliğimin son haftalarında o şişme ve kaşıntılarla çok mücadele ettim. Tüm hamilelik boyunca her şeye “Normal, hamilelikten” dendiği için de bu kez doktora durumu anatmadım bile. Yaptığım eşekliğin sonunda değerlerim 500’leri geçmişken apar topar sezaryene alındım. Vajinal doğumu çok istemem rağmen genel anesteziyle sezaryen doğum yaptım ve bebeğime sağ salim kavuştuğum için buna üzülmedim bile. Erken fark edip danışman ne iyi olmuş, sen de bebeğini sağlıkla kucağına alacaksın inşallah. Sevgiler…

    • Çiğdem ne desek e hamilesiniz olacak o kadar diyorlar. İnsan e herhalde elim ayağım da silecek diyor. Ben de döküntüler başlayınca yok bu normal değil herhalde dedim, o ana kadar ki bir haftayı geçmişti yok ayağını uzat yok bileklerini hareket ettir uğraştım durdum. Çok iyi anlıyorum o yüzden seni. Bu sefer erken almamız gerekebilir dediklerinde üzülmedim ama zaten 38de alıyorlarmış. Tabi insan olabildiğince kalsın işiyor ama geçen sefer 34te alınma ihtimalini yaşayınca bunda şükür dedim inan 🙂 çok sağol desteğin için sevgiler

  2. Alıntılanan pasaj yanılmıyorsam Bebek Yapım Bakım Onarım’da Tomris’in emzirme notlarında yer alıyordu. Benim de çok hoşuma gitmişti.

  3. Gebelik kolestazı yaşadım ve kızım 36. haftanın sonunda vajinal yoldan sıkılarak verilen bir ilaçla başlatılan doğum ile normal doğumla, epiduralsiz doğdu. Kolestaz olsa bile hiç endişelenme, artık son haftalardasın ve bebeğin gelişimi tamamlandı, sadece biraz daha kilo alsın diye düşünüyor doktorlar ama o da çok çok önemli değil. Doğumdan sonra kaşıntılar duruyor, bebek süt emiyor, küçücük doğsa bile (kızım 2580gr doğdu) bol bol süt emip tonton bir bebek oluveriyor, normal gelişiyor, hiç endişelenme 🙂 Doktor kontrolleri çok önemli, bende son dönemde artık her sabah kan alıyor takip ediyorlardı, bıkmıştım ve erken doğum olunca “oh be” demiştim 😀 Haydi hayırlısı senin ve bebeğin için <3

    • Değilmiş kolestaz 🙂 ve bilmiyoruz nasıl bir anda kesildi kaşıntı lar. Yani hala var ama o eski haliyle kıyaslanamaz. Aman kimsenin başına gelmesin bu fenaymış. Bu sefer bende bir rahatlık vardı zaten sanırım kesintinin şiddetiyle de alakalıydi. Napalm erken doğsun dedim inan. Ama bunu da atlattı minnak 🙂 çok teşekkürler sevgiler 🙂