0 Yorum

Gülçin’in Gebelik Günlüğü, 38. Hafta

Yazar Hakkında

GÜLÇİN –  Ailesine, arkadaşlarına düşkün, uzun zamandır yurtdışında yaşıyor olmasına rağmen kalbi de aklı da hep Türkiye’de olan, özel bir şirkette çalışan ve çalışmayı seven, tatil yapmaya,  yeni ülkeler görmeye bayılan, elinden geldiğince yaşadığı her anın keyfini çıkarmaya çalışan sıradan bir 80’ler kuşağı insanı. An itibarıyla Londra’da yaşıyor ve çalışıyor. 2010 yılından beri yaşadıklarını, düşündüklerini, gezdiklerini, gördüklerini Gülçince blogunda yazıyor. Şimdi Ozan’la hikayeleri evliliklerinin 9. birlikteliklerinin 15. yılında bir bebekle şenleniyor. Hem de o bebek nasıl bir zamanlamayla geliyor!

İnsan durana kadar ne kadar yorgun olduğunu anlamıyor. Ben de işi bırakana kadar aslında vücudumun ne kadar yorgun olduğunu anlamamışım meğer. 37. haftanın sonundan beri çalışmıyorum ve bununla beraber hamileliğimde yeni bir dönem başladı sanki. Her şey daha sakin. Hazırlıklara daha çok vaktim var. Ve kendimi daha dinlenmiş hissediyorum. Her gün 2 tren değiştirerek 1,5 saatte ise ulaştığımı düşünürsek bu da normal. Vücudumu dinleyip doğum iznini biraz öne çekmekle doğru yaptım sanırım. Şimdi hazırlıkları tamamlayıp, bu son zamanların keyfini çıkarma vakti.

image1_1

Tam 38. haftayı doldurduğumuz gün bir ebe ziyaretimiz daha vardı. Her şey yolunda. Kaşıntılar bitti. Döküntüler söndü. Kan değerleri normal. Tansiyon düşük. Artık risksiz gebe olarak tanımlıyorlar beni. 32. Haftaya kadar hep öyleydik de. Sonra gelişim geriliği şüphesi, kolestaz şüphesi derken risk sınıfında atlama yaşamıştık. Sakin sulara dönmenin huzuru başka oldu.

Bebeğimiz istenilen pozisyonda duruyormuş. Ebe “artık dönemez yeri yok” dedi. “Ama bunların ne yapacağı da belli olmaz” dedi. Hareketleri öyle arttı ki son zamanlarda ebeye hak veriyorum ne yapacağı belli olmaz. Sanırım kilo alıp güçlendiği için böyle hissediyorum. Ama büyüdüğü için yeri daralacak ve hareketleri azalacak diye düşünmüştüm ben. O yüzden biraz şaşkınım. İçeride bildiğiniz parti var! Bir o yana bir bu yana dolanıp duruyor bizimki. Ayağını, elini seçebiliyoruz dışarıdan. Çok eğlenceli!

Mesela geçtiğimiz hafta bir müzikale gitmiştik. Bayağı sevdi sanırım. 2 saat boyunca durmaksızın hareket etti. Ben öyle çok müzik falan dinletmedim bebeğimize. Malum ofisteyim çoğu zaman zaten. Ama sanırım müziği sevecek. Ve bir de gezmeyi. Bizi tanıyanlar, “e sizin ikinizden gezmeyi seven çocuk çıkmasın da ne çıksın” diyor. Ben de “haydi inşallah gezmeyi seven çıksın” diyorum. Malum bir süre sonra o ne kadar uyumluysa biz o kadar gezebileceğiz galiba.

Benim gezme kapasitem son günlerde iyice azalmaya başladı. Göbek büyüdü ve belimde sızılar başladı. Yoruluyorum da tabi. Ama yine de yürümeye devam etmeye çalışıyorum. Ebe tavsiyesi. Normal doğum için 42. Haftaya kadar bekleyecekler. 41. ve 42. haftalarda doğumu başlatmak için küçük müdahaleler yapacaklarını söylediler. Detayları sormaya bile çekiniyorum. Yaşayıp göreceğiz bakalım. Ama umarım müdahalelere gerek kalmaz.

Bu arada yine ebe tavsiyesi ile “raspberry leaf tea” yani “frambuaz yaprağı çayı” içmeye başladım. Bilimsel olarak kanıtlanmış bir faydası yokmuş doğuma ama genel olarak açılmayı hızlandırdığı düşünülüyormuş. “Zararı yok dolayısıyla iç” dedi ebe. İyi, peki. Bunun dışında merdiven inip çıkmamı önerdi. Bizim evimizde merdiven olduğundan o zaten günlük rutinimin bir parçası. Bundan başka da bir şey demedi. İlk bebek olduğundan 41. haftayı görebilirmişiz ve en iyisi hayatımıza devam etmemizmiş. Biz de öyle yapıyoruz.

1473687294932

Zaten daha ev tam anlamıyla hazır olmadığından ben bayağı meşgulum. Hazırlıkları tamamlamaya çalışıyorum. Bir yandan aklımdan hep geçtiğimiz aylarda sosyal medyada çok dolanan yeni doğan ne ister yazısından cümleler geçiyor. Ne zaman yok yetişmeyecek bu hazırlıklar diye paniklesem kendime bebeğimizin ihtiyacı olan tek şeyin anne baba sevgisi olduğunu hatırlatıyorum. Bütün hayatımız boyunca en temel ihtiyacımız bu değil mi zaten? Bence öyle. Ben de belki bebeğimiz için duvar süslerini yetiştiremeyeceğim ama onu sevgisiz bırakmamak için elimden geleni yapacağım. Yeter ki sağlıkla gelsin. Yeter ki…

Haftaya görüşmek üzere – tabii hala doğmadıysa,
Sevgiler
Gülçin