1 Yorum

Ezgi K’nın İkinci Gebelik Günlüğü, 12. Hafta

Yazar Hakkında

Ezgi K. – 31 yaşında, matematik öğretmeni. Tantuni aşığı, deniz sevdalısı bir Mersinli. 6 yıldır evli. Deniz adında bir kızı var. Deniz’den önceki hareketli ve renkli hayatı Deniz ile birlikte ‘ tek keyfim kahve içip güzel bir müzik eşliğinde kitap okumak’ şeklinde değişim geçirdi. İçinde yeni bir ‘cücük’ büyüyor. Büyüyen ailesiyle yeni ülkeler gezip yeni tatlar keşfetmek istiyor.

 

Merhaba Blogcu Anne Okurları,

Bundan tam üç yıl önce ilk hamileliğimde tanıştım Blogcu Anne Elif ile. İşte o gün bugündür hiçbir yazısını kaçırmadım, çoğu yazısını eşimle paylaştım, bazı yazılarını ise çevremdeki insanlara gönderdim. “Pozitif Doğum Hikayeleri” sayesinde cesaretlendim ve ilk bebeğimi doğal doğum yaparak kucağıma aldım. Pozitif doğum hikayeleri sayesinde benim gibi pek çok anne adayının endişelerini azalttığı, cesaretlendirdiği ve o muhteşem doğum anını yaşattığı için ayrıca teşekkür ediyorum Elif’e.

Deniz… İlk göz ağrım. Kendi istediği zaman girdi hayatımıza. Sorunsuz bir hamilelikten sonra hayatımda hissettiğim tüm duyguları doğum anında bir arada yaşayarak Deniz’imi kucağıma aldım. Sonrası huzur, sıcaklık, sevgi, hüzün, endişe, mutluluk, çaresizlik… Hepsini zirvede yaşadım. Klasik anne halleri…

Arkadaşlarım arasında anaçlıktan en uzak olan ben iken ücretsiz izin alarak iki buçuk yıl kızımla beraber büyüdüm. Arkadaşlarımın deyimi ile “anneliği çok sevdim.” Hayatım boyunca kardeşin bir insanın hayatında çok önemli bir varlık olduğunu düşündüm. Deniz’i doğurmadan önce bu düşünceme “Dur bakalım. Önce birini büyüt sonra yorum yap kardeş konusunda.”diyen teyzeler, arkadaşlar Deniz doğduktan sonra yandan yandan gülerek ‘Hala ikinciyi düşünüyor musun?’ diye sordular. “Evet. Kesinlikle!” cevabını aldıktan sonra neden bozuldular anlamadım! Çünkü o densiz insanların beklediği cevap “Ben gördüm günümü ve bir daha çocuk yapmayacağım,” olacaktı.

Neyse sevgili okur… Biz bilerek ve isteyerek böyle bir dünyada ikinci kez çocuk sahibi olmak istedik. Dünyanın gidişatı pek parlak görünmüyor fakat insan içgüdüsel olarak üreyip çoğalmak istiyor.

Gelelim sürece. Hamilelikten dört ay önce Deniz’i emzirmeyi bıraktığım ve iki yıl sekiz ay boyunca bazı özgürlüklerimden vazgeçmem gerektiği için bu dört ayda yemek yemeyi bırakıp kendimi kahve kampına çekmek suretiyle özlem giderdim. Diş tedavimi oldum. Kadın doğum doktoruma muayene oldum. Folik asit kullandım. Ve çalışmalar başladı. İlk ayı pas geçtikten sonra ikinci ay hiçbir belirti olmadan sadece öksürükten dolayı ilaç kullanmak istediğim fakat şüphelendiğim için yaptığım idrar testinde koyu renk ikinci çizgiyi görünce içimden bir sevinç patlaması kahkahaya dönüşerek dışarı çıktı. İlk hamileliğimde etrafımdaki insanlara söylemek için 12.haftanın bitmesini beklemiştik. Fakat bu hamileliğimdeki test sonucunun fotoğrafını ben ne ara mesaj olarak gönderdim hatırlamıyorum.

Doktorum çok rahat bir insandır. İlk doğumumun doğal doğum olmasında payı büyüktür. “Gebelik olursa ne zaman geleyim?” sorusuna “Öyle bir gel ki hem keseyi hem kalp atışını görelim. Yani adetin geciktikten iki hafta sonra bekliyorum.” yanıtını vermişti. 7.haftada ilk muayenemi oldum. Kese oluşmuş, kalbi gümbür gümbür atıyor. Her şey normal. Doktorum, eşim ve ben yeni bir süreç başladığı için mutluyduk. Bazı kan ve idrar testleri istedi. Bir hafta sonra test sonuçlarını inceledi. D vitamini değerim hariç tüm değerlerim normaldi. Onun için de bu aylarda bir takviye vermeyeceğini söyledi. Folik asit alıyordum. Almaya devam edeceğim. Bir ay sonra görüşmek üzere ayrıldık.

Bu gebelik günlüğünde ilki ve 2.si ile ilgili karşılaştırmalardan bol bol bulacaksınız. Mesela Deniz’e hamile kaldığımı ilk fark edişim memelerimdeki inanılmaz büyüme ve hassasiyetti. Çok erken belli etmişti kendini. Bu gebelikte hiç fark etmedim. Deniz’de sadece tansiyonum düşüktü. Bu gebelikte tansiyonum düşük, midem bulanıyor, yemeğin başından çok çabuk ayrılıyorum, kokulara karşı aşırı hassasiyetim var. Normalde de koku alma konusunda çok hassasımdır fakat reseptörlerimin ne kadar coştuğunu anlatamam! Her gün yastık yüzlerini değiştiriyorum. Çamaşırlar koku testimden geçemiyor. Sabah kalktığım anda bir şeyler ağzıma atmak suretiyle ağız kokumu sonlandırıyorum. Bulaşık makinesinin kapağını açamıyorum (Böylece bulaşıklar eşime kalıyor! Ama ne yapabilirim? ) Hele parfüm kokuları…İnsanların bu kadar iğrenç kokuları güzel kokmak için sıktıklarına inanamıyorum! Tabii ki hamile kafası ile çıkıyor bu cümle ağzımdan çünkü ben bir parfüm hastasıyımdır. Fakat bir müddet kendisiyle arama mesafe koydum.

1474473528369

Deniz’de gündüzleri hiç uykum gelmezdi. Bu gebelikte gündüzleri bırak beni horul horul, rüyalar göre göre saatlerce uyuyayım. Akşamları erkenden uyku dalgaları beni içine doğru çekiyor. Direnmesi çok zor oluyor. Ama bir şey söyleyeyim mi? Tekrar aynı süreçleri yaşamak ve yaşayacaklarımı düşünmek beni çok mutlu ediyor. Çünkü biliyorum ki zor günler gelip geçici.

Bayramı çekirdek aile olarak biz, Mersin’e giderek benim ailemle birlikte geçirdik. Açık konuşmak gerekirse “TANTUNİİİİİİİEEEEEEE!” diyerek gittim Mersin’ e. İlk fotoğrafım favori mekanımdan gelsin. Bu hamileliğimde en en en çok istediğim şey tantuni. Her fırsat bulduğumda yumuldum. Allah hiçbir Mersinli’yi tantunisizlikle terbiye etmesin!

Sizin de ağzınızı sulandırdıktan sonra konumuza dönüyorum. İlk hamileliğimi öğrendiğimde düşündüklerim; “İçimde bir canlı var. Nasıl geçecek bu süreç? Neler yapmalıyım? Doğum nasıl olacak? Ay inanamıyorum çok heyecanlıyım!” türünden şeylerdi. Çok garip hissetmiştim kendimi. Tam olarak tanımlayamıyorum ama beni anladığınızı düşünüyorum. Bu hamileliğimi öğrendiğimde düşündüğüm şeyler; “Acaba Deniz’e ne zaman söylesek? Deniz kendini çok kötü hissedecek mi? Deniz kardeşini ilk gördüğünde ne söylesem, ne yapsam? Neyse ben cücüğü emzirir anneme veririm sonra hep Deniz’le oynarım.” Yani tamamen Deniz odaklı düşünceler.

Çünkü hamilelik, doğum, bebek bakımı, hayatın nasıl alt üst-pardon hayatta meydana gelecek değişiklikler ile ilgili kitap yazabilecek teorik bilgiye ve tecrübeye sahibim. Fakat büyük çocukta meydana gelecek değişiklikler, kıskançlıkla başa çıkma, iki çocukla hayatla mücadele gibi konularda oldukça bilgisiz ve endişeliyim. Bir an önce araştırıp okumaya başlamalıyım.

Elif’in bir yazısında okumuştum: “İkinci çocuk kolay, iki çocuk zormuş.”

Haftaya görüşmek üzere.

Sevgiler.

Ezgi K.

Bir yorum

  1. 70 yaşındaki bir insan ömrünün yaklaşık 10 dakikasını hatırlarmış. Geçmişe bakınca ne güzeldi o günler diyerek hep özlem duyarız. Ezgi’cim anın keyfini çıkart.