16 Yorum

Çok Anne, Hiç Anne

Yazar Hakkında

SELEN BARANOĞLU -İngilizce okutmanı. İki çocuk annesi. Şikayeti sevmez. Çok hayal kurar, okur, yazar, yapar, bozar. Basitvemutluyasam adında bir blogu var.

Günümüzün en moda tabirlerinden biri multitasking, yani özünde bir koltuğa on karpuz sığdırabilmek… tek bir görev insanı değil, çoklu görev insanı olabilmek elini attığın her işten alnının akıyla çıkabilmek.

Ve bu tabirden elbette, anneler de payını alıyor. Öncelikle, her işi yapabiliyor olacaksın. Yok öyle sadece çocuğunu büyütüp onunla ilgilenmek. O ne öyle? Ne banal…

Çalışacaksın, ev işlerinde iyi olacaksın, en gurme yemekleri yapacaksın, sosyalleşeceksin, eşinle aranı iyi tutacaksın, bakımlı olacaksın, evin derli toplu olacak, çocukların bir aktiviteden öbür aktiviteye koşacak, üreteceksin, spor yapacaksın, ev alışverişini yapacaksın, randevuları aklında tutacaksın… Daha işte benim unuttuğum ama senin aklına gelen her ne varsa.

Hıh, böyle olunca ve böyle yaşayınca ne olacak? Söyleyeyim, gurur duyacaksın kendinle; çok beceriklisin insanların gözünde çünkü. Herkes sana özeniyor. Aferin sana.

Ama işin hiç aslı öyle değil!

IMG_3632

Kendimizi kandırmayalım şimdi. Bir koltuğa on karpuz sığdırmaya çalışırken anamız ağlıyor da çaktırmıyoruz. Ve hatta, hiçbirimiz bir koltuğa on karpuzu doğru dürüst sığdıramıyoruz. O zaman neden hala bunun için çabalıyoruz? Hiç düşündün mü? Muhtemel sebepler; el aleme güçlü görünme isteği, en başarılı çocuğa sahip olma isteği, en iyi anne olma isteği, en iyi yemek yapan, en bakımlı, en.. en.. en.. bir şeyler olma isteği.

İyi de tüm bunları yapmaya çalışırken, aslında kendimiz için en önemli gördüğümüz şeyleri ıskalıyoruz hep. Ben bunu Kağan 2 yaşına geldiğinde fark ettim. Daha öncesinde, her şeye tek başına yetişmeye çalışan yeni anne imajı pek önemliydi benim için. Ama o zamanlar, her şeye yetişmeye çalışıp, hiçbir şeyi doğru dürüst beceremeyen bir kadındım. Çünkü kafamda her şey tam tamına, mükemmel bir şekilde olmalıydı. Öyle olmayacaksa, hiç olmamalıydı.

Kahve mi içilecek? En az 45 dakikam olmalıydı. Markete mi gidilecek? Çocuğu anneme bırakmalıydım. Oje mi sürülecek? Kuruması dahil en az 30 dakikam olmalıydı.

Üstelik çocuğum uyuduğunda, yapmak istediğim hiçbir şeyi yapamıyordum. Çünkü listem çok uzundu, her şeye yetmeliydim ve ben ne yapacağıma daha karar veremeden ya çocuğum uyanırdı ya da ben uyurdum. Örneğin, sevdiğim kitabı iki satır da olsa okumaya bir türlü sıra gelmezdi çünkü dedim ya çok meşguldüm. Zaten, kitap okunacaksa da en az 15 sayfa okunmalıydı. Ne o öyle iki satır?

Çocuğumla kaliteli zaman geçirmek için ayırdığım zamanda alışverişi, alışveriş zamanında yemek yapmayı, yemek yaparken kuaföre ne zaman gideceğimi, kuaförde çocuğumla hiç kaliteli zaman geçiremediğimi düşünüp duruyordum.

IMG_3747

Lakin bu durumun yavaş yavaş farkında vardım, Allahtan ki farkına vardım. Hayatımı daha basit yaşamak için gerçek adımlar atmaya başladım. Ve ne fark ettim? Ben basitleştikçe, yalınlaştıkça anneliğim çoğalıyordu. Anneliğimden keyif almaya başladım. Kendim için hayatı basitleştirmek, beni küçük detaylardan mutlu olan bir insan haline getirdi. Her şeyi kontrol etmekten vazgeçtim. Küçük, az, sade olan şeylerle mutlu olabilmeyi başardım. Yani aslında ben azaldıkça çoğaldım.

Çocuklarım uyuduğunda 10 dakika da olsa kitap okuyorum çünkü bu benim için evi toparlamaktan daha önemli. İş çıkışı kısa da olsa kahve keyfi yapabiliyorum çünkü bu benim için koşturarak eve gidip yemek yapmaktan daha önemli. Çocuklarımla 30 dakika oyun oynarken sadece o anda oluyorum çünkü bu ertesi günün işlerini planlamaktan daha önemli.

Bu her şeye yetişme çılgınlığından kaçabilmek için üç önemli nokta var, benim deneyimlediğim:

  1. Önceliklerini belirle (seni mutlu edecek şeylere odaklan)
  2. Geriye kalanları ele (yardım al, aile bireylerini işin içine kat)
  3. Mükemmeli unut (çünkü öyle bir şey hiç olmadı)

Aynı anda yüz milyon işi yapabilmek benim için hiç önemli değil artık.

Bir koltuğa on karpuz sığmayacağını, en azından sığsa bile o karpuzlardan çoğunun telef olacağını biliyorum. Süper anne, bakımlı anne, eğitimli anne, oyuncu anne, en iyi yemek yapan anne, temiz anne… hepsi olmaya gerek yok. Çünkü çok anne olmak aslında hiç anne olmaktır özünde.

Şimdi ben bir anneyim. Sadece anne. Az anne. İki çocuklu anne.

Ama annenin bir adım önünde…

Ben kendimim…

Sadece benim.

Selen

***

Sizin de söyleyecek sözünüz varsa Blogcu Anne’de konuk yazar olabilirsiniz. Konuk yazarlık hakkında buradan bilgi alabilir, diğer konuk yazar yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

 

 

16 yorum

  1. çok güzel bir yazı olmuş Selen hanım,az aslında çoktur felsefesi gün geçtikçe beni cezbediyor.yolun başındayken bu tür yazılar bulmak motive ediyor,teşekkürler.

  2. O kadar ama o kadar katılıyorum ki! Hay kaleminizi öpeyim!

  3. Gariptirki işk bebeğimde kendimi yetersiz hissettiğim an daha azdı. İkinci bebekte kendimi daha yetersiz hissediyorum. Bunun iki nedeni olduğunu düşündüm, ilk neden e malum bebek dışında bir çocuğum daha var ona da yetmek zorundayım ikincisi belki sizlere garip gelebilir ama instagramda takip ettiğim görüntüde kusursuz hayatları olan anneler…(aman yanlış anlaşılmasın her blogger anneyi aynı kefeye koyamam tabi ki) Hergün süslenerek foto çekilen bebeler, güzel döşenmiş derli toplu evler, daima bakımlı mutlu görünen anneler, hep övülen babalar yani eşler, görüntüde ( görüntü deme nedenim bu konudan emin olmamdır.) maddi sorunu yokmuş gibi gezip tozan, o etkinlik senin bu faaliyet benim gezen anneler. Madem öyle takibi bırak diyorsunuzdur. Hak veriyorum ama bu sıkıcı hayatıma bazen renk bazen de ben niye böyle değilim düşüncesi nedeniyle dert katıyorlar. Yıldız tilbe misali ‘hepinizden nefret ediyorum ama yalnızken de canım sıkılıyor’

    • Kendi kafamızda kusursuzu aramayı bırakırsak başkaları bizim için tamamen başkaları olur:) Kimse kimsenin hayatını bilmez elbet ama ben kendimce gayet kusurluyum ve bunla mutluyum.

  4. Servisten inip eve gidene kadar geçen 10dk için içim içimi yiyordu. Nasıl bi azap. İnsanın kendine karşı bu kadar acımasız olması ne garip. Devamlı suçlu modunda gezince icsellesiyor bi sure sonra. Annesin madem o zaman çocuğun dışında uğraşın olamaz olursa da burnundan getir hiç keyif alma hayattan! git mutsuz mutsuz vakit gecir çocuğunla sonra onun için de vicdan azabı çek….bu böyle gider.

  5. O kadar guzel yazmissiniz ki,anlatiminizi cok sevdim. Cok dogru noktalara ulasmissiniz.iki cocuklu yasama alismaya çalıştığım bu gunlerde,ya evet boyle olmayim diye dusundum. Cok tesekkurler. En onemlisi kendini suclamamak ve azla mutlu olmak. Herseyi yapmaya gerek yok.

  6. merhaba
    ne kadar doğru ve önemli.. mükemmelliyetçilik hem annelik de hem her konuda yıpratıyor.

  7. ne güzel yazmışsınız Selen Hanım:) okurken kendimi “çok hiç az” anne hepsi gördüm, bazen çok mu çok saçmalıyorum…:) yakında bulacağım kendimi bu yazı güzel geldi…

  8. 2bucuk aylik kizim var. Bugun bir ara uyudu. Hemen kalktim kahve koydum ocaga. Ocagin altini kisip camasir var mi diye bakmaya gittim sonra kendimi camasirlari makinaya atarken buldum. Tabi kahvem tasmisti. Kopuksuz kahve icecegime dokup tekrar koydum kahvemi. Bu sira kizim uyanmisti bile. Kahve keyfim yarim kaldi tabi ki. Bir is yaparken kafamda surekli baska isler oluyor. Kendime engel olamiyorum. Yanliz olmadigimi yazinizla anladim.