6 Yorum

Bence emzirmek…

Bir Emzirme Haftası’nda daha emziren bir anne olarak karşınızdayım sayın seyirciler…

IMG_1181

Çünkü meme emerken bale yapmalı insan…

Her sene 1-7 Ekim haftası Emzirme Haftası olarak kutlanıyor (bazı ülkelerde Ağustos’ta yapılıyor ama Türkiye Ekim’i tercih ediyor). Bu sene ben de yine yeniden emziren bir anne olarak bir iki kelam etmek istedim.

Emzirme Haftası’nın kutlanmasının birkaç sebebi var; anneleri bebeklerini emzirmeye teşvik etmek ve bu konuda bilgilendirmek; toplumu ise emzirme konusunda eğitmek bunlardan birkaçı…

Bizim toplumumuz herkesin içinde emzirme konusunda kadına pek sorun çıkaran bir toplum değil. BaĞzı köşe yazarlarının ‘Ay ortalıkta emzirmek cinselliğimi şey yapıyor’ demelerinin dışında, kadınların toplum içinde emzirmek konusunda çok fazla bir sıkıntısı yok. (Bunu, ortalıkla emzirmenin yadırganmadığı anlamında yazıyorum. Ortalıkta emzirmek konusunda rahat hissetmeyen anneler kendilerini rahat hissettirecek mekanlar bulamayınca sıkıntı yaşıyorlar, biliyorum).

Emzirmek denilince annelerin belli başlı iki problemi oluyor: İlki,  yakın çevreden gelen ‘Sütün yetiyor mu?’ baskısı… Yeni doğum yapan annelerin en sık duydukları olmaz olasıca soru bu… Çoğu insan bilmiyor ki emzirmek her ne kadar doğal da olsa modern dünyada teknikleri keşfedilmiş ve öğrenilmesi gerekebilen bir konu…

Bir diğeri, bebekleri 6 aylık olmadan işe dönen annelerin bebeklerini nasıl emzirecekleri konusu. Bu, ücretsiz iznin kamudaki kadar kolay olmuyor özel sektörde ve çoğu anne ‘sadece anne sütü’ vermeleri gereken dönemde işe geri dönmek zorunda kalıyor. Bununla ilgili bir farkındalık hareketine girişmiştik bundan seneler önce: Emzirme Reformu… Sonrasında dağıldık ancak o zamanlar bayağı ses getirmişti.

Kadınların herkesin içinde emzirmesi konusu zaman zaman alevleniyor sosyal medyada falan ama dediğim gibi, ben bugüne kadar bebeğini niye orada burada emziriyorsun diye kimsenin tepkisini almadım bu ülkede. Bebeğimi emzirirken yan gözle bakan kimseyle karşılaşmadığım gibi bakanlar da sevgiyle bakıyor, yardımcı olmaya çalışıyor. Bundan birkaç hafta önce bir günlüğüne Milas’a gidip gelmiştim ve tüm gün emziremeyeceğim için yanıma pompamı almıştım. Milas havaalanındayken, tuvalette süt sağmak istemediğim için karşıma çıkan ilk yardım odasındaki görevlilerden yardım istemiştim. Bana bir odayı vermişlerdi, çok isteyerek hem de…

Yurtdışında ise durum farklı…

Amerika’da yaşadığım dönemde (ki ilk hamileliğim ve doğumum orada gerçekleşmişti) emzirme konusunu araştırdığımda gerçekten de sorun yaşanabildiğini görmüştüm. Deniz 6 aylıktı, Miami’de çok katlı bir mağazanın (buranın Boyner’i gibi diyeyim) kadınlar tuvaletindeki oturma alanında bebeğimi emzirirken yaşlı teyzeler girmişti içeri, gözlerini devire devire bakmışlardı bana. Peh!

Geçen ay Dallas’taydık; bir alışveriş merkezinde bankta oturmuş Derya’yı emzirirken iki çocuklu bir anne yaklaştı yanıma, ‘Good job mama!’ (Aferin anne!’) dedi bana, yürüdü gitti. Teşekkür ettim ama ne için bana aferin dediğini çok iyi anlayamadım: Emzirdiğim için mi, yoksa herkesin içinde emzirme cesareti (!) gösterdiğim için mi?

La Leche League (LLL) gibi aktivist organizasyonların çıkış sebebi tam da bu tür sorunlar. Biz burada kısa etekle metrobüse binsek başımıza bir şey gelir mi diye endişe ederken göğüs dekoltesinin sorun olmadığı Batılı ülkelerde anneler bebeklerini emzirdikleri için düşüncesizlikle, insanları rahatsız etmekle, onların midesini bulandırmakla falan itham ediliyorlar. Hiçbir yerde huzur yok!

Emzirmek gibi doğal bir konunun böylesine tartışma konusu çok ilginç geliyor bana gerçekten… Ben üç bebeğimi de her yerde sorun yaşamadan emzirdim, bakıp ayıplayanın da kendi ayıbı diye düşündüm hep. Deniz doğmadan önce danıştığım LLL aktivisti bana ‘Florida eyaletinde herkese açık alanda emzirmek tamamen yasal, meme ucun görünse bile’ demişti, şaşırmıştım. Meme ucum görünse de bu, meme ucumun görünmesini dert edenin ayıbı değil mi? Bakmazsan görmezsin.

Böylesine doğal bir konuda insanların zorluk çıkarması, tuhaf bakışlara maruz kalmak falan oldukça sinir bozucu. Amerikalı bir vlogger anne, bu konuda harika bir video çekmiş. ‘Neden kadınlar herkesin içinde emzirmemeli?’ sorusuyla konuya ironik bir gönderme yapan Kristina Kuzmic’in videosunu (İngilizce olarak) buradan seyredebilirsiniz.

Dediğim gibi ben bugüne kadar emzirdiğim için kimsenin tepkisini almadım. Ha, bebeğimi emzirdiğim bir fotoğrafı sosyal medyada paylaştım diye aldığım tepkiler aradaki farkı kapattı (üstelik allah muhafaza (!) meme ucum da görünmüyordu); ama o sayılmaz çünkü sosyal medyada kıyamet koparmak için aportta bekleyen ahlak polisleri gırla… Emzirmenin mahrem bir şey olduğu ve paylaşılmaması gerektiğinden yola çıkarak karşındakini ahlaksızlıkla itham ederken, ‘bebeği nasıl yaptığınızı da koyun bari!’ demek ne kadar ahlaki bir davranış, o da tartışmaya açık…

Emzirmeyi tanımlamak için birçok kelime kullanılabilir: Mahrem diyor bazıları, özgürlük diyor diğerleri, kutsal diyor başkaları… Bence emzirmek:

  • Rahatlık – her zaman, her yerde bebeğinizin yemeği hazır (böyle düşününce yemekle uğraşmamak için çocuk evden gidene kadar emzirmek istiyor insan); hastalandığı zaman yemeğe harika bir alternatif anne sütü
  • Mahrem – ama birçok kişinin anladığı ‘Ay sosyal medyada memesi göründü!’ gibi mahrem değil. Annenin bebeği emzirme/me tercihi, ne kadar süreyle emzirmek istediği, neden emzirmek istemediği… gibi konular mahrem bence…
  • Ayrıcalık – Çocuk bakımı ve yetiştirme konusunda kadınları erkeklerden ayıran, doğurma eyleminden sonraki tek şey… Bu gözle baktığında, bir çeşit ayrıcalık aslında…
  • Doğal – Uğruna hafta düzenlemeye gerek olmayacak kadar doğal bir olay olmalıydı ideal bir dünyada…
  • Annelik kıstası değil – Bir annenin bebeğini emzirememesi ya da emzirmemeyi tercih etmesi onun anneliğini derecelendiren bir ölçüt değil. Kaldı ki eğri oturup doğru konuşalım, dokuz aydır uykusuzum ve bebeklerini emzirmemeleriyle ün yapmış Fransız analarının deliksiz uykularını deli gibi kıskanıyorum şu sıralar!

Emzirmenin doğal karşılandığı, ne özel ne de profesyonel hayatta baskılanmaya çalışılmadığı, kadınların emzirdikleri için kahraman, emzirmedikleri için sorumsuz olarak yaftalanmadıkları, emziremeyen annelerin kötü hissettirilmedikleri bir dünya istiyorum. Bilmem çok mu şey istiyorum?..

6 yorum

  1. Emzirme asigi

    Benim de 9 aylik bir bebegim var.. yasasin emzirmek

  2. Dediklerinize tamamen katiliyorum ve yaptiklarinizi takdir ediyorum. Ama bir duzeltme yapiyim. Ben 10 yildan fazla Fransa’da yasiyorum. Fransiz analarin emzirmemesi bir sehir efsanesi. Burda da emziren hatta bu konuda cok cok tutucu olan cok anne var. hastaneler de oyle. Ama fransa ve fransiz ananin farki su : emzirmek istemiyor musun , kimse sana hesap sormaz, rencide etmez, sorularla ozeline mudahele etmez. Kararina saygi duyarlar. Turkiye’de komsu ayse teyze dahil herkes sutune, memene karisir. Oyuzden tr deki gibi daklanmiyorlar acik acik emzirmedikelrini soyluyorlar. Sanki herkes oyleymis gibi zannediliyor disaridan. Sevgiler

  3. Sizin gibi bende her yerde emzirdim. Otobüste bile 🙂 Eşimde saolsun destekledi. Şimdi de dışarda emzirme çekingenliği biriyle karşılaşırsam. ” Aa aa ne demek ayol insan doyuruyorsun sen. Bebekten daha mı önemli insanların ne diyeceği? Millet kendine utansın.” diye teşvik etmeye çalışıyorum. :))
    Dediğiniz gibi kişinin ne görmek istediği ile alakalı.

  4. Hele bi gelsin iki numaram, havada karada denizde affetmem, emziririm 😉

  5. kesinlikle katılıyorum bende her yerde emzirdim yaz boyu şezlong üstünde bile emzirme örtüsü yardımıyla çokta güzel oldu bebeğimin beslenmesi güvende olduğunu hissetmesi her şeyden önemli yaşasın emzirmek :))

  6. Sağlık ocağından bir kitapçık almış ve onda okumuştum , doğruluğundan emin olmamakla beraber bir bebeğe bakan kadının psikolojikmen kendini hazırlamasıylada bedeninin süt üretebileceği yazıyordu . Anneyle bebek arasındaki mükemmel ilişkinin temeli emzirmek , yaşasın emzirmek… Acıktığı anda boynuna dolanması, emerken gözlerinin içine gülmesi … Biliyorum ki bu duyguyu çok özleyeceğim …