5 Yorum

Kötü duygular dışarı çıkmadan iyi duygular içeri giremez

Bir aileye ikinci bir bebek katıldığında ebeveynlerin en sık duydukları sorulardan biri ‘Kıskanıyor mu?’dur.

Bu sorunun yanıtı ‘Hayır, kardeşini çok seviyor’dan ‘Evet, geçenlerde yastıkla boğmaya kalktı’ya kadara uzanabilir.

Bizim evdeki kardeş kıskançlıkları genellikle bu iki ucun arasında oldu: Kardeşini çok sevmek, ancak onu alışmış olduğu aile düzeninde nereye oturtacağını bilememek, dolayısıyla sendelemek ve bunun için kötü hissederek anne-babaya tepki koymak…

Bir kere hepimiz şunu kabul edelim: Kıskançlık gayet doğal ve hatta olması gereken bir his.

Aileye yeni bir bebek geldiğinde ortada kıskançlık yoksa bu kötüye işaret… Büyük çocuk kardeşini kıskandığına dair belirtiler vermeli, çünkü onun açısından gerçekten de ortada bir sorun var; hayatında ilk kez etrafındaki herkes ondan daha küçük bir insana sevgi gösteriyor.

diyor Pamela Druckerman Bringing Up Bebe kitabında.

Türkçeye Kardeş Rekabeti olarak çevrilen Siblings without Rivalry kitabında da büyük çocukların küçük kardeşlerine olan hislerini, ebeveynlerin hisleri üzerinden anlatıyor yazarlar Adele Faber ve Elaine Mazlish:

Diyelim eşiniz bir gün size sarıldı ve dedi ki ‘Tatlım, seni o kadar çok seviyorum ve o kadar tatlısın ki tıpkı senin gibi bir eşim daha olmasına karar verdim.’

‘Yeni eş’ eve geldiğinde sizden çok daha genç ve şeker olduğunu gördünüz. Üçünüz birlikteyken insanlar size kibarca ‘Merhaba’ diyorlar, ama onu gördüklerinde heyecanla doluyorlar: ‘Ne kadar şirin değil mi, merhaba tatlım! Çok güzelsin!’ Sonra size dönüp soruyorlar: Yeni eş hakkında ne düşünüyorsun?

‘Yeni eş’in giysiye ihtiyacı var. Eşiniz sizin dolabınızı açıyor ve kazaklarınızın, pantolonlarınızın bir kısmını ona veriyor. Siz tepki verdiğinizde de sizin biraz kilo aldığınızı, bu elbiselerin zaten artık size olmayacağını, tam da ‘yeni eş’e göre olduğunu söylüyor.

‘Yeni eş’ hızla büyüyor. Her gün biraz daha akıllı ve becerikli olmaya başlıyor. Bir gün, siz eşinizin size yeni aldığı bilgisayarla uğraşırken ‘yeni eş’ odaya giriyor ve ‘Onu ben de kullanabilir miyim?’ diye soruyor. Siz izin vermeyince ağlayarak eşinize gidiyor ve hemen ardından birlikte yanınıza geliyorlar. ‘Yeni eş’in gözlerinde yaşlar, eşinizin eli onun omzundayken eşiniz size soruyor: ‘Ne olurdu onun da kullanmasına izin verseydin? Neden paylaşamıyorsun?’

Ben bu satırları tek çocuklu hayattan iki çocuklu hayata yeni geçtiğimde okumuştum ve benim bakış açımı tamamen değiştirmişti. ‘Aylardır oynamadığı bir oyuncağı kardeşiyle niye paylaşamıyor ki?!’ diye sinirlenmekten vazgeçmiş, ‘evdeki oyuncakların efendisi’ pozisyonundan ‘evdeki iki çocuktan biri’ olmaya geçişin ne kadar zor olduğunu fark etmiştim.

İki çocuklu hayattan üç çocuklu hayata geçişimiz nispeten yumuşak olsa da evde ‘abi olmayı’ ilk kez deneyimleyen birileri için çok da kolay olmadı. İlk aylar evde kendisinden daha küçük birinin olmasına ve o birine ilgi gösterilmesine alışma süreci olarak geçti; şimdiyse hareketlenen birinin sınır tanımamazlığı yüzünden gergin anlar yaşanabiliyor.


Peki ne yapıyoruz? Öncelikle, olumsuz hislere izin veriyoruz. Bu olumsuz hisler öfke bile olsa bastırmıyoruz, çünkü biliyoruz ki ‘öfkenin dışa vurumunu yasaklarsak, yeraltına inip başka fiziksel ya da duygusal başka şekillerde ortaya çıkma riski var’ (Sibling Rivalry, s. 19)

Duyguların dışa vurumu ile hareketlerin dışa vurumu aynı şey değil. Çocukların hislerini ifade etmelerine izin veriyoruz, birbirlerine zarar vermelerine değil. Bizim görevimiz öfkelerini, herhangi bir hasara yol açmadan ifade etmelerini göstermek.

(Tabii bunu yapabilmek için öncelikle kendi öfkemizi kontrol etmemiz gerekiyor ama bu yazının konusu bu değil!)

Küçük bir çocuğun omzundaki en büyük yük, eve yeni gelen ve çok sevmesi beklenen kardeşine karşı duyduğu, daha önce hiç hissetmediği için tarif bile edemediği olumsuz hisler (buna kıskançlık deniyor). Düşünsenize, herkes ona ‘abi ya da abla’ olduğunu, bununla gurur duyması gerektiğini söylüyor, ancak onun tek istediği şey yeniden bebek olup annesinin kollarında kalabilmek ve bunu dile bile getiremiyor! Çok zor.

WhatsApp Image 2016-10-06 at 09.20.39

Çocukların yaşları ilerledikçe hissettikleri bu olumsuz duygular azalmıyor belki ama duygularını ifade etmeleri kolaylaşıyor. Yukarıdaki fotoğrafa istinaden, geçenlerde ‘Sen bebek doğmadan önce ‘Benim odamda yatsın diyordun, şimdi fikrini değiştirdin herhalde?’ dedim (niye dediysem ben de, ne saçma). İstiyorum ama eşyalarımı yemesini istemiyorum! dedi… Daha ne desin çocuk?! Ben olsam ben de istemem!

Faber ve Mazlish, çocukların arasında iyi duygular olması konusunda ISRARCI OLMANIN, kötü duygulara yol açtığını; çocuklar arasındaki kötü duygulara İZİN VERMENİN iyi duygulara yol açtığını söylüyorlar.

Ve ekliyorlar:

Kötü duygular dışarı çıkmadan iyi duygular içeri giremez.

O yüzden biz evde kötü duyguların ifade edilmesine izin veriyoruz. Çünkü onların ifade edilmemesi, hissedilmediği anlamına gelmiyor.

Evet, insanın çocuklarından birinin diğerine karşı zaman zaman da olsa olumsuz hisler beslemesi çok rahatsız edici… Ve bunu değiştirmeye çalışmak istememiz çok normal… Ama değiştirmeye çalışmak yerine, değişmesini beklememiz lazım.

Varsın çocuğumuz kardeşini kıskansın. Onu sevmediğini söylesin. Gitmesini istediğini söylesin.

Ancak böyle yer açabilecek ona o minik kalbinde…

FullSizeRender (4)

 

Ayben ile Terapötik Etkinlikler

Bu yazı, Ayben ile Terapötik Etkinlikler’in desteğiyle yayınlanmıştır. Ayben’le Terapötik Etkinlikler ile ilgili web sitesinden daha fazla bilgi alabilir ve oyunları inceleyebilir, Facebook ve Instagram sayfalarını takip edebilirsiniz.

5 yorum

  1. Gene mi harika!

  2. Son fotoğraf , banko 🙂

  3. Biz de bu dertten muzdaribiz. Gerçekten de büyüdükçe azalmıyormuş bu olumsuz hisler. Bazen ne yapacağımı, nasıl davranmam gerektiğini bilemiyorum. Ama bundan sonra olumsuz da olsa duygularını ifade etmesi için çocuklarıma karşı daha anlayışlı olmaya gayret edeceğim. Anne olmak ne zor!

  4. Çok teşekkürler bu güzel yazı için. Hepimiz için çok önemli bir yazı, son fotoğraf sahiden içimizi ısıtıyor…

  5. Çok güzel bi yazı olmuş bizde de aynı giderek değişiyor duygular ama işin kötüsü bendede değişiyor. Sabır anlamında Bide hep kendime hatırlatmaya çalışıyorum bebek yokken o evin en küçüğü bebeğimdi diye YaşDıklarını anlamaya çalışiyorum