14 Yorum

Birer Uyku Eğitir Miyiz Cici Çocuk?

Yazar Hakkında

89 Ankara doğumlu; evli ve iki çocuklu… Birceylan adında blogu var. Herkese beyaz gelinliğinde başarılar diliyor, çünkü önemli olan yarışmaktır.

Mektubuma başlamadan önce “Bebek gibi uyumak” deyimini dilimize katan halkımıza, aşşırı sevgilerimi sunarım.

***

Minik bir canlı vesilesiyle anne ve baba oldunuz. Zamanla bir çok şey öğrendiniz muhakkak. Doğru bebek tutma pozisyonları, emzirmek, biberonla beslemek, bebeğin gazını çıkarmak bunlardan bazıları. Fakat eğer çok şanslı değilseniz, bazı şeyler ne öğreniliyor, ne öğretiliyor.

Yeni tabirle “Uyku eğitimi” adlı o harika olay da, bunlardan biri meselâ.

***

İlk bebeğim, artık yetmiş beş milyon insanın da bildiği gibi; kolikti.

Bu zorlu durumdan sebep, eğitilmiş şekli şöyle dursun herhangi bir şekilde uyutabilmek için, inanılmaza yakın yöntemler denemişliğim vardır. Hatta bu konuda sınırların ne derece zorlanabileceği hususunda, incelenmesi gereken bir canlı formu olduğumu düşünüyorum.

Beşikte sallama, kucakta sallama, ayakta sallama, çarşafta sallama ve zemine sabitlenmemiş her ne kadar eşya varsa hepsinde sallama girişimlerim, ne yazık ki sonuç vermedi.

Yüz üstü yatırma, sağ tarafına yatırma, sol tarafına yatırma, sırt üstü yatırma gibi denemelerim de etkili olmadı.

Papatya, melisa, rezene hatta ilerleyen dönemde anason gibi dış güçlere sarılsam da, NO.

Olmadı, olmadı ve olmadı.

Bir ara çareyi gece yarısı arabayla sokak sokak gezmek gibi bir yöntemde bulduk ve çok daralınca öyle yaptık.

Ben yine uykusuzdum; ama en azından ağlama sesi bir süre durunca bir miktar dinlenmiş hissediyordum.

***

Hiç bitmeyecek sandığım kolik mevzusu 10. aydan sonra bıçakla kesmiş gibi, hiç olmamış gibi, dalga geçer gibi bir saniyede bitince, artık bir uyku düzeni oturtmak istedim. Fakat bunun için önce, hasret kaldığım uykumu almam gerekiyordu ve 1 sene boyunca hiçbir girişimde bulunmadan, bebeğimi koynuma alıp uyudum. Bence yeterince mantıklı.

Uykumu aldığıma ikna olunca da, hemen işe koyuldum. Çünkü ”üşenme, ertemele, vazgeçme” mottosunu benimsemek böyledir, siz bilmezsiniz.

***

İlk girişimim elbette ki, onu daha evvel bir kez bile yatmadığı odasındaki beşiğe koymak oldu.

Ve çocuğum, aklı mantığı olan her canlı gibi, annesinin koynundan ayrılmak istemediği için direndi. İlk gece beş yüz elli kere falan ağlayarak ayağa kalktı. Sakinleştirip tekrar yatırmaya çalıştım. Her defasında delirmişçesine, aklını fikrini yitirmişçesine ağladı.

Sonunda pes ettim. Ve beşiğin, bizim için şu noktada hiç ama hiç uygun olmayacağına hükmettim. Çünkü zorla uyutsam bile, yerine yatırırken foş diye kollarımdan düşüp uyanıyordu çocuğum.

Bir çocuk yatağı alana kadar beraber yatmaya devam ettik.

İstediğim yatağı bulup aldım. Fazla yüksek olmayan ve parmaklıksız bir yatak, bence harikulade derecede iş görecekti. Heves etsin diye ilgisini çekecek nevresimler, abajurlar falan da aldım. Çünkü hem yatağını, hem odasını ayırma konusunda ikna etmem için, kesinlikle sevinçten gözünün dönmesi ya da ne bileyim aklını yitirmesi falan gerekiyordu.

***

Hava henüz aydınlıkken, yatağı özenle kurduk. Nevresim ve abajur da gayet ilgisini çekti. Öyle çok sevdi ki, bana kalırsa bu işi şimdiden halletmiştik bile…

Akşam oldu. Uyku vakti gelince ilk kez kendi odasında uyutmak için, Yiğit’i kucağıma alıp yatağına yatırdım. Ben de halının üzerinde çocuğumu sinsice izleyebileceğim stratejik bir nokta belirleyip usulca uzandım.

Birkaç dakika yattı. Uykusu gelince yine ağlamaya başladı.

Yattığım yerden kalkıp oturur pozisyonda başımı yastığa koydum, olmadı. Yanına yattım, olmadı.

Sonunda, o odada o yatakta hiçbir şekilde yatmayacağını belirten ve ruhumu okşayan bir takım sesler çıkarmaya başladı. Buna halk arasında, feryat figan deniyor.

Ağlamaktan yorulduğu için sızdığı yarım saat, ben de halının üzerinde uyumuşum. Sonra kaldığımız yerden devam ettik. Tutarlı bir insan olacağa benziyordu, çocuğumun azmini takdir ettim.

2-3 geceyi bu şekilde geçirdikten sonra, bir gece yarısı ani bir cinnet geçirip, çocuğu folofoş kucaklayıp kendi yatağıma götürdüm.

Ve bu defteri burada kapattım. Anlaşılan o ki, bu çocuk tutarlılığını benden almamıştı.

***

IMG-20161009-WA0003

Bir seneden biraz uzun zaman geçti.

Yiğit 3 yaşına geldiğinde, hava sıcaklığının 150 derece olduğu bir gece, koca yatakta bir kibrit kutusu peynir kadar yerde uyumaya dayanamadığım için, yeni bir girişimde bulunmaya mecbur hissettim. Çünkü hobilerim, uyuyamadığım gecelerde harika fikirlerle boğuşmaktır.

Ertesi sabah ise kafamın içinde müthiş bir ampul yandı. Bu işi yavaş yavaş çözmek gibi bir ampul… Ve Yiğit’in yan odadaki yatağını bir çırpıda bizim odaya taşıdım. Bunu deli gücü şeklinde de özetleyebiliriz; ama bence gerek yok.

Yiğit’le konuştum. Artık üçümüz birden yatağa sığamadığımız için orada yatması gerektiğini söyledim. Aynı odada olacağımız için sorun çıkarmadı.

Ve o gece dünyamızda ilk kez kendi yatağında uyudu. Ben de kendi yatağımda ahir ömrümün en rahat uykusunu uyudum. Birkaç gün sonra bir atak bekledim aslında; neyse ki yapmadı.

Bir süre bizim odamızda, kendi yatağında yatıp benim kokumdan sağlıklı bir şekilde uzaklaştı.

Ve sıra geldi ikinci aşamaya.

Kendi alemimde son derece etkileyici olduğunu düşündüğüm cümlelerle, ona artık kendi odasında yatması gerektiğini anlattım. Şunu belirtmek isterim ki, kurduğum cümleler arasında katiyen ”Artık abi oldun.” gibi bir cümle yoktu.

Sorun çıkarmayacağına kanaat edince, yatağını tekrar kendi odasına taşıdım. Cidden güven duymuş olacak ki, hiçbir sorun çıkarmadı.

Bir süre uyuyana kadar başucunda oturdum, bazen kitap okudum. Derken derken, epey geç kalsa da, kendi kendine uykuya geçmeyi öğrendi.

Ve ilelebet mutlu mesut yaşadık.

***

Bu aralar tam da diğer çocuğuma uyku eğitimi verme çabasındayken, ve bunalımlardan bunalım, cinnetlerden cinnet beğeniyorken, tüm zorlukların, sancılı çabaların gün gelip tek bir blog yazısına sığabildiğini görmek, en çok da bana iyi geldi.

Sevgiler,

Ceylan.

14 yorum

  1. Anlaşılan o ki çocuğum tutarlılığını benden almamisti koptum gülmekten. Kalemine sağlık. İlerde böyle eğlenecek şekilde anlatilabildigini görünce bende de bir umut ışığı yandi

  2. Çok eğlenceli bir kaleminiz var Ceylan Hanım. Sizin için herşey daha iyi ve kolay olsun; ama umarım benzer keyifte yazıları paylaşmaya devam edersiniz.

  3. Çok güzel yazmışsın , sen yaşarken çok çekmiş olsanda ben gülümseyerek okudum. Zorda olsa bu dönemleri atlatmış olmana sevindim 🙂

  4. Bir daha yazılarınızı mememde bebemi uyutmaya çalışırken okumayacağım:) ayıldı yavrım kahkahama:)

  5. Uyku eğitimine erken başladım, hep çocuğumu kendi odasında ve beşiğimde uyuttum taaa ki 2 yaş sendromumuz başlayana kadar….maalesef tüm uyku eğitimi ve düzeni tepetaklak oldu, kesinlikle sallamam dediğim çocuğu 2 yaşında paşa paşa sallamaya başladım….ne yapacağımı bilemiyorum, 2 yaşında inatlaşmayın diyorlar üzerine gitmeyin diyorlar bu şekilde tekrar uyku eğitim de haya loldu benim için

  6. 0-2 yaş arası bebek anneyle, 2-4 yaş arası aynı odada ayrı yatakta, 4 yaşından sonra ayrı odada uyumalı diyor Adem Güneş. Sizin geçiş dönemleriniz hep bu yaşlara denk gelmiş.

  7. Dr. William Sears’ın yöntemini bulmuşsunuz kendi kendinize :). Birlikte uyumak, sonra yatağı ayırmak ama aynı odada uyumak ve finalde odayı da ayırmak. Aklın yolu bir dedikleri bu olsa gerek. Ve evet ben de ” bebek gibi uyumak ” deyimini dilimize kazandıranlara aşırı sevgilerimi yolluyorum :).

  8. Duygu Dönmez

    Çok güldüm. Harika bir yazı.

  9. Ne kadar zor ve yorucu günler olmuş ama ne kadar eğlenceli anlatmışsınız! Çok güldüm okurken, hatta kahkahalarıma iş arkadaşlarım “n’ooluyor?” dediler o derece. Biz de bir ara o sorunu çözer gibi olmuştuk ama ı-ıh çözememişiz. Hala bensiz uyumayan bir 3 yaş bebesine sahibim. Darısı benim ve tüm diğer annelerin başına… 🙂

  10. Cinnetle kahkahayı böyle yan yana ve uyumlu bir şekilde getirebilmek öyle her anayiğidin harcı değil. Harika bir yazı olmuş. Her zamanki gibi.

  11. Kendimi gördüm okurken :))) bir yaşına girmesine az kaldı bizimle birlikte uyuyır ne kadar çabalasamda kendi beşiğinde yatmıyor. Beklemeliyiz o halde biraz daha

  12. Vurucu son cümle müthiş :))

  13. Harikasin Ceylan 🙂 yine harika bir yazı olmuş.

  14. bol kahkahalı güldüm.ömrünüz uzun olsun emi:) onca yaşanan şeyler ancak bu kadar mizah katılarak yazılabilirdi:)on yıl kadar önce yaşadıklarımı düşününce tüğlerimi diken diken eden anıları bu kadar güzel sempatikleştirebilirdiniz.teşekkürler