0 Yorum

Ezgi K’nın İkinci Gebelik Günlüğü, 15. Hafta

Yazar Hakkında

Ezgi K. – 31 yaşında, matematik öğretmeni. Tantuni aşığı, deniz sevdalısı bir Mersinli. 6 yıldır evli. Deniz adında bir kızı var. Deniz’den önceki hareketli ve renkli hayatı Deniz ile birlikte ‘ tek keyfim kahve içip güzel bir müzik eşliğinde kitap okumak’ şeklinde değişim geçirdi. İçinde yeni bir ‘cücük’ büyüyor. Büyüyen ailesiyle yeni ülkeler gezip yeni tatlar keşfetmek istiyor.

Karalar bağlamaya başlamışken beni umutlandıran yazısını paylaşan Elif’e teşekkürlerimle başlıyorum bu haftaki yazıma.

“Kötü duygular dışarı çıkmadan iyi duygular içeri giremez,” demişler Faber ve Mazlish ‘Kardeş Rekabeti’ adlı kitapta. Yani kötü duyguların oluşmasının bu süreçte beklenen olaylardan olması insanın içini rahatlatan bir şey. Bu süreci anne-baba-çocuk atlatır belki sağlıklı bir şekilde fakat ziyaretçilerden gelecek en ufak yorum, hareket büyük çocuğu nasıl da olumsuz etkileyebilir! Ben çevremdeki insanlarla konuşmayı düşünüyorum cücük doğmadan önce. Sırf Deniz’e soru soracağım, kendimce espri yapacağım diye abidik gubidik konuşmasınlar. “Kıskanıyor mu?” Kıskanacak tabii ki. Hala iç çekerek baktığı annesinin memelerinin yeni sahibi O olacak. Bir tek kendisinin yerleştiği annesinin kollarına O yerleşecek. Tam annesiyle oyun oynarken O ağlayacak. Tuvaletini kendisi yapıyorken O’nu annesi temizleyecek. Kendisi yatağında uyurken O, annesiyle aynı odada yatacak. Ve siz sayın ziyaretçiler önceden Deniz ile oynarken artık O’nunla eğleneceksiniz. Bir de çocuğa “Bu senin kardeşin,” diyerek kardeşini sahiplendiriyoruz. Kardeşinin yanına yaklaştırmayınca, öptürmeyince ‘ Kıskanıyor bak!’ diyorsunuz. Küçük çocuk sahip olduğu şeyi başkasıyla paylaşır mı? Neyse bir gebe olarak daha fazla arızaya bağlamadan sakinleşiyorum ve gebe muhabbetine geçiyorum.

1477057595133

15. Hafta ile ilgili tüm sitelerde yazan ortak şey ‘çatlaklar’. Göbek bölgemde çatlak olmaması benim için önemli bir konuydu. İlk gebeliğimde 16.Haftada başlamıştım krem kullanmaya. Ben krem diyorum ama kutuda ‘phytolastil gel’ yazıyor. Sabahları bu jelden sürüyordum. Akşamları yatmadan önce susam, badem, kakao yağlarının karışımından oluşan yağımı sürüyordum. Üstüne bu iş için aldığım atletlerden giyiyordum. Çünkü o yağ karışımı hem boyuyor hem kokutuyor. Bu ritüel beni o kadar çok sıkmıştı ki, son zamanlarda hamileliğin bitmesini en çok bu yüzden istemiştim. Bir arkadaşım doktoruna sormuştu çatlak için ne yapabilirim diye. O da “annende, teyzende varsa çatlak, 9 ay boyunca yağ dolu bir küvette de yatsan yine çatlarsın, yine çatlarsın,” şeklinde ürkütücü bir cevap vermiş. Bu cümle beni çok umutsuzluğa düşürmüştü. Kendi doktoruma sorduğumda o da eğer aile geçmişimde varsa kurtuluşum olmadığını ama daha sonra denemedim demeyeyim diye elimden geleni yapmamı tavsiye etmişti.

Ben de memelerin başlangıcından basen bölgesinin sonuna kadar sürdüm yağları, jelleri. Sonuç? Olumlu. Karnım iki bebeği taşıyacak kadar büyümesine rağmen hiç çatlağım olmadı. Bu yüzden yılmadan bu gebelikte de yağlara, jellere devam. Tabii çatlağı önlemek için dışarıdan müdahale ettiğim kadar, su içerek içeriden de nemli tutmaya çalıştım derimi. Bunlar okuyup uyguladığım metotlar. Bende başarılı oldu. Umarım bu gebelikte de aynı azmi gösterebilirim. Çünkü geceleri sızış, sabahları sürünerek uyanma halindeyim.

Peki sevgili anneler kafadan çatlama ne zaman gerçekleşiyor? Birinci çocuktan sonra mı yoksa ikinci çocuktan sonra mı? Bol neşeli günler diliyorum hepinize.

Ezgi