0 Yorum

Ezgi K’nın İkinci Gebelik Günlüğü, 16. Hafta

Yazar Hakkında

Ezgi K. – 31 yaşında, matematik öğretmeni. Tantuni aşığı, deniz sevdalısı bir Mersinli. 6 yıldır evli. Deniz adında bir kızı var. Deniz’den önceki hareketli ve renkli hayatı Deniz ile birlikte ‘ tek keyfim kahve içip güzel bir müzik eşliğinde kitap okumak’ şeklinde değişim geçirdi. İçinde yeni bir ‘cücük’ büyüyor. Büyüyen ailesiyle yeni ülkeler gezip yeni tatlar keşfetmek istiyor.

Gebe olduğumu tam olarak hissettiğim bir haftadan geliyor bu yazı.

‘Ne güzel yea şu haftaya kadar geldim hala kotlarımla geziyorum kıh kıh kıh.’ derkeeen göbüşten bir “Hoaaap!’”geldi. ‘Yıkanmış kota girememe sendromu’nu biliyorsunuzdur. İşte benim kotlar yıkanınca hepsine elveda demek zorunda kaldım. Hoşgeldin tayt. Tüm hamile kıyafetleri raflardaki yerlerini aldı. Artık tayt üstü tunikle göbeğimi gere gere gezebilirim.

Bu geçiş çok ponçiş bir şekilde olmadı. Cumartesi sabahtan akşam geç saatlere kadar daralmış kotla gezince akşam saatlerinde tanımlayamayacağım şiddette gaz sancıları çekmeye başladım. Ağrı pazar günü de devam etti. Karın boşluğum boydan boya ağrıyordu. Gaz tahliyesi yapmama rağmen hala ağrı devam ediyordu. Ne yemek yiyebiliyordum, ne su içebiliyordum. Sürekli devrilip yatmak geliyordu içimden. Pazar akşamında 39 derece ateşi de gördükten sonra ‘ne yapsak acaba’ cümlesi çok sık kurulmaya başlandı.

O akşam şunu anladım ki ‘bir gebe kaç dereceye kadar ateşlenirse normaldir, kaç dereceden sonra hastaneye gidilmelidir?’ sorularına cevabım yok. Otur! Sıfır! Bir de ‘ Ya gecenin bu vaktinde doktoru arayıp rahatsız etmeyeyim.’ şeklinde düşünen aşırı düşünceli bir insanım. Öyle ki doğum sancılarım akşam 20:30’da başlamıştı da ben doktoru sabah 07:45’de aramıştım rahatsız etmemek adına. Nasıl ama! Neyse gece ateşli geçti. Sabah uyandığımda ateşim düşmüştü. Fakat o karın ağrısı devam ediyordu. Okula gittim. Çünkü 8.sınıflara dersim vardı ve TEOG’ a hazırlandıkları için onları mağdur edemezdim. Sürüne sürüne 6. ve son derse geldiğimde artık dayanamıyordum. Müdürden izin aldım ve soluğu doktorumun yanında aldım.

Beni dinleyince endişelendi. O sakin adamı ilk defa böyle kaygılı gördüm. Çünkü o da bilir ki ben de kendisi kadar rahat bir insanımdır ve ciddi bir şey olmadıkça rutin dışında atlayıp gelmem. Ateşime baktı, tansiyonumu ölçtü. Karnımı elle muayene etti. Cücüğü ultrasonla muayene etti. Böbreklerime ultrasonla baktı. Bir de alttan muayene etti. Bebekte bir sorun olmadığını, her şeyin normal olduğunu, erken doğum riski olmadığını söyledi. Böbreklerimde bir şey var mı diye baktığını ve onun da temiz göründüğünü söyledi. ‘Muhtemelen ‘…….’olabilirsin.’ dedi benim anlamadığım tıbbi bir terim kullanarak. ‘Yani ateşli, kusmalı hastalık. Ben bir şey olacağını sanmıyorum fakat kendini gözle. Değişik belirtiler olursa ya da bu belirtiler devam ederse, ateşin 38,5 derecenin üstüne çıkarsa hemen beni ara.’ dedi. Ateş konusunda biraz daha bilgi vermesini istedim. ’38,5 üzerine çıkarsa önce önerdiğim ilacı iç, ılık bir duş al, biraz bekle. Eğer düşme olmuyorsa hastaneye gel, serum takarız.’ dedi. Böylece can alıcı bir bilgiyi de öğrenmiş oldum.

1477401508615

Ultrasonla cücüğü izlerken içim yine kıpır kıpırdı. Bu sefer laps diye ayağının altını gördük. Minnacık bir ayak. Vallahi ekrana girmek geldi içimden o ayakları öpeyim diye. Cinsiyetin hala daha önceki tahminler gibi olup olmadığını sordum. Evet. Aynıydı. İlk kez cinsiyetini söyleyeceği sırada şöyle bir diyalog geçmişti aramızda:

‘Evde ne vardı?’

‘Kız’

‘Bu da kız.’

Ben o an sevinçten çığlık atmak, doktorumun boynuna atlamak istedim.

‘Emin misiniz? Çin takvimi erkek diyor.’

‘Çin takvimi doğru olsaydı benim şu anda 22 yaşında bir kızım olurdu. İnanmayın böyle şeylere. Sonuçta %50 ihtimal var. Birinden birine tutuyor.’

Ve sevgili dostlar ailemizin yeni üyesi cücük cinsiyetini ifşa ederek tüm merakları giderdi. Bizim ikinci kızımız, Deniz’ in kız kardeşi olmak üzere sahalarda yerini almak için hazırlıklarını tam gaz sürdürüyor. Benim “İnşallah kız olur” cümleleri kurduğum, Dinçer’inse çekimser kaldığı dönem belirsizlikten kurtuldu. Cinsiyet belli olunca balıklama dalınan isim konusu ise kısa süreli bir gerginlikten sonra rafa kaldırıldı.

Doktordan güle oynaya çıktım. Bir sonraki görüşme için 1 ay sonraya randevulaştık. Karın ağrım ise ertesi gün azaldı. Ve giderek bitti. Cücüğümü özledim galiba. Ya da o beni özledi. Neyse özlemimizi giderdik. Bu ani gelişme mutlu sonla bitti.

Cücük ailemize katıldığında neler gelecek başımıza bilmiyorum ama umarım Deniz ve kardeşi kavga etseler de hoş bir uyum yakalarlar. Sizlere çok sevdiğim bir karikatürle hoşçakalın demek istiyorum.

Untitled