16 Yorum

Bebeğinizi sakın sarsmayın

Anne İtirafları‘na bakarken çok gülüyorum bazen, bazen de çok üzülüyor ve hatta endişeleniyorum. Dün akşam da bu endişeli anlarımdan biriydi.

Bir anne, belli ki yorgun ve uykusuz ve yardıma ihtiyacı olan bir anne, 10 aylık bebeğinin gecede sayısız defa kalktığını, sona doğru kalkmalarında artık çok yorulduğunu ve usandığını ve dayanamayıp bebeğini sarstığını söylemiş. Çok pişman olduğunu da eklemiş.

Onu çok iyi anlıyorum çünkü uykusuzluk insana istemediği şeyleri yaptırtıyor, ve bir o kadar da istemediği şeyleri aklından geçirtebiliyor. Tevelleki değil uykusuz araba kullanmakla alkollü araba kullanmak eş değer görülüyor.

Uykusuzluk çok zor bir şey, çok iyi biliyorum bir kez yaşadım, iki kez yaşadım, aklıma başıma gelmedi üçüncü kez yaşıyorum. Neler gelmedi ki aklıma uykusuz zamanlarımda:

  • Kendime zarar vermek (bir seferinde çocuklardan biri kucağımda, diğeri eteğimde ağlarken onları babalarına teslim edip kendimi o an açık duran pencereden aşağı bıraktığımı hayal etmiştim, ki hemen ardından bakıcılı hayatımıza başlamıştık)
  • Bebeği bırakıp gitmek (O öyle ağlarken, yatağına fırlatıp olay mahallini terk etmek)
  • Alıp başımı çoook uzaklara gitmek (hatta farklı bir boyuta falan geçmek)
  • Bebeği susturmak için şöyle bir sarsmak

Bugüne kadar yukarıdakilerini hiçbirini yapmadım (en çok da üçüncüsünü yapmak istedim) ancak bunların arasında en ciddisi en sonuncusu. Ve belki de en kolayı…

Türkiye’de pek dile getirildiğini duymadım ancak Amerika’da -daha çocuk sahibi olmamışken duyardım- bir adı bile var bunun: Shaken Baby Syndrome — Sarsılan Bebek Sendromu. Orada her şeye bir ad, bir sendrom koyuyorlar biliyorsunuz, bu da onlardan biri.

Bu sarsılan bebek sendromu çok ciddi ve pek de az rastlanmayan bir şey çünkü bebekler/çocuklar bazen insanı deli edebilecek kadar yönetilmesi zor olabiliyorlar ve bu insan eğer aylardır uyumayan bir anneyse normal tepkiler vermesi çok da kolay olmayabiliyor. Karşınızda durmamacasına ağlayan bir bebek varsa ‘bi sarsıp kendine getirmek’ isteyebiliyorsunuz ancak söz konusu henüz boyun kasları tam gelişmemiş ve başının ağırlığını taşıyamayan bir bebekse bunun çok ciddi -ölüme varan- sonuçları olabiliyor.

Amerika’da yaşadığımız dönemde -evli mutlu ve henüz çocuksuzken- çok fazla boş vaktim vardı ve sürekli diziler, belgeseller, reality show’lar falan izlerdim. Bu sarsılan bebekleri de o zamanlar izlediğim bir belgeselde öğrenmiştim. ‘Beyinleri kafalarının içinde jöle gibi bir ileri, bir geri sallanıyor’ demişti anlatan hemşire, hiç aklımdan gitmiyor (ki bugüne kadar en çaresiz anlarımda bunu yapmaktan beni alıkoyan bir şey olmuştur bu tanımlama)… Sarsıntının sonrasında beyinde kanama ve su toplama oluyormuş ve ciddi beyin hasarına ve hatta ölüme yol açabiliyormuş bu sarsıntı…

FullSizeRender

Mayoclinic‘te, bu ‘sarsılan bebek sendromu’nu tetikleyen faktörler şöyle sıralanmış:

  • Bebekler hakkında gerçekçi olmayan beklentiler
  • Erken ya da beklenmedik bir zamanda ebeveyn olmak
  • Stres
  • Aile içi şiddet
  • Alkol ya da madde bağımlılığı
  • Depresyon
  • Çocuklukta maruz kalınan kötü davranışlar

İlk madde sizce de çok dikkat çekici değil mi? ‘Bebekler hakkında gerçekçi olmayan beklentiler.’ Çoğumuz -anne olmayı istesek de, dört gözle de beklesek- bebekler hakkında gerçekçi beklentilere sahip olmayabiliyoruz. Çok tatlı, müthiş bir sevgi ve coşku kaynağı ama bir o kadar da tüketici olabiliyor bu bebeler… Ve işte eğer yardımınız yoksa ya da var ama alamıyorsanız ya da işinizi zorlaştıran başka şartlar varsa ya da çok ama çok uykusuzsanız kontrolsüz hareketlerde bulunmanızla aranızda incecik bir çizgi var.

Benim için bu çizgiyi geçmemin önündeki engel, izlediğim o belgeseldeki hemşirenin tanımlaması olmuştu: ‘Sarsılmakta olan bir bebeğin beyni o an jöle gibi sallanıyor.’ 

Belki bu yazıyı okuyan birinin de o çizgiyi geçmesine engel olur bu ifade… 

Bebeklerinizi sakın sarsmayın. Kontrolü kaybetmek üzere olduğunuz o anda, bebeğinizi bırakın, ağlarsa ağlasın, dışarı çıkın, gidin bağıra çağıra ağlayın, gerekirse yastıkları yumruklayın ama sakın ola bebeğinizi sarsmayın. Mümkünse o an yardım alın, kimseniz yoksa komşuyu çağırın, bakkalı çağırın. Ne ilginç değil mi, bazen kendimizden korumamız gerekebiliyor en çok korumak istediklerimizi… Bunun farkında olmak da bir güç. Bu gücü kullanın, yardım alın, bebeğinizi sakın sarsmayın.

16 yorum

  1. Öyle bir yüreğime oturdu ki bu yazı şu anda ölmek istedim. 6 ay boyunca ağlayan ağladığında hiç bir şekilde susturamadigim bebeğimı yatağa hızlıca bıraktığımı sarstigimi biliyorum. Aklımı kaybedecek gibiydim. Bir kaç kere camdan atmayı bile düşünmüştüm kendimi.sifir uyku iki cocugun bakimi.delirmis gibi hungur hungur de cok agladim.cok zordu hersey hayatim bitmis gibiydi.Destekcim de yoktu.aksine surekli kostek olanlar.Çok zor yaşamayan asla bilemez.Şimdi o günler geride kaldı bir yaşında oldu. Ama bu yuregimdeki agirligi ne dindirebilir. Saçının telini incitmeye değer miydi.keske benim de karşıma böyle bir yazı çıksaydı öncesinde. Hüngür hüngür ağlıyorum şu anda yaşadığım vicdani yükü ne dindirebilir ki.. canım oğlum senden çok özür dilerim..

    • Lutfen kendinizi yipratmayin..
      sizin gibi vicdan azabi icinde bogulan cok anne var..
      Elif hanimin dedigi gibi uykusuzluk ve destek alamamak yeterince anneyi cok yoruyor ve normalde dusunmeyecegi seyleri yapmasina neden olabiliyor. Lohusalik cok ciddi bir donem. Yeterince onemsenmiyor ve konusulmuyor malesef..
      yalniz degilsiniz..
      Kendinize karsi da sevkatli olmayi unutmayin..sevgiler..

    • hepimize oldu, oluyor zaman zaman. bizler de insanız sonuçta, uyumaya dinlenmeye sakinleşmeye ihtiyaç duyup da bulamadığımız oluyor. kendinize kızmayın, hak verin her şeye rağmen. bu pişmanlığı hissetmek bile güzel. ve her şeyden önce kendinizi sevin. iş bence bu noktada başlıyor :)

    • Hepimizin aklından geçen karanlık düşünceler oluyor, bu konuda yalnız değilsiniz. Benim terapistim, bizim neslimizin ebeveynlerinin anne babalarımızdan farkının, yaptığımız hataların farkında olmamız olduğunu söylüyordu. Onarma şansımız var çoğu şeyi. Bebeğinizden özür dileyin, ona anlatın kendinizi. Ama daha da önemlisi, siz kendinizi affedin. Hepimiz insanız, hata yapıyoruz.

      • Oğluma bakışım bile değişti dokunuşum. Öyle şefkat dolu oldum ki ona karşı. Kendimi affedebilecek miyim bilmiyorum ama inşallah o beni affetmistir. Çok zor günlerdi. Bir degil beş değil 10larca ağlama kriziyle başa çıkmaya çalıştım. Çok sakin kalmaya çalıştığım anlar da oldu bazen aklımı kaybedecek gibi olduğum da. Yolumuza güzel yazılarınızla ışık tuttuğunuz ve yalnız olmadığımızı hatırlattığıniz için çok teşekkürler sevgili Blogcu Anne

    • İnanın sizin hissetiklerinizi hissetmeyen anne yok. Her şey insan için derler ya her duyguyu yaşıyor insan, aklından geçenlere şaşıyor. Annelik destekle bile çok zorken, destek yerine köstekle daha da zor. Kendinizi yargılamayın n’olur, Elif’in dediği gibi affedin. Benim terapistim de çocukların kolay bozulup kolay tamir olabilen :) canlılar olduklarını söyler. Önünüzde uzun bir serüven var, bir olayın tüm yolculuğu gölgelemesine izin vermeyin. Çocuğunuza duyduğunuz şefkati kendinize de gösterin lütfen. Annelik zor, bu devirde çok daha zor vesselam.

      • Çok teşekkür ederim.Bir gün böyle bir pişmanlıkla boğulacaksın deseler asla inanmazdım. Annelik çok zor gercekten.. hem de çok..

  2. Canım blogcu annem, işte bu yüzden seviyorum seni. “Bebeği sarsıyorsan git bi psikologa görün, her sinirlendiğinde karşındaki yetişkin kişiyi sarsabiliyor musun? Cık cık cık öyle annelik olmaz!” demiyorsun, “anlıyorum çok zor, bana da oluyor arada ama yapma bak böyle kötü sonuclari olabilirmiş” diyormus. Harikasın ve iyi ki varsın!

  3. Tam 2.5 aylıktı yine saatlerdir durmadan ağladığı bir gece içimden sarsmak geçti ama yatağına bırakıp mutfaga gidip ağladım ağladım ve o gunden beri duam Allahım onu her turlu kötülükten , benden bile koru. Tüm bebekler , çocuklar için de duam aynı her turlu kötülükten annesinden bile korusun.

  4. Gecen yaz esim surekli yurtdisinda is seyahatindeydi ve ben o kadar cok yoruldum ki bir gun ona zarar vermemek icin odasina kapattim. Iki dakika falan ama kendimden korktum blve ne kadar odasinda yalniz birakmak iyi olmasa da ona zarar vermemden iyidir dedim. Sonra ikimiz de sakinledik.
    Burda da hastaneden cikarken beosur verip anlatiyor hemsireler bir de ilk doktor kontorlunde doktorlar. Tabi o zaman bana ne sacma insan niye yapsin ki bunu gibi gelmisti ama sonra kendisini duvara firlatmak istedigim gunler bile oldu. Bunlari istemek normal. Yapmak yanlis. Bazen cok uzuluyorum hem cocuklara hem annelere. Bazen hepimize yazik valla keske bir komun halinde buyutebilsek su cocuklari.

  5. 32 günlük bebeğim şimdiye kadar hiç sarsmadim onu umarım o noktaya da gelmem ama benim korkum geceleri uyku semesi emzirirken, beşiğin e koyarken ya da tutarken beceriksiz hareketler yapiyorum mesela yatakta emzirirken içim geçmiş bi bakıyorum başı geriye giderken yakalıyorum yani kafası sağa sola gidiyor mesela benim içim geçerken. Hirpalanmis bebek sendromu diye ben de birkac gun evvel okudum çok korkuyorum bizim bu basimiza gelen de mı aynı şey oluyo acaba allahım sen koru

  6. Birinci kızım amerikada doğdu. Prematüre.. o daha küvezdeyken bir görevli gelip hastanemiz size bir cd izletmek istiyor demişti. Kabul ettik. Ve izlediğimiz video bebeklerini sarsmış,sallamış ve ömür boyu çocuklarının hastalığıyla uğraşan ebeveynlerin konuşmalarıydı. Çok etkileyiciydi..
    Umarım bizde de olur böyle paylaşımlar..

  7. Hastalığın Türkçe ismi ‘sarsılmış Bebek sendromu’ olarak geçiyor. normalde beyin ve kafatasının belirli bir oranı var ve beyin omurilik sıvısı beynimizi bu tip sarsıntılardan koruyor. Ancak bebeklerde beyin, kafatasının neredeyse tamamını dolduruyor. Dolayısıyla çok az bir miktar beyin omurilik sıvısı var ve sarsılmalarda bebeğin beyni çok daha korumasız hale geliyor. Tıpkı su dolu bir bardağa bir yumurta konmuş gibi. Bardağı sarstığınızda ne kadar az su varsa yumurtanın kırılma ihtimali o kadar artar. Bu güzel konu için çok teşekkür ederiz. Elinize sağlık

  8. Suanda kendimden tiksiniyorum… Allah beni kahretsin… madem bakamayacaksin ne diye istedin yaptin dogurdun… igrencbir hamilelik lohusalik ve simdi 7.5 aylik olan yavrum. Haketmiyorum seni ozur dilerim