7 Yorum

Ain’t your mama! (annen değilim)

Aşağıdaki yazı ismini saklı tutmak isteyen bir Blogcu Anne okuru tarafından kaleme alındı.

***

Evlilikte çocuk olana kadar evcilik oynadığımızı fark etmemiştim. Ta ki büyümek zorunda kalana kadar…

Senin oyuncakların toptu, arabaydı, arkadaşlarla keyifti, belki balık tutmaktı… Benimkilerin arasında ise bir bebek. Bir gün o bebekler yani benim oyuncaklarım gerçek oldu. Ben anne oldum. Büyüdüm. Oyuncaklarım elimden alındı. Ama dur bir dakika! Senin hala oyuncakların vardı… Maça da gidiyordun, arkadaşlarınla da oynuyordun, eğleniyordun… Haksızlıktı… Ben de kendime yeni oyuncaklar buldum. Ama ne kadar yeni oyuncaklar bulmuş olsam da, ben artık anne olmuştum, ben artık büyümüştüm.

Ama sen hala oynamak için çabalıyordun. Tüm çabana rağmen, evde bir  “Anne” varken, sürekli oyun oynamak kolay olmuyor. “Anne” diyor ki, görevlerin var, yapman gerekenler var, işin var, gücün var… Yeter bu kadar oyun… Bana yardım gerek! Oyuncağı elinden alınan çocuk olarak sinirleniyordun, çok doğal!

Sonra ben fark ettim ki, anneye itiraz etmek daha kolay. Sen çocuk iken ben anne oluyorum, bir bakmışsın biz başrollerde, senin çocukluğunu oynuyoruz. Senin annenle sahnelerini yeniden canlandırıyoruz. Ama ben sana anne olmak istemiyorum ki!

Benim yanımda bir yetişkine ihtiyacım var. Çünkü çocukları büyütmek için yetişkin olmaya ihtiyaç var. Ve bunu yalnız başına yapmak hiç kolay değil. Çünkü ben büyüdüm… Yetişkin olunca yanında bir yetişkin istiyor insan… Bu yüzden sana soruyorum, ben büyürken, sen de benimle büyümeye var mısın?

Tüm bu düşünceler kafamda top oynarken karşıma “Ain’t your mama” çıkıyor. Evet evde 2 çocuğa annelik yapmak yeter, üçüncü bir çocuğa annelik yapmak istemiyorum. Ben senin annen değilim! Ain’t your mama ha!

***

Sizin de söyleyecek sözünüz varsa Blogcu Anne’de konuk yazar olabilirsiniz. Konuk yazarlık hakkında buradan bilgi alabilir, diğer konuk yazar yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

7 yorum

  1. Merhaba
    sabah sabah şarkı iyi geldi, doğrudur….
    Ain’t your mama!

  2. Şu an bir aydınlanma yaşadım desem inanır mısın? Eşimle yaşadığım sorunlara hiç bu açıdan bakmamıştım. Sayenizde anladım ki ben büyümek zorunda bırakıldım, oyuncaklarım alındı elimden, ama o hala çocuk. Sürekli idare etmek zorundayız kimine göre ve benim birtürlü kabullenemediğim ve kabullenmem gerektiğine inanamadığım nokta.
    Yazınız sayesinde içimdekiler açıklamaya kavuştu, teşekkürler….

  3. evet çok çok doğru zaten hep ezilen bayanlar oluyor. benim bir oğlum var 6 yaşında bir de kızım var 9 aylık eve doğuma gelen herkesin dediği söz büyüyecek de abisinin ütüsünü yapacak neden, neden abisinin ütüsünü yapsın ki herkes kendi ütüsünü yapsın.
    bizler böyle büyüyor böyle yetiştiriliyoruz erkekler hep el üstünde ezilen hep bayanlar maalesef :(

  4. Çok haklı ve yerinde tespitler..Anne olunca bir kadının eriştiği olgunluğa bir erkek asla erişemiyor sanırım. Hayatımda benim de bir yetişkine ihtiyacım var bu kesin. Fakat bu yetişkin maalesef ki anne babalar olamıyor onların yeri hep ayrı her konuda onlardan destek alabilmek mümkün değil. İnsanın eşine aynı olgunlukla ihtiyacı oluyor.
    Şundan eminim ki asla da ihtiyacım olan olgunluğa ulaşamayacak ve ben hep aynı çocuksu hareketler ve davranışlara tahammül etmek zorunda kalıcam. Fakat şundan daha da çok eminim ki kendi çocuklarımdan başka kimseye de annelik yapmayacağım :)

  5. yeri gelip babama bile annelik ettiğim olmuştur, bazı erkekler hiç büyümez :)

  6. İşte benim anlamadığım da bu, neden “büyümk zorunda bırakıldım”? Zaten sen bir yetişkinsin, neden çocukluğua dönüş özlemi, çünkü çocukluk yeterince yaşanmamış, hayatın ilerki noktalarından birinde öfke ya da içe dönük pas,f agresif depresyonla patlak veriyor. Bahsi geçen eş zaten hiç büyümemiş, belli ki “aman oğluşum evlatçığım” olmuş “kocacığım canım, aman sen elleme yemeğe, aman bırak ben düzeltirim yatağı” alt mesaj “beceremiyorsun benim gibi” olunca erkekler yapacakları varsa da bir süre sonra “aman ne halin varsa gör” moduna geçip yapmaz oluyorlar. Zaten üşengeçlik, tembellik de var serde.. Yani ben erkekleri yine kadınların büyüttüğünü ve evlilikte de eğittiğini düşündüğüm için, yine bu adamları da kendimiz yaratıyoruz, sonra da beğenmiyor, “zavallı herşeye yetmeye çalışan ben” kimliğini giyinip depresyona giriyoruz.. Biraz iğneyi kendimize de batıralım.

  7. Hem kizim hem oglum var, ikisine de ayni ev isi odevi veriyorum, kesinlikle oglum kizim kadar becerikli, istekli olmuyor. Ama babasindan da gordugu icin kendi arkasini topluyor o kadar. Yani yine hormonlara bagliycam olayi. Bir arastirmaya gore ev isi yapan erkekler de testesteron yani erkeklik hormonu dusuyor, cinsel istek azaliyor. Erkekler avlanmak icin yaratilmis disarda savasip kopardigini yavrularin basinda ki dişisine getirecek o da pisirecek, yani ev isi olayini cok takmayin. Cem kece nin bir sozu vardir; erkekler kurttur onu köpege cevirmeye calismayin diye…fakat yazi diger kocalik ve babalik sorumlulugunu almaktan kacinan erkekler icin hakli sitem iceriyor.