5 Yorum

Türk ve Alman Toplumunun Annelerle İmtihanı

Yazar Hakkında

ZEYNEP VON LEDEBUR – Bir kız annesi. Avukat. Almanya’da yaşıyor. 2cities1woman.com adında bir blogu bulunuyor.

***

Sevgili Başak’ın Türk ve Alman annelerini karşılaştırdığı o güzel yazısından sonra ben de Türk ve Alman toplumunun bebek/çocuk ve annelere karşı olan tavırlarını karşılaştırmak istedim. Bunu bir Türk teyzesi Alman teyzesi karşılaştırması olarak da düşünebilirsiniz! Elbette ki birini diğerine üstün tutmak mümkün değil. İkisinin de farklı avantaj ve dezavantajları var. Mühim olan da bazı şeylerin kültürel farklılık olduğunu bilip, kişiselleştirmeden bizden farklı olana da saygı duyabilmek.

* Alman toplumu annenin kurallarına uyar. Kuralının doğruluğunu yanlışlığını, katılığını yumuşaklığını vs sorgulamaz. Türk toplumu annenin kurallarını, esnetmesini bekler, esnetmezse biraz rahatla diye psikolojik baskı yapar. Sen iyice Alman olmuşsun, ne bu Alman disiplini diyenler de çıkar!

* Almanya’da çocuğa birey muamelesi yapılır. Türkiye’de çocuk çocuktur.

* Alman toplumunda kimse izin almadan çocuğa yiyecek, şeker vs vermez (tabii bu Alman çocuklarının az şeker yediği anlamına gelmez). Bebek arabasında uyuyan bebeğe eğilip bakmak için bile izin ister. Değil ki dokunmak öpmek. Türk toplumu çocuğu mutlu etmek ister, annesine sormadan veriverir çikolatayı şekeri. Kenardan kısık sesle ezile büzüle ”vermeseydiniz” diyen anneye de “amaan bi şey olmaz” der, hatta bazen kızar! Hiç tanımadığın biri sokakta çocuğunuzu mıncırıp öpmeye başlayabilir. Sen daha ne olduğunu anlamadan o çocuğu öpüp uzaklaşmıştır bile.

* Köpekler de çocuklar da Almanya’da toplu taşımada, restaurantta, cafelerde ve diğer sosyal ve halka açık ortamlarda hoş karşılanır. Hiç tahmin etmeyeceğiniz mekanlarda, müzik festivallerinde, hip cafelerde onlarca çocuklu aile görürsünüz. Çocuk ağladığında kimse dönüp dik dik bakmaz, gelip susturmaya çalışmaz.

Türkler anneye bazen yardım eder bazen de ayıplarlar. Bizde bazı mekanlar çocuk dostu değildir… Tabii Türkiye’de de Almanya’daki gibi ailelerin çocuklarını bırakacakları kişiler olmasaydı herkes mecburen çocuklarla sosyalleşecek ve toplum da çocuklara daha müsamahalı olacaktı.

IMG_3302

* Almanya’da alt değiştirme üniteleri sadece kadınlar tuvaletinde değildir. Türkiye’de genelde sadece kadınlar tuvaletindedir.

* Alman anne veya babalar üç yıla kadar ücretsiz izin alabilirler. İşe döndüğünde aynı iş olmasa bile aynı pozisyonda işlerine devam edebilerler. İlk bir yıl belli bir yüzdesi olsa da maaşınızı alırsınız. Üç çocuk ve 8 yıl aradan sonra işine döneni biliyorum. Şirket bir de koçluk hizmeti sağlamıştı işe başlamadan önce kendisine en uygun pozisyonun bulunması ve iş hayatına geri dönüş için. Türkiye’de çocuk sahibi olmak sadece sözle teşvik edilir. Devletin bakmayı taahhüt ettiği çocuklar sadece tecavüz çocuklarıdır.

* Alman anne hamileyken de bebeği doğduğunda da yoga, spor, bebek masajı gibi kurslara cüzi ücretlerle katılabilir. Sigorta da genelde bu cüzi ücreti öder. Türkiye’de bunlar genelde Etiler, Bağdat Caddesi ve Nişantaşı üçgeninde yer alır.

* Almanlar çocukların önünde bile olsa sokakta yemek yemekten çekinmezler. “Ay bunun bir  tarafı şişmesin şimdi’‘ diye düşünmez, yiyeceğini kimseyle paylaşmaz. Bizim başkasının karşısında yediğimiz yemek boğazımıza dizilir, çocuk karşısında yediğimizse boğazımızdan bile geçmez.

* Alman toplumu çocuğu uzaktan sever. Babaannesi bile çocuğu mıncırmaz, öpücüklere boğmaz. Ama kızdığında da genelde bağırmaz veya vurmazlar. Çocuğa kötü muamele edildiğini gören herkes sizi şikayet eder sosyal hizmetler hemen araştırma başlatır. Bir tanıdığımız çocuklarını mutfak camından izlerken çocuklar bahçede yalnız oynuyorlar diye yan komşusu tarafından şikayet edilmiş örneğin. Türkler ise çocuklarını büyük bir coşkuyla sever, aynı coşkuyla da azarlarlar. Sokakta çocuğunuza vursanız kimsenin umru olmaz.

IMG_3446

* Alman toplumu yaşlılara, çocuklulara ve hamilelere özel muamele yapmaz ama bu kişilerin hakları kurallarla ve sosyal kurumlarla güvence altına alınmıştır. Çocuğu olan bir anne zor bir hamilelik geçiriyorsa örneğin doktoru anneye bakıcı yazar, sigorta da öder. Başka bir örnek, toplu taşımalarda bebek arabalı annelerin kendi özel bölümleri vardır. Özel bölümde değilseniz genelde kimse kalkıp size yer vermez ama siz birilerine “kaçıl bakayım acık öteye” derseniz ikiletmeden kalkarlar. Ben üç yılda ilk defa geçenlerde bir ergeni kaldırdım. Her hücresiyle nefret etti benden gördüm, ama mecburdum!

Türk toplumu ise hamileyi, çocukluyu, bebekliyi genel olarak şımartır. Yol verir, yer verir, sırasını verir. Öncelik tanır, piremses muamelesi yapar. Özetle, Almanya’da kişiler sistemle korunurken Türkiye’de kişiler hısım akraba ile korunur.

* Türkiye’de herkes amca-teyzedir. Almanya’da ise kadın ve adamdır. Bu yaz kızım Türkiye’de insanlara adam, kadın derken biraz utandım ne yalan söyleyeyim ama çocuğa yabancı duygusunu aşılamanın bu teyze amca muhabbeti ile biraz zor olduğunu düşünmeye başladım. Bıraktım tanımadığımız insanlar adam/kadın kalsın.

* Türk teyzeleri sizi tanısın tanımasın öğüt vermekten veya eleştirmekten imtina etmez. Bu bir Türk teyzesinin en doğal hakkıdır. Alman teyzesi genelde karışmaz. Çok çok nadir bazen yorumda bulunurlar ama çok istisnadır. Ama zor durumda Türk teyzesinden yardım isteyebilirsiniz. Ben hep kızımla yalnız uçtuğum yolculuklarda yanıma Türk teyzesi otursun diye dua ederim. Türk teyzesi sıcaklığı ve yardımseverliği ile eleştirmeyi de
hak eder!

* Türkiye’de yolda yürüyen bir çocuk size çarparsa herkes hoşgörür. Almanya’da hoşgörülmez. Çocuğun hareketlerinden ailesi sorumludur. Kalabalıkta çarpıp geçer bazen dönüp bakmaz. Kalabalık bir ortamda bile iki yaşındaki çocuğunuzun ayağına bastığı kadın size çemkirebilir. Bana çemkirdiler ordan biliyorum. Çemkirme de istisnadır ama çoğunluk ”çocuğuna sahip çık hanım” tadında bakar. Çocuk diye ekstra hoşgörü göstermezler. Oysa Türk toplumunun çocuğa kredisi sonsuzdur.

IMG_3556

Ben bazen Almanya’da kendi kararlarımla ve kurallarımlaçocuğumu yalnız yetiştirmeyi çok seviyorum, bazen çocuğumu hunharca seven akrabalarımı çok özlüyorum. Bazen burada bebek arabasıyla özgürce her yere gidebilmeyi, tüm günü yemyeşil parklarda geçirmeyi çok seviyorum, bazen de Bebekle İstanbul’da yazdığım gibi Serencebey Yokuşu’nda durup kızımla beni paketleyip arabasıyla taksi durağına götüren, taksi beklerken kahve ısmarlayan insanları çok özlüyorum.

Elbette biraz abartmış olabilirim, zaten bütün genellemeler yanlıştır ve her zaman istisnalar vardır ama kaideyi bozmazlar!

5 yorum

  1. Burcu Evli-Richter

    Bir artı bir eksi de benden. Her çocuk için 2 yıl erken emeklilik hakkı kazanıyor anneler. Kurslar da çok cüzi ücretlerde değil saat başı 20-30 € ortalama. Avantaj şu çoğu ilde ilçede ulaşabilirsiniz bu hizmetlere. Masaj, akupunktur gibi alternatif tedavi yöntemleri çok sık kullanılıyor.
    Alman insanlarının soğuk olmasına dair somut bir anım: Türkiye’ye Jakob ile yalnız geldiğimde uçak ekibi güler yüzle hoş geldiniz dediler. ( Lufthansa’nın Türk çalışanları. ) Bebek arabasını kuracaktım getir biz tutalım dediler, sevdiler falan. Dönüşte Alman çalışanlar hiç oralı olmadı. Jakob kucağımda uyuyordu. Yere arabasının koltuk kısmına koyup tekerli kısmı vs hazırladım hiç kimse de ucundan tutmadı bile. Ben kendi ülkemin sevgi dolu insanını hiçbir şeye değişmem yine de.

  2. Kurs ücreti belki eyalet bazında farklılık gösteriyordur ama Bremen’de çok daha uygun. Hamile yogası, anne bebek jimnastiği gibi kursları sigorta ödüyor bir de. Ama ne olursa olsun herkes için ulaşılabilir bu kurslar. İşin en güzel kısmı da o sanırım. Sosyal devlet olması.

  3. Ah sorma! Bu çocuğa birey muamelersi yapmaya o kadar alışmışım ki çocuğumu kaile almayan İzmir Mavibahçe Burger King’i acayip çemkirdim! Yolda gereksiz yorum yapan teyzeleri sallamamayı TRdeki 5 yıllık annelik deneyimimde öğrenmiştim. Ama çocuk çarpınca anneyi sorumlu tutan Alman hiç görmedim ben. Belki bizim bura Berlin’in en çocuklu mahallesi ya ondandır 🙂

  4. Nasil dogru tespitler Bravo! 3 senede yapilan gözlem 33 seneye bedel olmus. Ben 14 sene harcadim ve artik ” yeni gelmis” gözumü kaybettim. Sen kaybetmeden yazmaya devam etmelisin. Devamini bekliyoruz

  5. Doktorun çocuklu ve hamile anneye bakıcı yazmasına bayıldım yaa. Bunu kendi ülkem için hayal bile edemiyorum. Biz de bu imkanlara sahip olabilseydik, ne güzel olurdu.